Archive for Nisan, 2010
Tek kişilik bir mesaj…
0Bilmem ne kadar anlaşılabiliyor ama it gibi çalışıyorum :S Gece 12′lerde çıkıp sadece uyuyabiliyor ve buna şükrediyorum. Eve erken geldiğimde şirketteki bilgisayarımla yine çalışıyorum. Hep çalışıyorum hep çalışıyorum..
Ne garip değil mi? Öyle mükemmelim ki, öyle süpersonik bir yapım var ki, herşeyi aynı anda kontrol edebileyim ve yaptıklarımın tamamı 4*4 lük olsun…
Kafamı toparlayamıyorum, kafamla birlikte diğer birçok şeyi de dağıtıyorum.
Üzgünüm bu kadar garip ve anlamsız olmayı istemezdim. Şuan için yapabildiğimin en iyisi bu.
Susmam için bir zil çaldı sanırım, durup düşünmek gerekir bazen, benim yerime düşünür müsün arasıra? Empati gibi birşey mesela???
Keşke yapabilseydin…
Beyaz büyücü’m
0
Vay bee!
O da gidiyor. Hayatımın en berbat günlerinde ışık olan, beni bana hatırlatıp benden bir ben daha çıkarmamı sağlayan ve gerçekten yaşamımda izleri olan biri daha…
Sinem
Evleniyor, çok uzaklara gidiyor, herşeyi bırakıp gidiyor.
İşimi oyuna çeviren, her sabah bana poğça, simit getiren, sürpriz doğum günü partileri düzenleyen, masaların üzerinde dans eden, yaşamın koptuğunu düşündüğüm anda kendine gel lan diyen “beyaz büyücüm” gidiyor
Şimdi acayip bir nostaljinin içindeyim, eski fotoğraflarımıza bakıyorum da ne kadar da değişemedik diyorum
Aynı çocuklukla konuştuk az önce, kankammm dedi, ben evleniyorum dedi, gidiyorum kankam dedi…
Bu pazar ki düğününe davet etti. :/ Fotoğraf çekmemi istedi benden
Nasıl çekmem ki? Bir daha göremeyeceğim minnacık kankasımı nasıl çekmem, nasıl yanında olmam
Mutluluk hep parmağındaki yüzük kadar yakınında, avucunun içinde olsun kankam… Herşeyin en güzeline layık beyaz büyücüm, yanındayım!!!
Sonsuz mutluluklar : )
Egocu fotoğrafçı :P
0Küçük bir seyahat
Bir sürü baş ağrısı ve bugünün gündem konusu oto modifiye fuarı
Sabah ezanıyla uyumuş bir bünyeyi ite kalka oğluşuumm kalk hadi kahvaltı yapalım diyerek uyandırmak tabi pek doğru bir davranış değil ama kıramadım anneciğimi
Yidük içtük, ettük eyledük kahvaltımızı.
Sonra çok çok garip ve bir o kadar da komik bir film izledim
Adını ve konusunu blogumda “asla ama asla” veremeyeceğim
Yakın zamanda dilden dile dolaşacak bir zıkkım bu, önce ben izledim lan onu diyerek ego tatmini yapmak istemiyorum
Ucu açık nası olsa, biri bana layn bunu izledin mi dediğinde sieee lan, filmi çeken elemanlar facebook’umda arkadaş olarak kayıtlı diyebileceğim
Biri egodan mı bahsetmişti?
Neyse datmin olmaz bu zıkkım zaten, öldürmek lazım bu meleti, nefret edilesi birşey ego :S
Efenim yorgunum, argınım, hakan abi aradı. Hadi kalk fuara gidelim dedi. Fuar demek, fotoğraf demek, fotoğraf demek ben demek diyerekten zıpırdadım çıktım evden
Pek alışık olmadığım ve fazla ilgi duymadığım bir fuardı, sadece otomobil fotoğrafları çekmeyi düşünüyordum. Ki başlarda öyleydi
Sonra ne olduysa, otomobilleri tanıtan mankenler objektifime doğru melül mü melül, masum mu masum bakışlar atmaya başlamasın mı. Ben oracıktı üzülüvermiyim mi
Sonra naapsam, naapsam diye düşünürken (Hakan abinin zoruyla?!)
hadi ağlamayın fotoğraflarınızı çekeyim demeyeyim mi?
