Kişisel
Farkına varmak…
0Evimdeyim, liseli gençler gibi delicesine heyecanla Kavak Yellerini izliyorum, yanımda sıcacık kahvem, tepemde sıcacık ufom, Annem babam kardeşim…
Ne var bunda mı?
Değil öyle…
Mutluluk bu an işte, o kadar basitmişçe farkına varamadığımız nefes almak gibi sıradan, nefes almak kadar hayati, nefes almak kadar gerçek ve vazgeçilmez bu an…
Kim söyleyebilir ki bu anı bir kez daha yaşayabileceğimi? Annemin elinden tutup lunaparka götürdüğü, babamın ışığı yanan kol saati alarak sevindirdiği oğlu değilim, kardeşimin sokakta oyunlar oynadığı abisi de değilim…
Bunu düşündüm az önce… Sanırım herşeyin bir sonu oluyor… Ya diyorum, ya bu anı birkez daha yaşamak isteyip de yaşayamazsam? Ya burnumda tütecek en büyük hayalim olursa şu basit ama sıcacık anı yaşamak…
Değerini bilmek lazım, ya yapayalnız kalırsam…
Ne var yalnız olmak herkesin kaderi değil mi? Bir gün muhakkak gelmiyor mu başımıza, geç ya da erken ama yalnız kalıyoruz işte…
Daldım daldım, hayal ettim tek başıma yaşadığım evimde, kendimce eğlenceli bulduğum ama aslında hiç de tat alamadığım gelecekteki günlerimi… Ne yaparsam yapayım şimdi nasıl o çocukken ki huzurumu bulamıyorsam, ileride de şimdiki manevi zenginliğimi bulamayacağım…
Hadi be, kabul edelim en sıradan anımızın aslında dünyaları döksekte elde edemeyeceğimiz en büyük mutluluk olduğunu…
Neyin farkına varmanız gerektiğini anladınız mı?
Canon’mu – Nikon’mu ???
0
Fotoğraf makinesi için geri sayım başladıııı
Varol çok heyecanlı, Varol çok umutlu, Varol çok mutlu, Varol varya Varooolll dalıp dalıp gidiyor hayallere
Ne güzel kitlenmiştim Canon EOS 500D’ye ama kafam iyice karıştı şimdilerde…
Geçenlerde Teknosa’daki çok bilgili satıcı bey abi sakın alma oyuncak gibi bişey bu dedi, al bide buna bak istersen diyerek şılakkk diye koydu masanın üzerine Nikon D90′ı… Ve benn ben şeyy bi acayip oldum
Nasıl bir duygu biliyomusunuz, mesela Angelina Jolie’yi ellemek
Hehhehe ellemek derken yani D90 o derece uzak bir ihtimaldi benim için ama şimdi içim kıpır kıpır oldu. Lan diyom lannn yoksa coşup D90 mı alsam? Yapsam mı nan :S
Hüfff o kadar kararsızım ki
Bu işi bilenler Pentax filanda diyorlar ama ben ne alacağıma hala karar veremedim. Modeli bırak daha marka hakkında bile bir fikrim yok :S
Sony almayacağım, Olympos ı ıhhh :S, Pentax filan biraz sanki ultra profesyonel düzeyde marjinal fotoğrafçılara göre bişey, geriye Canon ve Nikon kalıyor. Ki Canon ve Nikon Mercedes ile BMW gibi bişey bu kulvarda.
Canon’ mu Nikon’mu?
Canon’ mu Nikon’mu?
Canon’ mu Nikon’mu?
????
Hüfff kafayı yiycem yaaa ne alıcam ben
Ahhaha düşündükçe hem heyecan yapıyorum, hem moralim bozuluyo kararsızlığımdan dolayı
Diyom ki;
6Ahhh ahhh ahhh…!
Allam nasıl bi hayal gücüne sahibim ben böyle inanamıyorum kendime, ayrıca da inandıramıyorum insanları
Hiyyyy abi yüzyılın bombasını patlatıcam eğer bi aksilik olmazsa
Çok değişik bi bomba olacak ama
Neyse fikrim gerçeğe dönüştüğünde siz değerli okuyup okuyup bir cümle dahi yorum yapmayan okuyucularım bile gaza gelip yorum yapacaksınız. Bakın durum o kadar deli bişey
Amaaan boşverelim şimdi o konuyu daha zamanı var, bugün başıma gelmiş güzel ve kötü durumları anlatmak istiyorum.
