Romalılar! Çok değerli Galyalılar!, Sayın Endülüs Emevileri..! Eğer ki içinizde Slipperman! nedir diye birileri soracak olursa çok üzülürüm, bu yüzden tekrardan Slipperman!, Slipperman II, Slipperman III yazılarını yâd etmek istiyorum..

Gözüm birbirinden şukeleta bilimkızlarına ilişiyor. Dr.Hötker iki de bir beni anlattığı konuya müdahil edebilmek için dürtüp duruyo öyle çok bi samimiyetimiz olmamasına rağmen. Robin az önce istediğim suyumu 2,5 litrelik kolaların üzerine koli bandıyla yapıştırılan promosyon bardakta getiriyor, teallam diyorum BİM konektıkıta da mı şube açmış lan acaba O.o biraz da içerliyorum tabi koskoca süperkahraman olarak öyle dandik bardaklarla ikramlar filan hoş değil ama Robin’in gül yüzünün hatrına ses çıkarmıyorum.
Öyle işte Bay Varol hadronların ebesüksel faaliyetlerinin karmatik mentupistasyonundan sonra oluşacak pıtırcıksal tepkimeler bla bla bla anlatıyor Dr.Hötker. O kadar bilimkızını gördükten sonra tabi süperkahramanlığın da sınırlarını zorlamaya başlıyor insan ister istemez. Doktorun da anlattıklarını galiba baya kötü bişey olucak diye yorumluyorum, şekilden şekile girmeler, öyle bi afralar tafralar filan gaza gelip veriyorum coşkuyu laboratuvar ortamında.. Ulan diyorum ben o şerefsizin evlatlarını boş otobüste ayakta gezdirmez miyim lan, ulan allahsız kitapsızlar ne istiyorsunuz lan hadronlardan, dünyanın dengesinden düzeninden, ulan ben sizi topitopa çeviremez miyim, ulan ben size etek giydirip tayms meydanında fotoğraf çektirip etiketlettirmez miyim lan facebooklarda? Ulağğğnnn it herifffff, ulan haysiyetsiz derken derken coşup birden önümdeki bardağı deviriyorum. Bardağın devrilmesiyle birlikte yerden sarıkız maden suyunun dökülmesi gibi cossss diye bir ses geliyor.. Donup kalıyorum..
Robin meğersem bana tuzak kuran bir ajanmış! Duygu patlaması yaşıyorum ansızın, istemsiz olarak ağlamaya başlıyorum, ulan ben kimseye güvenemeyecek miyim, ne kadar yalnızın diyerek Dr.Hötker’in koluna sarılıyorum.. Diğer kızlar bir anda tüm şirinliklerini kenara bırakıyor ve vahşi birer kaplana dönüşüp Robin’i yakalıyorlar. Hayır zahmet etmeseydiniz Sarah hanım ben şeederdim şunun şurasında kahramanız filan diyorum burnumu çekerek. gülümsüyor gülüşüne kurban olduğum ♥

Sarah yanıma yaklaşıyor ve Bay Varol bu size ait sanırım diyor…

Ohaa annemin terliği! yani benim güç şeyim. Rusbu Robin çaktırmadan belimden terliğimi çalmış.. Ödüm b.kuma karışıyor heyecandan :D

Dr.Hötker koluma giriyor ve asıl şimdi hoşgeldiniz Bay Varol.. Uzun zamandır aramızda bir ajanın olduğundan şüpheleniyordum ve bu yüzden size tam olarak bilgileri aktaramamıştım. Az önce duyduklarınızın bir kısmı yanıltmacaydı.. Dahası hadronlardan daha büyük bir görev sizi bekliyor.. Öncelikle versiyon güncellemenizi yapmamız gerekli diyor Dr.Hötker deterjan reklamlarındaki bilimadamlarının konuşmalarındaki kararlılıkla..

Yine USB kablosu mu takacaksınız sağıma soluma? Hayır hayır sayın babanızın uyguladığı yöntemden farklı bir şey yapacağım ben aslında.. Versiyondan ziyade komple bir bakım şeklinde Service Pack 1 yükleyeceğim.. Hmmm.. Microsoft binası buraya çok uzak değil dimi diye soruyorum. Evet hemen karşımızdaki sokakta onların binası da.. Sanırım yazılım desteğini de onlar veriyorlar doğru mu tahmin ediyorum doktor? diyorum.. Evet çok emekleri geçti dostlarımızın diyor doktor.. Vay minako şansa bak Microsoft yapıyorsa bu işi yamalı bohçaya dönerim ben 2 seneye kalmaz diye iç geçiriyorum.. Şimdi bios’unuza girip first boot device özelliğinizi ayarlamalıyım. Eeehhhh ne öyle devicelarımla filan oynattırmam, delikanlı adamın först buut divaysı bitanedir ne o öyle öncelik tanımlamalar filan? milleti arkamızdan mı konuşturacaksınız doktor açık olun diyorum sinirli bir şekilde.. Çok kısa sürecek bay Varol endişelenmeyin diyerek sakinleştiriyor beni.. Babam olsaydı patlatmıştı bi tane enseme diyorum, doktor daha anlayışlı ehe :D Size güveniyorum doktor devicelarımla fazla uğraşmayın! Tamam yumun gözlerinizi..

