Mucizelere inanın!

Bu yazı 1 yıldan fazladır güncellenmiyor. Bilgilerin halen geçerli olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm.

Bir köpekle yaşamak gerçekten eşsiz bir deneyim ve büyük bir sorumluluk. Etrafınızda sürekli sizi seven, sizi korumak isteyen, yerine göre onun da korunmaya ihtiyaç duyduğu, sevilmek, sevmek, yemek yemek, uyumak, oyun oyun oynamak isteyen, nefes alıp veren, geceleri horlayan, rüyalar gören çok değişik, bambaşka bir canlıdır köpekler.

Biz de uzun bir süredir Mell ile yaşıyoruz. Kardeşim üniversitedeyken, tanıdığı birine sevgilisi sevgililer gününde bir köpek hediye etmiş. Hayvanlar hediye edilecek, paketlenip süslenecek, paketinden çıkarılıp ikram edilecek bir eşya değildir. Yukarıda da bahsettiğim gibi o bir canlı! Her neyse bu çift bir şekilde ayrılıyorlar ve köpek kızda kalıyor. Tabi köpeğe baktıkça eski sevgilisini hatırladığı için onu günlerce, haftalarca banyoya kapatıyor, kötü davranıyor, eski sevgilisinin acısını köpekten yani bizim Mel’imizden çıkartıyor.

Kardeşim ve arkadaşları gidip Mel’e el koyuyorlar, kardeşim sahipleniyor. Derken üniversite bitiyor ve Mel kardeşimle birlikte İstanbul’a geliyor.


Yıllardır süren sevimli birlikteliğimiz bu şekilde başlamış oluyor. Ta ki 2 ay öncesine kadar.

12239481_10153701765333516_550300718446277684_n

Babam her sabah Mel’i alıp gezmeye çıkartırdı. Artık öyle bir rutin haline gelmişti ki bu, Mel’e tasma takmayı bırak, tasmayı yanına alma ihtiyacı bile duymuyordu. Arabanın kapısını açtığı gibi Mel atlıyor ve birlikte güle oynaya gidip geliyorlardı. Ne yazık ki 2 ay önce, Mel arabaya girmek yerine bambaşka bir yöne doğru koşmaya başladı. Bacağı sakat olan babam peşinden koşmayı denese de başaramadı, uzunca bir süre o sakat bacağı ile aradı aradı durdu ama nafile, Mel ortalıklarda yoktu.

Eve dönüyor ve kötü haberi paylaşıyor. Tahmin edersiniz ki çok üzücü bir olay. Biz tatil dönüşü bile hediye alırken Mel’i düşünen insanlarız. Evde yemek yapılırken her zaman Mel’in payını ayırırız. Mel sadece bir köpek değil yani, Mel çok net olarak evin her konuda söz sahibi olan bir ferdiydi.

Yokluğu o kadar koyuyordu ki hepimize, annem gözleri yaşlı, kardeşim perişan, babam hep suçlu psikolojisinde.

Sokak sokak çıktık Mel’i aradık, direklere ilan yapıştırdık, esnaflara, çocuklara, teyzelere, amcalara, komşulara gördüğümüz herkese haber saldık. Her aklımıza geldiğinde belki gelmiştir, buralardır diye başımızı camdan uzatıp uzun uzun bakakaldık. Evde ona ait eşyaları gördükçe hüzün hiç eksilmez oldu. Ben ki masasının üzerinde olabildiğince az eşya görmek isteyen insan, sadece onun fotoğrafını bıraktım.

Bir köpeğin insan ile aynı psikolojiye sahip olmadığının farkındayız fakat hepimize bir terkedilmişlik hissi hasıl olmuştu. Nasıl olur da hiçbir şeyini eksik etmediğimiz, sevip büyüttüğümüz yavrumuz kaçıp giderdi? Bir türlü kabul edemedik bu durumu.

Öleceğini anlayan köpekler, sahipleri üzülmesin diye uzaklara gider gibi bir şehir efsanesi ilişti kulağımıza, daha perişan olduk. Annem hüngür hüngür ağlamaya başladı duyduğunda. Havalar soğudu, ne yapıyor acaba şimdi, karnı aç mıdır dedik. Yağmur yağmaya başladı, acaba sığınacak bir yer buldu mu diye iç geçirdik. Yokluğu hep içimizi dağladı, perişan etti hepimizi. İnternet’te dolaşırken, dizi izlerken köpeklerle ilgili bir şey görsem azcık soğumaya başlayan acım yeniden alevlendi.

2 ay böyle geçti.

Derken bu sabah mucizevi bir telefon geldi. Kuzenim Mustafa, çok çok alakasız, yani aşırı derecede alakasız bir semtte tesadüfen Mel’i gördüğünü söylüyordu. Mustafa biraz hızlı bir delikanlıdır, hemen parlar, gözünü budaktan sakınmaz, kavgaysa kavga, dövüşse dövüş hiç çekinmez ama yufka gibi de yüreği vardır. Hem Mel olabileceğine ihtimal veremedik hem de Mustafa bir şey yapar diye korktuk açıkçası. Mustafa’ya konum atmasını söyledik. Atladık düştük yollara minicik bir umut kıpırtısıyla.