***
Şirkette otururkene müdür geldi yanıma, Murat abiye borç vereyim mi diye takılıyodu, Kafamda şimşekler çakışıverdi hemencecik… Borç demek para demek, para demek ihtiyaç demek, ihtiyaç demek fotoğraf makinesi demek,eee sonuç olarak para = fotoğraf makinesi çıktı ortaya ve içimde bi heyecan oluştu.
Artık nasıl bir heyecan ve aşkla söylemişsem müdüre abiiiiii yaaa biz neden gün yapmıyoruz dedim
Wuwwwwww hemen ortalık bi şenlendi
Süpper fikir dedi, coştu coşturduu
Bende verdim ayarı verdim coşkuyu, sevgi yumağı olduk, hayallere daldık
Topladık tüm katılımcıları, para miktarını netleştirdik sonrada kağıtlara rakamları yazdık ve kura usuluyle kimin önce toplanan para alacağını belirledik..
Kağıtları ben yazdım, en sonuncu kağıtta Müdür’e abi bak bunu alan ayvayı yedi sene sonunda alacak parasını dedim
Kağıtlar sallandı sallandı sallandı, atıldı masanın üzerine, Patron’un abisi önce çekti, sonra millet daldı hucum etti. Masada iki tane kağıt kalmıştı, bitanesini ben aldım diğeri Aytekin abiye kaldı
Ve ve veeeeee açtığım kağıtta 1 yazıyorduu
Evet ben yazmıştım bunu, 1 demek toplu parayı ilk alacak kişi demekkkk… O bendim işte, ben alacaktım…
Havalara uçtumm,, yaşasınnn yupppyyyy diye bağıraraktan heyecanı dillendirdim
Acaba makinemi body ve lens olarak ayrı ayrı mı alsam, yoksa kit halinde mi satın alsam diye düşünmeye başladım
Bu arada sonuncu kağıt geyik yaptığım kişiye yani müdüre çıktı
:D hahha ona da ayrıca bi güldüm
Lannnnn şaka değil oğlumm, fotoğraf makinemi alıcam lannn
hohoyyyttttt süpper haberdi yaa, coşa coşa, koşa koşa dileklere gttim
Heyecanımı kapıdan girer girmez yansıtmış olmalıyım ki, Ispanak doğrayan dilek, tüm ıspanakları ayaklarımın altına serdi
Hehhe çok duygulandım, ıspanaklarla karşılanıyordum
Sonracııma onları toparlayayım derken bide ayağıyla kola bardağını devirdi
Hehhe yaydığım enerjimi kontrol altına almalıyım diyerekten sustum, sonra dayanamadım dileeeeeeeeeeeekkkkk fotoğraf makinesi alıcaaaaaaaaaaaaazzzzz, holeyyy diye döktüm içimi ona
***
Eve geldim, bilgisayarın başına oturdum ki kapı çaldı. Kapıdaki üst komşumuzun küçük kızı Sude’ydi
Sude çok yaramaz ama sevimli bir kız. Kardeşimi istedi kapıdan, öylece kulak misafiri olurken köpeği alabilirmisin ablacım acaba dedi… Enamm biri köpek dedi, apartmanda köpek vardı, anneeeee hadi çağır getirsin köpeği, bakamıyosa biz bakalım, besleyelim evladımız olsun dedim
Annem seslendi boşluktan kızım buraya getir abin bakacakmış diye
Onlar gelene kadar anne bizde alalımmı, olmazsa kedi besleyebiliriz, hem senin evlenmeden önce kedin varmış bizim niye yok ki dedim
Neyse konu kapandı çünkü;
1 aylık golden retriever cinsi Tarçın isimli dünya tatlısı minnacık havlamayı bile bilmeyen köpecik çıktı karşımaaa
Aldım koştum odama, herkes doluştu odaya. Hiyyyyyyyyy o nasıl bir tatlılıktır, o nasıl bir şirinliktir anlatamam
Daha dişleri ufacık olduğundan ısırdığında gıdıklanıyordum
Elimde parmaksız eldivenlerden vardı, sağolsun birsürü salya bulaştırdı sümük gibi :S
Oynadım onunla oynadım oynadım oynadım
Allahıımmm severken ölecek diye korktum bi an
Sonra Tarçın bi ara duraksadı, bi sessizlik oldu, bacaklar birleşti, popo azcık açılır gibi oldu derken çişşşşşşşşşşşş
Iyyyy o an bi acayip oldum, ehh hadi salonda sevin, anne şurayı temizlermisin kokar şimdi bu dedim :S
Annem temizledikten sonra çıktı, tekrar geri geldi, bakkk oğluummm sakın eve köpek alayımda geleyim deme, azcıkın işedi diye kovdun bizi, bakmazsın sen ona sakın sakın sakın alma dedi
Yaa anne öyle deme, bilgisayarda işim vardı ondan öyle dedim diyemedim
Sağolsun aile bireyleri beni hayvan sevmeyen biri olarak algıladılar
İçimde bi hayvan sevgisi oluştu, nan alsam mı bi tane köpekcik?
