Kişisel
Samsung Galaxy S i9000 ve Hayatı Kolaylaştıran Android Uygulamarı
0
Efendim bilindiği üzere günlerce hayalini kurduğum eski telefonum Samsung Omnia annemin bilgisayar masamın üzerine patlak camsil şişesini koymasıyla kullanılmaz hale gelmiş ve beni bir anda çağın gerisine göndermişti.. Siz 0.facebook.com adresini bile kullanamamak nedir bilir misiniz ey değerli blog ziyaretçilerim..
Durun hemen acımayın bana, birazdan yapacağım şekil ile ne denli mutlu olduğumu ifade edeceğim az bekleyin.
Teknolojisizliğe daha fazla dayanamayan, yüreğinden akıp giden megabaytların verdiği derin acıyla isyan bayraklarını arşa yükselten naciz benliğim gidip bir adet Samsung Galaxy S i9000 satın aldı.. Hemi de piyasanın çok çok ucuzuna
Neyse araştırmacı kimliğimi burada deşifre etmek istemiyorum ama Google aramalarından Samsung Galaxy S i9000 anahtar kelimesi ile ilk 30 sayfanın tamamı neredeyse gezilmiş site olarak görüntüleniyor şuan browserımda..
O derece bir araştırmacılık yani varın gerisini siz düşünün
Hayatım hep teknolojik cihazlara heves etmek, onları satın almak ve kullanılmaz hale getirmekle geçti lakin hiç bir cihaz hayatı bu kadar kolaylaştırmamıştı benim için. Bu yüzdendir ki onun yeri farklı olacak bende, gözüm gibi bakacağım çünkü bir telefon değil, bir bilgisayar değil sanki yanıma minik bir robot vermişler ve tüm ihtiyaçlarımı koşup o karşılıyor gibi.. Aslında robot kelimesi cuk oturdu çünkü tüm bu işlemleri tek başına Samsung değil Google geliştiriciliğinde Android sağlıyor.
Android Nedir?
Android Google tarafından geliştirilen ve neredeyse piyasadaki akıllı telefon pazarının tekeli olan Apple firmasının iOS işletim sistemini yerle bir eden akıllı mobil işletim sistemidir. Market uygulaması ile çok kısa bir sürede Apple firması için geliştirilen uygulama sayısına fena halde yaklaşmış ve piyasada artık sen tekel değilsin, hatta yavaş yavaş loserlığa doğru gideceksin sinyalleri vermiştir. Unutmadan söyleyeyim Android açık kaynak kodludur, güvenilirdir, sürekli günceldir ve ücretsizdir..
Samsung Galaxy S i9000
Bir telefon demek ona yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olacaktır. Onu Iphone 4 ile kıyaslamak ise başlı başına bir yanlışlıktır. Şirketimizde iki kişide bulunan Iphone 4 cihazı ile defalarca yaptığım denemeler ve testler sonucunda idrak ettim (hatta Iphone sahipleri de) o telefona verilen paranın yarısına daha fazla kullanılabilirlik sağlanabiliyormuş. Muhteşem hızdaki donanımsal özellikleriyle size kesinlikle yavaşlık hissini aklınızın ucuna getirmeden mükemmel bir mobilite heyecanı yaşatıyor. Öyle ki telefonu alalı 1 hafta olmasına rağmen halen ona yaptığım övgüler son bulamıyor.. Şuan için şirkette tam 5 kişi bu telefonu almayı düşünüyor. Sanırım pazarlama işine girişmeliyim, telefonu öyle güzel lanse ettim ki insanlar ağızları açık üstüne üstlük Iphone 4′ün ezilişinin şaşkınlığıyla sipariş için kolları sıvadı
4 inçlik Super Amoled ekranı ile mükemmel bir kullanım sağlıyor ve incecik yapısı ile son derece şık duruyor
Android ile neler yapılabiliyor?
Şimdi size tüm beni cezbeden özelliklerini anlatacağım. Eğer yaşantınız benimkine benzerlik taşıyorsa kesinlikle ne yapın edin bu telefona sahip olun..
