Madde misin manâ mı?
1
Bazı lnsanlar ne kadar doyumsuz! Lanet olsun bu kadar ruhsuz olmayı nasıl başarıyorsunuz? Nasıl bu kadar bencil, nasıl bu kadar salakça mutlu rolleri içinde, nasıl bu kadar metalara taparcasına bir yaşamın parçası olarak bulabiliyorsunuz kendinizi? Hayatlarınız mastürbasyonla geçiyor, boş amaçlarınızı geçici tatminlerle bir yere vardırabileceğini sanacak kadar maneviyatsız varlıklara dönüşmüşsünüz.
Egolarınız arşa değmiş, ruhunuz ayaklarınız altında ezilmiş, ağzınız samimiyetin en uzak kelimeleriyle evrimleşmiş, bir odun parçasından daha az işe yarar bireyler olmuşsunuz!
Yaşamlarınız benden ibaret! Ben Ben Ben.. Sen nesin ki hep Sen diyebiliyorsun? Allah aşkına bir tart kendini nedir bu yüce sanışın? Cahilsin, eksiksin, kirlenmişsin, rezilsin.. Özgüven mi diyorsun buna? Komiklikten başka bir şey değil göremiyorsun!
Göremiyorsun hiç bir şeyi göremiyorsun, duyamıyorsun, hissedemiyorsun, lanet olsun sen yaratıcının aleme ibret için gönderdiği en aşağılayıcı varlıksın ve bununla övünüyorsun!
Boşsunuz çok boş! Bomboş! Boş ve acınası! Boşluğunuz kötü bir koku yayıyor etrafa, güzel insanlar sizler yüzünden burunlarını tıkayarak, iğrençliklerinizi görmemek için gözlerini yumarak, kartlaşmış tiksinç sesinizi duymamak için kulaklarını kapatarak yaşamak zorunda!
Sanki et ve kemiğin içine laboratuvar ortamında geliştirilmiş yapay bir ruh eklenmiş ve evet bakın bu da insan diyerek dünyaya salınmış gibisiniz.
Daha fazla devam edemeyeceğim, gerçekten içim kararıyor yazıya konu olan insanlar aklıma geldikçe.. Son 3-4 gündür yaptığım gözlemin sonucudur bu yazı. Üzerinize sebepsiz alınmayın ama bir düşünün derim. Ne kadar meta ne kadar mânâsınız?
Çocuk yetiştirmek ;)
0
Eee yeter artık Slipperman, terliksi insan, yok efendim dünyayı kurtarmacalar, süperzottirik mevzular filan öz be öz adamınızı unutuyorsunuz efenim blog köşelerinde
Ben yaşıyorum abi, nefes alıyorum, sokağa çıkıyorum, gülüyorum, eğleniyorum kırlarda koşup şarkılar söylüyorum gönlümce
İlla elimize terlik alınca mı bir bağlılık, bir sadakat, bir hadi abi yazsana yeaaalar filan oluyor, harbi harbi zoruma gidiyor evden terlikle çıkmaya meyilleniyorum her sabah
Efenim bir sürü plan proje var kafamda, güzel şeylerin kıpırtısı mevcut şu naciz hayatımda.
Kötü olmamı isteyen insanların var olduğunu bilmek çok kötü :/ Halbuki tek bir insanın bile kötülüğünü istemedim ben şu hayatta
Her neyse kötü haberler almak isteyen insanlara kötü haber vermek durumundayım
Kötü haber, haberler iyi
Olsun sen vazgeçme, senin için de güzel günler olacak, benim kötü olmam için sen yine dualar etmeye devam et, ardımdan küfürler filan savur
Olur olur bekle
Imm son zamanlarda çok kitap okuyorum ama öyle böyle değil bazen aynı anda 4 kitabı birden okuduğum bile oluyor, tabi 8 gözüm çıkmadı ayrı ayrı zamanlarda yapıyorum bunu.. Gün içerisinde eve gidip kitap okusam şimdi ne güzel olurdu diye hayallere dalıp bu hayaliyle mutlu olabilen bir insana dönüştüm
Kendi kabuğunda yaşayan mutlu bi kaplumbağa gibiyim, tek kişilik dünyamın içinde huzuru ve mutluluğu tutabildiğim kadar tutuyorum benimle
Kimseye sataşmıyorum, kimse de bana sataşmıyor böyle sessiz sessiz dingin bir yaşamım var
Ya sataşmıyorum dediğime bakmayın aslında, geçenlerde işten eve dönüyorum, kaldırım taşına tuvaletini yapan bacak kadar bi çocuk gördüm. Lan tepem attı anasını satayım, harbiden anasını satayım yani o çocuğun anasını alıp satayım bi yerlere :@ Aklıma geldikçe hala sinirleniyorum.. Çocuğaa höööyyttttt diye bi bağırdım tam hacetini giderirken. Çocuk birden bi ayağa dikeldi böyle gördüğüm manzaraya mı şok olsam, çocuğun verdiği tepkiye mi şok olsam çözemedim, arkama bakmadan kaçıverdim olay mahalinden. Çocuğun çömelmiş vaziyetten dikelmiş vaziyete geçiş esnasından ardından kopan bir parçanın yere düşüşünü izlerken, işin daha ilgi çekici kısmı olan poposunda kuyruk gibi gibi duran o uzuvumsu ama bir o kadar da düşmeye meyilli parçacığın o minnacık vücutta ne aradığını sorgulamam ve çocuğun bana elini kaldırıp mina kuyum layn siktiygit demesi ile neye uğradığımı şaşırdım. 5 yaşındaki çocuğun öfkesi kimseye benzemez abi, adam olsa bağırırsın çağırırsın susturursun, ne bileyim üzerine yürürsün bi şekilde vitesi küçülttürürsün ama çocuk öyle mi? Hayır ardında duran o kuyrukumsu şeyi avuçlayıp topak topak üzerime fırlatma ihtimali de var sonuçta
(çok iğrenç biliyorum ama insanın aklına geliyor ister istemez)
Elleri havada üzerime doğru yürüyüşü, o yaşına başına bakmadan ettiği küfrün ağzında tıpkı arkasında duran şey kadar eğreti durması, sen benim kimin çocuğu olduğumu biliyor musun lan dercesine yüz ifadesi filan, şahsım üzerinde o kaldırım taşına yapılan hacete olan başkaldırımın, bir insanın özel hayatına doğrudan yapılmış bir saldırı olarak benimsenmesine neden oldu. O an tüm medeni duygularım açığa çıktı ve 5 yaşındaki çocuğa bir bireyin barınma, yeme, içme gibi bu hakkının da kendi belirleyeceği yaşam felsefesine göre gönlünce yaşayabilmesinin en doğal hakkı olduğunu kabul ettim. Özür dileyesim geldi.
