Kitaplık dolusu anı..

Yaşasıııııınnnn!

Kitaplığım geldi :)

Ben ki çok kitap okumasıyla kendi kendini kendine öven biri olarak raflardaki yer yer boşlukları görünce sinirlerim hortladı.. Aman tanrım en yakın zamanda kitapçıma uğrayıp yeni kitaplar almalı ve o boşlukları zamanla doldurmalıyım. Hıh aslında övünmeliyim o raflarda duran hiç bir kitap boş değil çünkü her biri yaşamımın bir döneminde yer tuttu, fikirler verdi, kurduğum cümlelere temel oldu :) Süs olarak değiller yani, baktığımda anılarımı canlandırmak için yatağımın başucundalar.. :)

Odama girdiğimde beni beyaz beyaz, ışıl ışıl karşılıyor ya kalbim küt küt atmaya başlıyor o zaman :) Diliyorum ki bu kitaplık gibi nicelerini yanına koyayım, sırf bir odamı kitaplarıma ayırayım.. :)

Belki günün birinde üzerinde sadece adımın yazılı olduğu kitapların bulunduğu bir raf ayırırım kendime.. :)

Hayat..!

Bizler kumsala şekiller çizdikçe kendimizce, alıp götüreceksin dalgalarınla herşeyi, ardında nemler bırakarak… Bırakacağım.. İstediğin şiddette gönder o dev dalgaları, silemeyeceğin izler bırakacağım o kumsala.. Yüzyıllar sonra bile utanacaksın baktıkça bana benzeyenlerin imrendiği o küçük imzayı yok edemediğine..

Her neyse.. Edebiyat parçalanmaz, parçaları birleştirir, çok  akıllının  biri çıkıp bu lafı söylemeden keseyim en iyisi :)

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

Zamandan artana dair.

Vay bee..

Askerden izne geldiğimde 20 gün boyunca her gün okuduğum blogla karşılaştım, hala yazıyormuş ve ben yine aynı heyecanı hissettim okurken :)

http://narsis7ekho.blogspot.com/

Buraya not alıyorum ki, takipte kalabileyim diye :)

Yazarını ne tanırım, ne ederim böyle uzaktan sürekli takip etmekte güzel..

Onun sayesine Rubik Küp götürmüştüm askere, sürekli bozup yapmaya uğraşır kendimi sinirden sinire sokardım..

Bir de Can Yücel..

Can Yücel’i de onunla sevmiştim :)

Anılarım depreşti paylaşmak istedim..

Blog yazmak güzel şey yaaa. Ne mutlu blog yazarıyım diyene :)

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

Evelyn Salt ile ortak yönümüz :)

Sanki çok özel bi insanmışım gibi vizyona girmemiş filmlerin özel gösterimlerine gidiyorum ya acayip karizmatik oluyor dimi :D

Inception filmini izlediğim salonda bu kez etohum davetiyle Angelina Jolie’nin Salt filmini izledim.

Ve kendisine olan hayranlığım manyak boyutlara ulaştı.. Manyak abi bildiğin manyak.. Yuhh yaaaa böyle bir şey yok, yani hayatımda izlediğim en etkileyici aksiyon filmlerinden biriydi. Bak Inception’un hakkını yemiyorum o da bombaydı hatta en bomba oydu ama bu Salt filmi de deli dehşet bişeydi yaa.. Kesinlikle gidip izlemelisiniz.

Angelinam sayesinde film çıkışında kendimi süper bir ajan sanıp, kapanan alışveriş merkezi içindeki yarım kepengin altından doğru yerde döne döne girmek istedim :D Orhan’a yürüyen merdivende uçan tekme atıp, X Ray cihazının başında duran güvenlik görevlisini kelepçe ile boğup havada taklalar attırarak tokatlamayı hayal ettim :D

Otoparka indiğimizde ise hacı üç diyince biniyoruz diye Orhan’ı tembihleyip, etraftaki arabaların içinde şüpheli şahıslar var mı onu gözlemledim :P

İşin özü, gidin abi filme, öyle traş filmlerden değil, harbi harbi izlenecek film.. Lakin ikincisi çekileceğini bağıra bağıra söylemişler, Angelina’yı aynı modda tekrar görebilecek olmanın mutluluğu içindeyim :)

Film çıkışı sabahtan beri aç olan bünyemizi Maçka Parkı yanındaki seyyar Kenan abi dürümcümüzde dürümledik.

