Archive for Haziran, 2009

Sakar berber ve korku dolu anlar :)

0

İşten geç çıktım bugün. Saat 22:00 gibi filan. Tam eve doğru kıvrılırken birkaç ay önce büyük bir gösterişle açılmış olan yeni erkek kuaförüne gözüm takıldı. Bu saat olmuştu ve açıktı. Saçım epey uzamış sakallarda ona keza Recep İvedik’i anımsatıyordu.

Gireyim bakalım nasılmış hem o kadar gösteriş yapmışlardı belki güzel bir yerdir diye düşündüm. İçerisi ışıl ışıldı. Duvarlar aynalar plazma televizyonlar filan on numara duruyordu. 1-2 dakika bekledikten sonra berber sıranın bende olduğunu söyledi. Geçtim koltuğa oturdum.

Ortam süper gözüküyordu fakat içerisi çok sıcaktı. Abi çay içermisin diye sordu berber. Hayır teşekkür ederim mümkünse klimayı açabilirmiyiz diye sordum. Abi burda klima yokki yanıyoruz bizde dedi :) Hadi yaaa dedim ve çok şaşırdım, adam o kadar gösteriş yapmış iç dizayn için plazma tv bile koymuş fakat klima yok olaya bak :)

Beni traş edecek kişiye hiç bakmamıştım. Anam kafayı kaldırdım ki gencecik biri :) Yaş öğrenmek için askerliğini yaptınmı diye sordum :) Yok abi yaaa daha 3 sene var dedi. 20-3=17 yaşında bir çocuk beni traş ediyordu :S

Kaç senedir yapıyorsun bu işi diye sordum. Abi iki senedir bilfiil yapıyorum dedi. Evde kardeşlerimi traş yapa yapa öğrendim altın bilezik dimi abi diye de benden onay istiyordu :) Yaa tabi tabi güzel kardeşim çok iyi bir meslek heryerde geçerliliği var dedim bende :) Malum çocuğun eline düşmüştük :)

Neyse bu arkadaş traşa bir başladı pir başladı. Her yerim kıl yumağına döndü kaşın allah kaşın bide sıcak ister istemez terliyorsun :) Wuuuuuuwww bayılacak gibi oldum orada yaa. Sonra çocuk saçları düzeltirken makasla birlikte kullandığı tarağı yere düşürdü. Ben yıkar diye düşünmüştüm aldı üstüne sildi ve kafama sürmeye yeltendi :) Onu yıkarmısın abicim diye uyardım çocuğu. Yıkadı ve devam etti.

Kesim esnasında 2 kez kulağıma makas batırdı, bir keresinde iyice kıstırdı canım yandı. Bir seferinde de makinenin tırtıklı kısmını kulağıma sıkıştırdı. Hala nasıl yaptı anlamış değilim :) Abi yanlar nasıl olmuş birazdaha alayımmı dedi. Al azcık dedim vurdu 1 numaraya :) Yanlar bembeyaz kaldı :) Düzelteyim derken iyice sıyırdı :)

Bende kafayı sıyıracak noktaya geldim. Abisi tamam bu kadar yeter dedim. Çıktım oradan ve az ilerideki dayımın berberine gittim. Oraya gitmezdim ama gitme mecburiyetinde kaldım. Çünkü çocuk deyim yerindeyse kafamın içine etti. :)

Böylelikle 1 saat içinde iki berber dolaşmış oldum. Birdaha dış görünüşe aldanıp asla tanımadığım bir berbere gitmemmmm.

Tips and Tracks :)

0

Windows 7′ de çok garip bir olay var. Geçtiğimiz günlerde bahsetmiştim şirketteki anamakine’ye bir süre sonra bağlanmamaya başlıyordu W7 yüklü makineler. Bugün bir tanesi daha aynı sorunu yarattı. Çözüm olarak yine domain’e dahil ettik. Ettik diyorum ben şirkette değildim telefon ile destek verdim :) Aslına bakarsanız windows7 nin domaine dahil edilmesi diğer işletim sistemlerinden farklı değil. İlerleyen günlerde görsellerle bunu destekleyerek bir yazı yazacağım. To do list’ime ekledim.

Diğer ilginç bir olay ise Microsoft Oficce Excell 2007′ de köprülerin çalışmaması. Bu sorun ile de birkaç hafta önce karşılaşmıştım gün boyu en büyük yardımcısı Excell ve köprüler olan bir abim kitlenip kalmış sorunu bir türlü aşamamıştı. Aldığı hatayı tam olarak hatırlamıyorum fakat ağ yöneticinize başvurun filan gibi birşey yazıyordu. Excell’in güvenlik ayarlarını makro izinlerini kontrol ettim herhangi bir anormallik yoktu.

Eğer bu durum ile karşılaşırsanız çözüme çok şaşıracaksınız :) Sorunu yaşayan kişiye son zamanlarda herhangi bir browser yükledin mi diye sordum. Evet az önce Google Chrome yükledim SGK’nın sitesinde tam verimli çalışmadığı için kaldırdım dedi :) Şimşekler çaktı kafamda. :) Google Chrome’u tekrar yükledim ve içinde köprü bulunan bir excell dosyası açtım. Evet düşündüğünüz gibi köprüler çalışıyordu :) Umarım işinize yarar.

Eski bilgisayarımdaki depo harddiskimi üşendiğimden sistemime entegre edemedim. Şu jumper ayarlarından nefret ediyorum. Birde kasa açmak kablolarını toparlamak toz filan çok zor geliyor bana. :( Offf şu harddisk olayını çözüp Visual Studio’yu ve diğer ekipmanlarımı kurmalıyım. Bilgisayarım şuan çok boş geliyor onlar olmadan :P

Herkese hayırlı günler, bol güneşler. :P

Pazar pazar…

2

Selam saygı hörmet.

