Kemalizmin karın ağrısı
Şimdi var ya aklımdan geçenleri söylemem lazım diyorum da pek te iyi şeyler geçmiyor ayıp olacak sayın okuyucularıma.
Ülkemizde ADD denilen bir oluşum var bildiğiniz üzere açılımı Atatürkçü Düşünce Derneği’dir. Bir zamanlar bende üye olmaya çalışmıştım. Çünkü bende bir Atatürk hayranıyım ve benimle aynı duyguları paylaşan insanlarla fikir alışverişinde bulunabilmek, yeni şeyler öğrenmek ve aktivitelere dahil olmak amacındaydım.
Bu örgüt vakti zamanında atamızın yazdığı Nutuk adlı kitabı ücretsiz dağıtıyordu. Ne kadar ulvi bir görevdi ve bu davranışlarından ötürü bir an önce aralarında olmayı istiyordum.
ADD bünyesinde üst düzey bilge kişiler, okumuş öğrenmiş filozof denilebilecek aydınlar vardı. Yani öyle bir örgütten birazdan bahsedeceğim bir fikrin çıkması beni hayal kırıklığına uğrattı.
Bu değerli örgüt üyeleri düşünmüş taşınmışlar ve internette tesadüfen “Kemalizmin karın ağrısı” adlı bir google sites’in barındırdığı web sitesiyle karşlılaşmışlar.
Siteyi incelemedim fakat zannedersem kemalistlere ve aynı düşüncedeki insnalara hakaretler yayınlanıyordu. Şuan site kullanımda değil.
Bizim bilge kişiliklerde bu siteden rahatsız olmuşlar ve düşünün ne yapmışlar ? Google için kapatma davası açmışlar.
Arkadaşlar yanlış duymadınız Google’ ı yani elimizi ayağımızı, teknolojinin zirvesindeki o ulvi şirketi Türkiye’den çekilmesini sağlamaya çalışmışlar
Şimdi gel ve böyle bir örgüte güven, benimse, onlara dahil olmayı iste
Atatürkçülük bu mudur? Yani sizden olmayan karşıt görüşlere derhal sansür uygulanması, o seslerin yok sayılmasımıdır?
Komik bir durum. Çelişkinin dibine vurmuş bu kişiliklere gülmemek inanın imkansız.
Ben kimim ki onlara Atatürkçülüğü öğreteceğim. Fakat ben Atatürk’ün bize gösterdiği yolda, eşitliğe, özgürlüğe değer verdiğini zannediyorum. Ehh tabi siz Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri daha iyi bilirsiniz ben karışmış olmayayım işinize.
Eğer atatürkçülük bu ise ben yanlış bir ideolojiye hayran kalmışım. Yazık olmuş bana…
Ülkemizin gerilerde kalabilmesi için ellerinden geleni yapan bu geri görüşlü düşünceden yoksun, zavallı bile denemeyecek, kişiliksiz kişileri kınıyorum…
Açın artık gözünüzü dünyanın artık tek odaklandığı nokta TEKNOLOJİ ve siz gelişememesi için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz… Yazıklar olsun!!!
Atam üzgünüm… Sırf bu düşüncedeki insanlara inat bende böyle bir başlık attım, inan konunun seninle bir alakası yok… Tekrar özür diliyorum…
Başka başka şeyler de var :)
- 29 Haziran 2009 -- Tips and Tracks :) (0)
- 13 Haziran 2009 -- Haftasonusuzluk :( (0)
- 11 Eylül 2008 -- Okumayın çok saçma :) (0)
- 05 Ağustos 2010 -- Evelyn Salt ile ortak yönümüz :) (6)
- 30 Temmuz 2008 -- 101 kere maşallah :) (2)
- 21 Aralık 2008 -- Samsung i900 Omnia Hayalleri (3)
- 14 Haziran 2009 -- Sokak düğünü (0)
- 29 Ekim 2008 -- Atam Utanıyoruz… (0)
- 13 Temmuz 2009 -- Ayşe Arman çağımızın sınıf ayrımcısı… (4)
- 14 Haziran 2008 -- Tatilcix (0)
This entry was posted by Varol AKSOY on 12 Nisan 2009 at 17:42, and is filed under Kişisel. Follow any responses to this post through RSS 2.0.You can leave a response or trackback from your own site.
-
Yaa kapa çeneni. Senden öğrenecek değilim neyin ne olduğunu. Elhamdülillah müslümanım.
Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı şuan sen namazını serbestçe camide kılamazdın. Atatürk ideoloji kurmadı diyorsun sen ideloji nedemek bilmiyorsun. Atatürk’ün düşünceleri ve aldığı kararlar sayesinde bu ülke şuan ayakta.
Alimleri kesti diyorsun, Cumhuriyet’in kuruluş döneminde yetenekli yüzlerce çocuğu yurtdışında eğitim alıp ülkelerine katkı sağlamak için gönderen idealist kişi Atatürk’tür.
Dünyanın imrenerek baktığı Time dergisi tarafından Yüz Yılın Lideri ünvanını alan kişi hakkında nasıl böyle bilgisizce konuşabilirsin… Senin söylediklerin ekmek yediğin çanağa tükürmektir…
Bak Neyzen Teyfik ne demiş?
Esir iken mümkün müdür ibadet?Yatip kalkip ATATÜRK’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soguyacak bu millet
-
#3 written by non of your bussines 2 years ago
dostum o kadar yazı yazmıssın eline saglık.yazında güzel hani.bir de karsıt görüslerin sansürlenmesinden bahsetmissin eyw.10 numara olmus.ama su yaptıgın yorum,yazının degerini 0 a indirdi.ya kapa ceneni diye bi yorum olabilir mi?arkadas kendi yorumunu yazmıs sende susturmaya calısmıssın.yalnıs.düsünce özgürlügünü savunuyosan ona göre hareket etmen gerekir.
-
#4 written by hasan 2 years ago
-
#6 written by kemal 2 years ago
selamun aleyküm değerli arkadaşım
izninle abuk sabuk yorumlar yapan paşa ve onun gibi akli melekeleri işlemeyen karaktersizler için bu şiirin tamamını buraya yazmak istiyorum ki ne kadar boş yaratıklar olduklarını anlasınlarŞEREFSİZ
Ne ararsın Tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa niye türban sorarsın?Rakı, şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim!Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.İşgaldeki hali sakın unutma!
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!
Neyzen Tevfik -
#7 written by Fırat Uslu 2 years ago
bu yazıyı yazana katılıyorum.. Atatürkü nelere alet ettiler… kendi sapkınlıklarını atatürkçü adı altında sürdürmeleri zaten başlı başına ahmaklık.. yorumcularda bir düşünsün Bu ülkeyi Atatürk Değil Bütün Atalarımız bize armağan etti lider vasfı Atatürke verildi.. şimdi bu yorumlarım yüzünden ADD benide mahkemeye vericekmi? ben Atatürkü sevmiyorum demiyorumki… sadece yanlış anlatılmasından dolayı sitem liyim…
-
#8 written by paşa 2 years ago
Atatürk’ün düşünceleri ve aldığı kararlar sayesinde bu ülke şuan ayakta.
diyorsun ne yazık ki tarih bilgin okul dakiyle sınırlı kalmış zira gerçekleri bu sistemin bu okulunda öğretmezler.ben sadece sana GERÇEK TARİHİ öğren o zaman konuşabiliriz.
M.kemal a Dünyanın imrenerek bakmasının sebebi(Özellikle Avrupa)Osmanlı Devletini yıkmaya yardımcı olmasıdır.
fazla saçmalama burda gülmekden karnıma ağrılar giriyor.
Hem ne demişler “cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur.” -
Öncelikle değerli yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim.
@non of your bussines
Eğer ben o karşıt fikri susturmaya çalışsaydım veya sansür gibi bir niyetim olsaydı şuan siz bu arkadaşın yorumunu bu sitede okuyor olmazdınız. Yorumların gösterilip gösterilememsi benim kontrol panelinden tek bir tıklamama bakar. Bunu yapmadım çünkü düşüncelerini özgürce diğer insanlarla paylaşabilsin diye. Sanırım siz uslubumdan ötürü şikayetinizi bildirdiniz fakat düşünce özgürlüğü insanların karşıt görüşlere gül fırlatması değildir. Tamamen demekrotik bir platformda içimden geldiğince düşüncemi paylaştım…. İnce bir çizgi var tam olarak anlatabildim mi bilmiyorum ?
@ kemal ellerine sağlık ben tamamını eklemedim sadece onunla ilgili kısımları paylaşmayı yeterli gördüm. Teşekkür ederim değerli yorumundan ötürü…
@paşa
Evvvettt paşa kardeş şimdi gelelim sana…
Gerçek tarihten bahsetmişsin. Göreceli bir kavram oluyor gerçek tarih. Şuana kadar öğretilen tüm Atatürk karakteri bir düzmece ve sen asıl atatürk’ü ben biliyorum diyorsun. Anlatırmısın bana belgelere dayandırarak. Ne yapmış sana Mustafa kemal Atatürk…
Nereden geliyor bu kuyruk acın ?
Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı Devleti’ni yıkmaya yardımcı olmasıdır diyorsun. Çelişkinin kralını yaptığının farkında mısın ?
Osmanlı Devleti’ni asıl yıkmaya gelenlerle kıyasıya bir milli mücadele hareketini başlatan, halkı zafere inandırarak tek yürek olmasını sağlayan, aldığı askeri stratejilerle düşmanı geldiğine geleceğine pişman eden bu halktır ve bu halkın başındaki lider de Atatürk’tür. Yoksa başka birimiydi ? vahdettin mi yoksa belkide yanlış okumuş ve öğrenmişimdir anlat doğrusunu istersen….
Senin karnına gülmekten ağrılar girmiş fakat senin bu düşüncelerini okuyan (şuan sayfa gösterimi 2000′i geçti) binlerce kişinin gözlerinden yaş geldi bu kadar yobaz ve geri kafalı bir zihniyetin ülkemizde nasıl varolduğu düşüncesiyle… Keşke diyorum keşke Atatürk hiç olmasaydı da anlayabilseydin onun değerini. Fransız sömürgesindeki Cezayir’den Kenya’ dan ne farkımız olurdu o olmasaydı. ? Senin geri kafalı arkadaşların mı kurtaracaktı bu ülkeyi ?
Bana cahil demişsin? Benden daha zeki olduğunu kanıtla!!! Belge göster, ispatla savlarını, daha farklı nasıl olabilirdi anlat bakalım.
İnan yorum yapmak içimden bile gelmiyor. Eğer gerçekten anlayabilecek kapasitede olsaydın şuan sana belgelerle, dökümanlarla herşeyi anlatırdım. Bu yaştan sonra gerçi girmezdi kafana ya neyse.
Üzülüyorum sadece bu ülkede böyle kişilerin varolmasından
-
-
#12 written by Başak Sare 2 years ago
http://www.add.org.tr/ ADD Genel Merkezi bu konu ile ilgili açıklamasını yapmiştir. Lütfen önyargılı davranmayalım sadece biraz araştıralım sonra yorum yapalım.
-
Google arama motorunda “Kemalizm karın ağrısı” diye arama yapıldığında ortaya çıkan ve http://sitesigoogle.com/site/kemalizminkarinagrisi/Home adresli sitede Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’e ağza alınmayacak ve yazıya dökülemeyecek nitelikte, son derece terbiyesizce ve bir insanın kişilik haklarına zarar verici nitelikteki yazılar, derneğimizce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet edilmiştir.
Söz konusu şikayette bu sitenin yetkilileri ve sorumluları tespit edilemediğinde bu tespitin savcılıkça yapılarak ilgililer hakkında gerekli cezai kovuşturmanın yapılmasını ve bu sitenin kapatılması talep edilmiştir.
Basında yer aldığı gibi GOOGLE’un kapatılması gibi bir talep söz konusu değildir. Kamuoyunun GOOGLE’e bu kadar sahip çıkmasının yanında Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan hayasızca ve saygısızca hakaretlere aynı duyarlılığı göstermemesini de anlayamamaktayız. Şunu unutmayalım ki halen yürürlükte olan Atatürk’ü Koruma Kanunu gereği Cumhuriyet Savcılığı bu gibi durumlarda resen harekete geçme yetkisine sahiptir. Zira yürürlükte bulunan bir yasanın ihlali söz konusudur.
Şüphesiz ki ulu önderimiz Atatürk, ona karşı yapılan bu gibi hayasız saldırılar ile yara alamaz ve zarar göremez. Ancak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu önder bir kişiliğe, saldırılmasını önlemek de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının görevi olması gerektiği inancı ile kamuoyuna saygı ile duyururuz
Mantıklı olan da buydu. Fakat Atatürkçü kispesi altında görünen yayın organlarının da ağız birliği yapmış olması biraz çelişkili değil mi ?
-
#14 written by Başak Sare 2 years ago
Bahsettiğiniz yayın organları aldıkları bilgiyi birinci ağızdan teyit ettirmiş olsalardı bunun gibi saçma sapan olaylar yaşanmazdı diye düşünüyorum. Ama beni asıl üzen Atatürkçü Düşünce Derneği’nin hemen her konuda karalanmak istenmesidir. Malesef son zamanlarda zor dönemler geçirmekteyiz; dışarıda durup sadece yorum yapmaktansa ADD’nin içerisine girip birde bizim gözümüzden bakmanızı isterim. SAYGILAR…
-
Arkadasım bazı degerler vardırki,ne teknolojinin devleri,nede internetin süper gücleri bunun önüne gecebilir.Evet bilincli olarak google nin böyle bir siteye ön ayak olmus olabilecegini düşünmüyorum lakin bahsi gecen konu Tüm Türkiye türkleri nin en hassas konularından biri.Uu önder için degil google den bilğisayar kullanımından bile gecer bu millet.
-
@Başak Sare
Yazdıklarımdan da anlayacağınız gibi Atatürk sevdalısı biriyim. Hatta http://www.varol.us/hakkinda linkinde Mustafa Kemal Atatürk’ü babam kadar sevdiğimi de yazmıştım yıllar önce. Zor bir dönem geçirdiğinizi yazılı ve görsel medyadan sıklıkla takip ediyor ve üzüntü duyuyorum. Bunu öncelikle dile getirmek istedim. Ben bu yazıyı yazdığım saatlerde ve öncesinde konu ile ilgili bir duyuru henüz sitede yayınlanmamıştı. Her duyduğuna inanan biri değilim fakat ortada somut bir savunma görmediğim için durumun gerçekliğine inandım ve fevri bir hal ile yazı yazdım. Sizden ve diğer üyelerinizden özür diliyorum. Sezar’ın hakkı Sezar’a
@estergon32
Elbette Atatürk için bir değil bin google feda olsun fakat Atamızın işaret ettiği yolda kesinlikle teknoloji düşmanlığı yoktur aksine teknolojinin gelişmi için elimizden gelenin yapılması en büyük amacımız olmalıdır. Muassır Medeniyet derken bunu kastediyordu atamız. Öyle değil mi ?