Köpek gerçekten Mel’di. Ve bu sizce de bir mucize değil mi? Düşünsenize Mustafa 1 dakika önce o alakasız yerde dolaşayım dese Mel’i göremeyecekti, 1 dakika sonra dolaşayım deseydi yine göremeyecekti. O an, o andan başkasında asla olamazdı! Ve o an olması gereken oldu…

Mucize gerçekleşti…

Meğerse bizim Mel son derece varlıklı, villada yaşayan biri tarafından sahiplenilmiş! Tabi bu hikayenin son kısmı. Öncesinde birileri alıkoymuş, sonra bakamayıp belediyeye haber vermiş, belediye değerli bir cins olduğu için barınak yerine veterinere vermiş, veteriner de bizim zengin adamı bulmuş.

Biz villaya ulaştığımızda Mustafa adamla biraz çekişmiş, negatif bir hava vardı. Bahçe kapısının zilini çaldığımızda yardımcısının tavrından anlaşılıyordu. Bir dakika bekleyin dedi, gitti adama haber verdi, izin aldıktan sonra kapıyı açtı.

Biz doğruca Mel’in olduğu tarafa doğru yönlendirildik. Gözüm hiçbir şey görmüyordu, bir kafes içinde rengini seçtiğimiz Mel’i görünce birden bir heyecan sardı içimizi. Kardeşim ağlayarak koşmaya başladı ve tabi kendimizi tutamadık bizler de bir iki parça. :/ Sesimizi duyan adam geldi, alın kardeşim ya ben inandım alın götürün dedi, halimizi görünce o da üzüldü. Ben koştum adama sarıldım lan ne yapacağımı bilemedim o an, var mı bir masrafınız neyse karşılayalım edelim dedim. Adamın 40’tan fazla köpeği varmış çiftliğinde, köpek sevgisinin ne demek olduğunu çok iyi biliyor haliyle, bir de tasma hediye etti bize.

Kahkalar eşliğinde döndük eve. Mel’i gören komşular eş dost da en az bizim kadar sevindiler :) Hayatımda bu kadar çok mutlu olduğum an sayısı o kadar az ki, listemde ilk 10’a çok rahat girer yani. Unutulmaz bir gündü bugün.

IMG_9949 (Small)

Pasta alıp Mel’in eve dönüşünü kutladık. Ona da kaliteli mama aldık tabi. :)

Umarım bir daha hiç ayrılmayız, kurban olayım ya.

Şimdilerde hepimiz böyleyiz. :)

elmyra

7 Comments

  • Ali Emre

    03 Haziran 2016 at 14:45

    Benimde bir kedim vardı. Aynı bahsettiğin gibi bizimde ailenin bir ferdi gibiydi. Bazı akşamlar babam sırf ona gidip onun sevdiği etlerden yaptırır getirirdi. Fakat taşınacağımızın günden iki gün önce dışarıya çıkıp bir daha gelmemişti. Baya üzülmüştük. Gideceğimizi mi anladı acaba diye düşünmüştük. Herkese haber salmamıza rağmen bulunamamıştı. Senin bahsettiğin gibi bir mucize bizde gerçekleşmemişti keşke gelseydi diyorum bazen. Hayvan sevgisi apayrı bir şey. Bu arada adı da sezar’dı :)

    Cevapla
  • Nur Çelikkaya

    20 Haziran 2017 at 16:37

    Benim de oğlum Blue vardı 3 yaşında Sibirya Kurdu genelde sokak bahçe ev istediği gibi girer çıkar istediğini yapardı ama 1 saatten fazla eve uğramadan durmazdı yani salınık gezmeye alışıktı 1 ay önce tüy dökme dönemine girdiği için onu kulübesine bağladık komşular etraf tüy olduğu için şikayet ediyordu ne kadar tararsak tarayalım o kadar çok tüy döküyodu ki bitmiyordu neyse bağlı olduğu bir gece sabaha kadar havladı bir şey varmı diye baktık yoktu neyse ertesi sabah ben okula gittikten sonra babam Blue’nun yanına inmiş ve köpeğin olduğu yerde sallandığını ve gözlerinin seğerdiğini ama yine de deli gibi havladığını söyledi babamda köpeğin bir derdi olduğunu düşünüp biraz dolaşıp kendisine gelmesi için açmış ama Blue zaten salınmak için bu kadar havladığını söylüyor neyse gidiş o gidiş Blue bir daha eve gelmedi şu an 3 hafta oluyor aramadığımız yer kalmadı Blueya ne olmuş olabilir yani hala yaşama ihtimali varmıdır ???

    Cevapla
    • Varol AKSOY

      07 Temmuz 2017 at 21:17

      Çok geçmiş olsun Nur, umarım Blue’ya kavuşursun bir an önce. Nasıl kötü bir duygu olduğunu çok iyi biliyorum ancak benim yaşadığım durum ortada, senin de güzel bir sürprizle karşılaşma ihtimalin mevcut. Etrafa haber verin, ne kadar çok kişi duyarsa o kadar iyi. Zira biz kimseye bahsetmemiş olsaydık, kuzenim Mel’in kaybolduğunu bilmeyecek, bize dönüş yapamayacaktı.

      Umarım güzel haberlerle tekrar blogumu ziyaret edersin.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın