Archive for Nisan, 2008
Vay bu başımıza gelenler
2Şafak comolokko derken başıma gelene bakın. Başım derken mecaz anlamda değil gerçekten başıma. Epeydir saçlarım sivildekinden daha uzun şekilde geziyordum çünkü berberhanedeki makine bozuktu ve para toplayıp yenisini aldırmıştık.
Traş olayım bari biraz askere ve insana benzeyeyim diyerekten gittiğim berberhanede acısını haftalarca taşıyacağım o kötü olay gerçekleşti. Komutanımız berber koltuğuna oturmuştu fakat rütbeli berberi piyasada yoktu çağırttırıyor ama bir türlü berber gelmiyordu. Bende komutanımızın samimiyetine güvenerek onun adına telefonda konuştum ve berberi onun ağzından çağırdım çocuk 2 dakika sonra geldi neyse meselemiz bu değil.
Komutanın ağzından konuştuğum için o da benle biraz uğraşmak istedi gırgırına aldı eline saç kesme makinesini dur azcık alayım yok şurdan kırpayım diye ısrar etti. Aman komutanım yapma etme komutanım derken bana güvenmiyormusun dedi bende tamam komutanım ama accık alın dedim.
Komutan makineyi saçlarıma değdirdi ve çekti sonra bir sessizlik oldu. Ne olduğunu anlamadım herkes bana bakıyordu Allah Allah dedim noldukine millet bakıyor derken aynada o ölümcül manzarayla karşılaştım. Komutan kafamın sağ tarafından bir yumak saçı almış götürmüş ve kestiği yerde bir kellik oluşmuştu. Meğersem makine 0 numaradaymış ki ben ve komutanım 3 numara zannediyorduk.
O an dünya başıma yıkıldı ne yapacağımı şaşırdım. Terhis olmama 19 gün kala insanın başına böyle bir iş gelmesi gerçekten sinir bozucu bir durum. Ben terhis olacağım gün nasıl bir saç staylıyla çıkarım diye düşünürken ve ona göre bir saç kesimi tasarlarken mecburun saçın bir bölümünü komutanın sıfırladığı yerleri düzeltmek adına sıfır yaptık.
Şimdi yanlar sıfır üstler üç numara ve ben piyasada şapkayla geziyorum. Mahale aralarındaki serseri gençlere döndüm. İnşallah uzar 18 güne kadar bakalım noolcak.
Hatta dün bu saçlar yüzüne çarşıya bile çıkmak istemedim ama vazgeçemeyeceğim bir teklif alınca kel de olsam gidesim geldi. Şimdilik saçlarım düzgün görünüyor fakat eve gittiğimde askerliğin izlerini taşıyor olacağım bir süre.
Her işte bir hayır vardır diyerek yolumuza devam ediyoruz… ŞAFAK : 18 BaşkA YoK
Çıldırın çıldırın Cimbom için çıldırın
1
Dün gece olay oldu olaaayyy.. Er gazinosuna projeksiyon cihazını kurduk malum elimizde de Digiturk ve Lig Tv paketi olunca değmeyin keyfimize… Uzun zamandır zevkli bir maç izleyememin intikamını dün gece öyle bir aldımki.
Sesim hala kısık durumda yeni marşımızda çıldırın çıldırın diyor yaaa harbiden çıldırdım. Önümde fenerli komutanlar onun yanında fanatik bir galatasaraylı uzm.J aman allahım. Ne komutan kaldı ne asker harbiden kafayı yedim dünkü maçta. Ne diye nasıl ve ne şekilde bağırdığımı bilmiyorum ama delirdiğimi biliyordum dün gece.
Üzerimdeki t-shirt ü çıkartıp salladığımı fenerlilerin çıkamamaları için kapının önüne panzer kurup şampiyon cimbom diye bağırdığımı hatırlıyorum sadece.. Müthiş bir moral gecesi oldu benim için.