-
#17 written by Başak Sare 2 years ago
Varol AKSOY,
Başta duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederim.http://www.varol.us/hakkinda linkinde yazmış olduğunuz yazıdan dolayı bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiştim zaten yoksa açıklama gibi bir zahmete inanın girmezdim bile inanın.
Benim tek istediğim ADD’nin Türk Gençliğinden hakettiği değeri alması ve bazı çevreler tarafından oluşturulan önyargının silinmesidir. (sözüm meclisten dışarı…) -
burda yazan herkese seslenıyorum.ben atamla dogdum ve atamla ölücem.sizden ricam bir osmanlı tarihini kuyun .ataturkun nasıl ataturk oldugunda bır ukuyun .atatur ku ataturk yapan sebeblerıde bır okuyun.osmanlının nasıl bıttıyınıde bır okuyun .okuyunkı gerceklerı ogrenın ben burdan anlatmıyım sızı ama dogru kaynaklardan okuyun .cunku hepımızın bıldıgı bazı yayın organları o cahıl o at gozluklerını cıkarmamakta ısrarcılar.ve sacma sapan kıtaplar yazıyorlar.sonra goreceksınızkı o buyuk erdemlı kısıye turkun atasına nasıl yanlıslıklar yaptıgınızı .ve ınanın bendende cok seveceksınız atanızı .sıze sızın uslubunuzle konusaman cunku ben ataturkcuyum .ben muslumanım benım dınım ıslam benım ulkem turkıye nasıl benım beygamberım hz muhammetse.benım atamda ataturk tür.benım dıynımde. küfür .şitdet .cınayet .hırsızlık. yalancılık .ahlaksızlık .iftira yoktur.bunları da yapan soylıyen kesınlıkle ben muslumanım demesın.o zaman derımkı bırde kuranı.kerimi okuyun okyunkı .kımlıyınıze kısılıyınıze .sahıp cıkın.ataturk olmasaydı bu gun muslumanda da olamazdık. olanda turkıye cografyasında olmazdı .bayka musluman ulkelerdekı gıbı surunurduk.kacacak ulke arardık.gıdeceyımız ulkede de ne olurduk allah bılır.di.ve ataturk olmasaydı bu gun bır padişah olurdu .sızlerde bızlerde kolelerı olurduk.ama kolelık benım ruhumda var dıyorsanız .onuda yapan tarıkatlar var ayakları aldında ızılenlerı goruyoruz .ve bu yazıları yazanlar zaten o guruplara uye oldukları bellı .dıyeceyım sımdılık bu kadar.
-
#19 written by SON OSMANLI 2 years ago
osmanlı devletını yıkmaya calısan kımmıs?!!
varol kardesım bunu o saf saf yazı yazan böcük beyinlilere anlatırsınBUNU PAYLAŞMAK İSTERİM.HERKES PÜR DİKKAT OKUSUN.BU BÖCÜK BEYİNLİ KAÇAK ASKER TORUNLARIDA OKUSUN..EMİNİM İSTİKLAL MAHKEMELERİN DE YARGILANAN DEDELERİNİZDİ BÖCÜK BEYİNLİLER…
MUSTAFA KEMAL DÜŞMANLARI BU YAZI SİZİN İÇİN.OKUYUNDA BELKİ İMANA GELİRSİNİZ.Kemal’in Son Askerleri
——————————————————————————–
Onlar Mustafa Kemal Paşa’nın son askerleri. Türkiye’yi kurtaran neslin son temsilcileri. En genci 1899 (1317), en yaşlısı 1893 (1311) doğumlu. Yani en küçüğü 104, en büyüğü 110 yaşına merdiven dayamış durumda. Mustafa Kemal’in ordusundan geriye kalan yedi kişi: Yakup Satar, Veysel Turan, Ömer Kamış, Mahmut Özcan, Ömer Küyük, Ömer Ateş ve Hamza Akbulut. 19′uncu yüzyılın sonunda doğup 21′inci yüzyılın başına kadar ayakta kalmayı başarmış kahramanlar.Daha çok çilelerle, eza ve cefayla geçirmişler ömürlerini. Yoklukların, kıtlıkların, ıssızlıkların, esaretin içinden geçmişler. Ama bir gün bile boyunlarını bükmemiş, tarihin ve talihin önünde eğilmemişler. Özgürlüğü seçmiş ve onu elde etmek için hayatlarını ortaya koymuşlar. Köylerinden, şehirlerinden, sıcak yuvalarından çıkıp yollara düşmüşler. Bu yaşlı adamlar, bir zamanlar savaş meydanlarında, uçsuz bucaksız çöllerde, geçit vermez karlı dağların vadilerinde durmaksızın savaşmışlar. Atları rüzgâr kanatlı bu süvariler, vatan onlara nerede ihtiyaç duymuşsa oraya gitmişler. Kimi Türk, Kürt ve Laz, kimi Yörük, Türkmen. Aynı sancağın altında bir orman gibi kardeşçesine saf tutmuşlar. Ellerinde kalan son vatan parçası için gözlerini kırpmadan, güneşte parlayan çelik süngülerin üstüne doğru gitmiş, kulaklarının dibinde uğuldayan mermilere aldırmaksızın hiç durmadan yürümüşler. Bazıları kollarından, yüreklerinin yanından, yorgun bacaklarından yaralanmış. Mermiyi yediklerinde şöyle bir devrilip, sonra hemen ayağa kalkmış ve savaşmaya devam etmişler. Kızgın savaşların ortasında barış rüyaları görmüş, esir kamplarında özgür bir vatan özlemiyle yanıp tutuşmuş, firari güvercin düşleri kurmuşlar. En katı harplerin içindeyken bile, sol göğüslerinin altında taş değil kalp taşıdıklarını unutmamışlar. Bu yüzden hepimiz gibi ağlamış, korkmuş, gülmüş, kederlenmişler. İşte o kahramanlar;
GAZİ HÜSEYİN ZORLU
Yaş: 104
Sakarya’da ve Büyük Taarruz’da çarpıştı
24 Eylül 2003′te öldü, Avanos Asri Mezarlığı’nda yatıyor
Hicri 1316′da (Miladi 1899) Avanos’ta doğmuş. 1918′in başlarında askere gitmiş. Talimgah taburunda gördüğü eğitimden sonra silah kuşanmış. Ama tüfeğini uzun süre tutamamış. Çünkü 31 Ekim 1918′de yapılan Mondros Mütarekesi’yle birlikte Osmanlı ordusunun silahsızlandırılması kararı çıkmış. Kasım ayının sonlarına doğru komutan askerleri toplamış ve titreyen bir sesle ‘‘sizi terhis ediyoruz, evinize döneceksiniz’’ demiş.
Hüseyin Zorlu, komutan dahil alaydaki tüm askerlerin göz yaşı dökmeye başladığını hatırlıyordu. Gururu incinmiş, kırık bir kalple Avanos’a dönmek zorunda kalmıştı.
Terhisten 7-8 ay sonra bir iş için Merzifon’a gittiğinde İngiliz askerlerinin Merzifon caddelerini arşınladığını görmüş. 1919′un Ağustos’unda Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’da bir kongre topladığını ve vatan müdafaası için harekete geçtiğini öğrenmiş. Niğde yakınlarında birliğine katılmış. 135. Alay, 2. Tabur, 7. Bölük’te usta er olarak silah başına geçmiş. Süvari olmuş. Yunan askerleriyle ilk defa Eskişehir’de göğüs göğüse çarpışmış. Üstelik Paşa ile ay ışığını bile seyretmiş. İşte o an;
Gözünü kırpmadan ovayı gözlüyormuş. Bu sırada kendisine doğru birkaç karartının ilerlediğini fark etmiş. Parolayı sormuş, söylemişler. Aralarından biri ‘‘Nerelisin asker?’’ diye sormuş. Ay ışığının altında gözleri gümüş gibi parlayan bu adamın Mustafa Kemal Paşa olduğunu anlamış. ‘‘Avanosluyum komutanım’’ demiş. ‘‘Sizin orada da aylı geceler bu kadar güzel midir asker’’ diye sormuş Mustafa Kemal. ‘‘Benim vatanımın her yanında aylı geceler güzeldir komutanım’’ diye cevap vermiş hiç düşünmeden. Büyük komutan gülümsemiş, genç askerin yanında durup bir müddet aşağıda uzanan ovada kıvrılarak akan Sakarya Nehri’nin sularında yansıyan ay ışığını izlemiş ve maiyetindekilerle birlikte sessizce çekip gitmiş oradan. ‘‘Ayaklarım titriyordu, zor dinliyordum. Paşa gidince öylece çöküp kaldım…’’ Ertesi sabah şafakla birlikte taarruza geçmişler. Sakarya Meydan Muharebesi başlamış.
Hüseyin Zorlu bu savaş sırasında sol omzundan hafif bir yara almış. Bu savaşın ardından İzmir’e kadar ilerleyen ordunun içinde yerini almış. 9 Eylül 1922′de zafer ilan edilmiş. Terhis olduktan sonra Avanos’a geri dönmüş.
GAZİ YAKUP SATAR
Yaş: 110
Basra Cephesi ve Sakarya Savaşı’na katıldı
Eskişehir’de kızlarıyla birlikte yaşıyor
Gazi Yakup Satar, Ruslara karşı ayaklanan Kırım Tatarları’nın önderlerinden birinin torunu. Beş yaşındayken Kafkasya üzerinden dört ay süren bir yolculuk sonrasında Eskişehir’e gelmişler. Annesini Kırım’da kaybetmiş. Ruslarla çarpışırken aldığı yaraları bir türlü iyileşmeyen babası Ziya Bey de Eskişehir’e vardıktan bir müddet sonra ölünce yapayalnız kalmış bu dünyada. 1311 (1893) doğumlu. Ama nüfus kâğıdında 1316 yazıyor. 19′uncu yüzyılın sonu ile 20′inci yüzyılın başını çok iyi hatırlıyor: ‘‘Dağ taş silahlı adamlarla doluydu. O yıllarda Kars Rusların işgali altında olduğundan biz Batum’da bir gemiye binerek Trabzon’a çıktık. Oradan Eskişehir’e geldik.’’
ESİR DÜŞMÜŞ, KURTULMUŞ AMA İNGİLİZ HEMŞİREYİ HALA UNUTMAMIŞ
Yakup, 1915′te askere gitmiş. O, İstanbul’da acemi birliğindeyken Çanakkale Savaşı sürmekteymiş. O sırada ne yazık ki esir düşmüş. Arabistan’da bir esir kampına götürülmüşler. Bileğiyle dirseği arasından aldığı kurşun yarası ağırmış. ‘‘Kolunu keseceğiz’’ demişler. O sırada bir İngiliz hemşire gelmiş. 85 yıl önceki bu anısını bakın nasıl hatırlıyor: ‘‘Çantasından hususi bir merhem çıkardı. Onu sabah akşam kolumdaki yaranın üzerine tatbik etti. Çok şefkatli ve güzel gözleri, merhametli elleri vardı. Sahra hastanesinde 64 gün kaldım. İyileştim.’’ İngiliz esirlerle değiş tokuş edildikten sonra İstanbul’a gitmişler. Tutsaklığında olup bitenlerden haberi olmadığı için İstanbul’a doğru yola çıkmadan önce esir bir çölden özgür bir şehre gittiklerini zannediyormuş. Oysa ‘‘Mütareke Zamanları’’nın İstanbul’unun esir çölden bir farkı yokmuş: ‘‘Her yanda uzun süngülü, lacivert ve kırmızı redingotlu İngiliz askerleri dolaşıyordu…’’
Anadolu’da direnişin başladığı haberleri gelince ümitlenmiş. Bilecik üzerinden yürüyerek Eskişehir’e gitmiş. Eskişehir yakınlarında bir istasyonda trenler dolusu gencin Mustafa Kemal’in ordusuna katılmak için yola çıktığını görünce, yazıcıya gidip künyesini okumuş ve ilk trenle cepheye doğru yola çıkmış. Usta asker olduğu için makineli tüfek mangasının başına geçmiş: ‘‘Düşmanla aramızda dikenli teller vardı. Telleri bir yerinden keserek gece yarısı karşı mevzilerin yakınlarına geldik. Ben manganın başındaydım.. Savaşı kazandık. Hem de İngiliz’e, Alman’a Türk’ün gücünü göstererek. Geriye iki asker kaldık ama geri döndük hem de şehit arkadaşlarımızın cesetleriyle beraber” diyor.
HAİNLERİN BEŞİ KURŞUNA DİZİLDİ KALANLARI MUSTAFA KEMAL AFFETTİ
İstiklal Mahkemeleri kuruldu ve kaçakların idam edileceği ilan edildi. Bir sabah Polatlı yakınındaki tugayımızda, tüm askerlerin kamp meydanına toplanması emredildi. Genç, çakı gibi bir yüzbaşımız vardı. Çizmelerinin topuklarını birbirine vurarak meydanın ortasına doğru ilerledi. Kükreyen bir sesle, ‘‘15 asker kaçağı, 15 sefil, 15 vatan haini bu günün gecesini göremeyecek. Savaş meydanında aslanlar gibi çarpışmadıkları, arkalarına bakmadan kaçtıkları için rezil bir çakal gibi yok olup gidecekler’’ dedi. Silahlı muhafızların arasında meydana doğru 15 adam getirildi. Hepsine beyaz kefenler giydirilmiş, boyunlarına yaftalar asılmış, gözleri bağlanmıştı. Yüzbaşının işaretiyle önce beş kişi meydanın ortasına getirildi. Karşılarına mitralyözlü bir asker dikildi. Komutan kolunu gökyüzüne doğru kaldırdı. Ben gözlerimi ve kulaklarımı kapadım. Bu manzarayı görmek ve duymak istemiyordum. Mitralyözün sesi duyuldu. Gözlerimi açtığımda kaçakların bedenlerinin havalarda uçuştuğunu gördüm. Komutan yine muhafızlara dönerek aynı hareketi yaptı. Tugayda çıt çıkmıyordu. Beş kaçak asker daha meydana çıkarıldı. Başka mitralyözlü geçti karşılarına ve vaziyet aldı. Bu sırada tugay komutanımız ağır adımlarla yüzbaşının bulunduğu noktaya doğru yürüdü. Elini havaya kaldırdı ve üstüne basa basa, ‘‘Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa, bu korkak hainlerin canını bağışlıyor. Derhal götürün bunları, bu temiz ve şerefli meydandan…’’ dedi.
