Kişisel

Parmaktan sonra

0

Bu ülkede Mehmet Ali Erbil diye bir adam var. Çok ilginç bir kişilik kendisi, aslında onun gibiler aramızda dolaşıyor biliyorsunuzdur, hani şu espirisi tutup devamını getireyim derken sıçan adamlar. İşte bu bence Mehmet Ali Erbil sendromudur. Ne yazık ki biz bu adamla büyüdük, ene ene ene, malatyanın meyi, parmaktan sonra ve bilimum bel altı espirilerle yetiştik.

Esasen önce Medya kralları diye bir olay var bu ülkede. Ne koysalar gidiyor, ne koysalar izleniyor, hani tayyip demişti ya ülkeyi İkitelli’den yönetme devri bitti diye Aydın Doğan’a, o konuda haklıydı bence. (kendime de  şaşıyorum blogumda tayyip’ten vecize verdiğime, neyse :P ) Televizyon bağımlısı bir ülke haline geldik, dizilerle yaşıyor artık insanlar, o bölümde bu oldu, bu dizide şu oldu falan oldu filan oldu. İyi de bize ne oldu? Toplamda 30 dakika izleyeceğiniz diziyi bir buçuk saatte reklamlarla birlikte izliyoruz ve uyku. Başka hiçbir faaliyet yok, dizini izle yat. Her güne bir dizi, her güne bir vıttırıvızık.. Ertesi gün arkadaşın akşam ne yaptın diye sorduğunda verilecek cevap belli, Ezel’i izledim uyudum. Kurtlar Vadisi’ni izledim uyudum..

Kanal D akşamları belgesel koysa izlenir mi? Elbette izlenir. Atv akşamları kültür programı koysa izlenir mi? Elbette izlenir. Öyle mükemmel reytingler yakalayamaz ama bir şekilde izlenir. Biz 10 yıl aralıksız her Ramazan ayında Çağrı filmini izlemiş bir milletiz unutmayın.!

İşlerine gelmiyor tabiiki, içinde sevgiden aşktan çok nefret içeren (Ezel) , mafya ve silah kavramını yediden yetmişe öğreten (Kurtlar Vadisi), halkın acıma duygusundan prim yapan (Öyle bir geçer zaman ki) vb. dizilerle ülke farkında olmadan yönlendiriliyor. Kim ne derse desin, bu diziler programlar yerine daha düzeyli şeyler konulsa, 10 yıl sonra yetişen nesil şimdikinden kat be kat üstün olur bu su götürmez bir gerçek. Dedim ya işlerine gelmiyor, daya gitsin anasını satayım, ben raytingime bakarım diyor adam.

Diziler böyleyken programlar iç açıcı olur mu hiç? Al sana Mehmet Ali Erbil işte. Yıllardır biliniyor bu adamın düzeyi, yaptığı ve yapabileceği şeyler ama yeniden konuluyor seyircinin önüne. Sonra ne oluyor? Adam Alevi’lerin belkide en hassas olduğu bir hurafeyi espiri konusu haline getiriyor. Alevi değilim, karadenizliyim bilen bilir ama böyle hassas bir konuyu biz en samimi alevi arkadaşlarımızla bile konuşmazken (ki böyle birşey olmadığını herkes biliyor) bu küçük beyinli adam tutup milyonların önünde salak salak konuşma gafletine düşebiliyor.

Yıllar önce Güner Ümit’ te Turnike programında aynı duruma düşmüş ve ekranlardan silinmişti. Dilerim ki M.Ali Erbil’ de hak ettiği yeri bulur ve bir daha TV ekranlarında yer almaz.

Medya çok büyük bir silah. Koskoca başbakanı bile korkutabilen bir silah. Ne yazık ki bizler de o silahın etkisi altındaki zavallı zombileriz. Dilerim bu etkiden kurtulur, günlük hayatta hiç bir işimize yaramayacak saçmalıklarla dolu, tek amacı vakit öldürmek olan kalitesiz dizilerden uzaklaşır, akıp giden zamanımızı  daha faydalı şeylerle geçirebiliriz..

