Mutluluk ve hüzün…
Okumaya başlamadan önce belirteyim. Bu yazı diğerlerinden biraz değişik olacak. Öyle olmasını istiyorum çünkü. Mutluluğumla başlayıp hüznümle bitireceğim.
Cuma günü söylediğim gibi liseden sınıf arkadaşım Serdar’ ın nişanı vardı. Facebookta sınıf adına kurduğum gruptan Yalçın bu haberi tüm grupla paylaştı. Büyük bir çoğunluğumuz sevinçle karşıladık ve toplu olarak arkadaşımızı o mutlu gününde yalnız bırakmamaya karar verdik. Sınıftan iki kız ve dokuz erkek olarak toplam 11 kişi toplandık ve düğün salonuna gittik. Toplamda 6 yıldır görmediğim arkadaşlarımla o kadar güzel vakit geçirdik ki anlatamam. Bir kısmıyla sürekli görüşmemize rağmen 6 yıldır sesini bile duymadığım kişileri görmek çok güzel bir duygu. Zaten sınıfın makara takımı olarak nitelendirilen kısmı sürgüne yollanarak sınıftan kovulmuştuk. Yalçın, Ben, Serdar, Ramazan, Taner kovulmuş kişilerdik fakat 2 yıl okuduğumuz sınıfımız bizim için hep öz olarak kalmıştı son seneki sınıflarımızı pek benimsememiştik.
Tüm gece boyunca gülmekten artık çenem ağrımaya başlamıştı. Belkide ömrümde en çok güldüğüm gündür o gün. Dile kolay okulun tam anlamıyla fırlamaları 6 yıl ayrı kalmıştı ve birikmiş o kadar çok espri vardı ki anlatmaya zaman yetmedi. Herkes birbiriyle yarışıyordu sanki
Takı töreni başladığında hep beraber para toplayıp onu bütün hale getirdik. İhale bana kaldı ve ben takmak zorunda kaldım parayı.
Vezne kuyruğunu anımsatan sırada en önde ben ve arkamdaki on kişi ile birlikte takımızı taktık topluca resim çekildik.
Ehhh o kadar kişi buluşmuş alkol olmazsa olmaz tabiki
Damadın abisi bize özel votka kola ve cips yollamış
Millet limonata bardaklarıyla votka içmek zorunda kaldı
Alkol alındıkça tabiki insanlar daha da açıldı ve artık aralıksız bir kahkaha fırtınası başlamıştı. Bir an herhalde bizi nişandan atacaklar diye düşündüm.
Ömrümün en güzel günlerinden biri diyebilirim.
Yaşananların güzelleği herkesin damağında kaldığından dolayı önümüzdeki hafta pazar günü sınıf erkekleri toplaşıp Tekirdağ’a gideceğiz. Bir gece kalıp döneceğiz. Hayal gücüm bile yetmiyor orada yaşanacaklara
Allah yardımcımız olsun.
* * *
Hayatım hep böyledir eğer çok gülersem muhakkak sonunda ağlarım. Gelenek bozulmadı. Eve geldim ve direk olarak uyudum. Sabah kalktım ailece kahvaltı yaptık. Ben nedense bilgisayarı açma gereği duydum sabahın köründe. İşe gideceğim fakat cumartesi olduğundan rölantide takılıyordum. Bilgisayardan bir müzik açtım ve o çalarken montumuda giydim evden çıkmaya hazırlanıyordum.
Kardeşim ve annem beni yolcu ediyorlardı. Ne yazık ki kardeşimin beni yolcu etmesinin sebebi bugün üniversite için Samsun’a dönüyor olmasıydı. Ben belki akşam erken gelemem diye iyice sarıldım kardeşime. İşte tam bu sırada çalan müzik beni o kadar etkiledi ki kardeşimi bırakamıyordum. Dondum kaldım. Ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Hiç böyle olacağını sanmıyordum ama gözlerim doldu bir anda hemen ayrıldım kapıyı açtım ve çıktım. Kafam beynim allak bullaktı. Şirkete gidene kadar inanın o hüzünden kurtulamadım.
Akşam ne yapıp ne edip kardeşimi otagara götürmem gerekiyor diye düşündüm. İşlerim o kadar aksi gitti ki. Klavyede yazarken inanın parmaklarımın şıkırtısından ben bile rahatsız oluyordum. Hırsımdan ağlayasım geliyordu. Tüm gün o müziği dinledim ve sabahki an aklımdan çıkmadı. Sonuç olarak zamanla yarıştım ve erken çıkabildim.
Eve geldim anneannem,dedem ve dayım bizdeydiler. Vakit geldi ve annemide alarak kardeşimi otogara götürdüm. Babam gelemedi çünkü bacağı hala çok iyi değil. Zaten o bizden çok daha üzgün. Gelmemesi iyi oldu.
Otobüsü hareket ettiğinde yine sabahki şey oldu. Dondum kaldım. Bir anda öyle bir şey oluyorki dünya sanki duruyor, kalakalıyorsunuz ortalık yerde. Kirpiklerin kuru kalması için hiçbir neden olmadığını düşünüyorsunuz fakat erkekliğede bok sürdürülmemesi gerektiğinin farkındasınız. Çok zor bir durum.
Annem ağladı ben teselli ettim onu. Belki kirpiklerim ıslanmadı ama içimde koca bir deniz taşıyordu.
Senden uzak olmak çok zor.
Hoşçakal kardeşim…!