Çocuğun burada ne suçu vardı ki hem? Olay anne ve babadan ileri geliyordu. “Kendini insan olarak geliştirmek” sözü geldi aklıma.. Bu çok önemli bir nokta, her anne ve babanın doğumundan ölümüne dek aldığı tüm kararlar kendilerinden daha çok çocuklarını etkiliyor. Çocuk sunulanı almakla mükellef gelişim süreci boyunca. Ona verilen eğitimin dışında alabileceği hiç bir şey yok!
Her neyse oradan hızlıca uzaklaştım başıma bir iş gelmesin diye, dönüp arkama baktığımda çocuk kaldığı yerden devam ediyordu operasyonuna.
Ben de çocuk yetiştireceğim dedim kendi kendime, lan ben bir aynştayn, bir da vinci, bir mozart büyütmeyi planlarken bu çocuk ne olacak peki? Bu çocuk büyüdüğünde benim çocuğumun önünü kesecek, haraç isteyecek! Babasını el kol hareketiyle korkudan kaçıran çocuk oğluna neler yapmaz lan. Bir anlık öfkeyle çocuğu pataklayasım geldiyse de vazgeçtim döndüm yoluma..
Şimdi hayatıma katacağım her şeyin aslında benim çocuklarıma da birer miras olacağını idrak eyledim “bizzat yaşayarak”. Siz de öyle eyleyin a dostlar.. Ne diyor Orhan Pamuk – Ailelerimizin eğitimli ya da eğitimsiz olmaları hayatımızı onların karakterlerinden çok daha fazla etkiler! Kesinlikle alacağınız, edineceğiniz her bilgi, her deneyim, her bakış açısı, her düşünce sizden daha çok çocuklarınızı etkileyecek!
Şimdi bırakın saçma sapan şike muhabbetlerini, dizilerdeki ferihaları, fatmagülleri, kuzeyleri güneyleri de birazcık kitap okuyun
Aha da bu sosyal mesaj kısmı işte
Çocuklarınıza dizilerdeki fatmagül’ü, feriha’yı ‘mı anlatmak istersiniz yoksa onlara gelişim süreci boyunca yol gösterecek birbirinden değerli bilgileri, tavsiye edebileceğiniz kitapları mı?
Çok mu itici oldu? Olsun! Mesajım yerine ulaşsın o yeter de artar bana
Geliştirin abi kendinizi, ot olmayın! Hepiniz birer bahçeye dönüşüp çiçekler yetiştireceksiniz yaşamınızda.. Kurutmayın kendinizi, sulayın, besleyin ki çiçekleriniz daha gür, daha rengarenk, daha ışıl ışıl gelsin dünyaya
Oh yess ben de 80 yaşıma yeni bastığım şu günlerde böyle öğütler vermekten büyük zevk alıyorum
Slipperman V
0
Dr.Hötker yanı başımda bitivermişti bile bayrağı çekerken.. Valla hiç kusura bakma Hötker sizin bir sürü var biz kaç yıldır bekliyoruz biliyo musun bu bayrağı oraya çıkarmak için, kimsenin bayrağını çekemem bu saatten sonra.. Ha iki dakka asılayım ucuna beni de çek yukarı bi atmosfer havası alayım, iki gram şeklimiz olsun gibi bir istek yapacaksan bi nebze ama bayrakla geleceksen çarparım tokadı tam tersimde duruyosun zaten haberin olsun..
- Yok Bay Varol toplantı için haber vermeye gelmiştim. Akşam saat 21:00′de konferans salonumuzda gerekli açıklamayı dinlemek üzere tüm yerli yabancı devlet başkanları, üst düzey bürokratlar, bilimadamlarından oluşan bir heyet ve ulusal temsilciler bi de papa bulunacak toplantıda..
