Güzel bir gün… by Yalçın
Evde pes2010 oynamaktan parmaklarınım arasında bile ağrı hissediyordum ama tek düşüncem zafere karşı alacağım Berezilya-Sudi Arabistan maçında Yasser Al Qahtani ile atacağım rövaşata golü. Başka planım yoktu sanki hayatta, sadece o an için dünyaya gelmiş ve yaratılış sebebim oymuşcasına joystiğe basıyordum her ne kadar taktiğim 9-1-1 olsada Yasser Al Qahtani’nin bacakları ceylan bacağı gibiydi çalım üstüne çalım atıyordu. Rakip hazmedemiyordu böylesine çalımları haliyle Yasser Al Qahtani’nin yediği tekmeler ilerleyen dakikalarda Berezilya’ya kart olarak geri dönüyordu. Maçın kopma noktası El bekiri uzun bir degajla çıkardı topu Yasser Al Qahtani göğüs kontrol ve topu hafif yukarı doğru sektirmesiyle yarım vole bir vuruş…
Zafer kafama vurdu ve devam etti “Kalk iyice amele olduk burada, 2 gündür oyun oynuyoruz biraz hava alalım” Zaferden şimdiye kadar hiç bu kadar bilgece sözler duymamıştım. Duygulandım. Onaylarmışcasına kafamı bir aşağı bir yukarı sonra tekrar aşağıya salladım doğru söylüyorsun dedim oda şaşırdı nasıl böyle konuşabildiğine üstümüze bir şeyler giydik odanın kapısını açtık içerden gelen ışık huzmeleri gözümüzü kamaştırdı içeriden gelen oksijen birden ciğerlerimize doluvermişti. 2 gündür gün ışığı görmemiş gözlerimiz afalladı açılmakta birazda tereddüt etti. Zaferi tuttum kolundan “Ben vazgeçtim çıkmaktan gel son bi maç yapalım dedim” Oda onaylarmışcasına kafasını bir aşağı bir yukarı sonra anlamadığım şekilde tekrar yukarı salladı sanırım o söylediği bilgiçlik taslayan sözlerinden sonra geri dönerse kafasındaki hunuyi tekrar takması gerektiğini hatırladı. Ve her şeyi bitiren sözleri söyledi.
-Bu gün bu odadan çıkacağız !
-Peki ama nereye gideceğiz
-Bilmiyorum gideriz işte
-Peki ama son maç ?
-Bilmiyorum onuda
-?!?!?!
Dışarı çıktık Zafer, kara kaplı telefonundan rastgele numaraları aramaya başladı bende yanında duruyor bilge gibi görünen arkadaşım sayesinde çevreye hava atıyordum. Sonra bana “Kızlar var bizi çağırıyo dedi” geldim. Daha önceki yaşadığımız olaylar birden gözümün önüne bir film şeridi gibi geldi biran duraksadım,
-Ben evde bir şey unuttum hemen alıp gelirim sana yetişirim
-Yürü ya bu sefer göreceksin bunlar farklı
-%+&)^+%’^+’^
Oturduk salaş bir Starbucksa ben bir expresso söyledim aklıma başka bir şey gelmedi. O’nunda aklına bir şey gelmemiş olacakki sen ne içersen bende onu içerim dedi. Beraberce oturduk expressolarımızı yudumlarken avının zayıf anını bekleyen aslanlar gibi pusuya yatmıştık. Uzun müddet hiç konuşmadan expressolarımızı içtik. Yan masalar tek tek dolup boşalıyordu ama bizim expressolarımızın bitmiş olmasına rağmen son fırt’ı çekmiyor masadan kalkmak istemeyen müşteri izlenimi veriyorduk. İçimden bir ses bu seferde gelmeyeceklerini söylüyor ama bunu Zaferin idrak kapasitesine indirip nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Zaferin dudakları aralandı bir şeyler söylecek gibi oldu sonra sustu madem ağzımı açtım bari son yudum expressomu içeyim diye düşünmüş olacak ki son yudumu çekti ve o esnada sert bir şekilde masadan kalkmanın gerektiğini belirtirmişcesine sola doğru kaşlarımı kullanarak iki kere bir kafa işareti yaptım. Oda yorum yapmadı haklı olduğumu ve işaretin gerçekten yerinde kullandılğını onaylayan bir tavır takındı zaten kızların asla gelmeyeceği aşikârdı.. 1 Saate yakın oturduğumuz koltuk kalçalarımza teflon tavaya çevirmişti, zorlandık biraz kalkarken.. Sonuç olarak kızlar yine gelmemiş yine hesapı biz ödemek zorunda kalmıştık
Evin yoluna gidiyorduk neden gittiğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yoktu, yine hiç konuşmadık. Kapıyı açtık joystiğin start tuşuna basmamla Yasser Al Qahtani’nin yarım Volesi gole dönüştü. Zafer günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapmak üzere dudaklarını araladı ama benim Guiza gibi okçu hareketiyle sevinç gösterimi bölmek istemedi ikimizde sustuk öylece…
