Eğlence

Amatör fotoğrafçının beğeni dramı

2

Ağzıma tüküriyim :/

Uzun zaman sonra fotoğraf çektim ev ortamında, düzenledim ettim eyledim yükledim facebook’a. O lanet 5 dakika önce yazısını görüyorum ve hâlâ bir müslüman evladı gelip de bu adam bişeyler mi çekmiş dur çekmiş de bakayım bi, bakıp ta aaa ne güzel çekmişsin diyip pofpoflayayım demiyor.. Demiyor abi demiyor. Bekliyorum bekliyorum kimse sallamıyor :/

Halbuki facebook kullanıcılarının en aktif olduğu saate denk getirdim ki egoma bişey olsun diye ama hiç tınlayan olmadı.. Gıcık oldum msn açtım doğru düzgün fotoğraftan anlayacak insan yok, dayanamadım bi de facebook sohbetini açtım belki ilgiyi üzerime çekerim diye ama orda da kimseyi bulamadım..

Kendimi potansiyel beğeni kitlem Öyle bir geçer zaman ki adlı diziyi izliyorlardır heralde  diye avutuyorum ama eğer ondan da sonuç çıkmazsa harbiden yıkılırım :/

Bu ne yaaa.. Ağladım ağlıycam o derece asaaaabiyetim bozuldu.. Ulan tek tek milletin duvarına yazıp sövesim geldi, niye kimse benimle ilgilenmiyor :( Alıştırmasaydınız kardeşim onu bunu beğenmeye, öyle sürekli fotoğraf çekince ohh ne güzel beğeniyorsunuz, sonra gelip ayda yılda bir tane çekiyorum şevkim yerine gelsin diye pehhh tınlayan yok..

Kendimi TV programında şöhreti yakalayıp popçu olan, sonra da varoş kesimlerin türkü evlerinde bağlama eşliğinde şarkı söyleyen devrik ünlüler gibi hissettim :/ Balon muydum lan ben doğru söyleyin.. Hakkatten kendimden şüphe eder oldum, harbi yalan mıymışım bu zamana kadar? İyi değil miymişim yoksa O_o

5 dakika sonra…

Dayanamadım fotoğraf açıklamasını da değiştirdim belki daha dikkat çeker diye ama yine tık yok.. Fotoğrafımın üzerine 4 kişi vıttırı vızık bişeyler paylaştı çok canım sıkılıyor.. :/

Bu ne abi Cityville uygulama terelellileri bile benim fotoğrafımdan daha çok ilgi görüyor.

Neyse gençler amatör fotoğrafçının facebook beğeni dramına tanık oldunuz. Siz siz olun büyük umutlarla facebooka fotoğraf yüklemeyin :D

Haydi hoşçakalın ;)

 

NOT: Bu yazının doğruluk payı yoktur, kendimce eğlenme amaçlı yazdım, sonra vay efendim adama bahh lan neler düşünüyormuş demeyin :D

Özledim seni be domates..

2

Domatesin fiyatı arttı ya insanın canı nasıl menemen çekiyor bi bilseniz.. Özleniyor be.. Öyle kıvrım kıvrım kabuğu, dişinin arasında oradan oraya dolaşıp ezmek için uğraştığı minik çekirdeği, ne bileyim mis gibi sapı filan. :D

Salataya bakıyorum mesela, o kadar boş, o kadar yavan ki.. Ne atarsan at abi içine, bir parça domates yoksa yenmez o diyorum.

Susuyorum, böyle yanacağım artık, buz gibi aysti var, tenk var, kola var yok abi domates diyorum şöyle ufff serin serin.. Pahalı ya anasını satayım. Normalde yemeğin içinde ayıklayarak yediğim şey burnumda tütüyor şimdi :D Domates efsanevi bir yiyecek haline geldi gözümde, sanki mitolojik çağlarda tanrılar güçlerini domatese borçluymuş, yedikçe can veriyormuş, level atlattırıyormuş, eros okunu domates yerken fırlatıyormuş, herkül topak topak domates kaldırıyormuş edeleli kollarıyla, zeus menemene ekmek banarken, hera kışa salça hazırlıyormuş olimpos dağlarında. Sanki newtonun kafasına elma değil domates düşmüş, ayda su bulunamazken kıvrılmış domates kabuğu bulunmuş gibi gibi gibi..

Aslına bakarsanız öyle tırt bir meyve değildir domates, cidden bak. Öncelikle belirteyim ki domates sebze değil meyvedir. Bunu bi belleyelim, farklı olmayı seven bir bitki türü, öyle sağ gösterir sol vurur. Herkes sebze sansa da içinde çekirdeğini barındırdığı için botanistler tarafından meyve olarak nitelendirilir. Bu durumda salatalık vs. de meyve statüsüne giriyor lakin boşverelim şimdik gariban yiyeceklerini. Günümüzün en elit sebze gibi görünen meyvesine dönelim.. :)

Domates karizmasını günümüzde yeni yeni buluyor, çünkü keşfedildiği dönemlerde domates aşk elması olarak anılıyordu, sevgililer birbirlerine domates verip, kuytu köşelerde mehtaba karşı domates suyu içiyorlardı. Yalan değil lan araştırın.! İnsana romantizm kattığı düşünülüyordu vaktinde. Romeo Juliet’ine salçalı makarnasından sonra, Kerem Aslı’ya patates kızartmasına ketçap sıkarken, Mecnun Leyla’sına domates çorbasına kaşar rendelerken vuruluyor.. Açın okuyun, yalanım varsa nooliyim :P

İnsan şöyle mazisine bakınca utanıyor yıllarca cüzi meblağlarla tükettiği koskoca domatesten..

Hepimiz biliyoruz, bir gün ucuzlayacak o domates, yine bakmayacağız yüzüne, bir salatalık gibi, bir marul gibi dolabın en alttaki sebze/meyve rafına yerleştireceğiz ta ki annemiz onunla birşeyler yapana kadar..

Yapmayalım gençler, domatesin kıymetini bilelim, artık daha bi sevelim onu, ne demişler kaçan kovalanır, piyasalarda uzak olduğu şu günlerde kadir kıymet bilip musluk suyuyla değil bizzat üşenmeyip damacanayı tezgaha kaldıralım, pompasına poffss pofffsss basıp öyle yıkayalım.. Sevdiceğin yanına domates yemeden gitmeyelim, özel günlerde, bayramlarda seyranlarda yemekten sonra domates ikram edelim misafirlere dilim dilim. Yapalım abi sevelim.. Hiç değilse domatesi sevelim be, özledim ulan anlamıyor musunuz gözlerim doldu yazarken :S

Ben gidiyorum, dolaptaki ketçabı koklayıp kıymetini bilmediğim o güzel günlerime üzüleceğim şimdi :/

Benim de söyleyeceklerim var

5

Blog lan bugün netkitap’ın satış merkezine gittim. Harika kitaplar var çeşit çeşit, en az D&R kadar bolca kitap var ellerinde. Şuurumu yitirip “Alice harikalar diyarında” gibi hissettim kendimi, coştum coştum. :) Okuyamadığım onca kitabım varken dayanamadım yine bir sürü kitap aldım :) Okuma listem iyice kabardı, kendimi toparlamam lazım :S Dijital Fotoğrafçının el kitabı diye bi kitap vardı almadım onu bilerek :S Makinem yok ki benim :( Üzülürüm dedim,  ne gereği var dedim, bunları derken bile üzüldüğümü anladım, diğer kitapların ödemesini yaptım çıktım :S Atladım tramvaya…

Canım sıkıldı Umut Sarıkaya’nın “Benim de söyleyeceklerim var.” kitabını açtım ve okumaya başladım. Okuduğum bölüm Uykusuz’da takip ettiğim düzeyde giderken, adam oradan bir espiri koymuş ki ben tramvaydaki tüm sessizliğin içine zıçarcasına nasıl bir kahkaha attım anlatamam :D Düşünsenize karşınızda gayet ilgiyle kitap okuyan biri var ve o bir anda ortamı yıkacak desibelde gülmeye başlıyor :P Tutamadım kendimi artık, koptum madem iyicene saldım verdim içimdeki tüm kahkahayı ortama :D

