Kişisel

Gapgarip bi rüya :)

8

Aman yarebbel alemin ben nasıl bir rüya gördüm sabah sabah yauw :D

Öryamda bizim evin karşısındaki bodrum katında yaşıyorduk, bodrum derken hani bir ev gibi değil sanki konfeksiyon atölyesi gibi zemin hizasında parmaklıkları olmayan çok eski bir yer.  Ben çok önemli bir telefon bekliyordum, dışarıdaki açık camdan baktığımda telefonu masanın üzerinde gördüm çalıyordu, ama içeri giremiyordum anahtar yoktu :S Sonra kardeşime seslendim o da karşı binadaydı, anahtarı getir dedim. Ama ne şekilde? Hani küçükken iki ayağımızı açıp kapıya tırmanırdık ya işte o haldeyim :P Dengede durma çabasıyla bağırınıyordum :D

Bekledim bekledim kardeşim gelmedi, ananemlere sorayım dedim, kardeşin lokantaya gitti ordan al anahtarı dediler :S. Düştüm peşine yalpalaya yalpalaya buldum lokantayı. Herkesin masasından birşeyler alıyordum, birinden peçete, diğerinden kürdan, diğerinin tatlısını parmaklarımla yiyordum filan. Sonra gittim birinden ekmek aldım, kardeşim beni görünce kalktı, masasında melemen vardı :D Amaaan giderse gitsin dedim oturdum onun melemenini yedim :D

Çıkışta dayım ödedi hesabı, ben çıkmak için izin istedim önümü kapatan masadaki adamdan. Abi otur dedi, bak biz yılbaşı için burda parti düzenleyeceğiz katılmak istermisin? On numara aktivite olacak dedi. :D Lan oranın esnaf lokantası olduğunu hiç aklıma getirmeden waauww süper olur hacı abi yaa tamam ben varım dedim :) Ama konuştuğum tipler çok garipti bariz anadolu adamları yani :)

Ordan çıktım eve doğru geliyorum, ananemlerin kapısının önü mahşer yeri gibi olmuş :S Dayımı buldum kalabalığın içinde, çok garipti dayımın saçlarının önü hiç açılmamış gibiydi, önde kahkül yapmıştı ve beyaz saçları simsiyahtı :D Waaayy dayımda tarz yapmış dedim içimden ama garipsemedim :) Dayı dedim yaa bu ne iş böyle? Yaaa hani bizim Vakıf varya dedi hani minübüsçü bi adam vardı? Hayatım boyunca hiç öyle bir ortamda bulunmadım vakıf filan yane :D Haaa evet dayı nolmuş ona dedim :)

Yaa o Poyrazköy’ deki silahları getirmiş, direk Ergenekon ile bağlantısı varmış dedi. :S Sonra bizim şirketteki Murat abi çıktı evden, :D abilerim durunnn bak Ali abim affetmez sizi diyor naralar atıyordu :D Ali abi bizim patron oluyor :D

Bunca karmaşanın içinde kalmışken annemin sesini duydum oğlum patates kızartayım mı sana? dedi.

Oluuuurr dedim. Ve uyandım :D :D

Yaw hadi en baba rüya tabircisini getirin, türlü türlü sınava sokun, bilinçaltıma inin ? Ne sonuç çıkaracaksınız yaaa  :) ahahha lan böyle bir rüya nasıl görülür, hangi bünye görür :) Wuhhhh nasıl bir bilinçaltım varmış benim eşiktekinden beşiktekine gördüm herkesi :P

Hadi bakalım gündüz niyetine :) :D

Çok geç olmadan…

0

Blog lan ben ne maymun iştahlı, ne garip, ne doyumsuz bi insan varlığıyım yaa.. :D

Birşeyleri çok istiyorum taaa rüyalarımda görüyorum, istemek derken öyle böyle değil deli gibi istiyorum resmen onunla yaşıyorum :) En yakın örneklerden bahsedecek olursak misal ceptelefonu… Lann rüyalarıma giriyordu, vitrinlerde bakıp bakıp ahhh diyordum be ahh keşke benim olsan, dokansam sana, parmaklasam oranı buranı diye iç geçiriyordum.