Savaştan sonra Eskişehir’de bakkal, fırıncı, arabacı olarak hayatını kazanmış. Soyadı kanunu çıktığında ticaretle uğraştığı için Satar soyadını almış. Huriye Hanım’la evlenmiş. Beşi kız, biri erkek altı çocukları olmuş. Eşini altı yıl önce kaybetmiş. Kızları Zekiye Tali ve Meliha Işıkata babalarına özenle bakıyor. Pamuk sakalları beş yıldır, gençlik günlerinde olduğu gibi siyahlanmaya başlamış. Ağzında yeni çıkan beş süt dişi inci gibi parlıyor. Vedalaşırken bizi marş söyleyerek uğurluyor.
GAZİ HAMZA AKBULUT
Yaş: 108
Kurttepe, Pozantı ve Dumlupınar Savaşları’na katıldı.
Adana-Aladağ’da çocukları ve torunlarıyla yaşıyor.
Artık ayakları eskisi gibi tutmuyor. Sönmeye yüz tutmuş gözlerinin feri bizi görünce parlamaya başlıyor.
Yıllar önceye gidiyoruz. Fransız işgalini reddeden yerel milli direniş örgütlerinin oluşturduğu Kilikya Mudafai Hukuk Cemiyeti’nin bir kolu Adana’da düşmana karşı silahlı direnişi örgütlemeye başlamış. İşte Hamza Akbulut da, ellerindeki derme çatma silahlarla işgale karşı mücadeleye geçen bu kuvvetlerin içindeymiş. Düşmanla ilk kez Kurttepe’de karşı karşıya kalmışlar. Fransızlar, Seyhan’ın bitişiğindeki Kurttepe’de sürpriz bir direnişle karşılaşınca neye uğradıklarını şaşırmış. Geri çekilmek zorunda kalmışlar. Kurttepe’deki direnişi kıramayan Fransızlar, Toros Tünelleri, Akköprü, Çiftehan ve Pozantı’yı işgale koyulmuş.
Hamza Bey’in de aralarında bulunduğu direniş güçleri Pozantı’da da Fransızlara saldırılar başlatmış. Pozantı Savaşı gece gündüz tam altı gün sürmüş. Düşmanın harekât güzergahını Hamza Bey’in yetiştirdiği posta güvercinleri sayesinde öğreniyorlarmış.
Gazi Hamza Akbulut’un, barış zamanlarındaki güvercin yetiştirme merakı savaşta hayati öneme haiz bir görevin başarılmasını sağlamış. Adana’da kendisi gibi Türkmen olan Salih isimli bir arkadaşının evinde konaklar, kuşları oradan azad edermiş.
Direniş kuvvetlerinin yaptığı ilk gizli toplantıda bayrak, Kuran ve silah üstüne yemin ettikten sonra söz alan Hamza, ‘‘Cemiyetimize iki kişinin daha alınmasını teklif ediyorum’’ demiş. ‘‘Birincisi Adanalı Türkmen Salih, diğeri ise (omzundaki güvercini işaret ederek) Kızılca Tilki’’ deyince herkes kahkahayı basmış. Alaylı gülüşlere aldırmaksızın kısa bir not yazıp Kızılca Tilki’nin ayağına iliştirmiş ve ‘‘Bize bir saat kadar müsaade edin’’ demiş. Kızılca Tilki, bir saate varmadan ayağında cevabi bir mektupla dönünce eğlenceli bir törenle direniş kuvvetlerine katılmış… O günden sonra Kızılca Tilki’nin işi Adana kentinden kırlarda savaşan direnişçilere haber taşımak olmuş. Türkmen Salih, Yeni Adana Gazetesi’nin sahibi ve daha sonra Adana Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin kurucusu olan Ahmet Remzi Yüreğir ve Avni Bey’lerden aldığı bilgileri güvercinle Hamza Bey’e gönderiyor. İhtiyaç halinde başka istihbaratlar toplamak için araziye dalıyormuş.
1919′un ortalarında Fransızlar, direnişi kırmak için Adana ve İskenderun’da geniş çaplı bir operasyon başlatmış. Operasyon öncesinde Fransızlar Hamza Bey’in arkadaşı Salih’i de tutuklamış. İşgal kuvvetleri komutanlığı, Fransız bölgesinden kuzeye doğru uçan kızıl kanatlı tüm kuşların görüldükleri yerde vurulması emrini çıkarmış. Salih Bey’in tutuklanmasından birkaç gün sonra Adana’dan ayağı boş dönen Kızılca Tilki’nin kanadına bir Fransız kurşunu isabet etmiş. Gerçi yara hafifmiş ama Pozantı’nın ardındaki dağlarda bekleyen direniş kuvvetlerinin yanına gelene kadar güvercinin damarlarında kan kalmamış. Yalpalayarak Hamza Bey’in ayaklarının dibine inmiş ve oracıkta gözlerini kapamış. Direniş birliğinin liderinin önerisiyle Kızılca Tilki askeri bir törenle, küçücük bir toprak parçasına gömülmüş… “Posta güvercinim Kızılca Tilki de bizim gibi direnişçiydi ama o şehit oldu” diyor gazi dedem gözleri dolarak… Bu olayın ardından Hamza Bey, düzenli orduya katılarak Afyon tarafına geçmiş. 26 Ağustos 1922 sabahı saat 04.30′da başlayan ve tam beş gün beş gece süren Dumlupınar Savaşı’na katılmış.
Savaştan sonra Aladağ’a geri dönmüş, çiftçilik ve bakkallık yaparak hayatını sürdürmüş. Altı çocuğu, 24 torunu, sekiz de torununun torunu olmuş. Şimdi ailesinin yanında yoksul ama mutlu bir hayat sürüyor. Ne zaman göklerde süzülen bir güvercin görse Kızılca Tilki’yi hatırladığını söylüyor…
GAZİ ÖMER KÜYÜK
Yaş: 109
Balkan Harbi, Dumlupınar ve Sakarya Savaşları’nda yer aldı
Çorum-İskilip, Çatkara Köyü’nde ailesiyle yaşıyor
Balkan Savaşı çıktığında henüz 18 yaşında bir delikanlıymış. Askere alınmış. Askerliği kısa molalarla tam 10 yıl sürmüş.
‘‘Şimdi böyle olduğuma bakma çocuk’’ diye başlıyor geçmişi anlatmaya. ‘‘Ben uzun boylu, heybetli bir adamdım gençliğimde. İnsan yaşlanınca güneşte kurutulan bir elma gibi çekiyor, küçülüyor.’’ ‘‘Ellerinden belli heybetin Dede’’ diyorum, ‘‘Bu eller dört büyük savaş meydanında şanlı sancakları taşıdı da ondan böyle görünüyorlar’’ diyerek kaldığı yerden devam ediyor. Bıyığı henüz terlemeye yüz tutarken gitmiş Balkanlara. Karadağlar’ın dantel gibi kıyılarının Karadeniz’e benzediğini hatırlıyor. 1913′te İşkodra’da savaşmış, bir yıl içinde ordunun Selanik’ten, Üsküp’ten, Karadağ’dan çekilmesine şahit olmuş. O yılın hayatının en uzun yılı olduğunu söylüyor. Balkan Savaşı’ndan sonra Edirne’ye çekilen ordunun içindeymiş. Yaralanmış, tebdili hava için memleketine geri dönmüş. Bu sırada Çanakkale Zaferi’nin haberini alınca Balkanlar’ı unutuvermiş. 1916′da tekrar askere alınmış. 1918′e kadar çeşitli görevlerde bulunmuş. Mondros’tan sonra terhis edilmiş ama Çorum’a dönmemiş. İstanbul’da bir süre kaldıktan sonra Kuvayı Milliye’ye katılmış. Oradan düzenli orduya geçmiş. Sancağı tekrar eline almış.
Sakarya Meydan Muharebesi’nde asker mevcudumuzun 90 bin, ama elimizdeki tüfeklerin sayısının 45 bin civarında olduğunu hatırlıyor. Bir de savaşın eylül içinde başladığını. Sancağı bir noktaya diker, direğin başına yamağını koyar, silaha mermiyi sürer ve savaşırmış. Ama bir gözü de daima sancakta olurmuş çünkü komutanı, ‘‘Sancağı kaptırmak, namusu ve vatanı kaptırmaktır’’ diye ona sıkı sıkı tembihlemiş:
BUNA HAKİKATEN İNANDIK ÇOCUK VE KAZANDIK
‘‘Elimde sancak vardı çocuk. Gece ıssız ve karanlıktı. Biz 90 bin kişiydik. Cephelere dağılmış taarruz için emir bekliyorduk. Düşünsene evlat, birbirine sırtını vermiş 90 bin genç adam, yalnızca hep beraber soluk alıp verseler vadilerde gök gürültüsü gibi yankılanır. Ama biz nefeslerimizi tutmuş büyük emri bekliyorduk. Arada bir çekirgelerin sesi geliyor, dağlarda çakallar uluyordu. Ve emir geldiğinde artık büyük gök gürültüsü başlamıştı. 90 bin kişi bir bedene dönüşmüştük. Sanki aynı anda nefes alıyor, ayağımızı aynı zamanda toprağa basıyorduk. Toprağın altında sanki bir dev kükrüyordu. Bir ara durdum, kulağımı toprağa dayayıp bu büyük akışın sesini dinledim. Yüreğim kabardı, sancağı elime alıp önlere, önlerde savaşan öncü birliklere doğru seyirttim. Artık bir millettik onu hissettim. Yenilmeyecektik, ezilmeyecektik, esir olmayacaktık. Sehere doğru koşuyorduk. Gün şafağa eriştiğinde artık ebediyyen hür olacaktık. Buna inandık çocuk. Buna hakikaten çok inandık. Ve kazandık…’’
BU NİMETLER İSTİKLALİ OLAN BİR TOPRAKTAN ÇIKIYOR
‘Gazetelerde, ‘yok işte şurada yaşayan İstiklal Savaşı gazimiz perişan, yoksulluk içinde ömrünü sürdürüyor’ diye yazıyorsunuz. Sakın böyle yazma. Bak çocuk, yoksulluk her zaman mutsuzluk, zenginlik ise mutluluk getirmez. Niye sefalet çekelim ki, insan daha ne ister bu fani dünyada? Bak işte görüyorsun elmalar dalından, petekler balından geçilmiyor. Üstelik bu nimetler istiklali olan bir topraktan çıkıyor. Lezzeti de oradan geliyor. İşte aynen böyle yaz. Biz sadece meyveler daha tatlı olsun diye savaştık. Ne makamda gözümüz oldu, ne de mevkide…” diyor gözü yaşlı gazi dedem…
GAZİ ÖMER ATEŞ
Yaş: 109
Sakarya Meydan Muharebesi’nde süvariydi.
Avanos-Özkonak’ta Mevlüt Özden Vakfı Huzurevi’nde yaşıyor.
Ömer Ateş, Kurtuluş Savaşı başlamadan bir yıl önce orduya katılıyor. Kapadokya’da yetiştiği için küçüklüğünden beri at sürermiş. Bu yüzden süvari birliğine alınmış. Süvari birliğinde Erzurumlu bir arkadaşı varmış, adı Rüstem. Memleketinde cirit yaptığı için Rüstem de çok iyi ata binermiş. Bir müddet sonra orduya katılan acemi askerleri bu iki arkadaş eğitmeye başlamış. ‘‘At üstünde savaşmayı Rüstem’den öğrendim. Rüstem çok şakacıydı. Komutanları, doktorları taklit ederdi. Ufak tefek bir adamdı ama ata bindiğinde Hazreti Ali gibi olurdu’’ diye yad ediyor arkadaşını.
Sakarya Meydan Savaşı’na katılmak için cephenin yolunu tutmuş. Bilecik üstünden dağ yollarını izleyerek Sakarya’ya vardıklarını, Geyve Boğazı’nda ormanlık bir alanda mevzilendiklerini hatırlıyor. Mevzilendikleri tarihi günü gününe not düşmüş aklına: 22 Ağustos 1921.
Bu sırada ordunun büyük bir bölümü 22 gün ve gece devam eden Sakarya Meydan Muharebesi’nin içindeymiş. Mevzilendikleri dağ geçidinden günlerce yaralıların Ankara yakınlarındaki hastanelere taşındığını görmüşler. Bu sırada cephedeki kadınlar dikkatini çekmiş genç askerin: ‘‘Onları görünce önceleri çok şaşırdım. Yaralıları tedavi ediyor, sırtlarında taşıyorlardı. Yaralı askerlerin taşındığı atların terkisinden tutan da kağnı arabalarının önünde giden de onlardı. Yaralıları götürdükleri arabalarla, birkaç gün sonra cephane yüküyle geri dönüyorlardı.’’
Yaklaşık on gün kadar savaş meydanına inecekleri saati beklemeye koyulmuşlar. Erzurumlu Rüstem de Sakarya’da tam üç kurşun, dört de süngü yarası almış ama hayatta kalmayı başarmış. Ömer, tedavi gördüğü sahra hastanesinde ziyarete gittiğinde Erzurumlu Rüstem ona, ‘‘Düşlerimde şehit olan komutanlarımızı görüyorum. Hani taklitlerini yapıyordum ya işte onları görüyorum durmadan’’ diye göz yaşı döküyormuş. Rüstem iyileşmiş. Terhisten sonra memleketine dönmüş. İki dava arkadaşı uzun yıllar görüşmeye devam etmiş. 20 sene önce Erzurumlu Rüstem ölünceye kadar.
Gazi Ömer, konuşmamızın bir yerinde gözlerini gözlerime dikerek, ‘‘Evlat’’ dedi, ‘‘Son günlerde sık sık Nizam’ı, Rüstem’i görüyorum rüyalarımda. Üçümüz de tıpkı eski günlerdeki gibi at sırtındayız. Bir geçide kadar ilerliyoruz. Onlar gidiyor ben kalıyorum. Nizam bana dönüp, ‘Hadi Rüzgar Süvari, seni bekliyoruz’ diyor. Demek ki benim de günüm yaklaşıyor. Yeniden ata binecek ve onların arasına katılacağım, bunu çok iyi biliyorum.’’