Şaka bir yana da DSLR fotoğraf makinesi olduğunda mankenler bile poz veriyor çok ecayibime gitti
Tabi onlar poz verdikçe bende poz verirvari şekillerde fotoğraflar çekmeye başlıyorum
Niye? Çünkü işi bildiğimi sansınlar diye
Nedir bu? EGOOOOOOOOOOOOOOO
Artık olayı aştım RAW formatında çekiyorum fotoğrafları. Böyle daha kolay oluyor, doğru ayarda çekmemiş olsamda photoshop vasıtasıyla düzenleyebiliyorum
Tabi çekilen fotoğraf sayısında hayli bir düşüş oluyor, kapladığı boyut bakımından ama pek önemli değil
Az olsun sağlam olsun
Haftaya cumartesi yada pazar günü güzel bir gece çekimi yapmak istiyorum
Değişik mekanlar aramaktayım, herkesin yaptığı şeyleri yapmak istemiyorum. Niye? Bak bir ego daha
Neyse yaaa daha fazla kendi egolarıma boğulmadan saygılarımı sunayımda, çekileyim inzivaya
:*
Gözlüklü Varol
6
Bildiğiniz gibi gözlük kullanmak zorundayım diyeceğim ama bilmiyorsunuz ki…
Neyse geçtiğimiz günlerde eski çalıştığım hastaneye gittim ve göz muayenesi oldum. Tabi eski dostların ilgi ve alakaları ki özellikle Melike can siperane bir şekilde ilgilendi benimle çok mutlu etti beni. Doktorumuz 3,5 derecede hipermetrop olduğumu ve daimi olarak gözlük kullanmam gerektiğini söyledi.
Oysa o makinedeki çayır çimen içinde küçük evi gayet iyi görüyordum, duvardaki yazılarıda harika bir şekilde okudum. Doktorum çok kızdı bana, senin zaten gözlük kullanman gerekiyordu neden takmıyorsun bla bla bla bir sürü laf işittim
Velhasıl kelam sohbet eşliğinde biraz nostalji yaparaktan muayenemi oldum
Gözlük almak için hemen hastanenin karşısındaki gözlükçüye gidecektim ki Duygu abla Varooooooolll sakın karşıdan alma gözlüğünü git Gazi Optik’ten al dedi. Duygu abla herkesin hayatında olan bir insan. Hani hayatı yaşayarak öğrenmiş filozofi bilge kişiler olur ya.. İşte o da öyle, herşeyi bilir, nereye neyle nasıl gidilir, nerede ne giyilir, ne zaman ne konuşulur, kime nasıl davranılır filan saymakla bitmez. Çok severim onu birde Ülker ablam var, onlar benim manevi annelerim sayılırlar, hayatımdaki en berbat günlerimde hep yanımda olmuşlardı…
Neyse kırmadım Duygu ablamı tamam ablacım dediğin yerden alıcam dedim. Lakin o bahsedilen yer epeyce bir uzakmış bana, sonradan vazgeçtim
Şirkette Hakan abi daha birkaç gün önce güneş gözlüğü almıştı kendine hatta verdiği fiyata ohaaaaaaaaa demiştim, Reis sanada ordan alalım dedi. (Şirkette lakabım Şirin Baba ve Reis
)
Cumartesi günü atladık gittik onun o meşhuuuur gözlükçüsüne. Aman tanrım binlerce gözlük vardı nerdeyse, hangi birini seçicem ben derken satıcı geldi tak tak tak tak tak bir sürü gözlük verdi bana içlerinden en idare edenini seçtim
Evet idare edeni diyorum çünkü gözlük bana hep garip geldi, alışmam gerekiyor sanırım :S Gözlük çerçevemi seçtim, sonra en büyük derdim gözlük camımdı. Hipermetrop olduğum için gözlerim kocaman gözükebilirdi, bunu önlemenin bir yolu var dedi satıcı
Wooowww hadi yapalım o zaman dedim
Bana nasıl bir cam kullanacağını slaytlarla demolar izleterek gösterdi. Tamamen ikna olmuştum kesinlikle bu cam olacak dedim.
Kasa kısmını atlamak istiyorum, orası hiç yaşanmamış sayalım
Perşembe günü gözlüğünü alabilirsin dedi satıcı, çünkü cam özel üretiliyormuş ellerinde hazır değilmiş. 5 günlük bekleyiş başlamıştı benim için. Her bilgisayara bakışımda lan gelsede bi taksam şunu diye iç geçirdim. Bugün dayanamadım sipariş numaramla aradım gözlüğün durumu hakkında bilgi almak istedim. İyiki aramışım, gözlüğümü bir gün erken getirmişleeer
Wooowww süper ben bugün almaya geliyorum sakın ben gelmeden gitmeyin dedim.