Bir gün hiç beklemediğim anda aldım…

O hayalini kurduğum telefon sapasağlam olmasına rağmen çiziklerle dolu, bakımsız ve şuan için çok önemsiz…

Sonra fotoğraf makinesini çok istedim.

O da aynı şekilde rüyalarımı süsledi, lan dedim teknosa’da darty’de alıp önde dönen kıprak şeyleriyle oynaşmak, satıcının fotoğrafını çektiğini sanmak ki çekemiyormuşum bunu yeni anladım :P filan ecayip zevkliydi…  O benim olmalıydı muhakkak benim olacaktı. Çok istedim, o kadar çok istedim ki boş vakitlerimde acaba elimde o olsa ne yapardım şimdi diye hayallere bile daldım.

Eee? Aldım ve kullanıyorum… Tamam onu hor kullanmayacağım, kıymet bileceğim peki ne kadar? Bunun garantisi yok :P ..

Şimdi kendime yeni bir hedef seçtim :)

Bu seferki biraz uçuk ama :D Öyle küçük hayaller filan değil. Doğrudan hayatıma etki etmek istiyorum :D

Hayır korkmayın evlenmeyeceğim.. :P :D Yani evlenmek istiyorum da o sizin bildiğiniz mürüvvet tarzı evlenmelerden değil :P

Kardeşimin okulu bittikten sonra kendime yeni bir hayat kurmayı hedef eyledim… Gidicem abi buradan.

İstanbul’un başka bir semtine, ya da başka bir şehire, ya da başka bir ülkeye… Başka bir gezegen de olabilir :P

Ama yapıcam bunu, hani demiştim ya hiç hayallerimin peşinden koşmadım diye.. İşte onu gerçekleştiricem. Hayatımı değiştiricem.

İlk bakıldığında tipik ergen bunalımı gibi görünse de (hani olur ya kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum, maddi bağımsızlığımı kazanmak istiyorum, özgür olmak istiyorum söylemleri :P ) benimki öyle değil. Ben bunu yapmak istiyorum çünkü zaten o parantezin içindeki herşeye sahibim. Eksik olan tek şey kendim.

Kısacık lan şu hayat. Valla billa, dönüp bakıyorum herkes pişmanlıklarla dolu, keşkelerle yaşıyor, benim de onlar gibi binlerce keşkem var. Ama bir yerde son vermek gerekir herşeye, yani dönüşü olmayan o yola girmeden önce… Bir aile mesela? Bir aile sahibi olduktan sonra asla istediğiniz gibi yaşayamazsınız. Geçti bizden genç dersiniz yıllar sonra kendinize benzettiğiniz insanlara :D Bunu demek istemiyorum.

30 yaş benim için sınır. O yaşıma gelene kadar keşke diyeceğim hiçbirşey bırakmayacağım arkamda… Kötü bir yol seçmiyorum kendime, uyuşturucu, alkol, bir kadının peşine takılıp gitmek filan değil… Kendimi bulmak istiyorum yalnızca..

Bu hayalimi yapacağım…

Yüksek bir ihtimal olmuyor der paşa paşa döner gelirim, :D ya da kurduğum düzenim ile dünyanın en mutlu insanı olarak sonsuza kadar yaşarım. Kaybedeceğim çok şey yok..

Denemek istiyorum :)

Varol is yontuluyoring…

1

Sansasyon oldu kendi çevremde yazmayı bırakmam, çok üzgündüm, hala çok üzgünüm… Üzgün olmaya da devam edeceğim içten içe bunu açık açık söylüyorum fakat az ya da çok biliyorsunuz beni, duygularını kontrol edebilen biriyim. Göstermek istediğimde fazlasıyla gösteririm, gizlemek istediğimde ise odunun önde gideni gibi görünebilirim… Şimdi Varol yeniden takıyor maskesini, herkes maskeyle dolaşırken neden ben tek kalayım ki değil mi?

