İstanbul giydi gelinliğini yine..
Bir şehri başka bir şeyle özdeşleştirmek zordur, benzetilecek çok fazla şey yoktur esasen…
İstanbul öyle mi? Öyle büyülü, öyle güzel, öyle şımarık, öyle alımlı ki… Binlerce şey var ona yakışan ama en iyi anlatan “kadın” dır, İstanbul’u…
Kimisi genç bir kıza benzetir, kimisi bir anneye, kimisi şıkır şıkır süslü bir kokanaya. Ama hep kadındır İstanbul’u simgeleyen bana göre.
Ne diyordu Sunay Akın Kız Kulesi için;
Çocuğunu asma köprüde sallayan bir annedir İstanbul ki onun içi süt dolu biberonudur kızkulesi soğusun diye suya tutulan
Güzelsin her halinle, özelsin yüreğinin içinde yaşattığın milyonlarca kişiyle..
Okan Bayülgen kendisi için en değerli olan kişiye, yani kızına senin adını vermiş düşünsene ne derece yer etmişsin gönüllerde…
Aşk yaşıyor milyonlarca insan seninle, üzmüyorsun kimseyi, idare edebiliyor, dağıtıyorsun güzelliğini herkese…
Gecen ışık dolu, gündüzün aydınlık, sonbahardaki gri tonların bile bir başka renk sanki hiçbir yerde olmayan…
Şimdi ise giydin bembeyaz gelinliğini, nispet yapıyorsun herkese, hiç yaşlanmayacaksın değil mi? Hep böyle dünyanın en güzeli olacaksın değil mi ey İstanbul? Çatlatacaksın sana özenenleri…
Yakışıyor sana İstanbul, ne giysen yakışıyor…