Kendimi saldıktan sonra toparlamak için çabalasam da ne fayda duramıyordum artık :D Kollarımla yüzümü kapadım, önüme doğru eğildim kıs kıs gülmelerim devam ediyordu, zar zor normale dönmüş gibi olunca ortamdaki deli imajımı yıkmak ve bu çılgın espiriyi Yalçın ile paylaşmak için aradım onu. Hala kimseyi takmıyor edasındayım ama içim içimi yiyor bi yandan :D  Hani en azından telefon konuşmamdan insanlar ne olduğunu anlar, bende birazcık zedelenen imajımı düzeltirim diye düşündüm ama nerdeeee :S Yalçın’ın telefon da kapalıydı hassttir lan dedim napçam şimdi :D Rezilliğe bak, durumu toplamam lazım… Napçam napçam derken derken en iyisi hakkatten deliye vurmak diye düşündüm :D

Amaaaannn dedim yüzümde daimi bir gülümsemeyle, tabi şiddetli gülme krizlerini engelleyerekten okumama devam ettim. Hayır şimdi ulan espiriyi tüm vagonla paylaşayım desem olmayacak, ayağa kalkıp sesli bir şekilde kitabın espriye kadar ki bölümünü okusam ? o da olmaz anasını satayım. Hadi yakın çevremi kurtarayım bari desem yanımdaki ve karşımdaki ikili grup turistti :S İngilizce ye nasıl çevireyim derken zaten rezilliğime rezillik katar espiriden daha komik bir hale düşerim dedim :D

Kimse yokmuşcasına okudum güldüm, okudum güldüm, insanlarda normal karşıladılar :D , ineceğim durağa yaklaşınca ayağa dikeldim millet görsün ne okuduğumu bari diyerekten :P Gururla sergiledim Umut Sarıkaya’nın dizlerinin izi çıkmış pijamasıyla, elinde yarım ekmek arasına çokomel sürülmüş yerken çiziktirilmiş adam karikatürüne sahip kitabın kapağını :D Genç nesil anladı tabi durumu :P Diğerleri de ilgiyle baktılar, yani incelediklerinin farkına vardım ben kendim şahsen :P

Velhasıl kelam, çok garip bir durumla birlikte Umut Sarıkaya’nın reklamını on numara bir şekilde yaptığıma eminim :) Kitap satışlarındaki patlamadan nasiplenebilsem ne güzel oluurr :) Moralim bozuldukça okuyacağım kitabı, hemen tüketmek istemiyorum :S

Saygılar hörmetler efenim :)

Benim adım neden Varol ?

3

Babam tarafından keklendiğimi bilmeden hissettiklerimdir…


Varol?

Fiil soylu bir kelime, ad, vs… Var ol! emir anlamında da kullanılabilir. İngilizce sadece “be” deseniz yeterli olabilir :)

Az önce facebook’ta Adının gizli anlamlarını keşfet diye bir uygulama ilişti gözüme, bende neymiş ki bu belki bilmediğim birşey öğrenirim diye düşündüm ve çalıştırdım dandik eplikeyşını. Saçma sapan şeyler çıktı haliye :P Hatta aynısı Yalçın’ a da çıkmış :P Sonra yalçın bu durumu uygulamanın altına yaptığı yorumla bildirdi.

bende yaptım aynısı çıktı la o kadar gizli anlamı yokmuş ama adımı babama sordum neden yalçın diye oda “Abinin adı yıldıraydı sözlüğe baktık y ile başlayan ilk ismi verdik” dediler, yuh baba dedim çıktım odadan

Yalçın’ın bu yorumunda sonra koşarak oturma odasında masumca (masumluğu onu bilgisayarın başından sert bir dille kaldırmamdan kaynaklanıyor :P )  TV izleyen babama  Neden benim adım Varol? dedim…

Alışıklar benim bu tarz garip sorularıma, durduk yere bir konu açıp onun üzerine tartışırız bazen :P Neyse babam acayip bir heyecan yaptı :) Niye kii, nooldu ki, yaparım ben, nasıl ama güzel isim dimi gibi cevaplar verdi :D hahahahaha baba ismimin güzel olduğunu şimdi anlıyor değilim tabii :P Nereden çıktı yani neden Varol? dedim tekrardan.