Bayrak işleminin bitmesine müteakiben alnımdaki teri siliyorum kolumla sanki her zaman bu adamların karşısına çıkıyormuşum da bi tarafımda değilmiş gibi muhtarı çağırdınız mı diyorum?
-Muhtar?!()(^?’
Muhtar tabi özellikle bizim Kazımkarabekir Mahallesi’nin muhtarını çağırın, o da gelsin. Peki Bay Varol, derhal çağırttırıyorum kendisini de..
Dilerseniz biraz istirahat edin ayrıca akşam yapacağınız konuşmanın metinlerini de gözden geçirmiş olursunuz.. Ters ters bakıyorum gerek yok Dr.Hötker ben hallederim. İçimde Hötker’e karşı ne olduğunu bilmediğim bir umursamazlık söz konusu.. Konektıkıt’a ulaşmadan önce gözümde übersonik biriydi ama şimdilerde derslerinde öğrencilerine kızmayan ve suistimallere de göz yuman önemsiz bir dersin öğretmeni gibi.. Konektıkıt’a gelmeden önceki durumumu gözden geçirince birden anacağım düşüyor yüreciğime..
Ortamdan ayrılıp tenha bir köşede askerden kalma bir hisle sıladaki anama gurbetten acı dolu bi mektup yazasım geliyor bağrımda yanık bi türküyle. Alışkanlık bide harçlık isteyesim de var içimde ama sonradan aklıma geliyor süperkahraman olduğum.. Derhal süpersonik beyin nöronlarımdaki açılır menü devreye giriyor Skype ile telefon görüşmesi yapmaya başlıyorum. Hemen yaptığım icraatleri üzerine binbeşyüz sallayarak anlatmaya başlıyorum ki gururlansın kadıncağız evladıyla diye
Anacığım merak etme o inanılmaz yaratıklara korku saldım gelir gelmez, yok anne öyle değil ya adamınların boyu 7 metreydi ama oğlun korkmadı, adamlara bi patlatıyorum ki görme yaa ağlamaya başladı bi tanesi abi yapma dedi tövbe edip kurbanda 7 kişi bulup danaya ortak olucam dedi, bıraktım onu.. Hee öyle işte anne, yok hadron çarpışması iptal oldu anne o gizlilikten dolayı şaşırtmacaymış. Şimdiki görevimi bu akşam toplantıda açıklayacağım. Tamam anne hadi selam söyle herkese, yok burada havalar iyi iyi merak etme hadi görüşürüz, tamam anne saçımı kurutup çıkıcam sokağa tamam yaaa, tayt filan giydiğim yok anne uff hadi öptüm bye
… 2 saat sonra
Önümde upuzun sıralar halinde dizilmiş parlak deri koltuklar, tepeden aydınlatılan salonu daha gösterişli ve aha da tam benim yerimde duran adamı daha da paniğe sokacak bir auraya sahipti.. İlkokuldayken 23 Nisan’da okumuş olduğum şiirin dışında topluluğa uzun zamandır seslenmiyordum. O zamanlar da mikrofon 4 kişi arasında öğretmen tarafından paylaştırıldığı için bana sıra geldiğinde elimden geldiğince anlamsızca bağırarak arkadaşlarıma ehi ehi bakın bu Varol’un sesi dedittirmiş kapasitede biriyim
En azından tecrübesiz değilim diyerek kendimi avuturken yine süpersonik hatiplik yeteneğim çıkıyor meydana.. Bir an kendimi Recep Tayyip Erdoğan gibi “medddennniiiyetler itttiifakkkııııığğğğ”, yapacağız edeceğizlerle dolu bir ruh halinde buluyorum. Kelimelerin üzerine basa basa anlatıyorum prova esnasında.. 5 dakika sonra toplantı başlayacak, konuklar kapılardan içeri girmeye başladılar bile..
Dr.Hötker konuşuyor..
blal bla bla blaaaa ve huzurlarınızda dünyamızı kurtarmak üzere kurduğu müthiş planın detaylarını anlatmak üzere Sayın Varol AKSOY.. Sessizlik.. Kimse alkışlamıyor! …., …., …., sessizlik sürüyor! Çıkmıyorum bende.. Bir kez daha tekrar ediyor Hötker.. Yine yok alkış anasını satayım. Alkış almamamı Türk olduğum için son günlerde Başbakan’ın sağa sola atarlanmalarına bağlayıp daha da gıcık oluyorum. Lan işi gücü bırakmış gelmişiz burda gezegenler arası dostluk köprüleri kurmacalar, kız alıp kız vermeceler, efendime söyleyeyim ortaklaşa bir takım hareketler sergilemeler, en basitinden iddaa olayını gezegenler düzeyinde yüksek bahis oranlarıyla gerçekleştirmeceler filan bir sürü plan var kafamda, adamların yaptığı harekete bak!