Google servislerini sonuna kadar kullanan biriyim. Gmail, Contacts, Gtalk, Maps, Calender, Reader, Docs, Translate neredeyse her gün işimi gören uygulamalar. Google Andorid ise başından sonuna kusursuz bir senkronizasyonla size muhteşem bir öncelik sağlıyor. Misal telefon rehberinize Gmail hesabınıza bağlı kişileri ekleyip onların tüm bilgilerine sorunsuz erişebiliyorsunuz. Takvim uygulaması size günlük olaylarınız hakkında can kurtarıcı hatırlatmalar yapıyor. Navigasyon sayesinde Rehber uygulaması şuan size en yakın Restaurant, Eczane, Hastane, Benzin İstasyonu, Otel, Kafe, Müze, ATM’ nin ne kadar uzaklıkta olduğunu google maps sayesinde yol tarifi vererek, hangi vasıta ile nasıl gideceğinizi göstererek anlatıyor. Bu sayede hiç bir yerde yabancılık çekmiyorsunuz. Ayrıca acil durumlar için hayat kurtarıcı nitelikte güzellikler sunuyor. Gmail ile anlık senkronizasyon sağlayarak sms okurmuş gibi maillerinize bakabiliyor hiç zaman kaybetmeden cevaplayabiliyorsunuz.
Dropbox adlı son zamanların en harika projesi sayesinde Ev, İş ve Cep telefonumda ortak bir klasör kullanabiliyorum. Tüm önemli dökümanlarımı bu klasörde tutuyor ve nerede olursam olayım, ev, iş ya da seyahat sırasında erişebiliyorum. Yapmanız gereken sadece tüm bilgisayarlarınızda ve Android’li cep telefonunuzda uygulamayı kurup, oturum açmış olmak..
TeamViewer ile yine Dropbox’ta olduğu gibi mükemmel bir erişebilirlik kazanıyorum. Nasıl mı? Cep telefonumdan Ev ya da İş bilgisayarıma ekran görüntüsü dahil bağlanıyor ve yapmam gereken tüm işlemleri yapabiliyorum. Misal SQL Server’a bağlanıp bir sorgu çalıştırmam gerekti? TeamViewer sayesinde Remote Desktop ile sunucuya bağlanır, tüm gerekli işlemleri yapabilirim. Vs. vs. Kullanım alanı sınırsız. Son derece hayat kurtarıcı bu uygulama Android ile hayatımızın merkezine yerleşiveriyor.
SMS Backup+ uygulaması sayesinde telefonuma gelen tüm smsler ve tüm görüşmeler saniye cinsinden ve tarih belirtilerek mail kutuma gönderiliyor. Bu sayede telefonumdan uzak olsam kurulmuş olan süpersonik ağ ile her yerden her türlü kişisel bilgime erişebiliyorum. Ayrıca bu tür yedeklemeler ileride çocuklarıma gösterebileceğim güzel bir anı niteliği taşıyor
İflah olmaz romantikler için
AndFTP ile şuan erişmek istediğim tüm FTP hesaplarıma cep telefonumda ulaşıp gerekli düzenlemeleri yapıp tekrar upload edebilmemi sağlıyor. Tüm web sitesi sahipleri için olmazsa olmaz denilebilir.
GoDaddy uygulaması sayesinde üzerime kayıtlı tüm domainlere erişebiliyor, istersem Whois kayıtlarına bakabiliyor, istersem yeni domainler satın alabiliyorum. GoDaddy panelinden yapabildiğim tüm işlemleri cep telefonumdan halledebiliyorum.
Net Tools ile Ip adreslerine ping atabiliyor, gerekli network işlemlerini gerçekleştirebiliyor, müdahele etmem gereken noktalar için bilgiler toplayabiliyorum.
WordPress uygulaması sayesinde istediğim her yerden şuan okuduğunuz bloguma erişebiliyor, canım sıkıldığında blog yazıp gönderebiliyorum
Gelen yorumları onaylayıp, cevaplayabiliyor, site ziyaretçi istatistiklerime bakabiliyorum. Çok kullanışlı çoook..
