Kişisel
Kusursuz gurursuzluklar..
1
Yoktum bir süre, siz görmeyeli büyüdüm 24 oldum. Geleceğe doğru durdurulamayan yolculuğumdaki duraklardan birini daha geçtim..
Yalnız geçmedim, yalnız geçmeyeceğim de.. Tüm sevdiklerim yanımdaydı sadece bir eksikle.. Hayatımdaki en önemli kişi de vardı içlerinde, zaten o olmasaydı tüm sevdiklerim denilmezdi değil mi bu topluluğun adına?
Büyümek güzeldir aslında, korkmamak lazım. Büyüdükçe tanışıyorsun gerçekten hayatla.. Tanışman gerekenler zamanı gelince çıkıveriyor karşına.. Kaybolması gerekenler de..
Herşey büyüdükçe görünür oluyor gözlere, ne kadar çok sevildiğini sansan da bazen hatırlanmanın adı buz gibi bir mesaj olabiliyor defalarca sohbet ettiğin seslerin uzağında.. Büyümek öğretiyor insana değerini.. Büyüdükçe anlıyorsun güldürdüğün gözleri.
Belki zor olan hayat değil, mücadele etmeye üşenmektir ha? Gurur denen bir şey var lanet olasıca kalplerde.. Sanılıyor ki gurursuz olunuyor en insansı hareketler özgürleştiğinde. Ya da kalpler donuklaştığında maskeler devreye girip önünde kendi oluşturduğu ve adını gurur koyduğu duvar seriliyor..
Ben koymuyorum biliyor musunuz bahaneleri önüme.. Bahane demek duvar demektir, kale demektir, dikenli teller demektir, yara demektir, kayıp demektir.. Öldürmek demektir onca şeyi..
İnsanları ne kadar çok sevsem de güvenmiyorum yüreğimin en derinine işlemedikçe.. Canım çok fazla yanmaz benim sahteliklerle yüzleştiğimde..
Olamıyorum ben saçmaca bahanelerin insanı, durup vazgeçemiyorum da duygularımın olduğu yerde yolumdan.. Adım ne gurursuz oluyor, ne vefasız.. Elimden geleni içimden geldiğince sunuyorum insanlara, görmek istediği herşeyi dolduruyorum avuçlarının arasına.. Dost? Arkadaş? Kardeş? hepsini..
Ben o salak bahaneyi ne zaman ardımda bıraksam hep kazandım biliyor musunuz? Bir kez olsun boşuna direndim demedim, belki de bahanelerinizle kalplerinizin daha sıcak olacağını düşündünüz? Siz de haklısınız, farkına varamadığınız şeyler olabilir hayatınızda, bedeniniz değil, kalpleriniz büyüdüğünde belki yıkabilirsiniz o bahanelerinizi ve gerçekten özgür olmanın tadına varabilirsiniz..
Sizler büyüdükçe kusursuz olduğunuzu sanıyorsunuz, gurursuzluk da nedir?
Yaşayın doya doya gururunuzla, olabildiğinizden daha uzak olun şimdi..
Her şeyin en güzeli avuçlarımın arasında, mutlu yıllar bana, doğum günüm kutlu olsun..
Cinsel hayat..
1
En sevmediğim blogcu tipidir pasif blogcu.. Ayda yılda bi yazı ya yazar ya yazmaz, yazarsa da abidik kubidik şeylerden bahseder hiç bir anlamı olmaz sonra ortalıkta ben bloggerım, ben en asil duygunun insanıyım diye ahkam keser..
Her neyse şimdi kendi kendimin özünü eleştirip rezül-ü rüsfa olmanın anlamı yok, sallayalım bu konuları, yan gelmiştir çamura batmıştır bişey olmuştur ki yazamamışımdır üzerime gelip darlandırmayın beni :/
Maşrapa boyutunda devasa kupamdan bir gıdımcık neskuik çektikten sonra devam edeyim yazıma dedim fakat artık bir kedi sahibi olduğumu asla unutturmayan Reçel’imin kucağımdan doğru kıvrıla kıvrıla omzuma çıkışı ve akabinde o mübarek totosunu tam burnum ile eşitledikten sonra muhterem gaz-ı sefaletini burnumun dibi vasıtası ile beyin damarlarıma kadar ulaştırdığı için geçici bir ara vermek zorunda kaldım..
