Kitaplar

15 TL’ye bir hayat…

Bugün biraz vaktim vardı ve çok bunalmıştım. Taksim’de bir sahaf ve dışarıya astığı afişler ilişti gözüme. Epey zamandır aradığım Albert Einstein posterine bakıyordum, içeri girip sorayım dedim. Ellerinde sadece eski türk filmlerinin afişleri varmış :(

O kadar çok kitabı görünce heyecan sardı birden içimi. Dedim ki satıcıya sizde Mevlana ile ilgili bir kitap var mı? Mesnevi gibi bişey mi dedi? Olabilir ama günümüz türkçesinde birşey olması lazım dedim.

2009 basımı harika ciltli hukuk kitapları kadar kalın Mesnevi’yi çıkarttı ve masaya koydu.

O ana kadar masaya dikkat etmediğimi farkettim. Masada sadece iki kitap vardı. Biri Mesnevi idi diğeri ise Paulo Coelho’nun daha önce okumuş olduğum kitabı Simyacı… Suskun kaldım baktım o iki kitaba öylece. Yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu, vay be dedim, kaçsamda geliyor birşeyler peşimden… Toparladım kendimi, artık işaret olarak yorumlanacak bir durum yok zaten, sadece tebessüm için karşıma çıkmış iki kitap dedim.

Sonra kitapçıyla kıyasıya bir pazarlığa giriştim. Pazarlıksız kitap alınmaz, alınsa o kitap bereketli olmaz :D Adama o kadar şirin, o kadar sempatik, o kadar spastik :P yok yok spastik değil :P her neyse işte çok cana yakın davrandım :) Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesinden, dışarıda satılan tebrik kartlarının neden bu kadar pahalı oluşuna kadar epeyce konuştum. :) Herşey kitap içindi :P

Vazgeçmiş gibi yaptım, raflar arasında gezindim, elimi cebime attım çıkarttım, aldım kitabı elime sertçe bıraktım, bilgiye ne kadar aç olduğumu belirttim, doğum günümün geldiğini ve hediye olarak indirim yapabileceğini söyledim filan derken, psikolojik savaşı ben kazandım ve ve veeeee o koskoca kitabı 15 TL’ye aldım :) Hemde sıfır :D

Kafamda Mesnevi’yi okumak yoktu, ben sadece eski yıllarda acaba Mevlana nasıl yorumlanmış diye merak ediyordum, bu çıktı karşıma ve almamak ahmaklık olur diye düşündüm, çünkü elinde bundan başka kitap yoktu, bu sondu :) Prof. Dr. Adnan KARAİSMAİLOĞLU tarafından türkçeye çevrilmiş ve kağıt kalitesi de çok çok iyi. İleride bir büyük bir kitaplığım olursa şayet bu kitabın eksikliğini hissedeceğimi düşündüm. :)

Hadi bakalım 1 senede ancak bitiririm bunu, ama fosforlu kalemle işaretleyerek okuyacağım, irdelemelik bir kitap olacak benim için. Çok çok derin şeyler bulacağıma eminim. Hele ki şu sabıra ve iyi ahlaka ihtiyacım olduğu zamanlarda ilaç olacak bana :)

Kalın sağlıcakla.

Sen Şimdi Gidecen ya Cehennem’in Dibine Git

Wauwww gençlik bakın acayip bir kitaba başlıyorum :D Kitabın adı başka yerlerde duyabileceğiniz gibi birşey değil…

Sen Şimdi Gidecen ya Cehennem’in Dibine Git
…ben bağrıma taş basarım

Günümüzün boktan aşklarını tiye alan, aşkın gerçekteki zararlarını, efenime söyleyeyim insan bünyesine ettiği acımasız vahşeti filan anlatıyor.. Sevdim ben bunu :P

Aşk/Evlilik/Ayrılık olayını farklı bir bakış açısıyla yazmış, okumazsam ayıp olur :D

Yazarı

Sadece Aptallar Sekiz Saat Uyur

Yerim Seni ÖSS

Sadece Başbakan Okusun

gibi kitaplarından zaten tanıyoruz. Kendine dünyanın en akıllı adamıyım diyecek kadar özgüvene sahip, ki bu aslında güzel birşey Erdal Demirkıran’dan bahsediyoruz. Espirili bir dille yazdığı kitabı çarçabuk okuyacağıma eminim :) Bittiğinde size afilli bir kritik yapacağım çünkü çok meraklandım. Ayrıca hediyesi olan bağır taşı yerine kitabımı basarım ben bağrıma o daha bi güzel :)

Bakın kitabın arkasında ne yazıyor..

Sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle…
Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa,
git dağ del, su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın!

Ne denebilir ki? Okuyup göreceğiz :D

Bir Çift Yürek

Okudum, bitirdim, beğendim ve yazmalıyım dedim. :)

Elif Şafak – Aşk kitabı bildiğiniz üzere tozlu rafların arasında yıllar sonra açılıp devam edilebilecek şekilde duruyor. Evet ben bir Mevlana yada Şems değilim fakat benzer görüşleri o kitabı okumasam da ve Mevlana’yı etraflıca tanımıyor olsamda bünyemde barındırıyordum. Tamamen olmasa da ön yargılarımdan yoksun ve insanları seven bir hayat sürüyordum. Onları tanımak sadece böyle bir görüşe sahip olduğumun farkına varmamı sağladı. Kaldı ki ben o kitabı bitirmedim, belki devamı daha farklı seyredebilir :) Asılı kalmış bir yorum olarak nitelendirilebilir :)

Yeni bitirdiğim Bir Çift Yürek kitabı ise tamamen ön yargılarımdan arınmama sebebiyet verdi. Kitap Amerika’lı bir doktorun araştırma için Avustralya’ya ziyaretini ve dışlanmış yerlilerin yani Aborjinlerin hayatlarına müdahil olmasını anlatıyor. Aborjinler tıpkı Amerika’daki kızılderililer gibi bölgenin asıl sahipleri ve medeni insanlar tarafından dışlanmış, yaşamın dışına itilmiş bir topluluk.

Kitap’taki kahramanımız Aborjinlere iş olanağı sağlıyor, bu işte çok başarılı oluyor ve Aborjinlere fırsat verildiğinde gerçekten iyi işler yapabileceklerini ortaya çıkarıyor. Buna müteakiben de bir Aborjin kabilesi tarafından kutlamaya çağırılıyor. Özel bir şöförle kaldığı otelden alınıyor ve Avustralya’nın ıssız çöllerinde sadece Aborjinlerin barınabileceği, yaşam olanaklarının biz çağdaş insanlar için sıfır olduğu, yerliler içinse yaşamın tüm güzelliklerinin o kuraklıkta vukuu bulduğu bir yaşam mücadelesinin içinde buluyor kendini.

Tam 120 gün boyunca çölde yürüyüşe çıkıyorlar, tüm eşyaları yakılıyor, sadece ruhu ile bir yolculuğa çıkıyor. Ruhu derken maddi hiçbirşey kalmıyor yanında, ne saat, ne ayakkabı, ne diş fırçası, ne elbise… Sadece kendi ile yola çıkıyor.Yerliler kahramanımıza mutant diyorlar. (Mutant kelimesi sadece organizma olarak değişime uğramış anlamında kullanılmaz, kişisel ve ruhsal başkalaşımda mutant kelimesi için uygundur diye düşünüyorum ve mutant kahramanın sürecini çok iyi tanımlayan bir kelime…)

Kitaba dönecek olursak;

Bize göre olanaksızlıkların, kabile halkı için gerçekte ne denli büyük bir nimet olduğunu öğreniyor. Yeni bir yaşama müdahil oluyor, çağdaş dünyanın tüm pisliklerinden, dalaverelerinden, çıkarcılıklarından uzak sadece gerçek insanların yaşadığı bir hayat bu…

Avustralya’ daki medeni insanların onlar hakkında çıkardığı, bilgisiz, cahil, geri kafalı, insan eti yiyen yamyam uydurmalarının aslında ne denli gerçek dışı olduğunu öğrenen bir doktorun, okuma yazma bilmeyen ve medeniyet dışı gibi gözüken fakat asıl medeni olan kim diye insanı sorgulamaya iten kişilerden karşılıklı fikir alışverişlerini ve kendiyle iç hesaplaşmasını anlatıyor bu kitap…

Sevdim, okurken düşündüm de benimde bu tarz ön yargılarım varmış esasen. Olmaması gerektiğinin farkına vardım. Ne olursa olsun hiçbirşey göründüğü gibi değildir diyebildim. Sadece tek bir cümleyi bile hayatıma katabilen bir kitap benim için iyi bir kitaptır. Bu yüzden sevdim işte… Bir bakış açısı kazandırabildiği için.

