Archive for Şubat, 2010

Fotoğrafçı olucam ki benn :)

1

Sevdim la bu fotoğraf işini :) hehhe

Makinemi sürekli yanımda taşıyabilmek için gayet güzel kaliteli alman yapımı dayanıklı küçük bir çanta aldım. Çok iyi oldu, her an yanımda bulundurabiliyorum ve canım ne zaman isterse fotoğraf çekebiliyorum. :)

Makine ile birlikte hayatımda epeyce şey değişti diyebilirim. Tüm pazar günlerim dolu artık :) Her hafta bir çekim, her hafta bir organizasyon :) Şimdiden 3 pazarım dolu :)  :D hehhe :D Ayrıca birde afiş hazırlamam gerekiyor kısa film için :) Keşke daha önce alsaymışım yaa, hayatıma resmen renk kattı minnacık şey :)

Facebook’ta bir sürü bir sürü profesyonel insanı arkadaş listeme ekledim, onların fotoğraflarımı beğenmesi yorum yapması accayip mutlu ediyor beni. :) Tam olarak hangi şartlarda nasıl fotoğraf çekeceğimi bilemesemde kör gözlerimle yaslanıyorum deklanşöre :) Bazısı çok beğeniliyor, bazısı hiç ilgi çekmiyor :) İşte o ilgi çekmeyen fotoğraf benim daha çok hoşuma gidiyor. :D

Az önce Scott Kelby’nin Dijital Fotoğrafçının El Kitabı’nın siparişini verdim. Çok methetmişlerdi bakalım neler öğreneceğim. Ki o kadar açım ki birşeyler öğrenmeye. Çevremde bu iş için danışabileceğim, yüz yüze bana ne yapmam gerektiğini anlatacak kimsem yok :S Hep tahminlerle birşeyler yapmaya çalışıyorum..

Haftaya oldukça eğlenceli bir arkadaş grubuyla saçma sapan deli fotoğraflar çekmek amacıyla İstiklâl Caddesi’ne gitmeyi planlıyoruz :) Çılgın bir gün geçirmek istediğimden mütevellit makineme zarar vermeden nasıl uslu duracağım bilemiyorum :D

Offff yaaa Emre Aydın’ın yeni şarkısını dinlediniz mi? Dinlemelisiniz bence, süpper ötesi birşey…

Hadi ben gideyimde çay alayım kendime, sizde gündelik hayatınıza devam edin, öpüyoree kocaman kocamannn :) Siiiyüüüü :P

Varol is yontuluyoring…

1

Sansasyon oldu kendi çevremde yazmayı bırakmam, çok üzgündüm, hala çok üzgünüm… Üzgün olmaya da devam edeceğim içten içe bunu açık açık söylüyorum fakat az ya da çok biliyorsunuz beni, duygularını kontrol edebilen biriyim. Göstermek istediğimde fazlasıyla gösteririm, gizlemek istediğimde ise odunun önde gideni gibi görünebilirim… Şimdi Varol yeniden takıyor maskesini, herkes maskeyle dolaşırken neden ben tek kalayım ki değil mi?

O yazıyı silmedim, sadece görünürlüğünü gizledim. Neden? Utandığım için mi? Yine aynısını hatta daha fazlasını yazabilirim, fakat o yazıyı okudukça üzülen insan sayısı o kadar fazla ki, bencillik yapmamın bir anlamı yok. Hayatını hep başkalarının mutluluğu için yaşayan biri olarak yeniden görevimi üstleniyorum, mutlu olmanız için mutlu görüneceğim. Evet kendim için bir kez mutlu olmayı denedim ve elime yüzüme bulaştırdım, sanırım beceremiyorum bunu… Aslında mutluluk ulaşılmaz değil, çaresiz değilim, mutlu olabilirim, bunu biliyorum, dünya dönüyor, herkes yaşamına devam ediyor, umrunda olduklarımdan çok umrunda olmadığım insan var etrafta… Şimdi istesem kendimi terapiye alsam, mutlu olacağım desem, pozitif bakış açımı tekrar kazansam bakın hepinizden mutlu olurum… Yaparım… Gerçekten yaparım…

Fakat şimdi istediğim mutluluk değil, kendimi bu çektiğim acıyla yontmak, düzeltmek, olması gereken Varol’u ortaya çıkarmak, yanlışlarımla hayatımı yaşayarak doğruları alışkanlık haline getirmek, kendim için eksiklerimi tamamen artıya çevirmek niyetindeyim… Anlatabildim mi? Garip mi buldunuz? Ahh kusura bakmayın garip biri olmam konusunda hiçbirşey yapamam tanıyorsanız eğer farklı olduğumu hissedersiniz. Düşüncelerimi yoğunlaştırıyorum, herşeyi gözden geçiriyorum, her anı, her kareyi, her kelimemi… Olaylar karşısında takındığım tavırları, verdiğim tepkileri, mimiklerime kadar… İçimden geldiği gibi hareket etmem yanlış yönlerimle herşeye zarar veriyor. İçimden geldiği gibi davranmayı bırakıp rol yapmak yerine kendimi bakıma almaya karar verdim…

Çok kez bahsetmiştim, kendimi çok iyi tanıyorum diye. Evet kendimi tanıyordum fakat yanlışlarıma göz yumuyordum, yok artık, yanlış yapmak istemiyorum, yanlışlar beni mahfediyor çünkü. Herkes hata yapabilir ama ben değil. Hiç bir olayda hata yapma şansım olduğunu düşünmüyorum.