İbb Trafik uygulaması sayesinde yola çıkmadan önce yoğunluk haritasına bakabiliyor ve gitmem gereken yere zamanında ulaşıp ulaşamayacağım bilgisine erişebiliyor, alternatif güzergahlar belirleyebiliyorum.
AlarmDroid uygulaması ile sabahları uyanabilmek için PowerBalance denilen zıkkımı bile satın alıp yine de muvaffak olamayan biyolojik özelliklerim adam öyle uyandırılmaz böyle uyandırılır mesajı vererek adeta anneme gönderme yapıyor.. Belirlediğiniz müzik ve size seslenen bir bayan sesi ile tamam yaaa tamam üffff diyerek açıyorsunuz gözlerinize mutlu bir güne
Sinemalar uygulaması ile arkadaşlarla yoldayken aniden verilen hadi sinemaya gidelim fikri için vizyon filmlerini seçebiliyor, uygulama içerisinden uygun seanslara bakabiliyor ve sadece tek bir dokunuş ile sinemayı arayıp istediğiniz bilgileri birinci ağızdan ulabiliyorsunuz. Uygulama çok sık güncelleniyor lakin hakkını veriyor. Kullanıcı yorumları seçeceğiniz film için size öncelikler sağlayabilir
Facebook, Twitter, Foursquare,Tumblr elbette vazgeçilmez uygulamalar. Markette bir sürü uygulama var fakat güzel olan size yine sms gibi yeni bildirimleriniz bildiriliyor. Yani ne oluyor, ne bitiyor her zaman olayın merkezinde kalabiliyorsunuz.
Goggles bu uygulamayı diğer Google Servislerinden ayrı bıraktım çünkü çok değişik yönleri var. Telefonunuzun kamerasından çektiğiniz her hangi bir fotoğrafı google üzerinden arama imkanı sağlıyor. Misal çektiğiniz şey Lay’s cips paketi. Hemen Arama keywordu Lay’s oluyor ve size hiç yazı yazmadan arama imkanı sunuyor. Ya da Sultanahmet Camii’ndesiniz. Açın Goggles’ı ve çekin fotoğrafını. Bu kadar size oranın tarihi hakkında tüm gerekli açıklamaları sunacak erişimi sağlayacaktır. Bir saçmasapan özelliği ise Sudoku çözüyor
Evet yanlış duymadınız Sudoku bulmacanızın fotoğrafını çekin ve bekleyin neler olduğuna şaşıracaksınız
SoundHound yolda, kafede, radyoda herhangi bir yerde tınısına bayıldığınız sizi cezbeden ve acaba adı nedir adı nedir diye sorgulatan şarkıyı çok kısa bir süre uygulamaya dinlettikten sonra size şarkının adını, sanatçının fotoğrafını, youtube linkini ve şarkı sözlerini bile getiriyor. Büyüleyici..
Barkod Tarayıcısı sayesinde web sitelerinde uygulamaları Market’te arattırma zorunluluğuna girişmeden kameraya okuturak yükleyebiliyorsunuz. Kullanım alanları alışveriş, stoklama vs. gibi yerler de olabiliyor. Önü çok açık ve muhakkak telefonda bulunması gereken uygulamalardan biri.
Ses ile Ara yine bir Android mucizesi daha! Telefonunuza farzı misal Varol AKSOY diyorsunuz ve google aramasına anında erişebiliyor, sonrasında ürperiyorsunuz
Çok güzel, buna bayıldım
ThinkFreeOffice ile tüm Microsoft ve OpenOffice uygulamarını düzenleyebiliyor, yeni dökümanlar oluşturabiliyorsunuz.
Efendim daha aklınıza gelemeyecek bir sürü uygulama var, İlk Yardım bilgilerinden, parmağınızı kameraya tutarak nabız ölçtürmeye, video düzenlemeden, photoshop’a, müzik mixlemekten, istediğiniz mp3′ün belirli kısımlarını son derece pratik bir şekilde zil sesi yapmaya kadar.. Bağımlılık yapan Angry Birds oyununu ve oyun konsollarındaki HD görüntü kalitelerinden bahsetmedim bile..