Onbaşı Ömer Ateş’in savaş yıllarında okuma yazması yokmuş, mektuplarını yakın arkadaşı Nizamettin Çavuş kaleme alırmış:
‘‘Nizam, Siverekli Kürt Beyleri’nden birinin oğluydu. Ben söylerdim o yazardı. Nağmeleri döktürürken etrafımızda toplanan askerlerin gözleri dolardı.’’ Çünkü Ömer mektup yazamazmış ama ezberinde yüzlerce şiir ve mani varmış. Çavuş Nizamettin de sevdiği kıza yazacağı mektubun satırlarını Ömer’in ince üslubuyla yıkarmış. Tam hatırında değil ama yüze yakın mektuba şiirsel bir ruh katmış. Bir gün Nizamettin Çavuş, mektupları tek tek toplayıp ertesi gün posta birliğine ulaştırmak için çantasına koymuş. Ama sabaha karşı taarruz emri alınca mektuplar çavuşun çantasında kalmış. Muharebenin bir yerinde Yunan askerleri kuşatmış. Attan inip süngü savaşına başlamışlar. Birlikteki tüm askerler ölmüş geriye sadece Nizamettin Çavuş’la Ömer Onbaşı kalmış:
‘‘Kürt Nizamettin’le sırt sırta verip süngü harbine giriştik. Bu sırada destek geldi, bizimkiler Yunanlıları önlerine katıp kovaladıklarında Nizam’la yapışmış gibi sırt sırta durmaya devam ediyorduk. Sonra ben çekildim. Ama sırtımı ondan ayırdığımda Nizam’ın hiç kıpırdamadan ayakta kaldığını fark ettim. Barut dumanlarının ve sislerin arasında öylece duruyordu. Gözleri açık, gülümsüyordu. Ona seslendim ama beni duymadı. Yaklaşıp elimle dokundum. Bir kavak gibi devrildi sırt üstü. O zaman, göğsünden kasıklarına kadar süngü yarası almış ve öylece ayakta ölmüş olduğunu anladım. Mektup çantasını omuzundan aldım. Dua etmeye bile vakit bulamadan, düşmanı kovalayan birliklerimize katıldım. Taarruz bitip de zafer ilan edilene kadar çantayı yanımdan hiç eksik etmedim. Sonra da posta birliğine vererek o son veda mektuplarının yerine ulaşmasını sağladım. Düşmanla çarpışırken sırtımda yüce dağlar gibi duran Nizam’ın, ayakta ölürken gülümseyen yüzünü hiç unutmadım.’’
diyor gazi dedem…GAZİ MAHMUT ÖZCAN
Yaş: 108
Sarayköy’de Kuvay-ı Milliye saflarında çarpıştı.
Acıpayam’da çocuklarının yanında yaşıyor.
SÜT DİŞLERİ ÇIKTI SAKALLARI SİYAHLADI
100 yaşından sonra beş süt dişi çıkmış, on yıl önce bembeyaz olan sakalları tel tel siyaha dönmeye koyulmuş, yüzündeki kırışıklıklar son beş yılda azalmaya yüz tutmuş. Tabiatın insana biçtiği zaman tamamlanınca hayat başlangıç noktasına dönüyor demek ki. Ama işitme, görme ve yürüme kabiliyeti geri gelmiyor. Mahmut Bey de bunun farkında: ‘‘Perde yakında kapanacak. Akranlarım yıllarca önce terk etti beni. Huri Hanım da gittiği yerde beni bekliyor. Ama hálá rüyamda ya da uyanıkken çocukluğumdaki gibi bayırlarda koştuğumu görüyorum. Ölüm aklıma gelince korkmuyorum. Zaten çok da yoruldum evlat, artık dinlenmeye çekilmek istiyorum…’’
1917′de Antalya’da levazım bölüğünde göreve başlamış. İtalyanlar’ın Antalya’yı işgalinden sonra ellerindeki silahlar alınmış. ‘‘Antalya İtalyanlar’ın eline geçtikten sonra mı silahsızlandırıldınız?’’ diye soruyorum. ‘‘Antalya onların eline geçmedi ki biz teslim ettik. Çanakkale’de düşmanı inletmiştik. Biz yenilmedik ki oğlum. Alamanlar mağlup olunca, İstanbul hükümeti memleketi düşmana teslim etti’’ diyor.
Mondros mütarekesinden sonra askerler terhis edilince Yumrutaş’a geri dönmüş. 1919 ortalarında Denizli’de milli hareket başlıyor: ‘‘Gizli gizli haberler alıyorduk. İzmir’de bir Redd-i İlhak Kongresi düzenlenmiş, Denizli’den de bir heyet katılmış diye.’’ İstanbul Hükümeti Şehzade Abdurrahim Efendi’nin başkanlığında bir ‘‘Öğüt Kurulu’’nu Denizli’ye göndermiş. Kurul, vilayet konağında ahalinin ileri gelenlerini toplayıp asilere kanmamalarını bildirmiş. ‘‘Peki ne yapacaktık, onların üstümüzde tepinmelerine rıza mı gösterecektik’’ diyor Mahmut Özcan.
Öğüt Kurulu’nun Denizli’den ayrılmasından 20 gün sonra Yunanlılar’ın İzmir’e çıktığı haberleri gelince yer yerinden oynamış. Denizli’de miting tertiplenmiş. Çal ve Tavas’ta mitingler izlemiş bu protestoyu.
MUSTAFA KEMAL’İ DENİZLİ’DE GÖRDÜ
Mahmut Özcan 8 Haziran’da (1919) bir grup arkadaşıyla Sarayköy’e gidip orada açılan Kuvayı Milliye cephesine katılmış. Cepheye katılan öncüler terhis edilmiş usta askerlerden oluşuyormuş. Birkaç gün içinde savaşa hazır hale gelmişler. Ve çete savaşı başlamış…
Bir müddet sonra askeri üniforma giydiğini, liderlerinin de komutan rütbesiyle görevlendirildiğini fark ediyor. Şimdi yerini tam olarak çıkaramıyor ama Mustafa Kemal Paşa’yı Denizli yakınlarında gördüğünü hatırlıyor, pırıl pırıl parlayan sarı çizmelerini hiç unutmuyor eli öpülesi kar saçlı gazi dedem benim…
GAZİ VEYSEL TURAN
Yaş: 105
Dumlupınar, Sakarya ve II. İnönü Savaşları’nda bulundu.
Konya’da küçük kızının yanında yaşıyor.
Bu adam, ülkemizi bağımsızlığa kavuşturmak için harekete geçen 1′inci Tümen, Hücum Taburu’nda süvariymiş. Elinde kılıcı, belinde beylik tabancası, omzunda tüfeğiyle cepheden cepheye koşmuş. Acılarla geçen son 20–30 yıldan hatırında çok az anı taşıyor. Ama o görkemli mazinin tek saniyesini bile unutmamış. Yarım asır önce okuduğu şiirler bile taptaze duruyor belleğinde. Mesela Yusuf Ziya Ortaç’ın dizeleri:
‘‘26 Ağustos gece sabaha karşı, / Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı. / Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar, / Alt üst oldu siperler, eridi demir ağlar. / Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı, / Alevlerin içinden geçti, binlerce atlı…’’
Yaptıklarını ettiklerini anlatıp böbürlenmekten hoşlanmıyor: ‘‘Vazifemizdi yaptık. Bunda övünülecek bir şey yok. Şimdi kudretim olsa, memleketimiz bir tehlikeyle karşılaşsa yine aynı şeyleri yaparım.’’
Afyon’da, Sakarya Meydan Muharebesi’nde, Eskişehir’de, II. İnönü Savaşı’nda bulunmuş. Büyük Taarruz’da bozguna uğrayan Yunan kuvvetlerini İzmir’e kadar takip eden birlikteymiş: ‘‘Bazen 100 atlıyla başlardık savaşa, sekiz-on kişi kalırdık geriye. Ölülerimizi defnetme fırsatı bile bulamadan, yeni bir cepheye doğru sürerdik atımızı.’’
Mustafa Kemal Paşa’yı defalarca görmüş. ‘‘Hep yorgun ama dimdik ayaktaydı, keşke bu dünyadayken birazcık dinlenebilseydi.’’ diye yad ediyor. ‘‘Geceleri gözümüze uyku girmezdi. Ya bu savaşı kaybedersek, ya elimizdeki bu son toprak parçası da giderse, ya teslim olur da esaret içinde yaşarsak diye kâbuslar görürdük. Şimdi hasta, yaşlı ve yorgun bir adamım. Ama hiç olmazsa başımı yastığa koyduğum zaman rahat uykulara dalıyorum…’’
Zafer kazanıldıktan sonra Sarayönü’ne dönüp çiftçiliğe başlamış. Biraz ticaretle uğraşmış. Nesibe Hanım’la evlenmiş. 2′si erkek, 5′i kız toplam 7 çocuk sahibi olmuş. Onun da en büyük isteği komutanların gelip kendisini ziyaret etmesi…
GAZİ ÖMER KAMIŞ
Yaş: 106
Çanakkale ve Sakarya Savaşları’nda bulunmuş.
İstanbul-Alibeyköy’de gecekonduda yaşıyor.
Gazi Ömer Kamış, sadece Kurtuluş Savaşı’nda değil, Çanakkale Savaşı’nda da savaşmış. Çanakkale’ye giden son Anzak geçen yıl, son İngiliz askeri de bu yaz öldüğüne göre, belki de o, şu anda yeryüzünde bu korkunç savaşta bulunmuş tek asker.
1913′te Selanik’te Türk ve Rum gençleri arasında çıkan bir kavgada Ömer Kamış bir Rum çocuğunu yaralamış, Atina’ya kaçmış. Gülcemal Vapuru’nun Atina açıklarında demirlediğini öğrenmiş. Yüzerek Gülcemal’in güvertesinde soluğu almış. Arkadaşı Ali gemide baş ateşçiymiş. Yunan Sahil Muhafaza ekipleri Gülcemal’e baskın yapmış. Ali, ‘‘hemen üst tarafındaki elbiseleri çıkar ve kendini kömüre bula’’ demiş. Eline de bir kürek vermiş. Muhafızlar kazan dairesindeki ateşçileri görünce ses çıkarmadan çekip gitmiş. Önce Çatalca’daki akrabalarının yanına yerleşmiş genç Ömer. Birinci Dünya Savaşı çıkınca gönüllü olmuş. Gazilik künyesinde şunlar kayıtlı: 4′üncü Piyade Alayı, 3′üncü Tabur, 10′uncu bölük. Muharebe Birliği. Rütbesi: Kıdemli er başçavuş. Şubesi: Çatalca. Baba Adı: Salih, Anne adı: Hanife.
Çanakkale Savaşı’nı çok iyi hatırlıyor. Cephedeki Selanikliler birbirini tanıdığı için Mustafa Kemal’in bu savaşta albaylığa yükseldiğini biliyor. Onu Conk Bayırı yakınlarında birkaç kez görüyor ama 18 yaşındaki Ömer sadece çavuş olduğu için Albay Mustafa Kemal’le konuşamıyor.
1918 sonunda ordu dağıtılınca Aydın’ın Nazilli ilçesine gidip Demirci Mehmet Efe’nin yanında çete savaşına katılıyor. Daha sonra düzenli orduya katılıp muharebe birliğindeki görevine dönüyor. Eskişehir, Dumlupınar, Afyon ve Sakarya savaşlarına katılıyor. Ayağından ve kolundan yaralanıyor. Esir alınan Yunan askerlerinin üniformalarını giyerek kendisi gibi iyi Yunanca bilen iki arkadaşıyla karşı cepheye sızıyor, bir cephaneliği havaya uçuruyorlar. Bu savaşlardan bakın neler hatırlıyor:
‘‘Savaşta insanı bekleyen en büyük tehlike kandır. Bildiğimiz insan kanı. Ben ne babayiğitler gördüm, savaş meydanında kan tuttuğu için baygınlık geçirdiler. Demirci Mehmet Efe, bir gün bana dedi ki, ‘Bugünkü savaş çok kanlı geçecek. Kılıcını kınından çıkar ve dudaklarının arasında şöyle bir gezdir.’ Bismillah deyip dediğini yaptım. Ondan sonra hangi çarpışmaya girsem bunu tekrarladım. Çok faydalı oldu.’’
Gazi Ömer Kamış, terhis olduktan sonra Atatürk’ün şimdi Alibeyköy Barajı’nın suları altında kalan çiftliğinde bekçi olarak çalışmaya başlamış. 1932 sonbaharında Atatürk’ün yolu çiftliğe düşmüş. Paşa, Ömer Dede’nin Selanikli olduğunu öğrenince, ‘‘Ben seni çıkaramadım, peki sen beni tanıyor musun?’’ demiş. Ömer Kamış, ‘‘Sizi bütün dünya tanıyor paşam’’ diye yanıtlamış. Atatürk, sadece gülümsemiş.
Atatürk Çiftliği’nde görev yaptığı sırada 5 lira aylık alıyormuş. Gazi maaşını kabul etmemiş. Maaşını Kızılay’a bağışladığını yazıyla bildirmiş askerlik şubesine: ‘‘Biz para için savaşmadık ki. Şimdi evimi ırz düşmanları ve hırsızlar bassa, ben de çocuklarımı, karımı korumak için mücadele versem bunun için bana para verilmesi mi lazım?’’ diyor dedem…
__________________ -
#20 written by SON OSMANLI 2 years ago
2 SAATTIR DOKUMANLARIMI CIKARTMAYA CALISIP BURAYA YAZMAYA CALISIYORUM INSALLAH BOCUK BEYINLI GODOŞ KAFALILAR İZAHATI AÇIK VE NET BİR ÜSLÜBU OLAN BU YAZIYI ANLAMIŞTIR.
GERÇİ BÖCÜKTE BÖCÜKTÜR
ANLAMAZ..
ANCA DARI AĞCINDA!
M.K.ATATÜRK
YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ YAŞASIN TAM BAĞIMSIZLIK YAŞASIN HALKIN EGEMENLİĞİ YAŞASIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÇÜLÜK…
YAŞASIN ADD.! -
#21 written by SON OSMANLI 2 years ago
BEN TÜRK OĞLU TÜRK’ÜM.
ÇAĞIRSIN BU DEVLETİN ASKERİ MAKAMI
GEL FİLİSTİNE GİDİYORUZ DESİN
GİDERİM.
GEL
AFGANİSTANA GİDİYORUZ DESİN
GİDERİM…
HER YERE GİDERİM…GİDERİM ÇÜNKÜ DİLEKÇEMİ GÖNÜLLÜ VERMİŞİM…
BU BÖCÜK BEYİN TAYFASIDA GİDER GİDEER…
ŞEYHİN ŞIHIN YANINA EL ÖPMEYE GİDER İSLAMI DÖRT DÖRTLÜK YAŞAAAR..
ŞEYH ŞIH ÇOŞAAAR
COŞKUNDA BUNLARA COŞAR HEP BERABER ÇOŞARIZ:)LAN 80YILDIR ÜLKENİN AQ NUZ HALA ATALARINIZIN EMELLERİNİ PİS YORUMLARINIZLA BURALARA ÇIKIP YAZABİLİYORSUNUZ.NE MUTLU SİZLERE Kİ BEĞENMEDİĞİNİZ DEMOKRASİ BÖYLE BİR İMKAN TANIYOR SİZLERE.
HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN BU ÜLKEDE MUSTAFA KEMALLER BİTMEZ..
TÜRKİYE HİÇ BİTMEZ.
BOŞUNA UĞRAŞMAYIN..
UĞRAŞIYORSANIZDA O MUSTAFA KEMALE GÖRÜNMEYİN OK.
DÜRTER SİZİ SONRA.
-
#22 written by Kutay 2 years ago
iskilipli atıf ve soyuna
mustafa kemalin devrim yaptığı yıllarda elbette devrime karşı duran yobazlar olmuş. elbette bu yobazlardan bazıları işi azıtıp YARGISIZ katli vacip fetvası verenlerle beraber insan avına çıkmıştır. menemen hadisesi ve şehit kubilay unutulmamalı. bu yobazlar karşı oldukları milli mücadele kahramanlarımız ve şehitlerimiz ile asla aynı cephede olmamıştır. aralarından bazıları rüzgarın estiği yöne göre yer değiştirmiş gözükmekle beraber içten içe saltanat ve hilafet ne zaman geri gelir diye hesap yapmışlardır. istiklal mahkemeleri bunlardan tespit ettiklerini bence gereği olmamasına rağmen yargılama ve savunma dinleme lütfunu gösterdikten sonra İTLAF etmiştir. bu soysuzları bugün anmak ve itibar iadesi peşine düşmek aynı zihniyeti ve ortamı açığa çıkarmak devrim bekçilerini göreve çağırır ve elbette bir gün yine idam sehpaları kurulur belki bu sefer mahkemede olmaz. mahkeme bu adamı haksız yere astıysa neden atatürk düşmanları tarafından kahraman haline getirilmiş. yok hakikaten bu adam atatürk ve devrim düşmanıysa asıldığı hayırlı olmuş ama yeterince ibret olmamış. şimdi bir islam devrimine kalkışılsa eğer cephede canım pahasına mani olamazsam esir düşersem buradan söz atıf soysuzu gibi mahkemede kıvırmam af beklemem çıkarım sehpaya. -
tabiki google2a apatma davası açılabilir bunu artışmanız çok saçma eğer google çocuk pornosu içeren siteleri sonuçları arasına dahil ettiği için şuçluysa ne farkı var sizin gibi sözde atatürkçüleri kınıyorum.
dünyanın en büyük internet şrketiyseniz bunları sonuçlarınızdan çıkartacaksınız büyük olmak kolay değil büyüklüğü korumak da kolay değil nedenle google amca bunları temizlesin yoksa işlerine mi geliyor diye düşünmek lazım çok basit düşünüyorsunuz yazık
-
#26 written by Stranger 2 years ago
Her ne kadar, dünyanın en çok kullanılan arama motorunun kapanması için dava açsalar da; Atatürkçü Düşünce Derneği için “örgüt” sıfatını kullanmak doğru olmaz. Örgüt ve dernek sözcüklerinin anlamları birbirinden çok farklıdır. Evet, Türkiye’nin birçok aydını bu derneğin üyesidir ve Google gibi dünyanın sayılı bilgisayar şirketlerinden biri hakkında kapatma davası açılması hoş değil ama sonuç olarak burası bir dernek ve burdakiler sadece dernek üyesidir. Örgüt militanı değil….
-
@samed kapudan
Arama sonuçlarına dahil etmek derken sanki google rakibi bir firmanın yüksek mühendislerinden biriymişsin ve yapılması gereken farklı bir algoritma varken google inadına bunu yapıyor ifadesi çıkıyor yorumundan. Büyük olmak kusursuz olmak anlamına gelmez ki. Sonuç olarak google şuan dünyanın En iyi arama motoru, Sadece arama motoru değil Teknoloji devrimlerine öncü olan, internet dünyasının gelişminde neredeyse %60 katkı sağlayan bir şirket.
Google’ ın çocuk pornosundan ne karı olabilir ki ? Kaldı ki Google çocuk pornosunu filtreleyen ve bu konuda hassasiyet gösteren bir firma. Diyeceksin ki ee neden o zaman bu kemalistlerin karın ağrısı sitesi türedi. Google dünya üzerindeki zibilyon tane web sitesini tek tek okuyarak arama sonuçlarına çıkartmıyor. Google geliştirmiş olduğu botlar sayesinde tamamen otomasyon halinde kurmuş yapısını… Senin düşündüğün gibi değil…
Atatürkçü olmak ile bu saçma sapan gerici firkileri bir araya getirmeyin lütfen. Atatürkçü olmak, Atatürk gençliği olmak teknolojiye her an kucak açmak, desteklemek ve gelişimine katkı sağlamaktır.
@ Stranger
Yeni başlayanlar için Örgüt kelimesinin anlamları…
http://tr.wikipedia.org/wiki/Örgüt
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=örgüt
Örgüt evet kulağa biraz itici geliyor fakat bu yazıyı yazarken ADD hakkında olumsuz bir yargı meydana gelmesi için özellikle seçtiğim bir kelime değildi.
-
#29 written by kemalist gençler 2 years ago
-
#30 written by bir bilseniz!(Lütfen uzunluğu sizi korkutmasın okuyun ) 2 years ago
Arkadaşlar siz Maria kitabını okudunuz mu?Okumadıysanız ölmeden mutlaka okuyun.Kitap Atatürk ile ilgili değil.Ama dünya gidişinde ne gibi faktörerler ne gibi işler yapmışta salak insanoğlu nasıl kanmış bir okuyunuz.Buna Atatürk dahil mi bu öylesine büyük bir çelişkiki..Şimdi kitaptan biraz bahsedeyim.Hristiyan dinene bağlı bir kızdır,Maria.Babası ateist.Annesi katolik.Babası devamlı toplantı yapmakta fakat toplantının içeriğini sevgilisi Hans ve kardeşi Bill den ve gelen misafirler dışında kimse bilememktedir.Bir gün kız saklanır ve 100 misafir gelir dünyaya ateistliği yaymakla ilgili bir çok konuşma yapılır.Bir çok Arap ülkeside bu toplantıya dahildir Türkiye de…Herkes ülkesini temsilen gelir.Türklerin temsilcisi kalkar ve Atatürk zeki bir lider şeriatla dini ayrı şeyler gibi gösteriyor ve kesin emri var şeriatı nerede görürseniz ezin diyor. İşte ben bu satırlarla göz yaşlarına boğuldum.Atatürk ten en ufak şüphe duymak benim için çok büyük bir üzüntü ve kırıklık çünkü.Ama kafam bir sürü sanki-acaba gibi kelimeler uyandı.Şimdi Türkiye Avrupa düzeyine çıkarılırken Bu 100 kişilik grubun iğrenç planları vardı onlar uzun bahsetmiyorum fakat bazılarına cevap yazabilirim.Kitaptaki bu iğrenç planlara Atatürk dahil gibi anlatılıyor hatta hiçte bahsedilmiyorama sanki imalar var.Şimdi ben bu imalardan bahsetmiyorum.Şimdi bazı şeçenekler sunuyorum bunlardan biri olabilir:Atatürk bu iğrenç planlara dahildi ve dediğimiz gibi liderimiz zekiydi yani kurnaz bizi bu planlara dahil ettti kendimizi unuttuk gittik.Yada liderimiz saf idi bu planlara aldandı..Ateistti.Bilemiyorum.Ama Maria’yı okumadan ölemeyin.
-
-
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler
hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir
memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır
sait!i kürd keko seit.
-
-
-
-
son bişi daha;
Kurtuluş savaşından
İlk kademe ileri atıldığında erimiz vurulur;
ikinci kademedeki er komutanına;
komutanım gidiyimmi,
Komtn;
oğlum öldü o;
komutanım gidiyimmi,
Komtn;
oğlum şehit o artık;
komutanım ne olur;
Komtn;
Peki oğlum dikkat et;
Er arkadaşına ulaşır bu arada ingiliz makineli ne yapsa fayde etmez ve er arkadaşına ulaşır.
eğilir kollarına alır döner;
Komutan;
oğlum demiştim sana değdimi der;
Er;
değdi komutanım der;
“Geleceğini biliyordum”………
İşte bu vatan ve işte evlatlarımız;
Komutanına sarılır er;
Komutan ;
DEĞMİŞ der; -
Fetullah Gülen islamın Martin Luther’idir. -Bill Clinton’ın danışmanı Eckelman
!!!!!!
İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için minnettarız – İngiliz Elçisinden !! Fetullah Gülen’e
İnanmış bir insanın batı karşısında Amerika’yla entegrasyon karşısında olması katiyyen düşünülemez. – Fetullah Gülen Yüksek Medrese profesörü…
Pensilvenya Papazı kim acep….
İmam maaşı ile Pensilvenyada yaşamak…
Kul hakkı fetvası…..
ALLAH ALLAH….. -
Arif olan anlar;
Esir iken mümkün müdür ibadet?Yatip kalkip ATATÜRK’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soguyacak bu millet
Molla asla anlamıyacak zira…
Almanyada ezanı dışarda bir oku bakalım;
AB izin verir ise;
Bire kelimeyi şehadet meselesi var;
ATATÜRK olmasa idi,
valide sultanlar- kösem sultanlar ve torunları adeta
israil tohumu misali oluşacaktık..
İşte Irak;
İşte iran;
İşte Vahabiler;
İranın yine elle tutulur bir yanı onurlu anları mevcut;
Rusya gibi gücü arkasında tutabiliyor; -
#39 written by mehmet 2 years ago
murat tarık nickli vatandaş
Fethullah Gülene ingiltere övgüler yazmış diye vatan haini ilan etmişsin. o dediğin ingiltere atarükü de övdü. araştırırsan atatürkü öven yüzlerce yazıyı görürsün. Peki e hey akılsız insan şimdi senin yazdığın yazıya bakarsak sen atatürk düşmanı olmuyor musun. düşüncelerini önce bir tart ne anlama geleceğini düşün öyle yaz.
senin gibi işkembeden atan ne dediğini bilmeyen birçok insan o yazıyı yazan hıyarı Fethullah Gülen hayranı sanıyor. Hatta geçen biri siteye doğru düzgün bakmadan solda gülen ismini görmüş Fethullah Gülen isminin geçtiği siteden ne beklenir ki demiş.
o karın ağrısı yazıyı yazan sitenin sahibi olacak dangalak kendini dindar sanıyor fakat ağza alınmayacak küfürler savuruyor. Hem siteye bakarsanız sadece Atatürk e değil Gülene de hakaretler yağdırmış.
-
Elini Kuran üstüne koy”abdestli” deki cumhüriyetmi “Laik”
yoksa sevr ve hilafetmi
sen ne ATA kelimesini nede TÜRK’ü kavrayamazsın.
Sen VATAN ve “daş” ayrımını yapamazsın.
sen ve senin gibiler Pensilvenya’da papaz maaşı ile oturmayı!!! onur sayarlar.
Hakaret kişiyi bağlar.
AÇILIM ne oldu……
Pısssssssssssssssssssssssssss. -
Fethullah Gülene ingiltere övgüler yazmış
ingiltere atarükü de övdü.
burası tamam…. senin yorumun…. mükemmel yapmışsın…!
Lozanda lord curzon cebidekileri bir gün önümüze koyacaklarını, zira savaş ve masada “LOZAN” alamadıklarımızı bir gün önünüze koyacaz ve seve seve vereceksiniz demişti.
İSMET paşaya.
işta o günler.
Kına yakıyorsundur belki.. -
1-Bana biri Attaürk ün eşinden neden boşandığını açıklayabilirmi ?? Veya Dr.Rıza Nur günlükleirni okuyan varmı aranızda.Dr.Rıza Nur un Attaürk hakkındaki eşinden boşanma gerekçesinin doğruluk payı nedir ?
2-Neyzen Tevfik in ”Sen anandan çıkardın ama baban kim olurdu bilemezdin şerefsiz”dizelerini kaleme alıp burda sunum yapan arkadaşlarada şunu söyleyeyim ; Fatih Sultanlar,Kanuniler ve diğer kahramanlarda olmasaydı Ataürkte belki anasından çıkardı ama babası belli olmazdı ( Günümüzde bile babası tatrtışılıyor )
3-Tarihimizde bunca kahraman bunca değerli insanlar varken neden sadece Atatürk ön planda tutuluyor.Sanki Rambo gibi ülkeyi tek başına kurtardı mübarek.Ayrıca babaocağını ( Selanik ) ecnebilerein elinden kurtaramamış tek kahraman Atatürktür herhalde.
4-Bunca başarılı bir komutan Çanakkale savaşını neden yönetemedi de bir almana başkomutanlık yaptırıp bu şanlı zafeirn mimarı yaptık..Bizim o zaman Attaürkümüz yokmuydu -ki vardı Annafartalar komutanıydı Albay rütmesiyle -
#43 written by mehmet 2 years ago
sen de elini vicdanına koy. fethullah gülene neden karşısın neden sevmiyorsun.
senin beğenmediğin tüm özelliklerin kralı bizim vatanı kurtarmış türk şehitlerinin hemen hepsinde vardı. cephede namaz kılıp Allah nidalarıyla düşmanı kırdılar.
hepsinin karısı anası baş örtülüydü. hiçbirinin dudağından besmele eksik olmazdı.
Atatürk ne dedi biz çanakkaleyi askerin imanıyla kazandık demedi mi.
Wilson churchill ne dedi. tepelerden Allah diye bağıran askerler akın akın üstümüze geliyorlardı. arkadaki öndekinin yere düştüğünü görüyor, biraz sonra kendinin de düşeceğini biliyor buna rağmen ölüme koşuyordu. Askerlerin herbiri ölüme koşuyorlardı. Bizim hiçbir silahımız bu imanı yenemez.
Merak etme ben denden daha iyi ata yı ve türkü anlarım. senden daha çok vatanıma bağlıyım.
Atatürk olmasaydının yanında atatürkün beş vakit namazını kılan ağzından besmele eksik olmayan saygıdeğer annesinin ve tüm türk analarının duaları ve türk askerlerinin imanları olmasaydı sen de bugün burda bu vatana sahip olamazdın.
şimdi namaz kılana gerici, besmele çekene yobaz baş örtüsü takana öcü, diyen sen ve senin gibiler türkün ruhunda olan islamiyeti de türkü de atayı da anlayamaz.
işte o dediğin ingiltere evet o dediğin ismet paşaya o cümleyi kuran ingiltere atatürke bugün dahi övgüler diziyor. şimdi atatürk vatan haini mi yani. yazdığını oku öyle yaz yazdıkça daha komik olma.