Neden sabahtan beri açsın diye merak ediyor olabilirsiniz, ben genelde aç kalmam çünkü :D

Efendim şimdi dünyayı kurtarmış bir Angelina Jolie kadar önemli bir kahramanlık hikayesi dinleyecek ve beni yakından tanıdığınız için gurur duyacaksınız :D

Hemen anlatıyorum :)

* * *

Şirkette kocaman bir fare olduğu söyleniyor, herkes tırsım tırsım tırsılıyordu. Müdür geçtiğimiz günlerde Varol sen korkmuyorsan bi baksana, patronun odasına geziyor demişti. Bende Ghost Busters moduna girip elime fırçayı alıp fare aramaya kalkışmıştım.

Lakin 2 kez denememe rağmen fareyi bulamadım. İki denememde de Müdür yanımdaydı ve ikramiyeden söz ediyordu :) Tabi ben daha bi şevkle arıyordum minik fareyi :)

Sonra duydum ki hain temizlikçi abla fareye zehirli kaşar peyniri vermiş :/ Ahh dedim ekmeğime kan doğradınız, ben ne güzel onu yakalayıp ikramiye alacaktım..

Efendim günler geçti ve bizim Server odamızın bulunduğu bölümü acayip bir koku sarmaya başladı.. Anladık ki fare ölmüştü fakat hiç bir yerde bulunamıyordu. Teknik ekip getirtildi, heryer ince ince araştırıldı ve fare ölüsü bulunamadı.. Kartonpiyerlerin arasında olduğunu ön görüp 3 gün sonra koku filan kalmaz diyerek gitti çok bilmiş amcalar. Tabi bunu söylenirken atma hocam din kardeşiyiz diye içimden söyleniyordum.

Evet 3 gün olmuştu ve farenin o kesif kokusu artık ortamı nefes alamayacak hale getirmişti. İşin garibi bi dünya insan çalışıyor ve kimse ulan nolacak bu böyle diye sormuyor, bir girişimde bulunmuyordu.

Ben şirketin o binasında çalışmadığım için olayı pek de önemsemiyordum, ta ki bu sabaha kadar..

Sabah internette acayip bir yavaşlama vardı, Cisco routerları kontrol ettim bir sorun yoktu, server odasında olayı araştırmaktan başka çaremde tabiki..

Girdim içeri ve nefes alamaz oldum, tepem attı ulan dedim, ulannn.. Ulan oğlu ulaaaaaaaaaaaaaann…

Nefes alamıyorum abi nevrim döndü..

Gittim çekiç buldum, ve girdim server odasının duvarına sağlı sollu.. Hieeeyttt vuruyorum da vuruyorum, vuruyorum da vuruyorum. Yok abi bu pislik oradan çıkmalı. Zaten koklayarak yerini tam olarak tespit etmiştim. Ve duvara indirdiğim darbeler sonucunda olay mahaline ulaştım..

Deliği açtım fakat fare gözükmüyordu, fırçanın sapını deliğe soktuğumda yumuşak bir şeye dokunduğumu hissettim. Onu ileri doğru fırlattığımda ise nah bu kadar, yani bu kadar derken bileğinizle dirseğinizin arasındaki mesafe büyüklüğünde, kocaman ama koskocaman tüyleri olan, simsiyah bir fare ile karşılaştım ki aklımı kaybettiğim andır o an :D

Fare ölüsünün belirmesiyle odadan kaçmaya çalıştım, yerde duran fırça sapına basıp patinaj koydum, düşer gibi olup düşemedim :D Eureka diye bağırmak yerine böğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ diye haykırdım ve topladım herkesi başıma :D

O 3 günde koku kaybolur denilen farenin etrafında vıyır vıyır parmak kadar kurtlar ve böcekler oluşmuştu.. Hayatımın en en en en ama en iğrenç görüntüsüydü diyebilirm.

Ve olayın bundan sonraki kısmını temizlikçi ablaya bırakarak şirket içerisindeki övgü ve tebrikleri kabul etmek için şeref turu attım :D

Şirket gündemine bomba gibi düşen bu haber ile ikramiye konusunu tekrar bi açtım değerli Müdür’üme.. O da vay bee analar ne yiğitler doğuruyor edebiyatı yaptı tabi bana :D Ben de millete ikramiye için baskı yapmalarını rica ettim :P bakalım noolcak :D

Hıh olayı başa sararsak Varol’un neden aç kaldığını anlayabildiniz herhalde.. Midemin bulantısından, burnumdan taaa beynime kadar işlemiş o pis kokudan dolayı hiç bişey yiyemedim :D

Vel hasıl kelam, belki dünyayı kurtaramadım ama şirket içindeki hijyeni, huzuru ve yaşanılabilirliği arttırdım :)

Görüyor musunuz Evelyn Salt (Angelina) ile ne kadar ortak yönüm var :) İkimiz de kahramanız sonuçta :P

Şimdi nasıl bir ortamda evlilik teklif edeceğimi düşünmekteyim, müsadenizi istiyorum :) Saygılar, sevgiler :)

Not: Korkmayın diye Mickey Mouse’u kullandım, yoksa o kol kadar fareyi görseniz kekelemeye başlardınız :P

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
calve sarımsaklı mayonez

İlk buluşmamızdı bu bebeğim :)

Haberini almıştım senin..