Hoşçakalın..

Twitter’daki selebriti komikliği

0

Vay bee.. Ben bunu demiştim abi, harbi harbi demiştim. Bana blog yazıyorum diye olm otu boku yazıyosun diyenlerin sıçıp necasetlerini internet ortamında tahlil ettireceklerini biliyordum.

Bakınız Facebook oturdu gitmez oldu hayatımıza, insanın bakkaldan aldığı sakızın bile fotoğrafını çekip paylaşası geliyor. xxxx Hede hödö paylaştı / uuuuuuu beğen beğen beğen. Xxxx bir hafta içerisinde 3. kez ilişki durumunu değiştirdi, aaaaaaaa bıdıbıdıbıdı..

Harbi harbi sosyal olduk, bu ülkemizin Facebook ve Friendfeed kullanımında üst sıralarda oluşundan da çok rahat anlaşılabiliyor.

Lan bu Türkiye’de tutmaz denilen Twitter bile aldı başını yürüdü, magazin haberlerini ünlülerin ağzından bizzat dinliyorsun. Çok gıcık ama yaa.

Misal Bıcırık Zuden adında sıfatı sadece ünlü sanatçının sevgilisi olan bayan bildiriyor. Spordan çıktım eve gidiyooooorum, Çok trafik var ama yaaa.. Üff Etiler’de ikisideeeee. Açtım müzik dinliyooorruuuuumm..

Bir diğer çok ünlü lolitamız bildiriyor. Akşam zıttırı vıttırı Club’ta coşuyoooruuuzz.

Biri gençlik iksirini buldum turpun (sebze, bkz: turp) içini oyup bal koyun, bardağa süzülen suyu sabah aç karnına için filan..

Bu mudur yani olayınız?

Çok basitsiniz lan, harbiden. Belki siz ünlüsünüz ben ünsüzüm diye itici geliyor olabilirsiniz, belki alayınızı oralara gelebilmek için çooooook şeyden (!) feragat ettiğinizi düşündüğüm içindir, belki hayatta bi boku kendi başına beceremeyip, uuuu süperim lan ben triplerinde olduğunuzdandır, belki hep pamuğa sarılmış şekilde bir hayat sürüp, benim o pamuğu üreten tarladaki ırgat oluşumdandır bilmiyorum ama yedi ceddinize kıl oluyorum.

Bir de şu olay var. Ulan adam sanatçısın, benim haklarım çalınıyor vıttırı vızık bir sürü şey oluyor diye basbas bağırıp kıçını yırtıyorsun, sonra da fizy’den sevdiğin parçaların linkini paylaşıyorsun. Be denyo sanatçı, sende benimle aynı boku yiyorsan neden orta yerinden ayırıyorsun o kıymetli poponu?! MÜYAP’tır boktur püsürdür başımıza çıkartıyorsun? Bi senin mi hakkın var içine tükürdüğümünün internet dünyasında? Malsınız lan harbi harbi malsınız.

Şimdi dağılın pis selebritiler, gidin mik mik doldurun twitlerinizi, öyle pencere kenarından bakıp deriiiin hülyalara dalan yurdum genç kızlarının aptal ideallerini oluşturun. :)

Tekrar söylüyorum, sizden nefret ediyorum, nokta.