O yazıyı silmedim, sadece görünürlüğünü gizledim. Neden? Utandığım için mi? Yine aynısını hatta daha fazlasını yazabilirim, fakat o yazıyı okudukça üzülen insan sayısı o kadar fazla ki, bencillik yapmamın bir anlamı yok. Hayatını hep başkalarının mutluluğu için yaşayan biri olarak yeniden görevimi üstleniyorum, mutlu olmanız için mutlu görüneceğim. Evet kendim için bir kez mutlu olmayı denedim ve elime yüzüme bulaştırdım, sanırım beceremiyorum bunu… Aslında mutluluk ulaşılmaz değil, çaresiz değilim, mutlu olabilirim, bunu biliyorum, dünya dönüyor, herkes yaşamına devam ediyor, umrunda olduklarımdan çok umrunda olmadığım insan var etrafta… Şimdi istesem kendimi terapiye alsam, mutlu olacağım desem, pozitif bakış açımı tekrar kazansam bakın hepinizden mutlu olurum… Yaparım… Gerçekten yaparım…

Fakat şimdi istediğim mutluluk değil, kendimi bu çektiğim acıyla yontmak, düzeltmek, olması gereken Varol’u ortaya çıkarmak, yanlışlarımla hayatımı yaşayarak doğruları alışkanlık haline getirmek, kendim için eksiklerimi tamamen artıya çevirmek niyetindeyim… Anlatabildim mi? Garip mi buldunuz? Ahh kusura bakmayın garip biri olmam konusunda hiçbirşey yapamam tanıyorsanız eğer farklı olduğumu hissedersiniz. Düşüncelerimi yoğunlaştırıyorum, herşeyi gözden geçiriyorum, her anı, her kareyi, her kelimemi… Olaylar karşısında takındığım tavırları, verdiğim tepkileri, mimiklerime kadar… İçimden geldiği gibi hareket etmem yanlış yönlerimle herşeye zarar veriyor. İçimden geldiği gibi davranmayı bırakıp rol yapmak yerine kendimi bakıma almaya karar verdim…

Çok kez bahsetmiştim, kendimi çok iyi tanıyorum diye. Evet kendimi tanıyordum fakat yanlışlarıma göz yumuyordum, yok artık, yanlış yapmak istemiyorum, yanlışlar beni mahfediyor çünkü. Herkes hata yapabilir ama ben değil. Hiç bir olayda hata yapma şansım olduğunu düşünmüyorum.

Hayır kitaplara boğulup unutmak istemiyorum, blog yazarak içimi dökmek niyetinde de değilim, fotoğraflar çekerek imalarda da bulunmayacağım, dramatik şarkılarla kendimi isyana da sürüklemeyeceğim, uyuyarak vakit de öldürmeyeceğim. Sadece düşüneceğim, herşeyimi, her her herşeyimi düşüneceğim…

Herkesin başına gelmez böyle mükemmel hatalar… Bu bir fırsat! Değerlendirmezsem eğer yine aynı şeyleri yapabilirim. Yapmayacağım! Artık yok, gerçekten yok…

Boş geçtiğim tüm sorularımı cevaplayacağım.

Modern olmak, geri kafalı olmak, normal olmak, standardın içinde bulunmak, belli bir kritere uymak… Bunların hepsi boş… Ben kendi doğrularımı ve yanlışlarımı biliyorum ve kendim için yapmam gereken en iyi şeyi yapacağım. Kimseye benzemek istemiyorum, olmak istediğim Varol olayım bu maneviyatım için yeterde artar bile.

Kafayı yediğimi mi düşünüyorsunuz? İnanın bana o kadar özümleyim ki, iç hesaplaşmamı tamamladığımda, maskemi indirip cıvıl cıvıl Varol ile geleceğim karşınıza… Akli dengem hiç olmadığı kadar yerinde yani, sorun yok.

Bu yazıyı okuyan dostlarım, arkadaşlarım, çok değer verdiklerim, kalbini kırdıklarım, hepinizden özür diliyorum sizleri incittiğim için…

***

Hadi devam edelim kaldığımız yerden, bakın ilk smileyimi de koyuyorum :D Smiley suratlı adamım ben :D ahahha :D

Kendi Danimarka’mızı oluşturalım… :)

0

Blog bee…

Mutlu ve heyecanlı ve bilmemne birsürü şey olduğumu söylemişmiydim sana?

Hıı? Böğğğ mü geldi :P

Banane banane banane bidaha söyliyceeem… Mutluyum oğlum ben, hemde çok… Tahmin edemeyeceğin kadar çok… Cidden bak, tamam bunları yazıyorum mutluyum filan diye sonra nazar değiyor mutsuz oluyorum ama hiç de umrumda değil, mutlu muyum abicim? Mutluyum… O zaman gerisini düşünmeye gerek yok, o bunu demiş bu bunu yapmış, buna göre bu doğruymuş da buna göre aslında şu şöyleymiş… BANANE!!!

