Üçleme…
Karanlıkta yazıyorum. İmla hatalarıma aldırış etmeden aklınıza uyan en mantıklı kelimeyi varsaymanızı rica ediyorum
Yazacak birkaç konum var hepsini bir arada serpiştirmek istiyorum. Şimdiden söyleyeyim hiçbiri birbiriyle alakalı değil.
Turist’in beni rezil ettiği an!!!
Dün Zeytinburnu – Kabataş tramvayında klima altında pöfür pöfür kitap okurken yanıma bir turist oturdu. Cana yakın biri olduğu otururkenki tebessümünden belliydi zaten. Tam eminönü durağından karaköy’e doğru dönerken karşımızda kalan Eminönü’nün simgesi haline gelmiş büyük caminin Süleymaniye Camii olup olmadığını sordu. (İngilizce olarak)…
Ben oranın Süleymaniye olmadığını bildiğimden süper bir kendini beğenmişlikle ve gururla cevap verdim.Gururluydum çünkü bir sonraki sorusunun Süleymaniye hangisi peki diye olduğunu düşünüyordum. Bildiğimden kafamda cümleyi kurmuş ve ağzını açmasını bekliyordum
Turist abla bana “Peki bu caminin adı nedir?” diye sordu. İşte yıkılma anı budur. Aman tanrım ben bu caminin ismini bilmiyordum. Hemen karşımda oturan ablaya sordum bu caminin adı neydi diye. O bilmiyor. Hemen onun hizasındaki koridorun karşı tarafında oturan ablaya sordum o da bilmiyor. Ne diyebilirdim ? Yalan söylemek olmaz tabiyki. Utanarak I dont know dedim. Kadın Really? dedi ve ben bittim. Bu utanç yerin dibine soktu.
O soru sorduğum ablalardan biri “Şimdiki gençlerde camileri bilmez oldu disco bar sorsan hepsini sokak sokak söylerler dedi.” Pek sallamadım sanki kendi biliyormuşda ben bilmiyormuşum. Pehh sen bana doğru cevabı verseydin ben eğilip bükülürdüm ama o Türk ablanın laf koyması benim için pek etkili olmadı.
Durağıma geldiğimde Turist kendi ülkeni bilmiyorsun dedi ve ben deli dana gibi oldum. Tramvay biyere çarpsada ölsem dedim.
Ne kadar da haklıydı o turist. Gerçekten İstanbul’da doğmuşum İstanbul’da büyümüşüm hergün önünden geçmişim o caminin ama adını bilmiyorum.
Yazıklar olsun bana…
Merak edenler için sonradan bizzat gidip öğrendim ama sonra yine unuttum şaka şaka adı Yeni Cami’ imiş…
Bir şehit daha…
Bugün şirketteki amirim Murat abi telefon açtı ve Varol ben şirkete gelemeyebilirim Dayımın oğlu Şehit olmuş dedi. Offf başımdan aşağı kaynar sular döküldü desem yeridir. Düşünemiyorum ailesinin çektiği acıyı.
Murat abi çıkma saatine yakın geldi. Olayın aslını öğrenmiş. Yeğeni için kendini vurdu demişler.
Oysaki bu sabah Ağrı’daki birliğinde şehit olan kardeşimiz Ailesini aramış ve gayet normal bir şekilde hal hatır sormuş, espiriler yapmış. Konuşma esnasında Anne burada PKK’lı askerler var. Onları biliyorum benim gibi askerlik yapıyorlar fakat PKK’lılar demiş. Ne enteresandır ki çocuk aynı gün ölüyor ve kendini vurdu deniliyor.
İnanılır gibi değil. Bu işte başka birşeyler olduğunu düşünüyorum.
Yarım kalanlara rağmen…
Son birkaç gündür en sık dinlediğim şarkı olan Zeynep Sağdaş – Yarım Kalanlara Rağmen‘ i mutlaka dinlemenizi tavsiye ediyorum. Sözler ve söyleyiş biçimi filan insanı götürüyor. Imeem çalışmıyor bu linkten dinleyebilirsiniz.
Söylemezdin tüm o sözleri
Görseydin en gerçek halimi
Artık önemi yok
Her yanlışta doğar bir doğru
Belkide böyle olmalıydı bu
Boşver ziyanın yok..
Başka birine kendimi anlatmak
Başka birine duvarlarımı yıkmak
Başka tenlerde aşkı aramak
İnan istemem artık
Zor duramam ayakta hergün kırılıpta
Zor aşk yaşanmıyor hergün her an yanılıpta
Her giden bir parça çalıyor benden
Yarım kalanlara rağmen
Yok bağırma hiç şimdi alınıpta
Yok üstüme gelme hiç eskiye sarılıpta
Her acı bir günah siliyor benden
Yarım kalanlara rağmen
Şimdi yaramı sarmam gerek
Aşkla aramı yapmam gerek
Kime inanmalı
Başka birine kendimi anlatmak
Başka birine duvarlarımı yıkmak
Başka tenlerde aşkı aramak
İnan istemem artık..