Bay Varol lütfen sahneye diye tekrar seslenince moralim bozularak üzgün üzgün çıkıyorum
Gözüme önümde dizilmiş basın mesupları çarpıyor. Flaşlar patırdıyor, bacaklara dolanan kamera kabloları düzeltiliyor. Le figaro olsun, Waşınkton Post olsun, NiYork Tayms, Bibisi, Sienen, Mesaj Tv, Sabah, Akşam, Posta, Şok, Güngören’in Sesi, tüm dünyanın gözü benim üzerimde.. Çok heyecanlanıyorum fakat hatiplik yeteneklerim de haykırıp pöykürmek istiyor dünyaya.. Konuşsam konuşurum yani ama o alkış gelmedi ya harbi çok sinirim bozuldu.. Hötker tip tip bakıyor yan taraftan, ne mk şeklinde kaş göz işareti yapıyorum. Eliyle böyle iteklermiş gibi bi hareket yapıyor. Banane yeaa şeklinde bi harekette ben yapıyorum. Elini dua edermiş gibi birleştirerek bi hareket yapıyor. Adam biliyor tabi biz Türkler gururlu insanlarız öyle ezdiremeyiz kendimizi uluslararası arenada (politikacılar hariç
) tamam tamam şeklinde bi gözümle selektör çakıyorum, anlaşıyoruz..
Konuşmaya çocukluğumdan giriyorum. Aslında duygusal yönlü biri olduğumu, oğlak burcu erkeğinde bulunan hırs, azim ve başarı özelliklerini bütünüyle üzerimde taşıdığımı, geleceğe dair uzun vadede planlarımı anlatıp olur da süperkahramanlıkta tutunamazsam en azından ikili ilişkilerimle kendime yeni bir ekmek kapısı açabilmeyi planlamıştım.. Kendimi fazla kaptırdım sanırım en son sevgilimden ayrılık nedenlerini bir bir sıralayıp, o kadar basın mensubunun önünde döktüğüm gözyaşlarının masa üzerindeki kendi çizdiğim dünyayı kurtarma prototipimi ıslatmasıyla kendime geliyorum. Papa cebinden çıkardığı mendil ile sevgimin ve aşka olan inancımın verdiği duygusallıkla gözünden akan yaşları siliyor.. Toparlanıyorum.
Sayın konuklar size teknik terimlerden bahsetmek zorundayım biraz, barkovizyonda gördüğünüz üzere şimdi yanlardan kanat takıcaz dünyaya, arkadan moturu verip, volan dişlisini hemen ucuna koyucaz. İşte krank kolunu silindirlere bağlayıp emme manifoltunu kuracağımız düzenek ile yukarıdan karbüratörle birleştirince silindirin içine 1/15 oranında benzin ve hava karışımını verip devasa buji ile ateşlemeyi sağlayacağız.. Karbüratörümüze pislik kaçmasın diye özel üretim filtreler hazırlayacağız. Plan proje hepsi hazır yarından itibaren işe koyulacağız. Tahmin ediyorum ki bu işi üstlenmek isteyen şirketler olacaktır fakat hiç birine güvenmediğimi dile getirmek istiyorum.. Bu işi ihale açmadan İkitelli Organize Sanayi’deki İhsan Usta’ya verdik bile.. ! Kendisi Tofaş grubunda uzman, bazı yabancı arabalara da müdahale edebilen ama lüks segmentine giren arabaları aman başım ağrımasın diyerek elinin tersi ile iten son derece gözütok, kastamonulu racondan anlayan değerli biridir.. Usta’ya söyledim parçaları kaynatmaya başlayacak yarın sabah. Dünyamıza eklyeceğimiz bu parçalar sayesinde diğer gezegenleri kafamıza göre dolaşıp canımızın istediği yere çullanıcaz! Yardımcılarım gezegen haritalarını çıkardı, uygun ebatlarda merdivenler de hazırlanıyor. Seçtiğimiz gezegene merdiveni dayayıp nakil işlemini gerçekleştireceğiz. Lafı uzatmak istemiyorum gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim, selametle..! diyerek konuşmamı alkışsız başladığı için giderli atarlı bir şekilde sonlandırıyorum..
Salondan birerli ikişerli akabinde çığ gibi büyüyerek bir alkış fırtınası kopuyor.. İnsanlar ayağa kalkmak için elindeki mısır, leblebi, kutu kola gibi şeyleri yerlere döke saça bırakıyor. O an Hakan Şükür’ün Leeds United’a attığı goldeki heyecanın aynısını yaşıyorum bende.. Konuşmamı anneme elimle kalp işareti yaparak bitiriyor ve Dr.Hötker’e naaaaabeeer gördün müüüü dercesine bir gözkırpması çekiyorum. Sahne arkasındaki odaya geçiyoruz. Gayet cool olduğumun da bilincindeyim
Dr.Hötker heyetini topla, bundan sonra benim misafirimsiniz, yarın İkitelli Organize Sana.. cümlemi bitirmeme kalmıyor.
Ansızın gözümün önüne bir takım görüntüler geliyor.. Vücudum kasılmaya başlıyor, elimi ceketimin iç cebine sıkıştırdığım süpergüç kaynağım olan terliğime atıyorum.. Heyy bidakika kızlar hepiniz burada bekleyin beni, Hötker sende lütfen giriş kapısının orada bulunan tüm sivilleri uzaklaştır, değişik bişey deniycem.. Bön bön bakma abi dediğimi yap! Tamam Bay Varol, kızlar siz isterseniz güvenlik kamerasından beni izleyebilirsiniz
(Karizma haneme eklenecek olan zibilyon tane puanı kaçırmalarını istemem doğrusu
)
Salonun olduğu binaya bana suikast düzenlemek için görevlendirilen hayvan gibi 30 kişiden oluşan bir ekip giriş yapıyor. Elimi bir an bile olsun terlikten ayırmadan hızlıca ana bina giriş kapısına doğru ışık hızı ile koşuyorum. Farkettirmeden arkalarına geçiyorum ve saldırıya başlamadan önce uygun bir alana geçmeleri için arkalarından takip ediyorum..