Hayallerimden çıkıp gerçek olmuştun.. Cennete inanmayanları utandırmak için gönderilmiştin sanki, apaçık belliydi nereden geldiğin..

İkamet ettiğin yeri öğrendim, yalnız kendimi hazır hissedemiyordum o ilk bakışa, ilk dokunuşa..

Yanımda arkadaşlarımın bulunması belki biraz olsun rahatlamamı sağlar diye düşündüm..

Ve dün gece kararımı verdim, buluşacaktım seninle..

Bir süpermarkette buluşacak olmamız çevreden gelen tepkilere karşı her ne kadar elimi koluma bağlayacak olsa da sana sarılmaktan, öpüp koklamaktan başka birşey gelmiyordu aklıma..

MMMMigros’taydık, arkadaşlara rica ettim ve dört bir koldan seni aramaya başladık. Nerede olabilirdin acaba?

Heyecanım git gide artıyor, rengarenk raflar bana son derece gereksiz geliyordu. Gözlerim kararır gibi oluyor, avuçlarım terliyor, göğüs kafesimin içindeki milyonlarca kelebek daha fazla kanat çırpıyordu sanki..

Kahretsin!

Çok büyüktü mekan inanılmaz büyüktü hemde.. Artık dayanamıyordum, dizlerim titremeye başlamıştı heyecandan.

Koku dedim..! Koku..!

Seni o eşsiz kokundan bulabilirim diye düşündüm, zihnimi tamamen boşaltıp sana odaklandım ve ruhumu bıraktım adeta ışıl ışıl koridorların arasına..

Artık hissedebiliyordum varlığını, git gide adımlarımı kavuşacağımız ana doğru attığımın farkındaydım.

Orhan’da takılmıştı peşime, birlikte arıyorduk seni.

Ve ve ve o köşeyi dönüşüm.. Orhan’ın seni uzaktan gördüğümdeki kalakalışı.. Zamanın duruşu, sadece senin ve benim oluşum.. Geride donmuş şekilde bekleyen Orhan’ın o müthiş anın verdiği hissiyatla kirpiklerinden yaşların süzülüşü..

Ben?

Koşuyordum sana doğru, önüme çıkan alışveriş sepetine çarpışıma aldırış etmeden koşuyordum, sen vardın yolun sonunda.. Sen hareketsiz bir şekilde beni bekliyordun, ben tüm gücümle koşuyordum fakat sanki ağır çekimdeymişim gibi hissediyordum.

Çok az kalmıştı sana, bu kadar yaklaşmışken kontrolümü kaybedip düşmemek için yavaşladım ve dizlerimin üzerine çöktüm..

Gözlerim gözlerindeydi.. Nefesimi hissedebiliyordun, tıpkı benim senin kokunu hissedebildiğim gibi..

Ellerim yanacaktı sanki ama olsun uzandım.. Dokundum pürüzsüz tenine..

Sonra.. Sonra ağzına.. Sadece parmağımı sürebildim ve tadına baktım cennetin..

Sen benimdim…

Konuşamıyordum bile..

Sarımsaklı mayonezimdin benim. Evet sen benimdin bebeğim..

Rafta sadece 2 tane kalmıştı senden ve ikinizi de alarak kasaya doğru koştum..

Hesabı ödeyip eve gitmek için can atıyordum.. Arkadaşları ekip sarımsaklı mayonezimle gerçek patatesin o eşsiz tadını hissederken gözlerimden akan yaşları silmek istiyordum..

Kahretsin ki bırakamadım arkadaşlarımı..

Olsun..

Kısmet bugüneymiş bebeğim ;) Annemin çıtır çıtır patates kızartmasının üzerinde seni gezdirirken ellerimden kayıp düşme diye iki elimi de kullanıyordum..

Herşey seninle güzel be Calve Sarımsaklı Mayonez.. Herşey seninle güzel..