Şirket ile arası uzak olduğu için ve tam İstanbul trafiği patlamanın eşiğindeyken ne yapsam ne yapsam diye kara kara düşünüyordum ki, aklıma Yalçın geldi
Hacıııı gözlüğümü alırmısın dedim, sağolsun kırmadı aldı kendi elleriyle biraz işkenceli olarak getirdi
Teşekkürlerimi sunuyorum tekrardan
Gözlüğü takmamla birlikte görüşümde o kadar çok farklılıklar oldu ki yani bu derece değişeceği aklımın ucuna bile gelmezdi….
Öncelikle ya ben hayatı küçücük görüyordum, ya da bu gözlük büyütüyor… Ve ve ve herşey o kadar net ki.. Sanki HD kalitede bir yaşamın içerisindeyim.
Yalçın’ı otobüs durağına bıraktım ve ben eve doğru yürüdüm biraz. Aman tanrım bu nasıl bir deneyimdir böyle
Birkere herşey çok büyüdüğü için karşıdan karşıya geçmek acayip bir durum haline geldi
Oooooo diyorum ben nasıl burdan oraya geçicem kocaman lan mesafe… Ayaklarımı ve kendimi göremiyorum ya, hala eski bakışımdaki ayaklarımla o büyük yolda yürümem gerektiğini sanıyorum halbuki ayaklarımda büyük bende büyüğüm herşey büyük
Şartlar eşit yani
Yinede korktum, mümkün olduğunca şerit değiştirmemeye çalıştım, düz bir şekilde şeridi takip ettim.
Yolda sanırım 3 yada 4 kişiye çarptım ama çarpmak derken resmen üzerine üzerine yürüyorum insanların
Bu mesafe dengeleme olayını ayarlamalıyım
Gördüğüm küçük bir çukura basmamak için up uzun bir adım atmayı deniyorum, ve attığım adım o kadar komik oluyor ki
Yani ben o çukuru değil de koskoca kaldırımı bir adımda geçmeye çalışıyormuşum gibi oluyor
Abi yol büyükse bende büyüğüm ama beyin idrak edemiyor, beni hala küçük sanıyor göremediği için, yolun o büyüklüğüne kendini ezdirmemek için dev adımlarla kendini komik duruma düşürüyor
Sonra elimi telefonuma attım bir mesajım vardı. Cevap yazmalıyım diye düşündüm ve henüz birkaç harf yazmışken tökezleyeceğimin farkına vardım, korktum attım hemen cebime telefonu
Düz bir yolda gidiyorum ve o yol o kadar kocaman ki, kesinlikle bitmez bu, ömrümü burada geçirebilirim sanıyorum halbuki 1 dakikadan az yürüyorum
Eve geldim merdivenlerden çıkacağım ve kafamı kaldırıp yukarı doğru bakmamla adımlarımı dengelemem gerektiğini anlamam bir oldu. İlk adım başarılıydı ama ikincisi için pek olumlu konuşamam
Şöyle göz ucuyla, yani eski sitilde bakarak merdivenin asıl boyutunu hesapladım ve ona göre adımımı attım, yoksa kesinlikle düşerdim…
Velhasıl kelam gözlük ile ilk birkaç saatim böyle geçti. Şuan bilgisayar başındayım ve bu yazıyı o kadar rahat yazıp okuyabiliyorum ki, gözümü kırpıştırıp, başka noktalara bakıp tekrar yazdıklarıma bakmam gerekmiyor… Herşey High Definition durumda
Sanırım birkaç hafta sonra sürekli olarak gözlük kullanmaya başlayabilirim, şimdi biraz garip geliyor çünkü :/
Haaaaa bak birde şey geldi aklıma yaa, yolda ne kadar gözlüklü insan gördüysem hepsi sanki kardeşim, en yakın arkadaşımmış gibi geldi. Sanki ortak bir klübümüz var ve biz o klübün üyeleriymişiz gibi
Hiç tanımadığım bir adama başımla selam bile verdim
Niye? Çünkü da gözlüklüüüüü
Saygılar efenim, bundan sonra pek bi entel olucam, kimse durduramaz beni, full time kitap okuycaaaammm

Son cıvıldamalar