Gelin biraz kafa kurcuklayalım :)

3

Siyaseti sevmem ya ben, hep öyle derim. Her haltı karıştırıp, gündemi takip etmeden, karşıt fikirleri-olayların oluşumunu ve etkilerini ölçüp biçmeden de rahat edemem. Vay ordan Tayyip çıkmış vah burdan Bahçeli bunu demiş filan gibi değil, daha çok ülke için muhtemel doğacak sonuçları görmeye çalışırım.

24 yaşındayım ve yaklaşık 10 yıldır ben bu ülkeyi devlet başkanlarının, milletvekillerinin yönetmediğini biliyorum. Tabi bunu kahvede okey oynarken yandaki taşları üstüste vurup  insana haz veren sesleri çıkaran amcamda biliyor ve söylüyor. Hele hele amcam gür bir sesle, azıcık da tükmük saçarak konuşur ve olayı ABD’ye dayandırırsa her siyasi sohbet açıldığında kahveden girişini arar gözler. :D Kahveci bile bazen gaza gelir, bu benden olsun Bedrettin dayı diyerek elini göğsüne vurur :)

Hep daha geniş bakmaya çalışın canlarım ciğerlerim, hep daha uzağa bakmaya çalışın. Önüne konanı yemeden önce git mutfağı araştır, börtü böcek var mı, aşçının donu kaloriferin üzerine konmuş mu, merdiven altlarında karaböcükler cirit atıyor mu? Uğur Dündar’lık bir durum var mı onu görmeye çalış. Hani koyun olma diyor ya elitist ve entellektüel zümre. Hak ver cidden, koyun olma, azcık geniş bak.

Heh nerede kalmıştık, olayı ABD’ye dayandırırsak biz bu ülkenin siyasi haritasını çözmüş oluruz diyorduk değil mi? Aslında birazcık şaşı baktığımızda  monaguduklarımın siyonistleri var işin altında derler. Yahudiler yönetiyor lan dünyayı, cocacola filan yapıyo oğlum hep, ariel filen, hep onlar eşeliyor meclisin zeminini.. Deriz..

Azcık araştırmacı ruha sahipsek oturur youtube’dan Zeitgeist izleriz, ufff onu izlersek sokağa çıkar veririz coşkuyu en janjanlısından ;) Öyle kafede filan arkadaşlarla “adam haklı beyler”, lan şirketler yönetiyor oğlum harbiden dünyayı der yine olaya hakim adam imajı çizeriz. Biz çözmüş adamızdır insanların gözünde. Karizma tavandır, şekil on numara..

Size bir şey sormak istiyorum. Beyninizin en çok hangi lobunu kullanıyorsunuz? Sağ/Sol?

Okul hayatımız boyunca, gündelik yaşamımızda, hayatımızın geri kalanında oluşturulmuş düzenin insan beyninin sadece sol lobunu kullanmaya dayalı olduğunu söylesem? Alabildiklerimizin sadece ezbere dayalı kısımda işlendiğini, bizi sürekli özgür düşünme ve sezgilerimizden faydalanma yetisinden uzakta bir hayatın enjekte edildiğini, yaşam boyunca kısıtlandığımızı söylesem? Aslında dar baktığımız, yapabileceğimizden çok azını yeterli görebildiğimizden bahsetsem? Beynin sağ tarafının yaratıcılıkla, sanata yatkınlıkla, duygusallıkla, mucitlik, üretkenlik, bir şeyleri değiştirmek gibi bir çok özellikle dolu olduğunu söylesem? Daha bunun gibi çok şey anlatsam da anlaşılmasa değil mi?

Dar bakıyoruz abi, göremiyoruz, farkında olmadan psikolojik olarak beynimizi zincirliyorlar, hapsediyorlar. Şu sözü duymuş olmalısınız; “Hiç kimse kendini özgür sanan birinden daha fazla esir olamaz..” Bu size ne ifade ediyor acaba? Yok abi yeaaa Varol kafayı sıyırmış mı diyeceksiniz? Bu ne diyo leeaaaa diye kendinizce bilmişlik mi taslayacaksınız? O zaman bana aksini kanıtlayın! Hadi gelin o kısıtlı beyinlerinizin puzzleın alabildiği kadar parçasını alıp birleştirip gördüğünüz şekli anlatın! Illuminati? Luciferianizm? Milyonlarca subliminal mesaj? Dinsizleşmenin elitizm sayılması? Masonizm? Milliyetçilik? Savaşlar? bla bla bla.. Paranoya mı yapıyorum? Tamam paranoya yapıyorum. Peki siz?

Canlarım ciğerlerim ben uzatmayacağım. Dünya şuan Illumunati tarafından şekillendiriliyor diyorum ve gördüğünüz, bildiğiniz her şeye inanmamanız gerektiğini binlerce kez tekrarlıyorum.

Az biraz bilgi sahibi olmak için http://michaelsikkofield.blogspot.com/search/label/illuminati bu blogu okuyun ve hiç birine inanmayın! Bunu ben söylemiyorum, o söylüyor. Bana inanmayın sadece aklınızda bulunsun, doğruyu siz keşfedin diyor. En güzelini söylüyor. Benim söylediklerime de inanmayın! Hiç kimseye inanmayın! Aklınızı kullanın ve gerçeği görmeye çalışın.