Atıl kurt derim, bilgisayarı aç kurt derim, kitaplarımı getir kurt derim
Sadık dostum yaparım onu, yol göstericim olur, kaybettiğim çoraplarımı da buldururm ona
hehhe
Immm biraz daha bekleyeyim, ama köpek beslemek güzel bir duyguymuş yaa, evde anne olduğu sürece harika bi duygu hatta
İçini dökememek…
0
Blog yaa bak şimdi nasıl bir suçluluk duygusu kapladı içimi
Abi hevesle oturdum başına, yazıcam lan dedim, yazıcam böyle bazen gözlerimi kapatıp parmaklarımın gidebildiği kadar öteye gidiyorum ya işte öyle yapıcam dedim. Yaptımda…
Yazdım, çok derinlere daldım, döktüm içimi, ohaaa dedim bunları ben nasıl yazdım lan dedim, elalem görse ne der, konu komşu duysa yuhh demez mi, komşular kapımızı çalıp anneme hanım hanıııımmm ne biçim evlat yetiştirmişsin diye çıkışmaz mı, babam kuruyemişçiye gittiğinde yok sana kuruyemiş filan git önce oğlunun yazdıklarını oku nihat bey diye fitillemez mi…. Yapar abi yapar bu toplum hepsini yapar
Sevmiyorum böyle insanların baskıları yüzünden yapmacık oluşumu ama önüne geçemiyorum, misal bir konu hakkında fikir beyan edecekken sırf ortamda bir başkası üzülür diye söyleyememek, yada ne bileyim buna benzer şeyler işte…
Bu sorunu yazarak aşıyordum, yazıyordum ve kimse bilmiyordu, belki ona söyleyemiyordum fakat kendimi korkakça motive ediyordum, içimde bırakmıyordum hiçbişey…
Peki şimdi? Yazdıklarını okuyan biri hakkında içini dökmek, onu kıracak yazıları bile bile sırf ben kendimi rahat hissedeyim diye yazmak? Bu berbat bir durum…
Az önce o kadar uzun ve kendimi harika ifade eden bir yazı yazdım ki, işte dedim yaa tamamdır, içimi döktüm bitti gitti… Sonra başa aldım genelde yazdıklarımı son kez okur ondan sonra yayınlarım, bu kez okurken içim öyle sıkıldı ki, sonrasını düşündüm. Yazdıklarımın nereye varacağını, ne şekilde etki edeceğini…
Yazım aklıma geleni söylediğim bir iç döküntüsü değil, bir başka kişiye sesleniş halini aldı, bunu ona ifade edemezken tüm dünyaya ilan etmek aptalca olmaz mı sizce de? Ben cevabımı fevri bir hareketle verdim ve onca yazımı seçili hale getirdim ve şuan okuduğunuz yazıyı yazdım üzerine.
Bilmiyorum blog bilmiyorum, içimi daraltan çok şey var, ne yapacağımı bilmiyorum…
Korkağın tekiyim ben ve bunu korkakça söylüyorum ki lütfen kimse üzerine alınmasın…


Son cıvıldamalar