Kim mişim ben?
İnsanlar değişirler, bende değişim gösterdiğime inanıyorum ve bu yüzden daha önceki yazıların pek anlamlı olmadığına kanaat getirdim, şimdiki beni tanıtmak istedim size
Efendim genel bilgiler olarak 1987 yılında ilk doğan bebeklerden biriyim. Özelim,farklıyım, daha doğar doğmaz koymuşum farkımı ortaya
Eğitim
Öyle akademik bir geçmişim olmadığı için sizlere filanca üniversiteyi bitirdikten sonra şurada master yaptım filan diyemeyeceğim. Bildiğiniz Ticaret Meslek Lisesi’ni bitirdim, öyle bir bitirdim ki lanet ettim okuduğuma. Ve muhasebeye olan kinim git gide büyüdü ben bu işi yapmayacağım dedim kendi kendime. Yalancılıktan, devleti dolandırmaktan başka birşey değildi çünkü benim için muhasebe…
İlgimi en çok çeken şeyin peşinden gitmeliydim, konuyu aileme açtım ve Yazılım Mühendisliği eğitimi almak istediğimi söyledim. Doğru bir karar verdiğimi düşündüler ve yaklaşık 2 yıl Visual Studio platformunda yazılım geliştirme, ingilizce, Sql Server vs. eğitimi aldım, projeler geliştirdim, kendimi de geliştirdim velhasıl kelam Microsoft Certified Professional ünvanını da gencecik yaşımda alıverdim
Unutmadan yaşım 17 idi.
Sektörün mekteplisi değil alaylısı oldum, alay konusu olmadım ama, çok çalıştım, gecemi gündüzüme kattım, 6 ay boyunca güneş yüzü görmeden evden bakkala dahi çıkmadan ders çalıştım. Çabalarımın karşılığını aldım mı? Elbette hayır, Türkiye’de yaşıyoruz unutmayın!
İş
Gencecik yaşımda, daha neyin ne olduğunu bile bilmeden o kadar büyük ve kurumsal bir firmada çalışmaya başladım ki, hayatım bir anda değişmişti. Havalara girmiş, artık hayatımın amerikan filmlerindeki gibi first class tarzda ilerleyeceğini sanmıştım
Yine hatırlatayım hayatımdaki en sevdiğim yaş olan 17′imde çalışıyordum bu firmada, derken benim de istemediğim nedenlerden dolayı ayrıldım. Firma adı mı neydi? Turkcell :S
Oradan ayrıldıktan sonra kendimi geliştirmek ve artık öğrendiklerimi pratiğe dökmek için bir Devlet Hastanesi’nde Bilgi İşlem Sorumlusu olarak işe başladım. Hastanedeki yüzlerce bilgisayarın A’dan Z’ye tüm bakımlarını ve yönetimini sağladım. Tüm sistem bir otomasyon dahilinde stabil bir şekilde çalışmaya başlamıştı, Hastane için geliştirmiş olduğum Intranet Servisi ve diğer yazdığım programları da orada bırakarak vatani görevimi yapmak için elveda dedim güzel dostlukların kurulduğu ve hiç unutamayacağım Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne…
Askerlik
Bilecik 2. Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanlığı’nda 1 aylık acemi birliği eğitimimi aldıktan sonra, usta birliği olarak Tokat Jandarma Komando Tabur Komutanlığı’na düşmüştüm. Bilecik’te başımda duran bordo mavili neftesi bulunan kepimden sonra Tokat’ta taktığım Mavi Bere farklı duygulara kapılmama neden olmuştu.
Rambo gibi birşey olacağımı sanıyordum
Fakat öyle birşey olmadı
Askerliğim boyunca sürekli bilgisayarlarla haşır neşirdim, komutanların bilgisayarlarını tamir etmek, hanımefendi toplantıları için mezdeke müzikleri tedarik etmek ve onları DJ’lik yapmak görevlerim arasındaydı. Sanırım 5-6 kez bulaşık yıkadım, bir o kadar da çim yoldum, geri kalanı ise gırgır ve şamataydı. Anlayacağınız çok rahat askerlik yaptım. Yalnızca bir kez dağa çıktım, onda da tüm bölük benim dağdan aşağı inmemi bekledi buz gibi hava ve bele kadar gelen kar içerisinde
Tabi kendimi yüksek bir yerden karların içine salıvererek yönümü tayin ettim, yaklaşık 1 saat içerisinde birliğime ve çok sevdiğim arkadaşlarıma kavuştum
Karakteristik ve artistik özellikler
Eğlenceli bir insanım, hayır kusura bakmayın mütevazı olmayacağım çünkü gerçekten eğlenceli biriyim
Yaşamayı çok seviyorum, acısını tatlısını herşeyini seviyorum. Nefes alabildiği için hergün şükreden birinin yazılarını okuyorsunuz bu sitede. Bazen karamsarlığa düşsem de içimdeki o hayata aşık küçük çocuk yol gösterir bana…
Duygusal biriyim, evet duygusalım, genelde odun denir bana ama anlamam bunu
kendimi duygusal olduğuma öyle bir inandırmışım ki kabul edemem bu yakıştırmayı
Aşık olmaktan korkarım, olursam dağıtırım, herşey ve heryer yıkılır gözümde, tek bir yere bakabilirim sadece, sanırım bu bir hastalık, o yüzden aşık olmak kötü birşeydir benim için, belkide hayatta korkarak söyleyebildiğim tek söz “AŞK” tır… Utanırım söyleyemem