Artık 1 dakika içinde mukavva kağıdına dönen lanet BurgerKing patates kızartmaları yerine seni hak ettiğin gibi gerçek bir patates ile buluşturabiliyordum :)

Var mı benden mutlusu?

Seviyorum seni sarımsaklım.. Seviyorum seni..

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
king hearts

Çakma krallar

Neden herkes kendini yıkılmaz, bükülmez sanıyor, ona buna gider yapar sözler sarfediyor?

Hiç mi aciz olmadınız, hiç mi yenilmediniz, hiç mi küçük düşmediniz, hiç mi adam yerine konulmadığınız zamanlar olmadı?

Boynunuzu bükmeyip hep dimdik mi durdunuz, karşı koyamayacağınız hiç birşey olmadı mı bu hayatta?

Anıtlaştırılmanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz, her ortamın en doğru ve aranılan adamı mısınız? En büyük fikirler sizden mi çıkar hep ve gerçekten etiketleri siz mi belirlersiniz?

Yönetmeni olduğunuzu iddaa ediyorsunuz hayatınızın, senaryo nereden çıkıyor? Ahh elbette onu da siz yazıyorsunuz.. Hem yazıp hem oynuyorsunuz değil mi? :)

Hataya yer yoktur mükemmel yaşantılarınızda, çünkü sizin yapmadığınız bir şeyi başka biri yapamaz, derhal kırarsınız kalemleri değil mi?

Ne büyüksünüz, ne yücesiniz sizler öyle.. Kocaman siyah beyaz kalabalığın içinde tek renkli karakter sizsiniz. Her biriniz Demet Akalın şarkılarında fırlayıp gelmiş gibisiniz, tınlamazsınız kimseyi, umrunuzda olmaz hiç bir şey… Şak şak şak… Olayı bitirir ve tahtınıza oturursunuz tekrardan değil mi?

Sizlere bir şey diyeyim mi?

Hepiniz cahilsiniz, hepiniz aptalsınız, hepiniz hayatı anlayamayacak kadar akılsız, özgüven ile salaklığı karıştıracak kadar düşünemez yapıda insanlarsınız..

Kimsiniz be? Nesiniz? Ne oldu da bu kadar büyük olduğunuzu sanıyorsunuz?

Çok acizsiniz be, çok sahte, çok anlaşılmaz, çok anlamsız..

Var olduğunu sandığınız kolpa hayatlarınızda, küçücük beyinlerinize oksijen girmesini sağlayın ve kurtulun şu aptal kuruntularınızdan..

Gençler kendinize gelin.. Sessiz bir ortamda aynanın karşısına geçin ve hayatlarınızı düşünün, ne olduğunuzu anlayın ve sözlerinizi ona göre sarfedin..

Yoksa ben gibi yeri geldiğinde yenilmişliği, acizliği, tutsaklığı kabul edebilen zavallılar tarafından gülünç duruma düşersiniz..

Öptüm kocaman sizi çakma varlıklar :)

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
küçük

Cunyır Varol’la muhabbet :)

Çok gizli bir tarikata katıldım. Müridler arasında sır olarak kalması gereken gizli bir yöntemle geçmişe dönebileceğimi öğrendim ve neler yapabileceğimi düşünürken çocukluğuma dönmek geldi aklıma…

DızzzzzzztttttttttttttDızzzzzzztttttttttttttDızzzzzzzttttttttttttt

Heyy çocuk Merhaba Ben Sen’ im dedim.. Korktum kaçtım kendimden, kaçma Varol koşarken hep düşersin, annen kaç kez yamadı pantolonlarının dizlerini biliyor musun sen? Hani şu benzincinin ordaki tuhafiyeden alıyordun armaları hatırladın mı? Durdum sonra küçük halimle, hayretler içinde gelecekteki halime baktım..

Hemen inandım kendime, tek bir kelime inandırılmam için yeterliydi, biliyordum.

Bak ben senin geleceğinim, şimdi korktuğun binlerce şey var hayattan farkındayım.. Beklentilerini biliyorum Varol’cuğum, batıl inançlarını, kendin hakkında düşündüklerini…

Çok istediğin atari var ya hani, onu alacaklar sana..

– Yemin et!

Valla billa alacaklar, ama sen o eski televizyon var ya onu oynarken patlatacaksın :D

– Ufff ama babam çok kızar ki..

Olsun olsun, bişey olmaz sen korkma. Ayrıca babandan sonsuza kadar korkmayacaksın.