Hayır kitaplara boğulup unutmak istemiyorum, blog yazarak içimi dökmek niyetinde de değilim, fotoğraflar çekerek imalarda da bulunmayacağım, dramatik şarkılarla kendimi isyana da sürüklemeyeceğim, uyuyarak vakit de öldürmeyeceğim. Sadece düşüneceğim, herşeyimi, her her herşeyimi düşüneceğim…

Herkesin başına gelmez böyle mükemmel hatalar… Bu bir fırsat! Değerlendirmezsem eğer yine aynı şeyleri yapabilirim. Yapmayacağım! Artık yok, gerçekten yok…

Boş geçtiğim tüm sorularımı cevaplayacağım.

Modern olmak, geri kafalı olmak, normal olmak, standardın içinde bulunmak, belli bir kritere uymak… Bunların hepsi boş… Ben kendi doğrularımı ve yanlışlarımı biliyorum ve kendim için yapmam gereken en iyi şeyi yapacağım. Kimseye benzemek istemiyorum, olmak istediğim Varol olayım bu maneviyatım için yeterde artar bile.

Kafayı yediğimi mi düşünüyorsunuz? İnanın bana o kadar özümleyim ki, iç hesaplaşmamı tamamladığımda, maskemi indirip cıvıl cıvıl Varol ile geleceğim karşınıza… Akli dengem hiç olmadığı kadar yerinde yani, sorun yok.

Bu yazıyı okuyan dostlarım, arkadaşlarım, çok değer verdiklerim, kalbini kırdıklarım, hepinizden özür diliyorum sizleri incittiğim için…

***

Hadi devam edelim kaldığımız yerden, bakın ilk smileyimi de koyuyorum :D Smiley suratlı adamım ben :D ahahha :D

Benimde fotoğraf makinem var artııık :)

2

Ahhh amanda amannn kıyamamm.. Blogum sana kimse bişeycikler yazmadı mı? Küstün mü bana yineee???

Ama bi saniye bişey diycem bak, neler oldu bilmiyosun kiiii…

Blog! Ben fotoğraf makinesi aldım :D

Dur dur yaa şaka değil valla bak, şappadanak söyledim ama gerçek laynn :D

Artıkın Canon EOS 450D sahibi bir insan evladıyım ben. Askısı bile var lan, boynuma takıyom, kocaman kocaman Canon yazıyo üzerinde :D

Nasıl oldu nasıl gelişti diye soruyorsanız eğer ki bunu sormaya hakkınız yok aslında blogumu takip ediyorsanız ama açıklayayım.

Varol şirkette para toplama günü için ortaya fikir atar, şirkette kura çekilir, ve nasip olacak ya kura ilk Varol’a çıkar. Varol’da ne yapar? Toplu ve taze parayı bayatlamadan koşa koşa Hayyam Pasajına yatırır ve alır güzeller güzeli makinesini :)

Yapımda yayında cesaretlendirmede, ayarda, bıdıbıdıda her bişeyde emeği geçen Damla Eltekin’e çok çok bir sürü çok teşekkür ediyoruz buradan.

Makineyi aldıktan sonra içimde öyle bir korku ve boşluk oluştu ki anlatamam. Şimdi ben onca zaman makineyi almaya odaklanmıştım ya, nasıl olsa daha vakit var almaya diye diye tek hedef makine olarak gözüküyordu. Parayı ödedim, çıktım dışarı, taktım askısını boynuma ve “eeeeeeeee” dedim :D

Eee abi eeeee??? !!!! +++ “”"” ?? ne yani ee ?

Napıcam ben şimdi ?

Dondum kaldım ne yapmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yoktu, tamam bu bir fotoğraf makinesi ve bununla doğal olarak fotoğraf çekiliyor fakat abi ne çekecektim ben?

Kendi komik halime öyle bi güldüm ki anlatamam :D Bir elimde fotoğraf makinesi, diğer elimle kafamı kaşıyorum şaşkın şaşkın :D Laaaaaaannnn :S Buraya kadar mıydı herşey?

Daha nereden kapanıp açılacağını bile yeni öğrenmişken ne çekebilirdim ki, tabi koştum martıların peşine, sonra bi kedi yakaladım, hep aynı yerde duran galata kulesine şıklattım bir iki.

Öğrenmem gereken binlerce şey olduğuna kanaat getirdim. Kompozisyonel fotoğraf kurguları var kafamda fakat onları iyice bir detaylandırıp hayata geçirmem için öncelikle hiç yoktan en temel bilgileri almalıyım.