Üç.. İki.. Bir..
Kafama taktığım kravatı son kez düzeltiyorum olası fotoğraf çekilmelerinde daha hoş görünebilmek adına ve terliğimi Osmanlı kılıcı gibi ceketimin içinden çakarıp bir anda çullanıyorum 4 tane hayvan irisi insanın arasına.. Öyle filmlerde gördüğünüz gibi bir yumrukla adamlar ölmüyor ne yazıkki uğraşmak gerekiyor biraz :/ Lakin süpersonik kuvvetimden dolayı üzerlerine atlarken uyguladığım baskı manyak ediyor 4 kişiyi birden, sersemliyorlar.. O an diğer grup elemanları şaşırıyor ve bundan faydalanıyorum. Elimde tuttuğum terliği bir ona yediriyorum bir buna, hiç gözlerinin yaşına bakmıyorum ver Allah ver şempanzeye çeviriyorum hepsini. Terlik değmedik yerleri kalmıyor kitapsızların.. Tabi bu olanlar 5-6 saniyelik kısacık bir sürede gerçekleşiyor.. Yerde bıraktığım o iri kıyımlara dönüyorum sonradan.. Gözlerime inanamıyorum!
Raki lan bu!! Oha arnılt şıvarsanager’de burda, lan yüzüklerine efendisindeki adam da burda adını bilmiyorum ama tanıyorum simaen. Diğeri de kesin betmen ya da zıpaydırmen’deki adamdır heralde. Oha anasını satayım.. Bir an şaşkınlığımdan faydalanan itin biri elime tekme atıyor. Terliğim elimden yere düşüyor, uzanıp alayım derken vicdansızın biri sırtıma uçan tekme sallıyor. Mal gibi yığılıyorum arnılt’ın üzerine. Lan it seni Kaliforniya Valisi yapmadılar mı, elin kalem tutacağına ne türlü arsızlıklar peşinde koşuyosun? diyorum. Boynundaki damarları belirginleştirip gözlerini belerterek boğazıma yapışıyor. Gücüm var Allah’a şükür halim vaktim yerinde yani yere düştüm ama gücümden çok şey kaybetmedim.. Fakat terliğe bir an önce ulaşmazsam pamuğu tıkayacaklar bi tarafıma
Arnılt sıkarken Raki şerefsizi saçımdan tutup ingilizce bişeyler söylüyor. Süpersonik yeteneklerim işte burada zıçmaya başlıyor. Adamın söylediklerini doğru düzgün çeviremiyor bünyeme müdahil edilen Google Translate eklentisi. Leydi Gaga’nın alihandıro şarkısının sözleri beliriveriyor gözümde.. O değil de abi şaka maka o kadar şekil yaptım az önce rezil rüsfa olucam elaleme, ölürsem anama babama ne diyeceğim ben? Oha iyice saçmalamaya başladığımı anlayıp daha da karamsar bir hal alıyorum. Gücüm giderek tükeniyor, saçımın çekilmesi ile canım daha çok yanıyor, adamın dediklerini de anlayamıyorum zaten iyice oturuyor içime.. :/
Bay Varol yakalayın!
Güzel yüzüne kurban olduğum Sarah’sı (sera diye okunuyor) fırlatıyor mübarek terliği üzerime doğru. Tükenen gücümle son bir hamle yaparak ağzımla yakalıyorum terliği ve bir anda yine o mükemmel gücü hissediyorum üzerimde. Ellerimi arkadan tutan o yüzüklerin efendisi olacak simaen tanıdığım adamı savuruyorum diğer grup elemanlarının olduğu yere doğru, O ağzına tükürdümünün Raki’sini bir zamanlar filmlerinde aynı benim gibi başına taktığı kravatımsı şeyle bağlıyor ve terliği yediriyorum bir güzel. Bunların tümünü arnılt boğazımı sıkıp peşimden sürüklenirken yapıyorum! Öyle de bi adamım işte ehhe naparsın
Arnılt başına gelecekleri anladı zahar boğazımı sıkmayı bırakıp bana yumruklar savurmaya başlıyor, kolundan tuttuğum gibi kaldırıp fırlatıyorum gül benizli Sarah hanımefendi’nin önüne doğru paçavra gibi.. Sonuçta kapanış sahnesi filmlerde adam kahramanlık yapınca kız hemen gelir ona sarılır filan, Sarah’ta gücümü görüp biraz daha hayran olsun bana, daha bi dolsun yüreciğine sevgi pıtırcıkları diyorum. Kesin şimdi öyle olucak diye düşünüp, koşuyorum Sarah’a doğru..
