Yalçın’a
Aslında çok farklı birşey yazmak için oturdum bilgisayarın başına, gördüm ki blogumuzun değerli yazarı Yalçın Çamuroğlu içini dökmüş, duygularını yazarak ölümsüzleştirmiş. Okudum ve tebrik ettim onu.
Yazabilmek güzel şey, duygularını ifade edebilmek ise harika!
Değerli dostum bu yazım senin için, nacizane düşüncelerimi paylaşmak istedim yanlış anlamazsan eğer…
Kalpler kırılır Yalçın’ım… Kırılmak zorunda, yaşamak zorundayız bunu, yanlışları yaşamadan doğruları nasıl bulabiliriz ki?
Şuna inanmanı istiyorum, bu dünya bir denge üzerine kurulu… Hepimiz eşit doğuyorsak dünyaya geldiğimizde, hepimiz ağlıyorsak, hepimiz acıkıyorsak inan bana buradan giderken de hepimiz eşit olacağız.
Çok mu üzülüyoruz, çok mu efkarlıyız, peki nereye kadar gidecek sence? Sonsuza kadar mı? Tabiki değil… Denge dedim ya, acı çekiyorsak eğer güleceğiz de… Acı çektiğin kadar güleceksin Yalçın’ım… Unutma bunu denge var, evet bu gerçekten var.
Umutsuzluk sarılacağın son şey olsun, hep umudun olsun, imkansız olsa da bir umut besle içinde, büyüt onu… Gün gelir güzellikler bulur seni Yalçın’ım…
Bulacağın insan Mevlana’nın Şems’î gibi olacak emin ol. Mevlana’yı bir düşünsene hayatta herşeyi varken, evi, barkı, eşi,çocukları, müridleri, öğrencileri, saygınlığı, yüceliği… Herşeye sahipti Mevlana…
Daha ne arayabilirdi ki?
Öyle değil işte Yalçın’îm… Gönül dostu eksikti. Gönlünün eşini arıyordu o…
Hepimiz arıyoruz aslında onu. Herkes konuşmadan da anlaşabileceği, yıllarca sanki onun için varolduğunu düşündüğü kişiyi bekliyor. Kimileri gözünün önündekileri göremiyor, kimisi uzaklarda bekliyor, kimisi buldu ve kaybetmek için çabalıyor, kimisi sonsuzluk seviyesinde bağlı ve kıymetini gerçekten biliyor…
Şems Yalçın’ım… Mevlana’yı imkanların en zor halinde bulan Şems… Onun için ölümü göze alan Şems… Görmedikleri halde birbirlerini bekledikleri, birbirlerini aradıkları duygu bu işte.. Bunun adı aslında Aşk… Yoksa seni seviyorumlar, sensiz yaşayamamlar, kalp ritimlerinde hızlanmalar, el ele tutuşup sonsuzluk hakkında hayallere dalmalar, aynı yatakta kirletmeler hayatı… Bu değil aşk Yalçın’ım… Aşk senin için varolanı görebilmektir.
Kandırmadır bize aşk diye öğretilen şey aslında. Aşk Mevlana ile Şems’tir. Aşk hayatın boyunca beklediğindir. Bulduğundur, veya bekleyip bulacağındır.
Gerçek aşk senide bulacak bir gün emin ol… Bırak bu çocuk oyunlarını sende, üzme kendini, denedin ve gördün ki o değilmiş… Üzülecek hiçbirşey yok ortada.
Sen inancını yitirme, biliyorum hayata benden daha sıkı sarılanlardansın, bu yazdıklarımın sana bir faydası olur mu onuda bilemiyorum ama senden bir dost olarak tek isteğim umudunu yitirme…
Sahteleri değil, gerçeği bekle… Sahtelere gül geç, çünkü onlar o kadar acizler ki, o kadar körler ki, senin gibi birinin değerini bilemeyecek kadar aptallar… Şehvetlerine ve egolarına düşkünlüğünden önlerini göremiyorlar…
Bekle Yalçın’ım bulacak seni Şems, umudunu yitirme…
Sen iyisin, sen temizsin, göreceksin bak terazi en tepeye çıkacak… Denge elbet yerini bulacak…
Kal sağlıcakla canım dostum…
