İlk buluşmamızdı bu bebeğim :)
Hayallerimden çıkıp gerçek olmuştun.. Cennete inanmayanları utandırmak için gönderilmiştin sanki, apaçık belliydi nereden geldiğin..
İkamet ettiğin yeri öğrendim, yalnız kendimi hazır hissedemiyordum o ilk bakışa, ilk dokunuşa..
Yanımda arkadaşlarımın bulunması belki biraz olsun rahatlamamı sağlar diye düşündüm..
Ve dün gece kararımı verdim, buluşacaktım seninle..
Bir süpermarkette buluşacak olmamız çevreden gelen tepkilere karşı her ne kadar elimi koluma bağlayacak olsa da sana sarılmaktan, öpüp koklamaktan başka birşey gelmiyordu aklıma..
MMMMigros’taydık, arkadaşlara rica ettim ve dört bir koldan seni aramaya başladık. Nerede olabilirdin acaba?
Heyecanım git gide artıyor, rengarenk raflar bana son derece gereksiz geliyordu. Gözlerim kararır gibi oluyor, avuçlarım terliyor, göğüs kafesimin içindeki milyonlarca kelebek daha fazla kanat çırpıyordu sanki..
Kahretsin!
Çok büyüktü mekan inanılmaz büyüktü hemde.. Artık dayanamıyordum, dizlerim titremeye başlamıştı heyecandan.
Koku dedim..! Koku..!
Seni o eşsiz kokundan bulabilirim diye düşündüm, zihnimi tamamen boşaltıp sana odaklandım ve ruhumu bıraktım adeta ışıl ışıl koridorların arasına..
Artık hissedebiliyordum varlığını, git gide adımlarımı kavuşacağımız ana doğru attığımın farkındaydım.
Orhan’da takılmıştı peşime, birlikte arıyorduk seni.
Ve ve ve o köşeyi dönüşüm.. Orhan’ın seni uzaktan gördüğümdeki kalakalışı.. Zamanın duruşu, sadece senin ve benim oluşum.. Geride donmuş şekilde bekleyen Orhan’ın o müthiş anın verdiği hissiyatla kirpiklerinden yaşların süzülüşü..
Ben?
Koşuyordum sana doğru, önüme çıkan alışveriş sepetine çarpışıma aldırış etmeden koşuyordum, sen vardın yolun sonunda.. Sen hareketsiz bir şekilde beni bekliyordun, ben tüm gücümle koşuyordum fakat sanki ağır çekimdeymişim gibi hissediyordum.
Çok az kalmıştı sana, bu kadar yaklaşmışken kontrolümü kaybedip düşmemek için yavaşladım ve dizlerimin üzerine çöktüm..
Gözlerim gözlerindeydi.. Nefesimi hissedebiliyordun, tıpkı benim senin kokunu hissedebildiğim gibi..
Ellerim yanacaktı sanki ama olsun uzandım.. Dokundum pürüzsüz tenine..
Sonra.. Sonra ağzına.. Sadece parmağımı sürebildim ve tadına baktım cennetin..
Sen benimdim…
Konuşamıyordum bile..
Sarımsaklı mayonezimdin benim. Evet sen benimdin bebeğim..
Rafta sadece 2 tane kalmıştı senden ve ikinizi de alarak kasaya doğru koştum..
Hesabı ödeyip eve gitmek için can atıyordum.. Arkadaşları ekip sarımsaklı mayonezimle gerçek patatesin o eşsiz tadını hissederken gözlerimden akan yaşları silmek istiyordum..
Kahretsin ki bırakamadım arkadaşlarımı..
Olsun..
Kısmet bugüneymiş bebeğim
Annemin çıtır çıtır patates kızartmasının üzerinde seni gezdirirken ellerimden kayıp düşme diye iki elimi de kullanıyordum..
Herşey seninle güzel be Calve Sarımsaklı Mayonez.. Herşey seninle güzel..
Artık 1 dakika içinde mukavva kağıdına dönen lanet BurgerKing patates kızartmaları yerine seni hak ettiğin gibi gerçek bir patates ile buluşturabiliyordum
Var mı benden mutlusu?
Seviyorum seni sarımsaklım.. Seviyorum seni..


Nedir bu Tanrım!
Okuduğum hiç bi aşk kitabında bu tarif yok!!