– İnanmıyorum buna, gece yarıları yatağımda korkuyla dua ederek babamı beklemeyecek miyim ben?
– Ya da babamın evde olmasını sağlayan; merdivenin belirli basamaklarına basmadan koşarak çıktığım küçük batıl inancımı sürdürmeyecek miyim?

Hayır, böyle bir sorunun olmayacak artık, baban dünyanın en uysal babası haline gelecek ve o senden korkmaya başlayacak.

Hiç inandırıcı gelmiyordu söylediklerim, fakat şimdiki halimden farksızdı küçük halimde, hayal kurmaya imkan verdiği için sevmişti gelecekteki hali olduğunu iddaa ettiği adamı..

Haa Varol unutmadan, senin bir bilgisayarın olacak..

– Gerçekten mi? İşte buna inanamam, hani şu internet kafelerde olan bilgisayarlar gibi dimi? Yoksa onların da oyuncakları mı çıkacak ?

Sen hiç bir arkadaşının sahip olmadığı derecede harika bir bilgisayara sahip olacaksın ve onu tüm arkadaşlarından iyi kullanıp meslek edineceksin kendine bu işi..

– Doktor olamayacağım yani.. :?

Maalesef doktor olamayacaksın.. Olsun doktor olmaktan vazgeçeceksin zaten bir süre sonra.. Harika bir işin ve kariyerin olacak..

– Bişey sorabilir miyim? xxxxx beni sevecek mi?

Hahhahahaa işte ben yaaaa, işte ben.. Ne zaman soracaksın diye meraklanıyordum :D O seni sevmeyecek Varol’cuğum :) Elinden tutacaksın, çok kısa bir süre birşeyler paylaşabileceksin ama hepsi bu kadar… Boşver sen onu, gün gelecek o sana yakınlık gösterecek ama umrunda bile olmayacak..

Bir gün öyle bir seveceksin ki, sevgin hayatını değiştirecek.. Sevdikçe gökyüzündeki bulutlara bulut, yıldızlara yıldız ekleyeceksin :) Takma kafana xxxxx’i… Ve bir daha hiç bir boş arsanın duvarına onun ve senin yani benim yani ikimizin hatta üçümüzün adını yazma :D Tüm sülaleye yayılacak çünkü o olay :P Mustafa gidip söyleyecek herkese.. :P

Dostum çok fazla vaktim yok gitmem gerekiyor. Boşver bunların hepsini, hayat sana binlerce şey gösterecek. İyiler olacak içinde ve bir o kadar da kötüler.. Asla karamsarlığa kapılma olur mu..! Sen neşeli bir çocuksun, büyüyünce de kaybetmeyeceksin bu özelliğini, insanları güldüreceksin fakat o içinde kopan fırtınalara bir son vermen gerekiyor.

Şuan üzüldüğün, korktuğun, çekindiğin herşey o kadar boş ki, günü geldiğinde anlayacaksın..

Haa unutmadan, üst kattaki komşunuz Davut’la asla rakip takımlarda maç yapmayın. Kontra atakta gole giderken çok pis bi çelme takacak sana, kaldırıma yapışacaksın, dudakların kesilecek ve dikiş atmak zorunda kalacaklar :D

–Hadi yaaa, ee ben gidip döveyim onu o zaman :D

Yok be oğlum dur, zaten büyüyünce kavga dövüş filan çok saçma gelecek sana.. Ayrıca Davut imam olacak, çarpılırsın allah muhafaza :P

– Harbi mi :?

Neyse Varol’cuğum hadi kendine, yani bana iyi bak.. Bol bol oyun oyna, tadını çıkar çocukluğunun.. Herşey güzel olacak hiç merak etme..

– Teşekkür ederim abi.. İhtiyacım vardı sana..

Bırak lan edebiyat yapmayı, oğlum kimi kandırıyon, sittir olup gitse de maç yapsam diye sabırsızlanıyon adi herif :P

–Yaaa uffff öyle diil bee

Tamam tamam görüşürüz diyemeyeceğim, ben seni hep hatırlayacağım fakat sen beni anımsayamayacaksın… Sorun şu ki, içimden hiç çıkmayacak, hep şuan ki halinle duracaksın :) Eminim anlamadın, neyse büyünce anlarsın..

DızzzzzzztttttttttttttDızzzzzzztttttttttttttDızzzzzzzttttttttttttt

– Manyak lan bu :P

Hareket çekme lan ipne, görüyom ben…

– Yok abi sana demedim valla billa :P

Ve geri döner, mutlu bir şekilde hayatıma devam ederim.. Ruhumdan kopmayan o çocuğa okkalı bi selam çakaraktan..   :)

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...