Hiyyyyy Bay Varol çok başarılıydınız diyerek geçiştiriyor konuyu.. Ağrıma gidiyor. Yok abi Türk kızı olsaydı kesin evlenirdi benimle diye düşünüp vatanımın kızlarının kıymetini bir kez daha anlıyorum
Sarah: Bay Varol araştırmalarıma göre Süperkahramanlar Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde bir takım üyeler kabullenememiş bir Türk’ün Süperkahraman olmasını ve milliyetçi tavırlarla aman da illaaaaaa amarikalı olur süperkahraman dediğin, yok biz derneğimize yabancı almayız, hacı baba tekkesi mi lan burası diyerek sizi yok etmeyi planlamışlar! Zoruna mı gitmiş çok afedersiniz itlerin? diye soruyorum Sarah’a. Evet zoruna gitmiş Varol bey diyor Sarah. Bırak allasen Sarah yaaa biz bu adamlarla büyüdük bu yaşımıza kadar, bir gün olsun demedik o amarikandır, bu zencidir diye, sanıyordum ki bişi olsa onlar gelir el atar filan, böyle destek olurlar.. Yok abi Süper yeteneklerin mi var derdin var valla.. Almasınlar derneklerine çok da tın, ben işime bakarım!
Basın mensuplarının yoğun ilgisi karşılıyor beni olayların akabinde.. Arkadaşlar konuşmak istemiyorum, vallahi ayıp ettiler söyleyecek söz bulamıyorum, bunlardan olsa olsa gitar hiro olur şeklinde iğneliyici lafımı da sokarak kısacık bir demeç veriyorum. Odama geçiyorum süperkahramanca böyle gerine gerine.
Sabah Dr.Hötker ve ekibi uçak ile Türkiye’ye uçacaklar, anacığımı arayıp akşam için zeytinyağlı yaprak sarması yapmasını istiyorum, bi de misafirlerimizi güzelce ağırlamamız gerektiği konusunda bilgilendiriyorum. Sabah yine göçmen kuşlara Edip Akbayram ve Yaşar’ın kuşlar şarkısıyla eşlik edeceğim için içim içime sığmıyor. Gözlerimi oyuncak ayıcığına sarılan küçük bir çocuk gibi terliğime sarılarak kapatıyorum..
[ Devamı gelebilir
]
Slipperman IV
3Romalılar! Çok değerli Galyalılar!, Sayın Endülüs Emevileri..! Eğer ki içinizde Slipperman! nedir diye birileri soracak olursa çok üzülürüm, bu yüzden tekrardan Slipperman!, Slipperman II, Slipperman III yazılarını yâd etmek istiyorum..
Gözüm birbirinden şukeleta bilimkızlarına ilişiyor. Dr.Hötker iki de bir beni anlattığı konuya müdahil edebilmek için dürtüp duruyo öyle çok bi samimiyetimiz olmamasına rağmen. Robin az önce istediğim suyumu 2,5 litrelik kolaların üzerine koli bandıyla yapıştırılan promosyon bardakta getiriyor, teallam diyorum BİM konektıkıta da mı şube açmış lan acaba O.o biraz da içerliyorum tabi koskoca süperkahraman olarak öyle dandik bardaklarla ikramlar filan hoş değil ama Robin’in gül yüzünün hatrına ses çıkarmıyorum.
Öyle işte Bay Varol hadronların ebesüksel faaliyetlerinin karmatik mentupistasyonundan sonra oluşacak pıtırcıksal tepkimeler bla bla bla anlatıyor Dr.Hötker. O kadar bilimkızını gördükten sonra tabi süperkahramanlığın da sınırlarını zorlamaya başlıyor insan ister istemez. Doktorun da anlattıklarını galiba baya kötü bişey olucak diye yorumluyorum, şekilden şekile girmeler, öyle bi afralar tafralar filan gaza gelip veriyorum coşkuyu laboratuvar ortamında.. Ulan diyorum ben o şerefsizin evlatlarını boş otobüste ayakta gezdirmez miyim lan, ulan allahsız kitapsızlar ne istiyorsunuz lan hadronlardan, dünyanın dengesinden düzeninden, ulan ben sizi topitopa çeviremez miyim, ulan ben size etek giydirip tayms meydanında fotoğraf çektirip etiketlettirmez miyim lan facebooklarda? Ulağğğnnn it herifffff, ulan haysiyetsiz derken derken coşup birden önümdeki bardağı deviriyorum. Bardağın devrilmesiyle birlikte yerden sarıkız maden suyunun dökülmesi gibi cossss diye bir ses geliyor.. Donup kalıyorum..
Robin meğersem bana tuzak kuran bir ajanmış! Duygu patlaması yaşıyorum ansızın, istemsiz olarak ağlamaya başlıyorum, ulan ben kimseye güvenemeyecek miyim, ne kadar yalnızın diyerek Dr.Hötker’in koluna sarılıyorum.. Diğer kızlar bir anda tüm şirinliklerini kenara bırakıyor ve vahşi birer kaplana dönüşüp Robin’i yakalıyorlar. Hayır zahmet etmeseydiniz Sarah hanım ben şeederdim şunun şurasında kahramanız filan diyorum burnumu çekerek. gülümsüyor gülüşüne kurban olduğum ♥
Sarah yanıma yaklaşıyor ve Bay Varol bu size ait sanırım diyor…
Ohaa annemin terliği! yani benim güç şeyim. Rusbu Robin çaktırmadan belimden terliğimi çalmış.. Ödüm b.kuma karışıyor heyecandan
Dr.Hötker koluma giriyor ve asıl şimdi hoşgeldiniz Bay Varol.. Uzun zamandır aramızda bir ajanın olduğundan şüpheleniyordum ve bu yüzden size tam olarak bilgileri aktaramamıştım. Az önce duyduklarınızın bir kısmı yanıltmacaydı.. Dahası hadronlardan daha büyük bir görev sizi bekliyor.. Öncelikle versiyon güncellemenizi yapmamız gerekli diyor Dr.Hötker deterjan reklamlarındaki bilimadamlarının konuşmalarındaki kararlılıkla..