-
-
-
Eğer atatürkçülük bu ise ben yanlış bir ideolojiye hayran kalmışım. Yazık olmuş bana…
Ülkemizin gerilerde kalabilmesi için ellerinden geleni yapan bu geri görüşlü düşünceden yoksun, zavallı bile denemeyecek, kişiliksiz kişileri kınıyorum…
Açın artık gözünüzü dünyanın artık tek odaklandığı nokta TEKNOLOJİ ve siz gelişememesi için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz… Yazıklar olsun!!!
demişsinde…………………
Pensilvenyadan;
MACK Truck’a rakip bir Camıon üretsin diyemi, Mederese-i üniversite’den fabrika kurmaya İzmirden imam_ı zatı gönderdin…
Ey mert ile Namert ayrımını bilemiyen,
ATATÜRK’ü koruma kanunu bir yerine batıyor malum.
o kanun olmasa;
Bahtiyar olacan;
bunlar ile uğraşacağına;
Tohum yasaı ile uğraşsana;
Bak ne diyor devrin vekili Çiçek;
“12 yaşından küçüklere yedirilmemesi”……
ARI tohumunu USA ve AB kullanıyormu bir incele ve karşı çık… -
% kaçı şu an satıldı toprakların bir incele;
yada neden % 10 il bazında satılabilir iken,
“Bitti il bazında %10″ Ve ilçe bazında % 10 yasalandı….
Yaz kenara, birdaha iktidar olalım diyorlar;
Köy bazında % 10 satışı gerçekleşecek…
İşte kıç tutuşmasının başladığı bir evre ve çok geç kalma pozisyonu…
uyan diyecem ama;
nafile;
KULA KUL OLAN ile buraya kadar…
işte Osmanlı Hanedanlığı….
Battığı yerden yeşereyim derken,
yine KEMAL’ler kurtarır bu VATAN’ı;
Vahabi ruhu değil; -
1000’ler Çin-havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullandı.
1045’ler Çin- Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat etti.
1280 İtalyan- İlk gözlük yapıldı.
1450ler Alman- Johannes Gutenbergin baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı.
1452 Fransız- Birçok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci doğdu.
1453 Polonya-Copernicus (Kopernik) gezegenlerin Dünya etrafında değil Güneş’in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı.
1569 Flaman- Haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi geliştirdi.
1592 İtalyan-Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.
1614 İskoç- Matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.
1642 Alman- Blaise Pascal, Hesap makinesini yaptı.
1643 İtalyan- Evangelista Torricelli hava basınç ölçümü için cıvalı barometre’yi yaptı
1656 Hollanda-Christian Huygens, Galileonun fikirleri ile bir sarkaçlı saat tasarladı.
1665 İngiliz-Robert Hookeun Küçük Çizimler kitabında mikroskopların gücünü yazdı.
1668 İngiliz- Isaac Newton ilk ay|nalı teleskopu yaptı.
1698 İngiliz-Thomas Saverynin yaptığı ilk buhar makinesi, Madendeki suyu dışarı attı.
1733 İngiliz-John Key isimli bir dokumacı icadı “uçan mekik” kumaş üretimini katladı.
1771 İngiliz-Richard Arkwrightın suyla çalışan çıkrık sağlam pamuk ipliği üretiyordu.
1778 İngiliz-Joseph Brahamın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi temizlık
1783 ! Marquis de Jouffroy dAbbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.
1783 Alman-Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.
1797 Fransız-Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterdi.
1801 ! İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.
1804 İngiliz-R. Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.
1814 Alman-F. König elle çalışan matbaadan daha hızlı olan buharlı matbaa geliştirdi.
1815 İngiliz-H, Davy, madende çalışmak için güvenli getiren madenci lambası yaptı
1819 ! A. Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarladı daha derine dalacak sağladı.
1821 C. Babbage, matematik tablo olarak hesap “fark makinesi”nin üzerinde.
1826 Fransız Fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.
1829 G. Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarladı ve yaptı
1829 G. Stephenson , Rocket adlı bir lokomotif üretti
1830 Fransız Tterzi B. Thimonnier İlk dikiş makinesini tasarladı.
1836 Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca “altıpatlar”ın patentini aldı.
1837 Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.
1837 İngiliz İki mucit W. Cooke ve C. Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini.
1839 L.Daguerre vesikalık fotoğraflarda daguerrotype fotoğraf tekniği buldu
1843 Samuel Morse, telgraf mesajlarında oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846 USA Bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.
1848 İlk yürüyen merdiven, New Yorkta turist çekmek için kuruldu.
1849 Çengelli iğne icat edildi.
1857 New Yorkta bir dükkan asansörü olan ilk bina oldu.
1860 Belçika Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.
1863 İngiliz İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londrada işletmeye açıldı
1868 Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.
1872 Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.
1876 Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.
1876 Amerikalı üretken mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.
1877 Edison fonografı icat etti.
1878 Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.
1879 Ernst von Siemens elektrik ilk elektrikli treni sergiledi.
1881 Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.
1884 Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.
1885 Alman Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.
1885 Avusturya Kimyacı Carl Auer, havagazı lambasını icat etti.
1886 Linotip adlı makine, gazete ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.
1888 G. Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf mak. üretti filmleri banyo etti.
1889 Edisonun yard. C. Batchelor sinema filmi seslendirmesi deneyini yaptı.
1890 Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretti.
1890 H: Hollerithin icatı elektrikli sayma mak. ABD nüfus sayımını hızladırdı .1895 Fransız Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.
1898 Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.
1901 K: Camp Gillette, kullanılıp atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini aldı.
1902 İtalyan G. Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletti.
1903 USA Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.
1903 USA Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.
1903 Alman W. Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden EKG cihazını icat etti.
1904 J: Flemingin geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmezi oldu.
1908 Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptadı.
1909 General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini yaptı
1923 İsveç İki mucit ilk buzdolabını tasarladı.
1925 İngiliz Londrada trafik lambaları kullanılmaya başlandı.
1926 John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.
1926 Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.
1928 USA Seloteyp günlük yaşama girdi.
1929 P: Drinker, hastaların solunum cihazı “demir ciğer”i icat etti.
1933 Alman İki bilim adamı M. Kroll ve E. Ruska elektron mikroskobunu yaptı.
1933 P. Shaw Bir kedinin gözünün yansımasından esinlenen, kedigözünü icat etti.
1935 Alman AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.
1937 Dünyanın en büyük zeplini Hindenburgun yandı 35 yolcu öldü vaz geçildi.
1938 Macar Lazlo Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.
1938 USA Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.
1939 Rus İgor Sikorsky adlı bir mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.
1942 Alman W. von Braun, AImanyanın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2yi fırlattı.
1942 USA Enrico Fermi, nükleer enerjili denetimli bir nükleer reaktör
1945 USA Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.
1945 USA Japonyanın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombası attı.
1946 USA J. Mauchy ve J. Eckertin geliştirdiği, ilk elektronik bilgisayarı ENİAC
1947 Edwin Land siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.
1948 USA 3 bilim adamı J. Bardeen, W. Brattain ve W. Shockley transistörü icat Nobel
1957 RUS Dünyanın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1959 Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka gösterildi.
1960 Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962 TLF konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntü de ileten Telstar uydu.
1977 USA Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD
1982 Hollanda-Japon Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987 İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990 Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı
1983-2009
liberal ekonomi adı altında TESLİMİYET
DEVRİM aracı raf
Ünverler DEUTZ “Havalı Apollo” iptal
ESEN bisiklet elveda;
vs vs vs -
Yanaşacağı limanı bilmeyene, hiç bir rüzgar fayda etmez;
Sen ve senin gibiler 657 den maaşı alırlar;
657 rejimin mevcudiyetini sağlamakla!! görevli memurunun hakkaniyetidir;
Bunu hak eden, sadakat ile çalışmalıdır;
Geriye doğru değil, ileriye doğru demiştir ATA’mız;
Beni değil, fikirlerimi demiştir, ATA’mız;
Tabii Arif olan anlar o ayrı; -
-
-varol bey,siz kendinizi üzmeyin…eskimiş mantıklar,YENİ VE AKILCI MANTIKLAR’IN,karşısında…her daim kaybede gelmiştir…ANCAAKK!!! şu an sizinle iletişim kurmamı sağlayan ve neredeyse ilahlaştırdığınız,bu sistemin (…)(!!!)İNSANLAR’a,hizmet ettiğinede sakın olaki inanmayın!!! Patron:BILL GATES,,,Dünya’nın,bir numaralı’OLİGARK’ı….(Küresel oligarşi’nin patronu)artık tank tüfek devri onlar için akılcı olmaktan çıktığından,,,insanları bir birine katma’nın,yeni bir yolu icat edildi…Adı:İNTERNET!!! insanlara silah satmadan ‘PARA’kazanma’nın,en güzel yolu…kazandırıyoruzda…………………….ATATÜRK,ne demişti(?)HAYATTA EN HAKİKİ TARİKAT;BİLİM VE FEN TARİKATIDIR!!!BİLL GATES onun yolunda yürüyor!!! bizlerde fetullah amerıcanus ağlayanus köpeği’nin,arkasından koşuyoruz…sizler GOOGLE’NİN,özgürlük olduğunumu sanıyorsunuz??? tabii yinede bizim gibi(!)leri kapıştırmaya yardımcı oluyor…çünkü varlık nedeni bu(…)para kesiyor parrrraaaa…ADD’nin,yürüttüğü mantığı kavramamız bu vesile ile pek kolay olmasa gerek!!!! neden bu teknoloji’nin sahibi-yaratıcısı-nevşehirli patates çiftçisi hayrullah hayret adlı yurttaş değil??? yada ben veya sen????
-
-HEP GERİDEN(…)gelmek,,,kendi ulusal COĞRAFYASINDA,tutunabileceği hiç bir EVRENSEL DEĞERE sahib olmamak,,,ne menem övünülesi bir MANZARA’dır???? google’ye sahip çıkanlar,,,,,,,,,,,,bizler niye;TURKGLEE’yi kurup,tüm arz-ı-kara üzerine,KOSKOCA BİR MÜHÜR VURAMADIK??????????????? Google bir voyvoda kazığıdır,başka tercihimiz yok!!!
-
İşsizlik alev oldu! 25 şeker fabrikası satılacak!
Dönüyor, dolaşıyor “satmak” üzerine kuruyorlar. Geçen ay Sanayi Bakanı Çin’e gitmişti, hava limanında sesinin tonuna dünyadaki yaklaşık 200 ülkenin arayıp arayıp da bulamadığı bir yenilik keşfetmiş havası vermiş, “Çin’e tahvil satalım” demişti.Kafa buluyor sandım!
Ciddi ciddi söylüyordu!
Tahvil satmak nedir?
Yeni borç almak.
Başbakan dahil ekonomi kurmayları, “faiz altına girerek yeni borç bulmak ve elde kalmış devlet malını da ucuz ucuz satmaktan” başka bir yol, yöntem bulamadılar.
İşsizlik alev oldu.
Türkiye’yi yakıyor.
Model aynı:
Yeni borçlar bul.
Elindekini sat.
Yeni yıl için taze satış listesi hazırlandı; İzmir Limanı, Derince Limanı, Samsun Limanı, Bandırma Limanı satılacak. Karayolları, Milli Emlak ve DMO’nun elindeki çok sayıda gayrimenkul elden çıkartılacak. Milli Piyango, Başkent Doğalgaz Dağıtım ile 25 şeker fabrikasının tamamı da özelleştirme kapsamında birilerine verilecek.
Satılanlar borç kapatmaya gidiyor ve gerçekten “batan tüccar malı gibi çok ucuza” devletten çıkıyor, özele geçiyor. Bir örnek yazayım: AKP iktidara geldiği günden beri Hazine’nin mülkiyetinde olan 628 milyon 231 bin metrekare yüzölçümündeki 94 bin 714 taşınmazı sattı. Bu kadar taşınmazdan 2 milyar 136 milyon 772 bin TL gelir elde etti. (Bu bilgiler kesin doğrudur, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün soru önergesine verdiği cevaptan alınmıştır.)
Rakamları böl, çarp.
Topla, çıkart.
Metrekaresi 3.4 TL’ye geliyor.
Etin kilosu 29 TL’ye dayandı. Kuzu pirzolanın kilosu da 33 TL’ye çıktı. 1 metrekare devlet arsasını, 100 gram kuzu pirzola (dört ısırımlık) fiyatına satmış oldular.
Modele bak!
Otur ağla!
Türkiye’nin batısından doğusuna kadar kurulmuş devlete ait 25 şeker fabrikasının tamamını da satışa çıkartıyorlar. Yerlilere ve yabancılara satacaklar. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’nin bünyesinde bulunan bu 25 fabrikanın bazısı zarar etmekte, bazısı kâr etmekte fakat toplamda yıl sonunu kârla kapatmaktalar.
Şeker pancarı üreticilerinin temsilcileri ile Ege Üniversitesi’nden akademisyen bilim insanları; Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, Yard. Doç. Dr. Gökhan Günaydın (ZMO Başkanı) Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Ahmet Atalık (ZMO İstanbul Şubesi Başkanı) Prof. Dr. Melih Ertan Çınar, Prof. Dr. Turgay Taşkın, Öğretim Görevlisi Mehmet Esen, Yard. Doçent Dr. Şenay Kaymakçı, Doç. Dr. Fatih Başaran ve Hidayet Petin ile Muhittin Akbulut (Köy-Koop) “şeker fabrikalarının satışına karşı çıkalım” kampanyası başlattılar.
İmza topluyorlar.
Bu bilim insanları; “şeker yasasının yeniden düzenlenmesini” de istiyorlar. Şeker fabrikalarının özele satılmasının işsizliği artıracağını söylüyorlar.
-
-SAYGIDEĞER MURAT TARIK,Gözlerinizden öpüyorum(52 yaşındayım)yaşça büyük iseniz’de,elleriniz’den sıkarım…İnanırmısınız’ki,yukarıda dile getirmiş olduğunuz problem şu an şahsımın yaşadığı bölgede en çok tartışması yapılan bir problemdir….ŞEKER FABRİKALARI!!!!! Doğum yerim:ALPULLU(ATATÜRK’ÜN İLK ŞEKER FABRİKASINI KURDUĞU YER-KIRKLARELİ)Ahh!!! MURAT arkadaşım,ATATÜRK’ÜMÜZÜN,Mirası ne hallerde(…)Ancak,TÜRK ULUSU’nun,ATATÜRKÇÜ varisleri olarak pes edersek,yazıklar olsun bizlere…öyle değilmi? öptüm.
-
-Listede HAYDARPAŞA GAR’ı…SİRKECİ GAR’ı….(kapsamında’ki limanlar ile birlikte) bulunuyor…Ardından,TCDD’nin,liman bağlantılı tüm noktaları liste dahilinde…yani ne kadar ulusal STRATEJİK,değerlerimiz varsa;küresel OLİGARŞİ’ye,satılmak üzere…bütün bunların ‘AYIRDINDA’(…)olan kaç adet yurttaşımız var acaba?Batı ne demişti(?)bu LOZAN’ın,acısını sizlerden ileride çıkartacağız…neyse,MURAT arkadaşım…ATATÜRK’ün öz deyişleri bize yeter,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,BÜTÜN TERSANELERİMİZE GİRİLMİŞTE OLSA……………YURDUN DÖRT BİR YANI;OLİGARKLARCA(EMPERYALİZM’İN,PATRONLARI TARAFINDAN)KAPLANMIŞTA OLSA……………..Yinede onları alt edecek yüreğe sahibiz.