Kitapta çok ilginç olaylarda var aslında :) Örneği bayanların başlarına aylık olarak gelen fizyolojik durum varya, hani tiksinç bulunan :) İşte o olay aslında Aborjinler tarafında bir ilaç olarak kullanılıyor ve yaraların iyileşmesine yardımcı oluyormuş :) Çok ilginç geldi bana.

Vaktiniz olursa bence okumalısınız bu kitabı.

Önyargılarınızdan tamamen sıyrılmanız dileğiyle…

Kitaplara sarılmak…

Yeni bir kitaba başlamaya karar verdim. Vakit çok geçti ve Kavak Yelleri bile bitmişti. Anne kalk, anne kaaalk lütfennn kardeşimin okuduğu kitaplar nerdee hadi çabuk bulalım onları diye yalvarmaya başladım :)

Gece vakti önüme onlarca kitap yığıldı benim gözlerim ise faltaşı gibi açıldı :D Nasıl sevindim anlatamam size, gece vakti bulunabilecek en güzel şeylerdi bence. Hemen dizdim kitapları masanın üzerine, bunları okudum, bunları okumam, bunları okumalıyım, bunlar ilk okuyacağım kitaplar diye 4 ayrı grup oluşturdum. ^^

Okumam gereken ve önümde tepeleme duran kitaplar şunlar..

  • Dostoyevski – Suç ve Ceza (Evet biliyorum büyük bir utanç ama okumadım :S)
  • Marlo Morgan – Bir Çift Yürek (Yorumlarda Bu hafta sonu okuyun ve Pazartesi yeni bir hayata başlayın yazıyordu :) )
  • Tuna Kiremitçi – Yolda Üç Kişi (Belkide yerinde olmak istediğim birkaç kişiden biri Tuna Kiremitçi :) Okumam gerekli diye düşündüm)
  • Orhan Kural – Uzaklar Çağırınca (Bir gezi kitabı, eğlenerek ve sıkılmadan okuyacağıma eminim ^^)
  • Orhan Kural – Köşe Bucak Dünya (Gezme’ görmektir, anlamaktır, bilinmeyene yolculuktur, yeniden doğmak, nefes almaktır. ‘Gezme’ coşkudur, bir yaşam biçimidir, bir çağrıdır, özgürlüğe bir davettir. Dünyayı içinize sığdırmak, yeniliklere yelken açmaktır. Yaşama katlanmak, farklı olmaktır)
  • Türk Edebiyatı’ndan Seçme Öyküler (Vakit geçirmek ve hayal gücümü canlandırmak için güzel olabilir!)
  • Esther & Jerry Hicks – Çekim Yasası (Kişisel gelişim ve ruhsal tatmin için iyi bir kitap, ihtiyacım olan şeydi sanırım.)

Kitaplar arasında sıralama yapmadım ama en çok ihtiyacım olandan başladım. Bana mutlu olmayı vaad eden kitaptan. Çekim Yasası’nı okudum dün gece. Sabaha doğru bitmişti. Kitapta yazanları deneyeceğim. İsteklerimize ulaşmak için yapabileceğimiz en doğru şey onu gerçekten istemek. Mutlu olmayı istiyorum, ideallerime ulaşmak istiyorum, güzel bir yaşam istiyorum ve bunu gerçekten ama gerçekten istiyorum. Kitabı tekrar okuyacağım, denemekte fayda var. Belki meditasyon yapmam ama diğer kaideleri uygulayacağım.

Kitap okumak yalnız kalmanın en zararsız hali bana göre. Kimseyi rahatsız etmeden, sessizce ve derinden. Üstelik başkalarının canını sıkmadan ve vaktini çalmadan kendi çözümünüde bulabilme ihtimalin var. En iyisi kitaplara sarılmak. En doğru olan bu..

Benim sayemde annemde eline kitap aldı gece gece okuma partisi düzenledik diyebilirim :) Bide babam kitap okumaya alışsa harika bir aile olacağız :P

Hepinize mutluluklar, mutluğunuzun yanında olun…