Gölgeli Masallar

0

Süper bir tatil ardından azgın hayvan döver gibi çalışmak (ki anlamam Volkan Konak neden kullanmıştır bu cümleyi, hayvan dövmek nedir ya? azgın diye mi dövüyoruz nedir yani olayımız? ) zorunda kaldım, ruhumun o ferahlığını genişliğini daha az süre muhafaza etmem için gerekli baskı ve kaosu yaşadım :)

Arada güzel etkinliklere katıldım, mesela süper bir halısaha maçı oldu lise arkadaşlarım arasında. Müthiş saldırılar, ayaklara basmalar, omuz atmalar, huuuuaaaaaaaaaaağğğğğ diye üzerine kalın erkek sesi efekti vererek koşmalar filan derken 2 tane sağlam şutun kafamda patlaması, bir kez havada kuğu gölü balesinden kıvrak figürler sergilercesine dönerek düşme ve bir de  baraj maraj mevzularında uhiyyyy neyse :P zıttırı vıttırı şeylerle noktaladım maçı :P

Dün ise çok feci entel bir faaliyette izleyici olarak yer aldım. Ama öyle böyle değil olm bildiğin fülar, pipo gereksinimi hissettim bünyede. Gölgeli Masallar / Shadow Tales -6. Galata Görünürlük -Visibility Project adında ilginç bir etkinlikti. Sanatçılar projektör önünde müzik ile uyumlu şekilde kareografiler sergiliyor ve gölge oyunları gerçekleştiriyordu. Örnekle açıklamak gerekirse, bir bayan gölgesi düşünün, projektöre ayağını uzatan adamın gölgesi bayanı eziyormuş gibi. İşte bunu bütünleşik hikayeler şeklinde sergilediler. Onun dışında kafalarına kutu geçiren iki sanatçının verdiği bazı noktaları çok göreceli oyunu izledik.

Tabi bu çok ilginç oluyor orada herkes entel dantel tripler içerisinde, yanındakine ezdirmemek için kendini; hiç oyundan ne anladın diye bile sormuyorlar, lan ya sıçarsak, ya ben konunun ana temasına anlamadıysam, ya gülerlerse bana diye için için yanan entel kız düşürme sevdasında yurdum gencine rastladım ben :D Yalçın ile birlikte konunun gerçek temasını tartışırken ( birimiz Sunay AKIN, birimiz Hıncal ULUÇ triplerinde) üstünde durduğum betonda oturan bir ablaya rastladım. Durduk yere bana kendisinin kainat güzeli olduğunu, karşıdaki pilavcının sevgilisi olduğunu (eş zamanlı olarak pilavcıyı görmek değişik oluyo tabi), kocasını bırakıp ona kaçtığını, amcasının Mehmet Ali Şahin olduğunu iddaa ederek entel triplerimden alıp, bildiğin yurdum insanı, yardıma muhtacı bağrına basan, daima ezilenin yanında olan vatandaş haline soktu. Bıraktım gösteriyi ablayla muhabbet etmeye başladım mutlu olsun diye. Kendini kainat güzeli sanan bu 40-45 yaşlarındaki ablaya gazeteci olduğumu söyledim, ve bana pozlar vererek daha da sevindirik olmasını sağladım. Hangi gazetede çıkacak diye sorduğunda ise yerel gazete abla dedim. Tamam yarın alayım bi tane dedi :P

Bugün ise şirketçe karga camiasının % 100 doğal kendi üretimleri olan leziz kahvaltılarını bile yapmayacağı vakitte pikniğe gittik :/ Et sevmeyen şahsım, her piknikte açlık tehlikesi ile mücadele etmekteyim. Bu piknikte de biraz öyle oldu ne yazıkki. Müdür’üme rakip olarak oturduğum okey masasından 4-5 el üstüste biterek hunharca ezip galip olarak kalkmamın ardından gün içerisinde internetten okey oynadığım, ve şirkette iş dışı faaliyetlerde bulunduğum çamurlarına aldırış etmeyerek kahve kültürü tavan yapmış insanları sıfır kahvehane deneyimimle ezmenin verdiği o dayanılmaz gururu yaşadım :D Kralını istiyorum leemmmmm gaza geldim çok pis :P

Görüyorum ki uzun zamandır blog yazmayınca uzun uzun cümleler kurup kafa karıştırıcı halde ifadelerde bulunuyorum. Yani şahsen ben gazetede böyle bir yazı görsem, sallamam cümlenin başını unutup sonunda anlam aramaya çalışır, sonuç olarak hiç bişey anlamadan hııı adam yazmış işte bişeyler diyerek geçerim :D

Neyse uzun cümlelerime nokta koyaraktan kitaplığımın önünde 1 dakikalık saygı duruşundan sonra uzanıp biraz kitap okumak istiyorum. Saygı ve sevgi sunaraktan browserınızın bu sekmesini kapatmanızı bir abi, bir kardeş gibi rica ediyor sizlere de kitap okumanızı öneriyorum :) Hoşçakalııın.