Mutluluk dedim de bak bahsetmek istediğim konu geldi aklıma. Nasıl yani asıl bahsetmek istediğin konu yazının ortasında mı belli oluyor diyebilirsiniz. Evet aynen öyle oluyor şeker kardeşim. Bir konuya başlayarak devamı getiremiyorum, sadece bir kelime seçiyorum kendime ve onunla ilgili aklıma gelen şeyleri yazıyorum. Bu yazı görüldüğü üzre mutlulukla alakalı.

Konu şeydi, dünyanın en mutlu insanları Danimarka’da yaşıyorlarmış. Oraya gitmek istiyorum diyecektim, uzatacaktım da uzatacaktım kendi uslûbumla  ama üfff amaaaann banane yaaa vazgeçtim bu konudan dedim siz tam bu satırları okurken. Sanırım mutluluk bulunduğun ülkeyle, şehirle, mekanla alakalı değil, mutluluk inandığın yerde… Hep bildiğin yerde mutluluk…

Mutluluk kalıcı birşey mi sizce? Ömrünün sonuna kadar mutlu yaşamış insanlar sadece masallarda mı var? Onlar ömrünün sonuna kadar mutlu yaşıyorlar, peki ya öncesi? Elbet acı çekiyorlar, üzülüyorlar, pişmanlık duyuyorlar, hata yapıyorlar ama sonra ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşıyorlar, eriyorlar muratlarına biz çıkıyoruz kerevetlerine :P Elmalar filan düşüyo işte biliyosunuz :P

Bizler içinde böyle olamaz mı ki? Zaman zaman mutsuz oluyoruz, sonra mutlu oluyoruz, sonra durağan geçiriyoruz hayatı ne durumda olduğumuzu bilemiyoruz, eee sonra? Sonra yine mutlu oluyoruz, sonra yine, sonra yine.. Ne olacağı bilinemiyor ki hayatta.

Ben şuna inandım, mutsuz olduğunuzda sarılmanız gereken tek şey umutlarınız… Evet umudunuzu yitirmezseniz eğer, bir şekilde inanırsanız mutlu olacağınıza bu gerçekten oluyor, evet gerçekten oluyor siz sadece inanın. Evet diyin yaa mutlu olabilirim, mutlu olacağım, nasıl mutlu olacağımı biliyorum, ne yapmam gerektiğini biliyorum ve inanıyorum… Bu… Olay bu, sadece bu. Dönüp buluyor birşekilde, değişiyor kareler, diyaloglar…

Rüyalarınız gerçek oluyor belki, ya da rüyanızda göremeyeceğiniz derecede mutlu oluyorsunuz, ya da biraz eksiği oluyor ama birşekilde mutlu oluyorsunuz…

Ben mutsuz olduğumda insanların bunu anlaması için yüzüme bakması değil çevremde olması bile yeterli oluyor, hemen yansıtabiliyorum o havayı… Çok kez şahit oldum buna.

Mutlu olduğumda ise hemen mutsuzlar gözüme çarpıyor… İçim daralıyor mutsuz birini gördüğümde, cılkını çıkarana kadar ısrar ediyorum nedenini öğrenmek için, öğreniyorum ve ve ve… Sadece teselli. Şimdi aklıma epey bir mutsuz isim geldi…

Abi üzmeyin be kendinizi, valla billa, Kuzy sen mesela? Yapma… Mahmut abi dünyanın sonu mu sence? Orhan ? …. ? yapmayın abi karamsarlığa düşmeyin, yenilmeyin… Mutluyken mutsuz insanlar gelmesin aklıma… :(

İnanalım be, mutluysak yayalım etrafa enerjimizi, bencil mutluluk yaşamayalım, paylaşalım…

Kendi Danimarka’mızı kendimiz yapalım. :D

Buluyor abi işte buluyor, sen istesen de istemesen de inanırsan eğer gelip buluyor.

Mutluluk sana sesleniyorum!!!

Hiç gitme olur mu?

Herkesin yanında ol…!

Go to Top