Bugün makinemi yanıma almadım ve eve gelince nasıl sarıldım ona anlatamam :D Hiyyyyy siyah siyahhh karakızım beniiiimmm :D

Şu enstantane, iso, diyafram üçlüsünü bi çözeyim, çok çok şey yapıcam… Hayal gücüme güveniyorummm.

Benim yaz aylarına doğru bir fotoğrafçılık kulübüne yazılmam gerekiyor sanırım :S

Kendi Danimarka’mızı oluşturalım… :)

0

Blog bee…

Mutlu ve heyecanlı ve bilmemne birsürü şey olduğumu söylemişmiydim sana?

Hıı? Böğğğ mü geldi :P

Banane banane banane bidaha söyliyceeem… Mutluyum oğlum ben, hemde çok… Tahmin edemeyeceğin kadar çok… Cidden bak, tamam bunları yazıyorum mutluyum filan diye sonra nazar değiyor mutsuz oluyorum ama hiç de umrumda değil, mutlu muyum abicim? Mutluyum… O zaman gerisini düşünmeye gerek yok, o bunu demiş bu bunu yapmış, buna göre bu doğruymuş da buna göre aslında şu şöyleymiş… BANANE!!!

Mutluluk dedim de bak bahsetmek istediğim konu geldi aklıma. Nasıl yani asıl bahsetmek istediğin konu yazının ortasında mı belli oluyor diyebilirsiniz. Evet aynen öyle oluyor şeker kardeşim. Bir konuya başlayarak devamı getiremiyorum, sadece bir kelime seçiyorum kendime ve onunla ilgili aklıma gelen şeyleri yazıyorum. Bu yazı görüldüğü üzre mutlulukla alakalı.

Konu şeydi, dünyanın en mutlu insanları Danimarka’da yaşıyorlarmış. Oraya gitmek istiyorum diyecektim, uzatacaktım da uzatacaktım kendi uslûbumla  ama üfff amaaaann banane yaaa vazgeçtim bu konudan dedim siz tam bu satırları okurken. Sanırım mutluluk bulunduğun ülkeyle, şehirle, mekanla alakalı değil, mutluluk inandığın yerde… Hep bildiğin yerde mutluluk…

Mutluluk kalıcı birşey mi sizce? Ömrünün sonuna kadar mutlu yaşamış insanlar sadece masallarda mı var? Onlar ömrünün sonuna kadar mutlu yaşıyorlar, peki ya öncesi? Elbet acı çekiyorlar, üzülüyorlar, pişmanlık duyuyorlar, hata yapıyorlar ama sonra ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşıyorlar, eriyorlar muratlarına biz çıkıyoruz kerevetlerine :P Elmalar filan düşüyo işte biliyosunuz :P

Bizler içinde böyle olamaz mı ki? Zaman zaman mutsuz oluyoruz, sonra mutlu oluyoruz, sonra durağan geçiriyoruz hayatı ne durumda olduğumuzu bilemiyoruz, eee sonra? Sonra yine mutlu oluyoruz, sonra yine, sonra yine.. Ne olacağı bilinemiyor ki hayatta.

Ben şuna inandım, mutsuz olduğunuzda sarılmanız gereken tek şey umutlarınız… Evet umudunuzu yitirmezseniz eğer, bir şekilde inanırsanız mutlu olacağınıza bu gerçekten oluyor, evet gerçekten oluyor siz sadece inanın. Evet diyin yaa mutlu olabilirim, mutlu olacağım, nasıl mutlu olacağımı biliyorum, ne yapmam gerektiğini biliyorum ve inanıyorum… Bu… Olay bu, sadece bu. Dönüp buluyor birşekilde, değişiyor kareler, diyaloglar…

Rüyalarınız gerçek oluyor belki, ya da rüyanızda göremeyeceğiniz derecede mutlu oluyorsunuz, ya da biraz eksiği oluyor ama birşekilde mutlu oluyorsunuz…

Ben mutsuz olduğumda insanların bunu anlaması için yüzüme bakması değil çevremde olması bile yeterli oluyor, hemen yansıtabiliyorum o havayı… Çok kez şahit oldum buna.

Mutlu olduğumda ise hemen mutsuzlar gözüme çarpıyor… İçim daralıyor mutsuz birini gördüğümde, cılkını çıkarana kadar ısrar ediyorum nedenini öğrenmek için, öğreniyorum ve ve ve… Sadece teselli. Şimdi aklıma epey bir mutsuz isim geldi…

Abi üzmeyin be kendinizi, valla billa, Kuzy sen mesela? Yapma… Mahmut abi dünyanın sonu mu sence? Orhan ? …. ? yapmayın abi karamsarlığa düşmeyin, yenilmeyin… Mutluyken mutsuz insanlar gelmesin aklıma… :(

İnanalım be, mutluysak yayalım etrafa enerjimizi, bencil mutluluk yaşamayalım, paylaşalım…

Kendi Danimarka’mızı kendimiz yapalım. :D

Buluyor abi işte buluyor, sen istesen de istemesen de inanırsan eğer gelip buluyor.

Mutluluk sana sesleniyorum!!!

Hiç gitme olur mu?

Herkesin yanında ol…!

Go to Top