Yeni tezahüratımızda piyasaya inmiş harbiden süper bir marş olmuş ama… Tribünler bu marşla inleyecek inleyecek inleyecek başka bir şey demiyorum…
İşte yeni marşımız ve sözleri
http://www.youtube.com/watch?v=U0x1xWEmy2Y&feature=related
CİMBOMBOM CİMBOMBOM CİMBOMBOM
ASLANLAR SAHADA TRİBÜNLER AYAKTA
90 DAKİKA TARAFTAR ARKANDA
SARI KIRMIZIYLA HİÇ BİTMEZ BU SEVDA
ŞAMPİYON OLUNCA COŞALIM ÇILGINCA
ÇILDIRIN ÇILDIRIN ÇILDIRIN
ÇILDIRIN ÇILDIRIN CİMBOM İÇİN ÇILDIRINNNNNNNNN
OOOOOOOOOOOOO Oleyyyyyyyyyyyyyy….
Gaziosman Paşa – Plevne
0
Küçükken öğrendiğimiz şarkılardan biriydi.
Tuna nehri akmam diyor etrafımı yıkmam diyor
Şanı büyük Osman paşa Plevne’ den çıkmam diyor…
Düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum bu Tokatın heryerinde Gazi Osman Paşa adı geçiyor sokakta caddede Stadlarda restaurantlarda.
Acaba diyorum plevne burdamıymışta paşamız burayımı kurtarmış..
Plevne diye soruyorum arkadaşlara bir tanesi Şanlıurfa’ da diye cevap verdi yarıldım. Onun öyle bir cevap vermesinin de nedeni ” Şanlıurfa Plevne Restaurant” ın Tokatta olması
Neyse Plevne’ nin tuna nehri boylarında olması neticeten balkanlar dolaylarında bulunması gerekir diye düşünürken aklıma geldi internetten bakayım dedim. Meğer Plevne düşündüğüm gibi Bulgaristan’ daymış ve padişah rusları yavaşlatması için Plevneye göndermiş Osman paşayı. Savaş dönüşüde Gazi ünvanını almış..
Eeeee tamamda Gaziosman Paşa ile ne alakası var demeyin konumuzun. Arkadaşlar Tokat’ ın hemen girişindeki yazıda şöyle yazıyor. Plevne Kahramını Tokatlı GaziOsman Paşa…
Tokatlıların bu değerli şahsa sahip çıkmaları gerçekten çok güzel.. Tabi burda yaşayanların kaçının bu olaydan haberi var plevne nerede biliyorlarmı bilmiyorum
. Heykeldeki plevne yazısının altına parantez içinde bulgaristan yazasım geliyor asetatlı kalemle
ki benim gibi diğer insanlarda merak içinde kalmasınlar diye
Herşey 26 güne kaldı
0Geldik gördük gidiyoruz derdi hep teskereciler. Way be derdim o adamlara ama benimde öyle oldu artık. Geldik gördük bitirdik ve gidiyoruz. Dün babamla konuşuyorumda daha dün gibi seni bileciğe bıraktığım gün diyor. Gerçekten de öyle. Olaya bir bütün olarak bakarsan çabuk geçmiş gibi gleiyor fakat tek tek yaşadığım anılarıma bakarsam ohaaa oluyorum nasıl geçmiş o kadar gün.