Çok yoğun iş programım nedeniyle ilgilenemediğim ve mahcup olduğum bir projeyi bu hafta bitirmeyi diliyorum. Diğer yandan yeni bir proje daha aldım. Havaalanından yolcu taşıyan bir şirketmiş. Bu sefer profesyonel bir tasarımla profesyonel bir ücret talep edeceğim. :) Web olayına daha fazla ağırlık vermeye karar verdim.

Bugün için süper bir deniz fikrim vardı. Şirkette herkesi davet ettim. Süper olacaktı. Sonra ne oldu ne gitti bilmiyorum deniz olayı pikniğe döndü. Ormanda yapılacakmış. Ben fikir öncüsü olduğum işten vazgeçtim gitmedim. Kene filan ısırır kusar üstümüze başımıza allah muhafaza :) İyiki gitmemişim. İstanbul’a misket büyüklüğünde dolu yağdı. Felaket bir durumdu yaaa. Çıkan sesleri duymalıydınız, mahşer anı gibiydi.

Tüm gün evde Need For Speed Undercover oynadım. Ehhh takdir edersiniz ki yıllardır bilgisayarda Super Mario’nun prensesini kurtarmaktan başka bir oyun oynamayan bünye kaliteli oyunları görünce sapıtıveriyor :) Bileğim ağrıdı hala hafif bir sızlama var. Ama oyun gerçekten harika. Çıkalı ne kadar oldu bilmiyorum ama konsept süper yapılmış.

Ayrıca önemli günleri unutma alışkanlığı olan ben yine bir unutkanlık yaptım ama son anda Yalçın arkadaşım aradı da fırladım gittim :) Liseden Serdar’ın düğünü vardı bugün. Facebook’ta cır cır konuştum millete ahkam kestim gelmiyorlar diye sonuç olarak ben unuttum gitmesem dalga geçilibilitesi yüksek bir olay olacaktı :) Nişana gelen 11-12 kişiden sadece 5 kişi vardı ortada. Yalçın, Sinan, Ben, Uğur ve Fatma. Fazla eğlenceli olmasada eski dostlarla görüşmek herşeye değerdi.

Yarın berbat bir iş günü beni bekliyor. Ayrıca şu web projelerini bitirmeliyim. Bu hafta zor olacak galiba. Neyseeeee herkeşe hayırlı günler…

His music will live forever ( Micheal Jackson )

0

michaeljacksonHer sabah ki gibi uyanmıştım yine. Annem ve telefonumun alarmı aynı anda ötmeye başladı. 5 dakikalık erteleme isteğim red yanıtını almış ve ben zoraki olarak fırlamıştım yatağımdan. Yüzümü yıkadım.

Gözlerim kapalı bir şekilde kahvaltı yapmaya çalışırken sabah haberlerinde Micheal Jackson’ın şarkısı dönüyordu. Herhalde bir olaya fon müziği yapmışlar dememe kalmadı annem verdi haberi. Micheal Jackson öldü dedi. Hadi be dedim. Düşündüm kaç yaşındaydı ki o diye. Farkettim ki benim için yaşı belli olmayan kişilerdenmiş. Kestirilmesi zor olanlardan.

Ne kadardır tanıyordum ben bu adamı ? Çocukluğumdan beri. Annem ne kadardır tanıyordu ? Gençlik yıllarından beri.

Garip bir şekilde üzüldüm. Benim için çok önemi olmayan biri gibi gelirdi hep. Sürekli estetik yapması, suratının değişik hallere girmesi, çocuklara taciz skandalları, bir bebeği camdan atma şakası, ölmüş kişinin arkasından uygunsuz olacak ama cinsiyetsiz gibi gözükmesi filan. Bunlar benim için hoş olmayan ve asempatik gelen şeylerdi.

Uyku mahmurluğumu üzerimden attım, yolda kitap okuyordum. Birden yine aklıma geldi. Bu ölen Micheal Jackson’du be. Evrensel bir isim. Tam anlamıyla Efsane… Çocukluğumuzda o hareketlerini taklit ettiğimiz, şarkılarındaki melodileri sıralara vurarak çıkartmaya çalıştığımız, ayaklarımızı kaldırmadan kayıyor gibi geri geri yürüme hareketlerimiz (Moon walk) filan. Herkese olduğu gibi onada yakıştıramadım ölümü, ayrıca son zamanlarında müslüman olması ise ona bir sempati kazandığımın farkına varmamı sağladı.

Youtube’dan bir kaç videosunu izledim. Evet işte yakalamıştım. Gerçekten unutulmuş bir efsaneydi bu adam. Yeri dolmayacak yıllarca hatırlanacak popun kralıydı. Beyaz çorapları, eldivenleri, parmağına sardığı bantları, o meşhur şapkası… Evet o bir idolmüş aslında. Bir döneme damgasını vurmuş biri. Onunla büyüyen nesiller olmuş benim gibi.

Annemin gençliği ve benim gençliğim. Ortak noktamızmış meğer. Biz onu görenlerdeniz. Çocukluğuma dair son kalanlardan biride gitti. Billie Jean ile Thet dont care about us ile Black or White ile hatırlayacağız seni. Seni ve çocukluğumuzu…

Allah rahmet eylesin Micheal…! (Huzur içinde yat) Müziğin sonsuza kadar yaşayacak…

Go to Top