Yine USB kablosu mu takacaksınız sağıma soluma? Hayır hayır sayın babanızın uyguladığı yöntemden farklı bir şey yapacağım ben aslında.. Versiyondan ziyade komple bir bakım şeklinde Service Pack 1 yükleyeceğim.. Hmmm.. Microsoft binası buraya çok uzak değil dimi diye soruyorum. Evet hemen karşımızdaki sokakta onların binası da.. Sanırım yazılım desteğini de onlar veriyorlar doğru mu tahmin ediyorum doktor? diyorum.. Evet çok emekleri geçti dostlarımızın diyor doktor.. Vay minako şansa bak Microsoft yapıyorsa bu işi yamalı bohçaya dönerim ben 2 seneye kalmaz diye iç geçiriyorum.. Şimdi bios’unuza girip first boot device özelliğinizi ayarlamalıyım. Eeehhhh ne öyle devicelarımla filan oynattırmam, delikanlı adamın först buut divaysı bitanedir ne o öyle öncelik tanımlamalar filan? milleti arkamızdan mı konuşturacaksınız doktor açık olun diyorum sinirli bir şekilde.. Çok kısa sürecek bay Varol endişelenmeyin diyerek sakinleştiriyor beni.. Babam olsaydı patlatmıştı bi tane enseme diyorum, doktor daha anlayışlı ehe
Size güveniyorum doktor devicelarımla fazla uğraşmayın! Tamam yumun gözlerinizi..
Biraz sersem biraz böyle içim mayışmış gibi açıyorum gözlerimi.. Tabi özellik çok olunca işlemcim kasıyor biraz, hemen kendime gelemiyorum… Ayağa kalkıyorum, Sarah tuzlu ayran getiriyor biraz toparlanıyorum ve doktorun kendi ofisine gidiyoruz.
Bay Varol hadronlar aslında çok önemsiz bir konu birazdan size anlatacaklarımın yanında.. 1969′dan bu yana üzerinde çalıştığımız ve dünyanın kaderini değiştirecek çok değişik bir projemiz var ve beklenen gün sonunda geldi çattı. Projemizi hayata geçirecek kişi sizsiniz..
Bay Varol bildiğiniz gibi dünya giderek yaşanılamayacak bir yer halini alıyor. Her yer tıklım tıkış, küresel ısınma, soğuma filan bokunu çıkardık iyice, toparlama şansımız kalmadı.. Bu yüzden yıllardır uzaya füzeler, kapsüller, uydular fırlatıp yaşanılacak düzgün bir gezegenin olup olmadığını saptamaya çalışıyorduk.. Ta ki düne kadar.. HD 85512 B adında bir gezegeni keşfettik. Şartlar gayet olumlu ve yaşanılabilir görünüyor.. İşin en kritik kısmı ise size düşüyor.. Bilindiği üzere HD 85512 B gezegeni dünyamıza 36 milyon ışık yılı uzaklığında.. Yani şimdi biz burdan feneri, çakmağı yaksak 36 yıl sonra anca görünür orda ışığı.. O kadar uzak yani.. Olsun doktorum en uzak mesafe iki kafa arasındaki uzaklıktır written by Can Yücel diyerek edebik yönümü sergilemenin verdiği hazzı yaşıyorum.. Öhhm neyse doktor yapmam gereken nedir?
Dünyayı çekeceksin!
Neeeeyyyyyy?!’^+)(/)
Dünyayı çekeceksiniz Bay Varol.. Ne var bunda?
Yok ebesinin… Doktor kafanız mı güzel nerden çekicem nereye çekicem?
Ya biz şimdi Ay’a bitane ip fırlattık buradan tamammı, sonra ipin ucunu Ay’daki bi deliğe geçirip ipin ucunu tekrar dünyaya indiriyoruz. Sonra siz asılacaksınız ipe, çeke çeke bizi aya yaklaştıracaksınız..
Oha doktor yaaaa daha neler, çok ilkel bu.. Başka bir fikir yok mu acaba? Hayır şuan için kurulumuz bunu uygun gördüler, çekeceğiniz ipin ucu akşama doğru buraya iner, o zaman asılacaksınız çeke çeke Ay’a oradan diğer gezegenler derken geze geze HD 85512 B’ye doğru gideceğiz gönlümüzce.!