Açıyoruz kapıları, camları, silkeliyoruz elimizde ne varsa odaya doğru ki koku dağılsın diye.. İddaa ediyorum bir insan evladı aylarca salt pastırma yese, bol sarımsaklı işkembe çorbası havuzunda yüzse yine de kedimin minicik poposundan çıkardığı o muhteşem derecedeki berbat kokuyu üretemez.. Bu kokuyu bir kavanoza hapsedip CERN’e gönderip insanlığa bir hizmet etme düşüncesi kafamdan geçmiyor değil hani.. Bilmiyorum var mıdır varsa da adı kokolog gibi bişeydir heralde kokuları ayırt etme inceleme konusunda uzmanlaşmış bilim insanlarının.. Heh ondan bi tane bulup koyacam abi önüne, açıkla lan diycem, anlat aslanım, el kadar kedi nasıl yapar lan bunu, bilime dayandır, teori koy ortaya diye baskı yapıp hayatı sorgulattırıcam
Açıklaması yok ben biliyorum yaa kesinlikle insanlığın kurtuluşu benim kedimin bağırsaklarından geçiyor.. O inanılmazı başarıyor ve bu gazın her zerresinde muassır medeniyetlerin nirvanaya erişmesi için birer şifre duruyor.. Eminim bundan..
Kedi besleme konusunda süper deneyimlere sahip olmadığımdan ve başımdan geçenleri heyecanla anlatıp beklediğim ilgiyi alamadığımdan dolayı kedilerin dünyası hakkında bolca tavsiye alıyorum..
Şimdi diyorlar ki benim miniminnacık şipşirin kedim hani olmaz ya, güya olacakmış.. Vay efendim neymiş, belli bir ayı doldurduktan sonra.. Ufff cümleleri yarıda kesmemin sebebi dilimin varmaması, utanarak söylüyorum.. Bu olayı anlatmak zorundayım.. Lanet olsun kendimi berbat hissediyorum bu düşünce aklıma geldikçe..
Benim gülüp oynayan, etrafa neşe saçan, dünyanın en masum şirin kedisi olan Reçel’im amiyane tabirle neymiş efenim azacakmış, deliler gibi sevişme dürtüsüyle dolup etraflara tırmıklar atacak, beni erkek bi kediye kavuşturun lan allahsızlar diye etrafta feryad-ı figan eyleyecekmiş :/ Adeta bir Kim Kardeşyan, bir Pamela Anderson gibi alımlı cilveli hareketlere bürünüp etraftaki kedileri baştan çıkaracakmış..
Yalan abi inanmıyorum.. Tamam öbür kediler yapar normaldir hayvan sonuçta doğasında vardır ama benim kedim yapmaz..
Y a p a m a z!!!
Bunu kabullenemem..
Sevgimi verdiğim, mamasını önünden eksik etmediğim, aşı yaptırmak için karda kıyamette veteriner arayıp üşütüp hasta olma tehlikesi atlattığım Reçel’im sokak kadınları gibi tepkiler veremez..
Lan o benim evladım, yavrum gibi bişey, söylesenize hangi baba kabullenir bunu? Kim sokaklara sevişmek için çıkmak isteyen kızının önüne durmaz?
Daha şimdiden ona erkeklerin ne denli düzenbaz, hileci hurdacı, pis varlıklar olduğunu anlatıp cinsel yaşamında sağlıklı adımlar atabilmesi için eğitiyorum.. Elbette bir gün bunu yaşayacak ama o doğru kediyle olmalı, her önüne gelenle bunu yapmamalı.. Sonradan kendini çok kötü hissedeceğini biliyorum, çünkü o duygusal bir kedi, öncelikleri var hayatta..
Umarım minik yavrum, umarım diğer basit kediler gibi bu dürtülere yenik düşmezsin, umarım babacığını başı yerde komazsın.. Umarım bir gece vakti işten eve dönerken seni bir kedinin altında baygın bakışlarla yakalamam.. Lütfen Reçel’im.. Lütfen kendini düşünmüyorsan babanın itibarını düşün ve ilişkilerini buna göre yönlendir..
Eğer kedim gerçekten böyle bir dönemden geçer ve zaaflarına yenik düşerse ben ona olan sıcaklığımı kaybederim gibi geliyor.. Ne bileyim mama yerken, süt içerken, kumunu değiştirirken aklıma hep o kötü sahneleri gelir.. Üzülürüm :/
Kedisi olan anlar a dostlar, size göre hava hoş tabi..
Haydi sağlıcakla kalın, kedileri birbirlerine fazla yaklaştırmayın, özellikle benim kedime.. :S
Çocuklara karşı tacize tepki altındaki gizli ego tatminseli..
6
Uuuuu tatlım ben küçükken Şeker Kız Candy’i severdim, ahh seni şeker şey kıyamaaammm..
Kızlar bakın ben de Bugs Bunny yaptım avatarımı.. Oowwww inanmıyorum Sertcan çok tatlısıınnn..
Heyy bakın bakın ben de Tazmania Canavarı’nın hastasıydım.. Ahhh zıpır şey seni, Börtcan küçükken de böyle yaramazmışsın sen..
