Unutmuyorum en fazla 5-6 yaşlarındaydım, benden yaşça büyük ali rıza diye bi çocuk vardı. O kadar büyükki şimdi bile abi diyorum :) Kabul etmek gerekirse ben ondan dayak yemiştim ve ağlıyordum. Ne olduğunu anlamadan paytak paytak yürüyerek gelen kardeşim o çocuğun kafasına kocaman bir taş atmıştı ve yine paytak paytak kaçıyordu :) Sonra gelip çocuğun annesine hatce teyze hatce teyze ben ali yıza’ nın kafasını yaydııım diye hava atıyordu çocuk aklıyla :D

İlkokulu aynı okulda okumuştuk onunla, her beslenme saatinde sanki benim ablammış, annemiş gibi yanıma gelir sırama örtümü serer, yiyeceklerimi çıkarır sonra giderdi :(  

Benden önce öğrenmişti evimizin telefon numarasını ve adresimizi. Üstelik aramızda iki yaş vardı. Utanıp bende ezberlemiştim. :)

Aynı oda da yatardık, gündüz harçlıklarımızı birleştirir çaktırmadan bakkala gider bir sürü abur cubur alırdık. Sonra gece herkes yatınca yerdik çok eğlenceli olurdu bizim için. Ben bildiğim tüm şarkıları ona öğretirdim o da öğrendiklerini bana. Gece vakti bağıra çağıra şarkı söylerdik çocuk aklı işte :)

Zaman geçti aradan, artık büyümeye başlıyorduk bu yaşlarda da birbirimizi çekememezlik olurdu, ben istemezdim o yanımda olsun, benimle gezsin dolaşsın. O ayrı olacaktı ben ayrı olacaktım, hem giydiği şeyler hep benim kontrolümden geçmeliydi malum İstanbul’ da yaşıyorduk herşey olabilirdi. O bana inat giderdi ben ona :)

Odalarımız ayrıydı artık fakat gıcıklaşıyorduk birbirimize. Benim odama sakladığım gizli şeyleri bulur hep tehdit ederdi söyliimmi söyliimmi diye :) Söylersen söyle leynnn derdim erkeklik yaparmış gibi gözükerek aslında tırsarak :) İnanırdı. Her zaman ben bağırdığımda susardı. O bağırsa ben yine bağırırdım o yine susardı. 

O yaşlarımızda ne kadar zıt gitsekte hiç kıyamazdık birbirimize. Canım giderdi ona bişey olacak diye. İçim içimi yerdi okulda biri bişey diyecek diye. Herşeyimdi o benim. Hep arkamda olduğunu, yalnız olmadığımı hissettiren en büyük dostumdu. 

O lanet olasıca abilik hissi var ya işte. Yüz göz olmamak için hep bir mesafe koyardım aramıza. Sevdiğimi belli etmezdim asla. Birşey olsa anneme sorardım neyi var diye. Ona sormazdım şımarmasın diye nekadar saçma bişeymiş şimdi anlıyorum :(  

Kız arkadaşımla ailesi görüştürmüyordu bizi ve kardeşim onun arkadaşıymış gibi evlerine gidip bana haberler getiriyordu. Cesarete bakarmısınız? Kim yapar bunu :( kimse yapmaz. Dedim ya hep yanımdaydı. Herşeyimde vardı. 

Ona bir abi olarak en büyük nasihatımdi okumak. Her şeyi oku, ne bulursan oku, kendini yetiştir, gereksiz bilgi yoktur herşeyi öğren diye. Hep onu gaza getirici bir konu açar ve bilgisiz olduğunu yüzüne vurur sonra onu hırslandırırdım. Hırsından ağlardı hep. Onu ağlatmak için çabalardım saçmaca bir zevkle fakat ağlayınca bende dayanamazdım :(  

Bilmiyorum şimdi nasıl dayanıcam onun olmamasına… Artık çok daha yalnız kalıcam. bir yarım gidecek bilmediğim bir şehire :( Tüm şehir ağlayacak sen gidiyorsun diye biliyorsun değilmi canım kardeşim :( Cumartesi günü yola çıkıyor ve 4 yıllık bir ayrılık başlıyor. Hayatta en nefret ettiğim şey olan ayrılık bu sefer canımı, kanımı, kardeşimi alıyor :(


İlginizi çekebilir mi acaba?