Oğlak burcuyum, inatçıyım, kafama takılan şey er yada geç olmalı, oldurulmalıdır. Kolay vazgeçmem…
Yakınlarda okuduğum bir kitaptan dolayı içim manevi huzurla dolu olduğundan insanlarla tartışmaktan ve kalp kırmaktan kaçınırım. Hümanizm’i kendime yol edinmişimdir. Mevlana ve Şems önde ben arkalarında yürürüm, ruhumla gezeriz dört bir yanı ilim irfan öğrenmek adına…
Hobiler
Şimdi desem ki Tenis, Eskrim filan inanmayacaksınız biliyorum, evet öyle çok entellektüel hobilerim yok…
Her insanın birşeylere yeteneğinin olduğuna inanmışımdır hep. Yani küçükken izlediğimiz çizgi filmlerde olur ya biri uçabilir, biri demiri bükebilecek güce sahiptir, diğeri su fışkırtır bileklerinden filan. Aynen öyle. Herkes birşeyleri bir başkasından daha iyi yapar, yani yapıyordur heralde, belkide kesin öyledir
ne bileyim ben…
İşte bende fark ettim ki benimde bir yeteneğim var, ben yazı yazabiliyorum. Süper yazmıyorum ama duygularımı en iyi şekilde ifade edebiliyorum, bu yüzden yazmak benim için bir hobi ve şu an okuduğunuz blog da hobilerim arasında
Bir diğer hobim, Fotoğrafçılık…
Uzunca zamandır dijital fotoğraf makinesine sahiptim, makro çekim yapmaktan hoşlanırdım fakat öyle güzel insanlarla tanıştım ki, fotoğrafçılığın bir sanat olduğunu öğrendim sayelerinde. Anlam veremezdim o çok pahalı DSLR makinelere para veren insanlara fakat şimdilerde deli gibi DSLR fotoğraf makinası ihtiyacı çekmekteyim
Fotoğraf çekmek mutlu ediyor beni, gerçekten yüzümde bir tebessüm oluşuyor, hafıza kartımı bilgisayarıma yüklediğimde çektiğim fotoğraflara bakınca çok daha mutlu oluyorum. Onları paylaşım sitelerine yükleyip güzel yorumlar aldığımda ise havalara uçuyor, oturduğum yerden çok yükseklere çıkıyorum
Anlayacağınız fotoğrafçılığa tutkulu biri oldum çıktım
Kitap okumak ise vazgeçilmezdir benim için.
Hâlâ hayalini kurduğum o koskocaman kitaplığa sahip olamasam da odamın hatta evin dört bir yanından fışkıran kitapları gururlar sizlere anlatabilirim. Onlar benim için o kadar değerliler ki, yaşamım boyunca okuduğum tüm kitapları saklayacağım ve torunlarıma kadar ulaştıracağım. Kitap okumak kafamı toparlamak için harika bir hobi benim için.. Aslında kitabı okuyan ben değilmişim de, beni okuyan kitaplarmış gibi hissederim. Okuturum kendimi kitaplara ve bulurum yavaş yavaş özümü.
Kısacık hayatta öğrenilecek sınırsız bilgi varken, nasıl oturup boş boş bekleyebiliriz ki? Aşığım kitaplara…
Bir diğer hobim, Senaryo yazmak..
Tabi amatör olarak
Kafamda kurguladığım hikayaleri, kağıda dökmek de sevdiğim bir uğraş haline geliyor yavaş yavaş… Henüz çok yeni olsamda sevdim bu işi ve vazgeçeceğimi pek sanmıyorum
Son olarak…
Böyle bir insanım, blogumda okuyucu değil, arkadaş isterim her zaman için. Öyle güzel dostluklar kurdum ki şuan okuduğunuz blog sayesinde, sizleride tanımak, dost olmak şuana kadar yazdıklarımdan çok daha mutlu edecektir beni buna emin olun…
Okuduklarınıza küçücük de olsa bir yorum bırakırsanız eğer, dünyalar benim olacak a sevgili dostlar…
Kendinize iyi bakın, ben hep buralarda aklıma geleni söylemeye devam edeceğim…


16 Ocak 2010 - 16:20
warolcum şöööyle bi göz attım kısıtlı zamanımdan ötürü. hızlı hızlı özet şeklinde geçerken "Henüz gönderilmiş bir yorum yok. İlk siz olun!" son olarak görünce kısıtlı olan zamanımdan bir parça daha ayırmak istedim bu yorum için
çok güzel olmuş kendini çok iyi bir şekilde ifade etmişsin başarılarının devamını dileyerek buradan ayrılıyorum.
17 Ocak 2010 - 14:08
Canım kardeşim benim, teşekkür ederim yorumundan ötürü
Bir ara görüşsek ne güzel olur
Özledim nan!!!
29 Ocak 2010 - 13:38
Ama gerçekten senin büyük bi hobinmiş yazmak. Okurken nefes almayı unutmuşum.
Usanmadan yazmak güzel, herkes beceremez bunu.
Kısaca feyste yaptığım gibi (y) .
29 Ocak 2010 - 17:15
Ahh Teşekkür ederim, vakit ayırıp okuduğunuz için.
Feys olayını anlayamadım ama :S (Y) ne olaki
Kusura bakma lütfen cahilliğime veriver
30 Ocak 2010 - 02:39
Estafurllah.
Face te Beğenmek butonu vardır .
Burda olmasını isterdim. Yazını beğendim kısaca