Biraz sersem biraz böyle içim mayışmış gibi açıyorum gözlerimi.. Tabi özellik çok olunca işlemcim kasıyor biraz, hemen kendime gelemiyorum… Ayağa kalkıyorum, Sarah tuzlu ayran getiriyor biraz toparlanıyorum ve doktorun kendi ofisine gidiyoruz.

Bay Varol hadronlar aslında çok önemsiz bir konu birazdan size anlatacaklarımın yanında.. 1969′dan bu yana üzerinde çalıştığımız ve dünyanın kaderini değiştirecek çok değişik bir projemiz var ve beklenen gün sonunda geldi çattı. Projemizi hayata geçirecek kişi sizsiniz..

Bay Varol bildiğiniz gibi dünya giderek yaşanılamayacak bir yer halini alıyor. Her yer tıklım tıkış, küresel ısınma, soğuma filan bokunu çıkardık iyice, toparlama şansımız kalmadı.. Bu yüzden yıllardır uzaya füzeler, kapsüller, uydular fırlatıp yaşanılacak düzgün bir gezegenin olup olmadığını saptamaya çalışıyorduk.. Ta ki düne kadar.. HD 85512 B adında bir gezegeni keşfettik. Şartlar gayet olumlu ve yaşanılabilir görünüyor.. İşin en kritik kısmı ise size düşüyor.. Bilindiği üzere HD 85512 B gezegeni dünyamıza 36 milyon ışık yılı uzaklığında.. Yani şimdi biz burdan feneri, çakmağı yaksak 36 yıl sonra anca görünür orda ışığı.. O kadar uzak yani.. Olsun doktorum en uzak mesafe iki kafa arasındaki uzaklıktır written by Can Yücel diyerek edebik yönümü sergilemenin verdiği hazzı yaşıyorum.. Öhhm neyse doktor yapmam gereken nedir?

Dünyayı çekeceksin!

Neeeeyyyyyy?!’^+)(/)

Dünyayı çekeceksiniz Bay Varol.. Ne var bunda?

Yok ebesinin… Doktor kafanız mı güzel nerden çekicem nereye çekicem?

Ya biz şimdi Ay’a bitane ip fırlattık buradan tamammı, sonra ipin ucunu Ay’daki bi deliğe geçirip ipin ucunu tekrar dünyaya indiriyoruz. Sonra siz asılacaksınız ipe, çeke çeke bizi aya yaklaştıracaksınız..

Oha doktor yaaaa daha neler, çok ilkel bu.. Başka bir fikir yok mu acaba? Hayır şuan için kurulumuz bunu uygun gördüler, çekeceğiniz ipin ucu akşama doğru buraya iner, o zaman asılacaksınız çeke çeke Ay’a oradan diğer gezegenler derken geze geze HD 85512 B’ye doğru gideceğiz gönlümüzce.!

Ya tamam bak şimdi aslında güzel fikir yani sonuçta ne o öyle bi Armstronglar, Gagarinler gidiyor biz bakıyoruz TRT1 ekranlarından, gidilecekse hep beraber gidilir, öyle hava atarmış gibi alıp başını gitmeler filan hoş olmuyor ama daha güzel bi şekli olmalı bunun diyorum.. Yok Bay Varol biz çok düşündük böyle yapacaksınız! Süperkahramanlar Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği olarak elimizden geleni bu.. Daha iyi bir fikriniz varsa alabiliriz.. Sessizlik oluyor.. İsterseniz kızlar sizi yemeğe götürsün akşam göreve başlayacaksınız.. Tamam Doktor görüşürüz :@

(Bu kısımlarda Slipperman içinden küfürler ediyor) sizi bilimadamı diye buraya koyanın .. mak lazım.. İp çekecekmişim, sktrn gidin.. İstanbul’da anam babam da burda beni bi b.k yiyom sanacak! Bahtıma tüküreyim! Adam değilim ki KPSS’ye girip Zabıt Katibi olsaydım ohh sabah 8 akşam 5 kafa rahat.. Şimdi elin sidikli bilimadamlarının derdiyle uğraş dur minako :/ Nerde lan bu kızlar? en azından kızlar var vallahi çekilecek çile değil bu işler..

