Ahhh bugün çok yazı yazdım aslında, böyle upuzun sayfalar dolusu edebiyatlar parçaladım, parçalandım… Şimdi tatilimi ve oradaki anılarımı anlatmayı çok isterdim lakin pek bi heves kalmadı gibi. Zaten sıcağı sıcağına güzel olur böyle şeyler, mesela her akşam o günümü anlatsaydım çok iyi olurdu, olmadı :(

Kısa bir özet geçmek gerekirse, amcamın, yengemin ve değerli koozenim Nurşen’in çok büyük misafirperverlik ve sevecenliği ile kendimi evimdeymişçesine rahat hissettim. Sanırım 2500′ e yakın fotoğraf çektim, gerçekten kendimi aştım diyebileceğim şeyler de çıkarttım, bu ne lan elindeki makineden utan olm dediğim şeyler de çektim :D Yamuk fotoğraf çekme olayımdan vazgeçemedim :P

Huzur istemiştim giderken, evet tam istediğim gibi oldu, sessiz sakin, olaysız, gürültüsüz, karışan görüşen olmadan, dilediğimce çıktım sokağa, sırt çantam fotoğraf makinem. Dolaştım dolaştım, bol bol müzik dinledim, sıcaktan bunalınca denizde aldım soluğu, yandım, bronzlaştırdım kendimi, özellikle burun kısmımı :P Hiç görmediğim yerleri gördüm, görüpte önemsemediğim yerlere daha farklı baktım, kendimi aralıksız, uzun bir süre huzur dolu ve mutlu hissettim.

İçinde bulunduğum depresif durumdan sanırım kurtuldum, küllerimden doğarım dedim ve küllerimi üfleyip söndürdüm. Su gibi oldum, dupduru, düşüncelere dalmayan, kafasına sorunları takmayan, anlamsız yere kendini bunaltmayan, melankoliden uzak duran, kendini yalnız hissetmeyen, etrafa enerji yayan kendimi tekrar gördüm ve çok sevdim :)

Kumsalda gözlerimi kısarak gökyüzüne baktığımda gördüğüm o bulut parçacıklarına ellerimle şekil vermek istedim, kitabımı okurken hiç ara vermedim, eskiden olsa hemen dikkatim dağılır düşüncelere dalardım. Geceleri gökyüzü daha bir farklı geldi, sanırım şehir hayatı yıldız görmemi engelliyormuş. Ne çok yıldız var, onlar güneşin yer yüzünü boyarken döktüğü boya parçacıkları gibiler. Huzur veriyorlardı baktığımda…

O kadar çok yazmak istedim ki, her seferinde kalem ve kağıt bulamadım, hep erteledim aklıma gelenleri ve onları orada bıraktım. Keşke not edebilseydim, ilham denen şey varsa o kesinlikle oradaki ruh halimdi.

İstanbul’a dönmeyi hiç istemedim, sanki döndüğümde büyü bozulacak, kendimi tekrar kötü hissedeceğim sanıyordum. Değilmiş, öyle olmadığını da şu satırları yazarken anladım.

Bugün hep ıslık çaldım, şarkılar mırıldandım, tertemiz zihnimin tadını çıkardım.

Özet geç lan diyecek olursanız, mutluyum abi… Gerçekten mutlu ve huzurluyum.

Bunun farkındalığı beni daha mutlu ediyor.

İş ortamı azcık rahatsız ediyor beni, lakin onu da aşmak üzereyim tatil dönüşü olur böyle şeyler, fazla sorun etmiyorum. 15 gün daha tatil hakkım var beniiim :) Antalya’ya gitmek gibi planlarım var, tabi herşey yolunda giderse :)

Bir ara Sinop’u tanıtan fotoğraflarla destekli gezi yazısı tarzında birşeyler yazacağım :) Nerelere gitmeli, nerede ne yemeli filan :P O kadar turizme katkımız olsun dimii :P

Kendinize iyi bakın çocuklar, öpüyorum gıdıdan :D

Başka başka şeyler de var :)