Ya tamam bak şimdi aslında güzel fikir yani sonuçta ne o öyle bi Armstronglar, Gagarinler gidiyor biz bakıyoruz TRT1 ekranlarından, gidilecekse hep beraber gidilir, öyle hava atarmış gibi alıp başını gitmeler filan hoş olmuyor ama daha güzel bi şekli olmalı bunun diyorum.. Yok Bay Varol biz çok düşündük böyle yapacaksınız! Süperkahramanlar Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği olarak elimizden geleni bu.. Daha iyi bir fikriniz varsa alabiliriz.. Sessizlik oluyor.. İsterseniz kızlar sizi yemeğe götürsün akşam göreve başlayacaksınız.. Tamam Doktor görüşürüz :@
(Bu kısımlarda Slipperman içinden küfürler ediyor) sizi bilimadamı diye buraya koyanın .. mak lazım.. İp çekecekmişim, sktrn gidin.. İstanbul’da anam babam da burda beni bi b.k yiyom sanacak! Bahtıma tüküreyim! Adam değilim ki KPSS’ye girip Zabıt Katibi olsaydım ohh sabah 8 akşam 5 kafa rahat.. Şimdi elin sidikli bilimadamlarının derdiyle uğraş dur minako :/ Nerde lan bu kızlar? en azından kızlar var vallahi çekilecek çile değil bu işler..
Yolda Audrey ile karşılaşıyorum.. Ah merhaba yemeğe gidiyordum bana eşlik eder misiniz bay Varol diyor gülümseyerek kurban olduğum
Tabii benim için büyük şeref efenim.. Kızlarla yemekte sohbet etme şansı yakalıyorum.. Halen Türkiye’den bir tek Hakan Şükür’ü tanıyorlar, bir de Lilli’nin büyükannesi pişmaniyeyi çok seviyormuş memlekettten getirtebilir miyiz parasıyla diyor
Hemen arıyorum kuruyemişçi Yusuf abimi, bi karton gönderiyor UPS ile.. Para istemez Lili’ciğim diyorum, sözüm ona namımız yürüsün, erkekliğe b.k sürdürmek olmaz şimdi
Biraz bahçede dolaşıyoruz, işte hobilerimden filan bahsediyorum, içlerinden bi tanesi de olsa etkilemek için türlü taklalar atıyorum, hayır hepsi ayrı güzel anasını satayım birini seçsem onun üzerine oynayacağım ama hepsi güzel olunca karar veremiyor ortaya oynuyorum.. Pek etkilenmiş görünmüyorlar, amaaan benim derdim zaten bana yetiyor diyerek üstelemiyorum.. Birden gürültü kopuyor irkiliyorum bu ses ne lannn diye?! Uçak.. Uuuçakk.. Uuu beybiiiiiiiiii… Tabi yaaaaa…
Oğyesss kızları orada bırakıp koşmaya başlıyorum.. Soluk soluğa Dr.Hötker’in yanına varıp başbakanımızn bize aşıladığı çılgın proje üretme özelliğimi kullanıp ben de nacizane kendi çılgın projemi açıklıyorum.. Sn. Hötker şimdi biz bu dünyayı iple çekeceğimize yanlardan kanat taksak?? Ha bu sıçtımının amerikası da Irak’tan çekilse Arap baharı bokuna insanları öldürmeyi bıraksa da petrolü dünyayı HD 85512 B gezgenine gitmek için dünyamızın götüne takacağımız motoru çalıştırmak için yakıt olarak kullansak?
Vay madırsssss.. Ohaaa adamın gözleri portledi bi anda.. Sarıldı bana..
Bay Varol sanırım zekanız süperkahramanlığınızın en önemli silahı.. Bu müthiş bir fikir..
Ahh sorun değil Hötker, şimdi bak açayım istersen olayı biraz..
Yanlardan kanadı çakacaz tamam mı, sonra güney kutbundan doğru motoru koydukmu (bizim ihsan usta anlar bu işlerden), kuzey kutbunada direksiyonu koyucaz.. İşte vitesiydi, dikiz aynasıydı filan dünyayı boying modeline çevirip basıcaz kafamıza göre o gezegen senin, bu gezegen benim allah ne verdiyse yeni yerler görücez.. Haa baktık çok hoşumuza gitti dayarız abi merdiveni o gezegene inin abi deriz millete.. İşte vatandaş kafasına göre yerleşir tarımdır, hayvancılıktır filan yeni düzenini kurar..
Yok yani boşuna boşuna bana da yazık abi ordan ipe asıl filan, olucak iş değil.. Verelim ayarı gitsin böyle..
Vallahi Varol bey allah belamızı versin biz de burada bilimadamıyız diye dolaşıyoruz, yeminle utandım.. Ben derhal üst düzey bir toplantı düzenliyorum.. Tamamdır sen ayarla ben anlatırım projemi herkese diyorum..
Haaa unutmadan Bay Hötker ipin ucu indi mi Ay’dan aşağı?
Evet Bay Varol, şu sıralar bahçeye inmiş olmalı..
İşte tam şuanda süpergüce ihtiyacım var diyorum ve koşarak bahçeye çıkıyorum.. Göğsümden çıkardığım Ay Yıldız’lı bayrağımızı öpüp ipin ucuna bağlıyorum ve inanılmaz bir hızla çekmeye başlıyorum.. Ortamdaki tek Türk ben olmama rağmen koca bir alkış kopuyor, gözlerim yaşlı asılmaya devam ediyorum ipe…
[Evet daha da saçmalayacağım
Yani bu devam edecek anlamına geliyor
]

Son cıvıldamalar