-
Hasan Akman. ATA! on 20-10-2009 ;
Selam sevgi,
Karadeniz İnebolu’dayım.;
Şapka devriminin ve Şerife bacının mekanındayım;
16-17 yıl Pınarhisar Çimentoda idik;(SET oldu-Fransız)
Alpulluya sevgi selam,
Trakya bir başka; “Hain çıkmaz”
Sele kapılıpta ıslanmayan!!! kedi sırtlı pensilvenyalı imamın peşinden koşup, takva sahibi olduğunu zanneden;
Ama bilerek veye bilmeyerek imandan çıkana sözüm yok artık;
Sözüm AYDIN kesime;
Sabredeceğiz;
“ALLAH içinizi dışınızı bilendir.”..AYET.
Bu ayet’i hafızanda tut ve;
Kim Rejimi yıkmak için takiyye yapıyorsa ayette belirtmiş,
“içinizi bilendir” diye,
Kurtuluş savaşını inkar eden;
Çöken hanedanlığın bizim olduğunu ama bittiğini,
Gelenin CUMHURİYET olduğunu;
GÖKTÜRK kağanının dediği gibi,
Gök’te bir Tanrı var ama bilemem dediğini;
hiç bir zaman TÜRK’ün; Arap gibi Taş ve Put’a tapmadığını;
VE;
Ülke idaresine “marka” verirken ilk kez;
TÜRK’iye Cumhuriyeti diyerek
TÜRK’ü öne koyma şerefine nail olan;
ATA’mız ile onur gurur duyamıyan zavallıları;
ALLAH’a havale edelim ve bekliyelim;
Sevgi selam; -
-YURDUN HER KARIŞ TOPRAĞI;KAN İLE SULANMADIKÇA,,,DÜŞMANA TERK EDİLEMEZ…emperyalistler’in,uşağı olmaktansa;ATALARIMIZIN OĞULLARI OLARAK,SAVAŞMAYI…yok olacaksak bu şekilde;YOK olmayı tercih ederiz…(M.K.ATATÜRK) MURAT arkadaşım,derin sevgilerimle…Çatlak sesler çıkarsa birlikte ağızları’nın,payını veririz…sağlık ve afiyetler.(ALPULLU’LU.HASAN)
-
-
-
#64 written by soner yücel 1 year ago
sizlere üzülüyor acıyorum sansür demişsin tabi olacak bu porngrafi değil yasak yayın değil direk hakaret ediliyor ben keyfim için atama laf söyletmem yasak tabularını yıkın diyeceksin biz yasakcı bir zihniyet değiliz ama o google 1 gün kapansın bak ozaman gör ne zor duruma düşüyor direk Atamız için sitesinde günlerce tanıtım bile yapar.
bırakın kapatsınlar ozaman google denetimini arttırmak zorunda kalır. bence kapanmalı Atam için google’ye girmemişim çokmu ? -
#65 written by önemsiz 1 year ago
evet arkadasim ataturkculuk budur sayet begenmiyorsan basip gidebilirsin bu topraklardan. Sen belli ki kulaktan dolma bir ataturkcusun. Önce oku ülke tarihini.Atatürk zamanında bir çok önemli insanı fikirlerine zıt gittikleri için idam ettirmiştir. Ve bende atamın bu fikirlerini son noktasına kadar destekliyorum. Pembe hayal dünyalarında yaşamıyoruz. Önemli olaylar önemli kararların sonucunda oluşur. Karşı çıkanlar eğer bir risk teşkil ediliyorsa; öldürülmeli, yok edilmelidir. İslam’ın ılımlısına inanırsan kemalistliğinde ılımlısına inanırsın. Ben inanmıyorum. Fakat bir çok insanın karıştırdığı birşey de var. Atatürkçülük ya da kemalistlik, ülkücülükle kesinlikle bağdaşlaşamaz. Ülkücülükte üstün ırk durumu vardır ve sistematiği bunun üzerinedir. Diğerinde ise belli kalıplaşmış hayatı ve yaşamı ele alan bir düşünce üzerine gidilir. Bu düşünceyi gerçek kaynaklardan irdeleyerek öğren ve kendi seçimini yap.
-
-
#67 written by Aydogan cakirgil 1 year ago
Sizi kınıyorum.
Atatürkçü düşünce derneği sadece ama sadece kemalizmin karın ağrısı adlı sitenin kapatılmasını istemiştir.
İnsanları yanlış yonlendirmeyin.
Hiçbir aklı çalışan insan bunu istemeyemez zaten.Birde şunu unutmayın bu ülkede en çok kapatılan sitteler Ateizm le ilgili sitelerdir. Sitelerin kapatilmasini saglayan da Adnan Hocadır
-
#69 written by Şahin 1 year ago
Seni şiddetle değil şiddetli kınıyorum,
ADD sadece Atamıza hakaret eden sitenin kapatılması için şikayette bulunmuştur, uzun uzun kelimelerle insanları yanlış bildiklerinle yönlendirmeye çalışıyorsun. ADD’yi ve üyelerini çok rahat bir şekilde suçluyorsun. Ben de sana burada akılsızca ve ahlaksızca hakaretler küfürler edip bu da benim düşüncem özgürlük var demokrasi var diye yazsam hoşuna gitmez herhalde….Düşünce başka hakaret ve küfür başka. Ben görüş ve düşüncelerimi açıklamayı düşünüyorum.Emin ve bilgili olduğumuz konularda düşüncelerimizi söylemekten kaçınmamalıyız.Senin yazının amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek gibi görünüyor. Hiç hoşuma gitmedi…Üzgünüm ama hakaret kabul etmezsen Google’ı destekleyerek savunduğun o sitedeki yazıları yazanlardan pek farkın yok.Böyle şeyler yazınca hemen Atatürk’ü kutsallaştırdılar,tapıyorlar gibi saçma sapan iddialarda bulunuyorlar. Öyle veya böyle okuyanların anladığı bir hayat felsefesi içeren Kemalizmi okuyup anlamayan ya da hiç okumayan insanların düşünceleri ülkemizde bazı gazetelerde rahatca yazılıp çiziliyor,her hangi bir insana hele ki Atamıza hakaret etmeyin denildiğinde sahte demokratlar,liberaller,gerici yobaz tayfası dinciler ahkam kesmeye çalışıyor. Dindar insanlarımızı ayırmak için dinci kelimesini açıklayayım “din üzerinden her türlü maddi çıkar sağlayan kişiler” çevremizde o kadar çoklar ki bunlardan korkmuyorum diyen yalan söyler. Her şey çok açık bu ülkede karanlıkla aydınlık savaşıyor. Anlamadan dinlemeden ADD ve üyeleri hakkında bu yargıya vardığına göre sen de bir rahatsızlık var. Ben ADD üyesi değilim. Böyle güzel olduğunu sandığın yazılarla teknolojiyi savunmaya çalışıyorsun ama karanlıktaki az sayıdaki ışığı söndürerek çağın gerisine gitmek isteyenlere yardımcı oluyorsun. Türkiye’de yasaklanan bütün sitelere girmenin küçük bir programla çok kolay olduğunu da ayrıca bildiğini sanıyorum. Atatürk ve Cumhuriyeti seviyorum… -
#70 written by ayşegül 1 year ago
Şuan Atatürk ve düşüncelerinden bu ülkede rahatsız olanlar olduğuna asla inanmıyorum. Ortalığa düşüp din elden gidiyor çığırtkanlığı yapanlar evet herzaman varoldu. Onların da amacı belli bu ülkeyi karanlığa boğmak. dış güçlerce desteklenen bu iğrenç insan ya da kurumlar bilsin ki Atatürk Türkiyesi varlığını sürdürmeye devam edecektir. çünkü Mustafa Kemal i de doguran aziz bir Türk annesidir. Google a kapatma davasına gelince ben bir Add üyesi değilim ama ADD nin böyle komik bir dava açmayacak kadar ciddi bir kurum olduğunu biliyorum. zaten açıklaması yapıldı dava Goole a kapatma davası değil söz konusu siteye Google dan erişimin engellenmesi davasıdır. evet karın ağrısıyız bu ülkeyi karanlığa gömmek isteyenlerin hem kabusu hem de karın ağrısı olamaya devam edeceğiz…
-
“benim atam fatih gibi olan padişahlardır” diyenlere ne mutlu!
diyemeyenlerin karın agrısı= “ata” ..”türk” …? kimdir o…?
sana anlatılanı biliyorusn
tanıdığın kadar seviyorsunislamiyetin ilk yıllarında peygamberimiz
putçuluğa karşı çok savaştı
tc kuruldu, heryer put, kimin , putlaştırdıkları,ata dedikleri, mason şahsiyetin
-
-
Yazdığım yazıdan dolayı şahsıma hakarete varan yorumlara aydınlatıcı bir cevap olması açısından http://www.varol.us/politika/anti-kemalistlerin-karin-agrisi.html adresindeki diğer yazımı okumanızı önemle rica ediyorum.
Şuan okuduğunuz blogun ve yazının sahibi olarak ben inanın hepiniz kadar Atatürkçü ve Cumhuriyet sevdalısı biriyim.
Şahsımı geri kafalı, yobaz, örümcek beyinli gibi görüp eleştirmeyi bir kenara bırakmanızı bekliyor, eğer bir konu tartışılacaksa sansürcü zihniyete daha eleştirel bakış açısı sergileyerek konuyu daha verimli şekilde değerlendirmemizi öneriyorum.
Saygılarımla….
-
#73 written by lvstrng 1 year ago
-
#75 written by Mesut Meric 1 year ago
Burada bazıları hem Allah’tan bahsediyor hem de rejimi korumaktan. Belli ki Allah’ın kitabını ya hiç okumamışlar ya da öylesine okumuşlar. Allah’a inanıyorsan tek bir yol tek bir rejim vardır. O da Allah’ın kitabında (Kuran’da ) emredilen yoldur. Benim için de aslolan Allah’ın yoludur. Ben Allah’ın emrettiğini konuşuyorum, ya siz neyi konuşuyorsunuz? Kulun emrettiğini mi?
Herkes istediği gibi inanmaya mecburdur. Siz kullara tapmaya devam edin, ama beni asla yüce ALLAH’a tapmaktan caydıramazsınız. Ayrıca bana dinimi öğretmeye de kalkmayın, önce siz öğrenin. Herşey Kuranda açık ve net olarak yazıyor. -
#76 written by Mesut Meriç 1 year ago
Bahsi geçen web sitesini inceledim. Şöyle bir bakayım dedim ama okudukça kendimi alamadım. İnanılmaz şeyler anlatılıyordu. Öyle iddialar vardı ki yenilir yutulur gibi değildi. Bu iddialar karşısında ADD’nin sitenin kapatılması gayretleri gerçekleri gizlemek gibi algılanabilir. Oysa ben ADD.’nden şunu beklerdim. Derhal bu iddiaların yalan olduğunun ispatlanarak Türk halkına anlatılması. Eğer siz bunu yapmıyorsanız; acaba iddialarda gerçeklik payı var mı diye şüphelenirim.
Mesela Türk Tarih Kurumu’nda bulunan Latife Hanım’ın günlüklerinden bahsediliyor ve bu günlüklerde dehşet bilgilerin varlığından bahsediliyor. Türk Tarih Kurumu’nca da bu belgeler açıklanmıyor. Neden? Korkumuz nedir? Bilmediğimiz bazı gerçekler mi var?
Malum sitede bahsedildiği gibi biz yıllarca hayali bir kahraman’ın peşinden mi koşmuşuz yoksa.Bu yazılarımdaki amacım asla bir değeri eleştirmek değil.
YALNIZCA GERÇEKLERİ ÖĞRENMEK…
-
#77 written by vatan delisi 1 year ago
Dünyada ”İZM” ile biten hangi ideolojiden fayda gelmişki kemalizm den gelsin..daha siz değil miydiniz..”kabe arabın olsun anıtkabir bize yeter, yeni peygamberimiz (haşa) mustafa kemaldir, yeni dinimiz kemalizm” dir diyen..dinde reform adı altında atatürk için yeniden mevlitler yazan zihniyet..siz değil misiniz.şapka inkılabı diye onlarca masumun kanına gire, zulum eden..insani yardımları yalnızca rant toplama aracı olarak gören..dinden değill insanlıkdan da uzak materyalist darwinden türeme kendinden üreme hammaddesi bozuk şahsiyetler..siz değil misiniz laiklik kemalizm diye diye başörtüsüne dil uzatan..siz değil misiniz..siz değil misiniz insanların yüreklerinden sevgiyi merhameti imanı şefkati kaldırıp..şehveti hiddeti çirkin işleri çağdaşlık adına yerleştirmeye çalışan,insanların arasına fitne nifak tohumları saçan..siz değil misiniz kirli işlerin mafyanın avukatı..menderesi asan cuntacı ve partici zihniyet ve kirli darbelerin çocukları..bu halinizle vatana hizmet eden değerli kişilerle uğraşmayı görev sayan..türk olduğunu iddaa edip..türklük insanlık adına sadece laf üreten kişilerr..siz değil misiniz abdülhamite küfredip memleketi istibdatlar yönetti deyip fransıza uyup kızılsultan diyen.ama milli şefiniz döneminde ülke komunizmi bile gölgede bırakacak şekilde yönetilen.. yapılmadık işkence bırakmayan…unutmayın ki bu topraklar bize osmanlıdan emanet kaldı..şu ufacık topraklar bile sizin gibi geri kafalı ilerici çağdaşlar yüzünden bu kadar kaldı..daha bu ülke ne kadar vesayetle yöneltilmek zorunda..ne zaman çağdaş medeniyet seviyesine ulaşacak.ne zaman başörtülü insanlar potansiyel suçlulukdan beraat edicek..ne zaman insanlar özgürce kıyafetlerini giyebilcek..batsın sizin ADD niz ve sözde laiklik anlayışınızz..ne zaman bitecek..ne zaman zulmunuz bitecek..