İşte burda eski ramazanlar

3

Ramazan geldi, google calendar doldu taştı :D İki tane güzel organizasyon ile uğraşıyorum. Biri şirket için çok pis ayıptır söylemesi 5 yıldızlı bir otelde iftar yemeği, diğeri ise canlarım ciğerlerim her bişeylerim lise arkadaşlarımla topluca iftar ve sonrası eğlence toplantısı :)

Şirket için 5 yıldızlı otel (lan hala hava atmaya devam ediyorum :D )  ile telefonda girmiş olduğum çingene pazarlığı, fatura istemiyoruz, müdürüm yap bi güzellik tavırlarıyla uygun bir fiyata rezervasyonu yaptırdım :) Haftaya salı günü oradayız :) Umarım sıkıcı olmaz, e zaten her öğlen yemeğini birlikte yiyorduk, mevzu yemek yemekse zaten iftarda pek bişey yiyemiyorum :/ Ne bileyim bayıldığımız paraya değer umarım.. Yani her zaman takıldığımız insanlara takılmak, yiyip kaçmak yerine daha anlamlı bir gece olmasını istiyorum..

Lise toplantımız ise Büyükşehir belediyesinin deniz kenarındaki sosyal tesislerinden birinde olacak :) Lise arkadaşları diyorum fakat okul yıllarımızın en mükemmel insanı olan Müdür Yardımcımız Muhterem hocamız da bizimle birlikte olacak.. Bu çok büyük bir heyecan hepimiz için :) İBB ile pek pazarlık yapamadım ama güzel bir ortamda olacağımızı düşünüyorum, umarım herşey yolunda gider :) Facebook üzerinden oluşturduğum etkinliğin duvarı karınlara ağrılar sokacak derecede komik şeylerle dolu :D Bunları okumak bile beklentilerin tavan yapması için yeterli :) İftar sonrası tophane ya da ortaköyde nargile kahve sohbeti planlar arasında.. Seviyorum hepsini yaaaa :) Okul biteli 8 sene olmuş hala çok çok sıkı arkadaşız, maşallah diyorum ki bozulmasın..

İftar yemekleri güzel bir olay aslında. Bu akşam dedemlerdeydim, yarın akşam onlar bizde filan. Ya aslında çok ayıp olacak ama garip geliyor bu olay bana. Şimdi abi biz bugün onlarda yedik içtik, görüştük filan. Eee yarın da onlar bizde, yani sanki ödeşmiş olmak için yapılıyor gibi. Onun yerine her ramazan sırayla yapılsa bu mevzu ? Uffff çok mu saçmaladım yahuu.. Tabi başımızın üzerinde yeri var herkesin, anlatmak istediğim şey sanki bunu bir zorunluluk olarak görüyor gibi insanımız. Aman yaaa benim kafam basmaz böyle akraba ilişkilerine filan, yemeğimi yer sohbetimi eder kaçarım ortamdan :D

Ramazan’ın en sevdiğim yönü bu.. Kaynaşmak, iletişimde olmak.. Bir anlam bir vesile olması buluşmalara :) Hiyy..

Nice beraber Ramazanlara diyorum o zaman :)

Nerde o eski Ramazanlar demeyin, siz ilgilenirseniz oluyor.. Bakın ben o eski ramazanları görmemiş olsamda varmış gibi yaşayabiliyor ve şükrediyorum :) Herkesi çook seviyorum :)

Go to Top