( Akşam ne yapıyorsun? )
Heyyy ben küçükken çok sevimli pembe bi kızdım, o yüzden Heidi yaptım avatarımı..
Ben Temel Reis yaptım.. O zamanlar da kaslarım bu kadar kuvvetli ve seksiydi.. zaaaaaaaaaa..
Ego ego ego.. Ben bunu çok severdim, ben tatlıydım, ben sevimliydim, ah çocukluğum, ben masumdum biliyor musunuz, ehi ehi anılarım canlandı gibi bir sürü zırva, aptal saptal şey…
Neymiş?
Çocuk tacizine karşı tepkiymiş..
Nasıl?
Kendi has egolarımızla seçtiğimiz, sırf ortada geyik dönsün diye profil fotoğrafı yaptığımız, bir çoğunun herkes yaptığı için bi bok sanıp beynini hiç yormadan katıldığı dünyanın en saçma sapan kampanyası..
Soruyorum size yaaaa ne faydası var bunun? Kimi durduruyorsunuz? Kime sesinizi duyuruyorsunuz? Kim için bunu yapıyorsunuz gerçekten?
Ne kadar saçma ve beyinsizce bir davranış..
Madem bu konuya bu kadar duyarlısın, ilgili makamlarla yazış, dilekçe gönder, imza topla, taksim meydanına çık bağır çağır.. Bunların hepsi mantık dahilinde lakin şu salakça profil fotoğrafı değiştirme olayı zerre akıl işi değil.. Kendi zevk ve eğlenceniz için bu kadar hassas bir konuyu nasıl kullanabiliyorsunuz çok merak ediyorum çok şirin, pek tatlı, ruhu hali çocuk kalmış izlenimi vermeye çalışan sevimli yaratıklar..
Tabi herkese karşı değil bu eleştirim fakat gün boyu konuyla zerre ilgilenmediğini bildiğim insanların bu tarz geyikler döndürüp küçük beyinleriyle ne yaptığını bile farkedemeden sinirlerimi hoplatmasına dayanamadım, az biraz içimi dökmek istedim..
Benim saçma sapan yazımı okudunuz hadi bari bunca laf boşa gitmesin http://www.benikoruyun.com/?page_id=2 linkini bolca dağıtın etrafınıza.. Eğer bunu yaparsanız kendinizi gerçekten bir şey yapmış sanıp yine o şişkin egolarınızı doyurabilirsiniz..
Çok sinirliyim, susuyorum..
Reçel..
0
Minnacık bir kedim oldu benim de
Canlı ha!
Nefes alıyor, su içiyor, mama yiyor, miyavlıyor , sonra tüyleri var güzel güzel, gıdısından okşanmayı seviyor, gözleri var çakmak çakmak, hatta bıyığı bile var
O seviyor beni, yanıma geliyor, yatağımda uyukluyor, beni oyuna kaldırmaya çalışıyor, bazen kaçıyor, bazen yaramazlık yapıyor..
Kitap okuyorum sokuluyor yanıma miyav yapıyor.. Tutamıyorum kendimi sarılıp sarılıp öpesim geliyor ama korkuyorum bir şey olacak diye..
Dizlerime oturtuyorum, o beni incelerken ben ona başımdan geçenleri anlatıyorum, sanki anlıyormuş gibi miyavlıyor.. Bir kez daha seviyorum
Tekli koltuğuma geçip televizyon izliyorum, bır gıdıklanma oluyor ensemde, yaramaz bulmuş beni koltuğun üstüne çıkmış sırnaşıyor..
Mutfağa su içmeye gidiyorum, ayaklarımın altında geziniyor, hep onunla ilgilenmemi istiyor..
Bende sevgiden bol başka birşey yok zaten.. Fazlasıyla sunuyorum sıcacık şevkatimi.. Onu sevmeyi seviyorum..
Sevmeyi seviyorum ben bunu anladım. Seveceğim olsun yeter bana, bağlanırım hemen zaten. Yeter ki o da sevilmeyi sevsin..
Şimdi uyuyor, bilmiyorum ışıktan rahatsız olur mu, açmadım o yüzden karanlıkta yazıyorum bu yazımı..
O benimle ilgileniyor, ben onunla..
En mutsuz anımda yanımda olacağını gösteriyor sanki..
Gelişi öyle anlamlı bir güne rastladı ki aslında.. Ben insanların güvenilir, kedilerin nankör olduğunu sanarken tam tersi olduğunu gösterdi.. Sevgim daha da çok arttı ona..
Yalçın’ımın dediği gibi;
Kediler nankör mü? Hah! O İbrahim Tatlıses’in ipneliği..
Artık bir pati ve bir el sallanıyor olacak yazılarımın ardından, yalnız değilim
Mutlulukla kalın..

Son cıvıldamalar