-
-
vatan delisi:
Dünyada ”İZM” ile biten hangi ideolojiden fayda gelmişki kemalizm den gelsin..daha siz değil miydiniz..”kabe arabın olsun anıtkabir bize yeter, yeni peygamberimiz (haşa) mustafa kemaldir, yeni dinimiz kemalizm” dir diyen..dinde reform adı altında atatürk için yeniden mevlitler yazan zihniyet..siz değil misiniz.şapka inkılabı diye onlarca masumun kanına gire, zulum eden..insani yardımları yalnızca rant toplama aracı olarak gören..dinden değill insanlıkdan da uzak materyalist darwinden türeme kendinden üreme hammaddesi bozuk şahsiyetler..siz değil misiniz laiklik kemalizm diye diye başörtüsüne dil uzatan..siz değil misiniz..siz değil misiniz insanların yüreklerinden sevgiyi merhameti imanı şefkati kaldırıp..şehveti hiddeti çirkin işleri çağdaşlık adına yerleştirmeye çalışan,insanların arasına fitne nifak tohumları saçan..siz değil misiniz kirli işlerin mafyanın avukatı..menderesi asan cuntacı ve partici zihniyet ve kirli darbelerin çocukları..bu halinizle vatana hizmet eden değerli kişilerle uğraşmayı görev sayan..türk olduğunu iddaa edip..türklük insanlık adına sadece laf üreten kişilerr..siz değil misiniz abdülhamite küfredip memleketi istibdatlar yönetti deyip fransıza uyup kızılsultan diyen.ama milli şefiniz döneminde ülke komunizmi bile gölgede bırakacak şekilde yönetilen.. yapılmadık işkence bırakmayan…unutmayın ki bu topraklar bize osmanlıdan emanet kaldı..şu ufacık topraklar bile sizin gibi geri kafalı ilerici çağdaşlar yüzünden bu kadar kaldı..daha bu ülke ne kadar vesayetle yöneltilmek zorunda..ne zaman çağdaş medeniyet seviyesine ulaşacak.ne zaman başörtülü insanlar potansiyel suçlulukdan beraat edicek..ne zaman insanlar özgürce kıyafetlerini giyebilcek..batsın sizin ADD niz ve sözde laiklik anlayışınızz..ne zaman bitecek..ne zaman zulmunuz bitecek..Lan sen ne şerefsiz, haysiyetsiz adamsın? Sokak ağzıyla burada yorum yapıyorsun. Atatürk olmasa sen şimdi filistinliler gibi yaşıyor olacaktın. ŞÜKÜR ET ATANA. ATASINA, TÖRESİNE, YURDUNA, VATANINA SÖVENDEN NE HAYIR BEKLENİR?
Adam olun. Bunların hesabı elbet görülecek komunistlerden ve Atatürk düşmanlarından
-
“o” olmasaydı sen, ben olmazdık, demek kefensiz yatan onca şehide yapılmış en büyük küfürdür! dolayısıyle, sen “şerefsiz” diyerek aynaya bakmış oldun ..
kefensiz yatanlar…
onlar ayasofya müze yapılsın diye mi şehit oldu?
onlar
(kuranın yazıldığı hürmet edilmesi gereken )Alfabe miz değişsin diyemi şehit oldu?
onlar, ahlak ile yetişen,(ibni sina, mimar sinan) gibi alimlerin yetiştiği mektepler kapatılsın diye mi şehit oldu?
onlar kur an ı yalnız ana yasa kabul ettiler ve bu yasa ile yaşamak için
şehit oldular!
başları kapalı olan kadınlarımızı açıp, batının bit pazarı elbiselerini giymek zorunda olalım diye şehit olmadılar!!!
-
-
-Vatan delisi(keşke akıllısı olsaydın)….bu yurdu binbir fikir kaosuna sokup,insanlarımızı bir birine çatıştırmaya çalışanların oyuncağı olmayalım…Kendi dertlerimizi yine kendi içimizde halledelim…İnanalımki,ne ATATÜRKÜ,ne MUHAMMEDİ,ne TÜRKLÜĞÜ,ne de,İSLAMI……KAPIKULE SINIRI ötesinde bir tek mahluk sevmiyor…Onlara malzeme olmayalım(alay konusu)yani kendi içimizde çatışarak….Allah aşkına bunun mantıklı bir yönü varmı??? ya lütfen biraz düşünelim…elin amerikasından tek bir bilgi dışarı sızmıyor….Bizim ülkemiz ise şamar oğlanı oldu…yazık yaa vallahi billahi yazık günahtır yazıktır YURDUMUZ NE HALLERDE…hepimize yazıklar olsun 5000 yıllık TÜRK TARİHİ’nin,geldiği nokta ne ACI.
-
-
paralar oldu YEŞİL MANİ…….Tanımıyor engel MANİ!!!!!!!!!Yok insafı imani(!)……BOL KERİZ BOL ENAYİ GÜDÜVERİRLER GARİİİİİİ……Garide Gari(…)Gemisini kurtaran;Fedakar ve,cefakar KAPTAN’ın,yüzdüğü deniz;BİZİZ ABİCİM BİZİZ……Yüzdürmeyiverelim GARİİİİİ…………Kıl olmadan dinleyiverin GARİİİ,,,HAYRET birşey(!)oluvermeyin GARİİİ…….Zilleri takıp oynayıverin GARİİİİ…..Şıkıdımda-Mmıkıdımda GARİİİ…..Gariidee gariii…..Yeşili yedi İNEKLER, Ötesini TİMSAHLAR,,,HAZİNEYİ YAMYAMLAR..MEMLEKETİN İÇİNE EDİVERDİLER GARİİİ-GARİİİ’DE GARİİİ..Ne şiş yansın ne kebeb diye,diye olduk harab…KALMADI BAŞA ÖRÜLECEK ÇORAP,,,,Yaaaarrrabbb şu bizim AKILSIZ BAŞLALARA AKIL VERİVER GARİİİİİ.
-
-
herşeyin , “ata” dediğin, güya “türk ” olduğunu söylediğin, “o” şahıs sayesinde olduğunu söylemek…
ne acı …şehit olmuş onca insan, hepside
müslümanlık değerleri gitmesin diye canla başla şehit oldu..
onların hakkını yemektir bu…TÜM DÜnyada onca yerde savaşlar olmuştur, onca devletler yıkılmış vs..
hangi devlet alfabesini değiştirmiştir?
sözde ” teknolojik gelişmeleri yakalamak” konusunda al sana israil, ibranice kullanıyor … latince değil …
demekki marifet kavukta değil , içindeki insanlarda,…
insanımızı dininden uzaklaştırdılar!adamın biri şu gavura bak diye yanındakilerle konuşuyor…
gavur dediği adam da , müslüman olmuş bir alman ( sarışın bir erkek)
alman yanına gidiyor, ben müslümanım diyor… ama sana kızmayacağım..
tabi bizimki utanıyor..
ardından alman, cebinden kur an ı çıkarıp adama oku diyor
bizimki “okumasını bilmiyorum” diyor…
alman okuyup birde türkçe mealini söylüyor adama
ve bizimkine diyorki
“söyle bakalım ben mi gavurum, sen mi?”bu milleti ne hale getirdiler !
-
-
atatürkçü dediniz durdunuz atatürkçülük,kemalizmi bi inanış bir akım olarak kabul ettiniz. atatürk olmasaydı o olmazdı bu olmazdı diyorsunuz osmanlı olmasaydı atatürk olurmuydu soruyorum? atatürkten öncesi yok atatürkten sonrası var fikrindesiniz. çağdaşlıktan bahsediyorsunuz sizin çağdaşlık dediğiniz nedir? benim çağdaşlık bildiğim şey bilgi,teknoloji vs. şeylerin gelişmesidir bunu iran bilhassa kanıtladı adamlar türkiyeden kat kat imanlı katkatda ileri teknolojide osmanlı müslümanların lideriydi ve dünyanında lideriydi nasıl oluyor? sizin yaptığınız tek şey dinsiz bir hayat, kafamıza göre bir hayat düşüncesindesiniz. bu ülkede dine gelince icraat yok atatürke sıra gelince akan sular duruyor.
-
#87 written by Evo 11 months ago
Yazının eleştirilecek yanı yok, çünkü sadece medyadan takiple davanın ana unsurlarını bilmeden cahillikle yazılmış.
Bir kere google, youtube vs. bu sitelerin engellenmesi mevzuları ülkemiz kanunlarının bilişim alanında yetersiz kalması evvela. Diğer husus ise bir durumu yargıya taşıyacaksanız sonuca ulaşabilmek için o ülkenin kanunları çerçevesinde hazırlarsınız iddianamenizi vs. Eğer sadece o websitesinin kapatılması yönünde bir yaptırım mevcut değilse hukuki olarak ya da dayanak yetersizse mecburen içerik sağlayıcıyı da işe katmak zorundasınız. Yoksa öyle idealist bir şekilde internet özgürlüğünü kısıtlamayayım o bağlamda dava açacağım derseniz var olan yasalar çerçevesinde biçare çaba olur. Evvela ulusal alanda gerekli kanuni düzenlemeler için çalışacaksınız daha sonra da uluslararası arenada yaptırım gücünüz olacak.İkinci noktaya gelirsek “… kispesi” denmiş mesela. Böyle bir kelime var mı Türkçe`de? Kisve olmuş size “..kispe” elektronik sohbet (mIRC, Icq, MSN vb.) ortamlarında bir derece ama blog ya da benzeri bir oluşumsa mevzunuz evvela Türkçe`yi doğru, isabetli ve yerinde kullanabilme yetisi olmalı. Olmalı ki eleştiriler ciddiye alınsın.
-
Sayın Evo;
Öncelikle blogumdaki yazılara göz atmanız ve yıkıcı da olsa yorumlar yapmanızdan ötürü teşekkür ederim.
Yazının eleştirilecek yanı çok çünkü; yazı bundan tam 2 yıl önce ve sıcağı sıcağına yazılmıştı. Ayrıca konuya dair bir düzeltme yazısı olarak http://www.varol.us/politika/anti-kemalistlerin-karin-agrisi.html linkini incelemenizi rica ediyorum.
İkinci nokta olarak belirttiğiniz kispe konusunda haklısınız, doğrusu kisvedir. Hararetli bir yazışma esnasında gözden geçirmeden çıkıvermiş parmaklarımın arasından. Lakin sizin de tırnak işaretlerinden önce noktalı virgül kullanmanız gerekmez miydi?
Üzüm yemek midir, bağcıyı dövmek midir bilmiyorum amacınız fakat cahillikle bile itham ettiğiniz yorumunuza sessiz kalıyorum. Öyle sanıyorum ki benden büyüksünüz, bir saygısızlık yapmak istemem.
-
-
ne güzel söylemiş şair,
öyle birine “ata” deki peygamber övgüsü almış olsun!
ve yine ne güzel demişler;
atasını bilmeyen it peşinde gezer!” o” olmasaydı, sen olmazdın palavraları…
bunu demek topragın altında yatan onlarca müslümana yapılmış en büyük hakarettir!kaldı ki fatihin bedduasını almıştır kendisi!
ayasofyayı müze yapan zihniyet, bizim ruhumuzu klitlemiştir!
azıcık şairler şairi
NECİP FAZIL a kulak verin! ayasofyayı öyle anlatmışki:
http://www.dailymotion.com/video/xdzwdh_necip-fazyl-kysakurek-ayasofya-hita_news
(25dk ka sürüyor..)
dinleyince hak vermezseniz kanınızda akan müslüman kanı değildir!“benim atam fatih gibi olan padişahlardır” diyenlere ne mutlu!
diyemeyenlerin karın agrısı= “ata” ..”türk” …? kimdir o…?herkezi ve herşeyi, tanıdığın kadar seversin!
sana peygamberin ilk okul yıllarından itibaren adı “ata” olan o şahıs kadar anlatılsaydı, sendeki ahlak, sendeki dindarlık, sendeki müslümanlık tıpkı osmanlıdaki gibi olurdu…-
–
—
—-
—–
——
——-
———->OSMANLININ kendi içindeki, diğer dinlerden olan “kişilere”/”milletlere” verdiği özgürlüğü
bu devlet kurulduğundan
beri kendi vatandaşına (müslüman olanlara) vermiyor!sen başını açacaksın, sen şapka takacaksın, senin tatil günün ,cumartesi pazardır, cuma günü işe git, cuma namazına gideme,
sen arap alfabesini değil
latin alfabesini benimseyeceksin,
bu sayede; ne kurandan haberin olacak, nede dinden!ve birileride çıkacak diyecek ki
namaz kılma bale yap!
aynı kişi
bizim osmanlı için, amba da barbar insanlarmışlar,yakmışlar, yıkmışlar..bu ülke de “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” deniyor!
ama bu egemenlik 4 senede bir: oda seni kandırarak ! başa geçen kişi parayı götürüyor, kandırılan yine sensin, adamlar seni kandırıyor…
buna demogoji denilir(demagog:halk avcısı)yani sen demokrasi var sanıyorsun , özgürlük var sanıyorsun
ama bi bok yok
işin kötü tarafı, başa geçen kişi de bir başka ülkenin ajanı olabilir?
nerden bileceksin!!!“en büyük özgürlük , hürriyet islamiyete teslim olmaktır”
Necip Fazıl kısakürek..————————————————————————-
-
Yazı hakkında yorum yapıcaktım ancak yorumları gördügümde sasırdıgımı ve yazıyı unutugumu belirtmek isterim
atatürk yada bazılarına göre mustafa kemal atatürkün dine karsı yaptıkları falan filan bunların hepsi dogrudur,cünkü o günlerde bunların yapılması gerekirdi,milli bir kültür olusturmak istemisti ve sapka devrimini yaptı ardından iskipli atıf hocayı astı bu olay budur.Lakin hic bir insan dört dörtlük degildir mustafa kemalde aynen öyledir sözlerinde yazılarında kitaplarında sıkca söyledigi TÜRK kelimesi bir faşist anlayıstır.Cok basit bi sekilde düsünün sen türküm dersen kürt kökenli bir vatandasta kürdüm der.Bunu söylemeye hakkı vardır.Dolayısıyla bu sistem yanlıstır.Ne mutlu türküm/kürdüm/lazım yerine ne mutlu insanım dersek terör sorunu tamamen ortadan kalkar
Not : Bunlar benim fikirlerim benim gibi düsünmeyebilirsiniz ama bana saygı göstermek zorundasınız tıpkı benim size gösterdigim gibii…. -
-

Eğer atatürkçülük bu ise ben yanlış bir ideolojiye hayran kalmışım. Yazık olmuş bana…
bir kere m.kemal ideloji felan kurmadı,evet doğrusun sen yanlış biliyormuşsun zamanında m.kemal da bu adamların yaptığının milyon katını yaptı,adam mı öldürtmedi,alimlerimi kesmedi,iskilipli atıf hacanın neden asıldığını duydun mu?
demekki neymiş m.kemalin kurduğu bir ideloji değilmiş ve m.kemal bu adamların yaptığının çok daha fazlasını MÜSLÜMANLARA yapmıştır.