Bu arada sevindirici bir haber daha aldım. Bizden öncekiler yol izni alamadan terhis olmuşlardı şansımıza +2 gün yol izni aldım. Yani şafaktan 2 gün daha yemiş oldum ve 2 gün erken çıkıcam… Terhis tarihim 18 Mayıs 2008 Pazar dı son gelişmelere göre 16 Mayıs 2008 Cuma oluyor. Belki uçakla dönebilirim ama belli olmaz. Başından beri diyorum terhis olayım bisikletle bile giderim İstanbul’a
Dün plakamızı da yaptıkkk. Güzel bir gece geçirdik… Kaşarlı sucuklu pide çiğ köfte kuruyemiş salata her türlü içecek müzik olayları halaylar falanlar filanlar güzel di yaneee. Birde üzerine koğuşta gece yatak muhabbetleri herkesin karanlıkta birbirini görmeden siyaset atışmaları filan çok eğlenceli oluyor. İnsanlar hala akp nin güzel bir yanının olduğunu düşünüyorlar tabi ben ne kadar dilimi tutmak zorunda olduğumu bilsemde tutamıyorum…
Askerde’ de Atatürkçülüktem ödün vermiyorum yani anlayacağınız. Herkes kendine göre değerlendiriyor kimi dinsiz gavur diyor, kimi solcu diyor, kimi sağcı diyor, kimi komunist diyor, kimi o diyor kimi bu. Anlamıyorlar anlayamıyorlar ne anlatmak istediğimi. Hiçbirinin ideolojisi yok sadece bir parti fanatizmi var ülkücü olduğunu söyleyen bir adam ülkücülerin Atatürk ile işi olmaz diyor mesela. Gülüyorum. Okumadan bilmeden fikir sahibi oluyorlar ve bu konuda uzmanmışcasına ağızlarından tükürükler saçarak birilerine empoze etmeye çalışıyorlar saftirik fanatizmlerini. Ülkemizin satılmasını özelleştirmeleri seçim dönemindeki bedava kömür dağıtma olaylarıyla bağdaştırıp halkın refaha kavuşturklarından bahsediyorlar. Misal ramazanda kurulan iftar çadılarını öne sürüyorlar. İşte bunlar ülkemizdeki düzelmelerin habercileriymiş. Ekmeğin iki katına çıkması benzinin uçak yakıtıyla eşitlenmesi onlara göre sadece daha önceki dönenmlerin yaptığı açıkların kapatılması adına atılmış adımlarmış..
Neyse yaaa beni anlayacak adamların dışarıda mevcut olduğunu zaten biliyorum. Burada da Atatürkçü düşünceye sahip 5-6 arkadaşım var onlarla oturup çekirdek kola eşliğinde vatan millet kurtarıyoruz masa başında
Klasik Türk muhabbetleri yane
Cuma günü tokatta işlerimi bitirdikten sonra yorgunluk atmak için merkezin güzel ve tarihi yerlerinden Taşhan’ da oturup çay içmeye karar verdim. Oturdum tam çayımı söylerken hiçde Tokat’ a yakışmayan tiplerin kapıdan içeri girdiğini gördüm. Tam bir hippi tarzı vardı adamlarda. Uzun saçlar kapkara uzun sakallar filan. Ne oluyoruz böyle dememe kalmadı ki oturan kızların bakışları içinde gelenlerin Bulutsuzluk Özlemi olduğunu farkettim. O gece Tokat’ ın büyük otellerinden birinde çalacaklarmış. İşin tesadüfü bir kaç gündür de favori parçam sözlerimi geri alamam şarkısıydı. Sağolsun taburdaki Savaş kardeşimle akşamları gitarla şarkı söyler ve bu parçayıda özellikle çaldırırdım. Çok büyük bir tesadüf oldu. İstanbulda ünlülerle karşılaşmak normal bir durum olabilir ama 14 aydır mahrumiyet bölgesinde bulunup sevdiğiniz bir grubun karşınıza çıkması insanda şok etkisi yaratıyor. Hani diyorlarya aldım elime sazımı diye bende aldım elime telefonu herkese mesaj çekmeye başlaıdm şuanda karşımda kim oturuyor biliyormusun diyerekten mesajlar yağdırmaya
Çektiğim 7-8 mesajdan sonra saçmalamaya başladığımı anladım ve kendimi durdurabildim
Yani köyden indim şehre psikolojisindeyim sanırım. İstanbula gittiğimde insanlar beni biraz garipseyecek kolay adapte olabileceğimi umuyorum..
Söz B.Ö den açılmışken en sevdiğim youtube videolarınıda koymadan olmaz. Özellikle videonun sonlarına doğru Şebnem Ferah kopartıyor adamı deli oluyorsunuz…
Buyrun burdan devam edinn..

Son cıvıldamalar