O da gülerek şey yaa ben hep düşünüyordum Varol, Birol, Şenol, Erol vs sıralamasını dedi. Bunu dedi ya bana o an sanki dünya bir anda flu bir hal aldı :S

Dizlerimin üzerine çöküp yalvarasım geldi babama, baba baba neden? neden??? neden felsefi bir boyutu olduğunu düşünerek koymadın bu adı bana? neden oğlum hep var olmanı istediğimden verdim bu ismi demedin ? Hadi onu geçtim ünlü birinin adından da esinlenebilirdin, yıkıldım baba yıkıldım anlıyormusun beni demek istedim. Diyemedim bile. Yalçının babası bile sözlükten bakmış ne bileyim olaya bi entellektüelite katmış :S O hayal kırıklığı ile geldim facebook’ta durumu cesurca Yalçın’a bildirdim :( Çok mutsuzdum ama yaaa :( kendimi ne kadar değersiz hissettiğimi anlatamam sizlere :S Ne yani sadece bir sıralamaya dahil olayım diye mi bu ismi alıp sonsuza kadar üzerimde taşıyorum…

Facebook’ta bu konu üzerine geyik yaptıktan sonra oturdum bu iç acısını blogda paylaşayım dedim.

Babam beni keklemiş…

Yediremedim ama kendime :S , tekrar sorayım dedim lan ne kaybederim ki :P yanımda duran patos critos meksika ateşi çipsimi paylaşma bahanesiyle ve gönlünü alma bazında tekrardan iliştim babamın yanına :D

Baba dedim yaaa valla mı sırf o yüzden mi verdin bu ismi ? Ciddi mi bak :( Hiç mi düşünmedin bu ismin anlamını filan ?

Yok bee inandın mı :P Panter Varol diye bi kaleci vardı ya beşiktaş’ta ya fener’de, o zamanlar demiştim oğlum olursa adını Varol koyacağım diye, beğenmiştim güzel bir anlamı var dedi :D Var ol, hep ol anlamında, çok güzel bence dedi… Woowwww nasıl sevindim anlatamam size :D ahahahhaaaaa koşa koşa tekrar geldim bilgisayarımın başına oturdum :D Önce Yalçın’a o kadar da değersiz olmadığımı bildirdim :P Bakınız aşağıdaki metin :P

yalçııııınnn koş laaaaaannnn :D şakaymış olm :D babam beni yemiş lannn :D :D valla billa :D

beşiktaş’ta panter varol diye bi kaleci varmış o zamanlar beğenmiş bu ismi ondan koymuş lannn :D :D sevindim olmmm :D valla billa lan… bi an çok değersiz hissetmiştim kendimi :P

Sonrada şuan okuduğunuz yazının ve benim için büyük hayal kırıklığı olan konunun sonunu yazdım :D Realtime olarak bir blog yazısı okudunuz arkadaşlar, başından bende sizler gibi öylesine konulmuş bir isme sahip olduğumu düşünüyordum fakat ara başlıktan sonrasında anlaşılacağı üzere babam düşünerek vermiş bu ismi :P Bir anda dimdik oldum, aslansın la baba dedim kendi kendime :P

Görüleceği üzere adım Varol :) Çok az kişide var bu yüzden seviyorum. Türkçe kökenli bu yüzden seviyorum. Bir anlamı var bu yüzden seviyorum. Farklı olduğu için seviyorum… Ve babam gerçekten düşünerek koyduğu için seviyorum :D

Teşekkürler baba…

Teşekkürler yalçın :P senin sayende ismimin nasıl verildiğini öğrendim lan :P

Go to Top