Güzel olan hepsi ücretsiz, hepsi pratik ve hepsi göz alıcı derecede şık uygulamalar.
Tüm samimiyetimle bu telefonu öneriyor, daha uygun alabilmeniz için Paralel İthalat yönteminden korkmamanızı söylüyor. Ben öyle aldım, iyi ki de öyle aldım, ekstradan distribütör parası verip aynı rezilliği çekeceğime doğrudan üretici garantisine yaslarım sırtımı daha iyi
Şoppingfestte sıfır çeken adam!
0
İnsanlar boğucu, sıkıcı ve özgürlük kısıtlayıcı biri olduğumu düşünüyor. O zaman kendi kendime vakit geçirmeli, etliye sütlüyü karışmamalı, kendi dünyam içerisinden çıkmamalıyım dedim.
Topladım bohçamı düştüm alışveriş merkezinin yollarına, lan dedim tutmayın beni kendimi kaybedicem. Şoppingfestin dibine vurup kredi kartlarından en çok puanı ben topluycam: Lakin hazır giyim, teknoloji, kozmetik baronlarının iştahla avuçlarını kaşıdığı şoppingfestten bir tane bile bir şey almadan çıkan insan olarak selamladım ellerinde zibilyon tane poşet olan insanları
Alışverişe çıktığımda inanıyorum ki Adana’da bir pamuk işçisi benim için toprak anaya serpiyor tohumlarını ki iplik olsun diye, sabah evinden çıkan Malatyalı genç overlokçu benim için basıyor makinenin pedalına, Giresun’lu son ütücü benim için pıss pıssslıyor ütüsünü, Bitlis’li nakliyeci dayı sadece benim için üretilmiş o tshirtün de aralarında bulunduğu kolileri getiriyor alışveriş merkezine. Hatta o dayı sadece ben bana ait olacağa kavuşayım diye mazot yüklüyor deposuna.. İş adamı benim için kiralıyor mağazayı ki ben onu bulayım diye. Yani düşünüyorum bir yerlerde benim için üretilmiş şeyler var ve ben onları tek tek toparlamalıyım. Aldığım bir şey varsa o kesin benim için üretilmiştir, başka bir nedeni olamaz..
Alışveriş mantelitem budur arkadaş, bu yüzden koskocaman şoppingfestten alışveriş yapmadan çıkan adam olarak anılabiliyorum
Gocunmuyorum
Kendime kalıcı çözümler üretip soluğu D&R’da alıyorum. NTV Tarih, CNBC-E ve Aksiyon dergilerinin bulunduğu mütevazı poşetimle mutluluğu yakalıyorum. Yalçın’a sesleniyorum her zaman ki gibi, o biliyor görevini. Birlikte çıktığımız her yolculukta akbil basmak onun işidir. Ben uğraşmam. O da sağolsun ona göre yapar hesabını, cebinde beni getirip götürecek kadar akbili yoksa çıkmaz yola
İniyoruz metrodan. Fıtı fıtı koşuyor kendi yuvasına giden dolmuşa. Enayi ayakta veriyor parayı, kapacaklar koltuğu, oturup uzatsana diyorum içimden
Akıllı insan işidir oturulup para uzatmak.. Sizinle aynı zamanda binen adamın oturması, sizin ondan daha önce para vermiş olmanızla kıyaslanamayacak kadar kötü bir durumdur.