Yolda Audrey ile karşılaşıyorum.. Ah merhaba yemeğe gidiyordum bana eşlik eder misiniz bay Varol diyor gülümseyerek kurban olduğum :) Tabii benim için büyük şeref efenim.. Kızlarla yemekte sohbet etme şansı yakalıyorum.. Halen Türkiye’den bir tek Hakan Şükür’ü tanıyorlar, bir de Lilli’nin büyükannesi pişmaniyeyi çok seviyormuş memlekettten getirtebilir miyiz parasıyla diyor :D Hemen arıyorum kuruyemişçi Yusuf abimi, bi karton gönderiyor UPS ile.. Para istemez Lili’ciğim diyorum, sözüm ona namımız yürüsün, erkekliğe b.k sürdürmek olmaz şimdi :D

Biraz bahçede dolaşıyoruz, işte hobilerimden filan bahsediyorum, içlerinden bi tanesi de olsa etkilemek için türlü taklalar atıyorum, hayır hepsi ayrı güzel anasını satayım birini seçsem onun üzerine oynayacağım ama hepsi güzel olunca karar veremiyor ortaya oynuyorum..  Pek etkilenmiş görünmüyorlar, amaaan benim derdim zaten bana yetiyor diyerek üstelemiyorum.. Birden gürültü kopuyor irkiliyorum bu ses ne lannn diye?! Uçak.. Uuuçakk.. Uuu beybiiiiiiiiii… Tabi yaaaaa…

Oğyesss kızları orada bırakıp koşmaya başlıyorum.. Soluk soluğa Dr.Hötker’in yanına varıp başbakanımızn bize aşıladığı çılgın proje üretme özelliğimi kullanıp ben de nacizane kendi çılgın projemi açıklıyorum.. Sn. Hötker şimdi biz bu dünyayı iple çekeceğimize yanlardan kanat taksak?? Ha bu sıçtımının amerikası da Irak’tan çekilse Arap baharı bokuna insanları öldürmeyi bıraksa da petrolü dünyayı HD 85512 B gezgenine gitmek için dünyamızın götüne takacağımız motoru çalıştırmak için yakıt olarak kullansak?

Vay madırsssss.. Ohaaa adamın gözleri portledi bi anda.. Sarıldı bana..

Bay Varol sanırım zekanız süperkahramanlığınızın en önemli silahı.. Bu müthiş bir fikir..

Ahh sorun değil Hötker, şimdi bak açayım istersen olayı biraz..

Yanlardan kanadı çakacaz tamam mı, sonra güney kutbundan doğru motoru koydukmu (bizim ihsan usta anlar bu işlerden), kuzey kutbunada direksiyonu koyucaz.. İşte vitesiydi, dikiz aynasıydı filan dünyayı boying modeline çevirip basıcaz kafamıza göre o gezegen senin, bu gezegen benim allah ne verdiyse yeni yerler görücez.. Haa baktık çok hoşumuza gitti dayarız abi merdiveni o gezegene inin abi deriz millete.. İşte vatandaş kafasına göre yerleşir tarımdır, hayvancılıktır filan yeni düzenini kurar..

Yok yani boşuna boşuna bana da yazık abi ordan ipe asıl filan, olucak iş değil.. Verelim ayarı gitsin böyle..

Vallahi Varol bey allah belamızı versin biz de burada bilimadamıyız diye dolaşıyoruz, yeminle utandım.. Ben derhal üst düzey bir toplantı düzenliyorum.. Tamamdır sen ayarla ben anlatırım projemi herkese diyorum..

Haaa unutmadan Bay Hötker ipin ucu indi mi Ay’dan aşağı?

Evet Bay Varol, şu sıralar bahçeye inmiş olmalı..

İşte tam şuanda süpergüce ihtiyacım var diyorum ve koşarak bahçeye çıkıyorum.. Göğsümden çıkardığım Ay Yıldız’lı bayrağımızı öpüp ipin ucuna bağlıyorum ve inanılmaz bir hızla çekmeye başlıyorum.. Ortamdaki tek Türk ben olmama rağmen koca bir alkış kopuyor, gözlerim yaşlı asılmaya devam ediyorum ipe… :)

 

[Evet daha da saçmalayacağım :D Yani bu devam edecek anlamına geliyor :) ]

Başka başka şeyler de var :)