Biraz bekledim benim dolmuşum da geldi. Bilerek şöförün hemen arkasındaki koltuğa oturdum. Orası en güzel yerdir, yaşlı teyze, hamile kadın, gazi amca filan tercih etmez orayı, daha ayak altı, inip binmesi kolay yerlere giderler. Bir de orası şöförle ve hayatla iç içe bir yolculuk imkanı sağlar her daim. Bir an kendinizi minibüs şöförü gibi hissedersiniz, o elini geriye atıp sert bir şekilde vites değiştirirken ahhhhh ulannnn helal sana bu yollar diye kendiniz o vitesi atmış gibi böbürlenirsiniz. Açılan arabesk parçaları daha derinden dinler, eski Türk filmlerindeki gibi sevdiceği evinin önünden dolmuşla alma hayallerine dalarsınız
Tüm uzatılan paralar sizin elinizden geçer, multifonksiyonelliğinizi sergiler 3 ayrı para üstünü avuç içinizi ekonomik bir şekilde kullanarak karıştırmadan uzatırsınız. Parasını göndermeyenleri arkanıza küçük bir dönüşle sezer, beleşçileri tedirgin edersiniz. Gidilecek yerlerin adını aklınıza mıh gibi kazır, oraya gelince inmeyen adamlara ters bakışlar atarsınız. Siz şöförün arka koltuğunda oturan adamsınız bre yiğitler.. Siz en asil duygunun insanısınız. O götürgeçte şöför bir siz ikisinizdir. Hatta mesai bitiminde size kesin rakı ısmarlar diye bile düşünebilirsiniz. Bu en doğal hakkınız.
Her neyse şöför ile kendimi kankalaştırma duygusallığına kadar bürünecek yalnızlıkta olduğuma göre blog yazmalıyım diye düşündüm ve Sarıkız sodamdan birer ikişer yudumlar alarak derdimi tasamı anlattım.
Demem o dur ki, artık kendi dünyasından dışarı çıkmaya gücü olmayan, kendi içinde dünyasını yeniden inşa etmeye çalışan, hayat ile barışıp tekrar toparlanmaya çalışan bir insanım. Ben yalnız değilim! Koskocaman bir dünyam var benim…
Hoşçakalın.
Web sitesi tasarımı
6Siz de firmanız ya da kendiniz için profesyonel bir web sitesi sahibi olmak istemez misiniz?
Yıllardır edindiğim bilgi ve tecrübemi artık hizmete dönüştürme vaktinin geldiğini düşünerek profesyonel web tasarımı işine el atıyorum. Şuan yapım aşamasında olan ucuzsitetasarim.com adresi üzerinden referanslarıma erişebilecek, paketler halinde değil istek üzerine, karşılıklı sohbet ortamında ve her iki tarafı da tatmin edecek ücret karşılığında profesyonel bir web sitesine sahip olabileceksiniz.
İnternet koskoca bir derya, web tasarımı yapan yüzlerce firma ve insan var. Neden Varol AKSOY’a tasarım yaptırmalıyım?
- Öncelikle ben bu işi makineleştirmiş ve hazır templateler kullanarak aynı siteyi yüzlerce kişiye satan biri değilim.
- Yukarıda da bahsettiğim gibi karşılıklı sohbet ortamında fiyatı kararlaştıracağız. Bunu dememdeki kastım paramı alırım siteyi verir çeker giderim şekli bir yapıdan ziyade kendi portföyümü oluşturmak ve insanlara her daim bir abi ya da bir kardeş yakınlığında destek sunmak.
- Piyasada bu işi çok ucuza ve hiç özenmeden yapan bir sürü insan var. Eğer web dünyasına yeni adım atan biriyseniz almanız gereken destek bir web sitesi oluşturmak kadar kolay olmayabiliyor. Size bunun taahhüdünü sunuyorum.
- Ben bir pazarlamacı değilim, bir siyasetçi hiç değilim, yalancı düzenbaz biri olsam yıllardır en azından blog dünyasında bir şekilde hakkımda kötü bir yazı bulunabilirdi. Özellikle canım dediğim blogumda duyuyorum ki bu girişimi güven unsuru oluşabilsin diye. Eğer öyle biri olsaydım bu riski göze almazdım değil mi?
- İster blog, ister kurumsal, ister kişisel portfolyo olsun beklentilerinizin cevaplanacağından şüpheniz olmasın.
- Domain, Hosting ve Tasarım fiyata dahil olacak ayrıca bir bedel talep edilmeyecektir.
Her türlü kolaylığı sağlayacağımı, asıl amacımın bir portföy oluşturmak olduğunu ve tamamen iyi niyetimle bu işe giriştiğimi altını çizerek ifade etmek istiyorum. Amatör ruh ile profesyonel iş istiyorsanız;
admin@varol.us adresine mail atabilir ya da yorum olarak dönüş yapabilirsiniz.
Aklınızda bulunsun
Varol web tasarımı yapıyor
Marshall Eriksen
0Blog diye başlamamı How I Met Your Mother’da Ted Mosby’nin diziye “Kids” diyerek başlaması gibi düşünün. Ted çocuklarına ben bloguma anlatıyorum
How I Met Your Mother nereden çıktı diyebilirsiniz. Çünküüüü bugüne bugün ben de her insan evladı gibi diziport.com adresinden güncel bölümleri takip eden bir vatandaşım. Yüzyıllardır diziyi izleme çabası içinde kendimi bunalımlardan bunalımlara soksam da dün bu işlemi tamamladım ve 6. sezonun 19. bölümünü izleyebildim
Düşünüyorum da herhangi bir Türk dizisini 6 sezon 19 bölüm izlememiş olmam dizinin mükemmelliğini daha da vurguluyor gözümde. Her insan kendinden bir parça bulur ya benim karakterim Marshall Eriksen. Onun Lily’e olan bağlılığı ve saflıkları tıpkı ben gibi..
Diziyi bitirdikten sonra üzerimde büyük bir boşluk oluştu, izleyecek bölümlerimin olması bana güven veriyordu, en azından gülebilecek bir şeylerim var diye :/
Az önce mutfağa gittim kendime kahve yapmak için ( bu arada ne çok kahveden bahsediyorum blogda değil mi, bunun sebebi ise müthiş bir kahve bağımlılığımın olması, filtre kahve en olmadı Jacobs çözünebilir kahve içmek zorunda hissediyorum kendimi. Asla ama asla o 3′ü bir arada adındaki kimyasal karışımı tercih etmiyorum, zerre kahve tadı alamıyorum ondan. Kahveyi içmeden önce koklamak ise müthiş bir keyif veriyor
) heh parantezin içini doldururken cümlenin nerede kaldığını unuttum, eminim siz de noluyo lan durumuna gelmişsinizdir parantezden öncesine dönüş yapın ve hiç bir şey olmamış gibi devam edelim.
Mutfağa gittiğimde tezgahın üzerinde çok güzel bir metal kutu içerisinde türk kahvesi gördüm. Bu neymiş ki derken üzerindeki AK Parti logosunu gördüm ve şaşırdım. Aslında bedava olduğu için her insan evladının yaşadığı o garip mutluluğu yaşamış olsam da sonrasını düşündüm. Yüzde beşyüzmilyon bunu oy için yaptılar ve eğer AK Parti’ye oy vermezsek ki böyle bir şey son derece mümkün, verdikleri kahveyi haram edebilirler. Yani ne bileyim adam onca yatırımın sonucunda hüsranla karşılaşırsa haram zıkkım olsun lan, kabız olasınız o kahvelerden diye yakınabilir. Der abi der niye demesin, ben de derim, sen de dersin herkes der. Babasının oğlumuyuz anasını satayım…
Ben de böyle bir dua ile karşılaşmamak için evden bir kişinin AK Partiye oy vermesi gerektiği çözümlemesini yaptım
Ahahhaha şaka şaka olur mu öyle şey kutusunu hatıra olarak saklayıp içindeki kahveyi dökeceğim. Annem evde yok gelsin onun hayıııııııııııır çığlıkları içinde yapmak istiyorum bunu
Günlerden pazar, hayattaki tek dayanağım çalışıyor, onunla iletişimde olamamanın verdiği muhteşem boğuculuk içerisinde kendimce bir şeyler yapmaya uğraşıyorum. Canım çok sıkkın, keşke How I Met Your Mother’daki gibi bir hayatım olsa, evimin altında McLaren’s Pub, dünyayı kurtarmayı başaran bir avukat olmadığım için bana moral veren bir Lily..
Her neyse kendimi PHP konusunda geliştirmeye karar verdim. Lanet olasıca ?=)(/&+^’! işaretleri beni kendine doğru çekiyor. Susup biraz daha ebook kurcuklamalıyım, c u


Son cıvıldamalar