Sizi Michael Sikkofield ile başbaşa bırakıyorum :) Umarım benim kadar hevesli olup tüm blogunu baştan sona okuyup kendi sentezinizi oluşturursunuz :)

Son olarak.. Tayyip yönetmiyor bu ülkeyi, bu doğruydu..

Heyy ama az önce bana inanmayın demiştim. Belki bana inanmayın dememe de inanmanız gerekiyordur! Aslında inanmamanız gerekiyor diyerek aslında bana inanmanız için ters psikoloji yapıp beynimizin kısıtlı oluşunu kullanıyor da olabilirim. :D Heyy.. Gidin araştırın. Herkese eyvallah demeyin. :)

Siz güçlüsünüz..! Siz Allah’ın bahşettikleriyle donatılısınız.. Gücünüzü kullanmamakla ona itaatsizlik etmiş olursunuz..

Herkese huzur diliyorum :)

Athena – Ben böyleyim

0

Bir Frank Sinatra parçası ancak bu kadar coverlanır ve bir parçanın sözleri bir insanı ancak bu kadar güzel anlatır :) Şu sıralar ve uzunca bir zaman parçam budur!

Athena’dan geliyor ve Varol zibilyon kez dinleyip yetinmiyor, size de dinlettiriyor :) Sesi açın, daha çok açın..

hayat,
bu kadar mı?
bence değil bir kaç sözüm var
biraz senin gibi
yıkılmayan duvarları var
bazen esintili, bazen uzak
yakınlarım var 

ben, ben böyleyim
kendi yolumda
bırak tutma beni
kaybetsem de üzülmem aslane boş kaygıların
korkma bana hiç bir şey olmaz
yanlış doğru gibi
eksik kalan bir kaç satırsa
ve ben, ben böyleyim
kendi yolumda

hayat benim
her anımı yaşadıkça sevesim var
aldırmam hiç yağmurlara
benim güzel hatalarım var
bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan

değer,
saklanma hiç
geçer zaman böyle de geçer
ya sev, ister vazgeç beklentiler sadece üzer
ayrı dünyalarda farklı farklı kafalarda
ve ben, ben böyleyim
kendi yolumda 

hayat benim
her anımı yaşadıkça sevesim var
aldırmam hiç yağmurlara
benim güzel hatalarım var
bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan

Karşı tarafı anlamak..

1

Yalçın’la şirketin yan tarafındaki minik bahçede sigara içerken hep derin düşüncelere dalar mükemmel ötesi fikirler üretip ofise geri döneriz. Bazen karambole böyle dünya meselelerini masaya yatırdığımız anda kayıt cihazı filan konsa düşüncelerimiz yetkililere ulaşsa diye hayıflanırım. Ciddiyim, biz çok önemli fikir adamlarıyız. :D Gülmeyin ya bir karınca yuvasının nasıl olupta üzerine basmamıza rağmen çökmemesinden, yaprağa şaplak attığımızda patlayışının bilimsel esbabı mucibelerine kadar derinlemesine ve insanlık adına anlamlı konularda istişare yapıyoruz.

Bakıyorum abi herkesin derdi karşı cins. Ya kadınlar erkekleri anlamıyor ya erkekler kadınları anlamıyor. Bir taraf muhakkak suçlu oluyor, sorunlar çıkıyor.

Kadınlar bizi anlamıyor abi dedi Yalçın. Olum neslimizin geneli de onları anlamıyor, biz de anlamıyoruz yeri geliyor, bişeyler oluyor böyle bilmediğimiz, ilişkiler kurcuklanıyor abi dışarıdan müdahale alıyoruz dedim.

Haklısın abi dedi. Karıncaları izliyordum o sıra hıııı diyerek geçiştirdim.

Karıncaların da vardır dimi lan dişisi erkeği düşüncesi aklımdan geçerken konu çiftleşmeye kadar gider, o malum karıncanın belini incitmeme espirisi olur filan diye sustum. Aslında merak etmiyor değilim yani nasıl bir özel hayattır abi labirentlerde herkesin içinde filan. Ar var namus var karınca camiasında, sanırım o kum çıkardıkları devasa tepelerin yanında oluşan minik alanlar bu iş için tahsis edilmiş yoks.. şe. yahuf tamam bu konuya daha sonra değinirim anlatacağım şey bu değildi..

Abi kadın ve erkek. İstekler çok farklı dedim. Kadın siyah isterken, erkek morciverte alıcı gözle bakıyor, kadın güneye inelim derken erkek snowboard yapalım diyor, kadın akşam romantik bir yemek yiyelim derken, erkek halısaha maçında kıvrak figürler sergiliyor filan. Olaylar farklı ilerliyor. Sorun çok büyük bak çok ciddiyim 3. dünya savaşı kadınlarla erkekler arasında çıkacak dedim. Abi bu kadın milleti var ya bak bizim kadar fiziksel güce kuvvete sahip olsalardı yeminle kadın ülkesi kurarlar, erkeklere pasaportla vizeyle giriş hakkı tanırlar, insan yerine koymazlardı lan bizi dedim.

Gözleri parladı Yalçın’ın.

Tehlikenin farkında mısın dedim bir bar filozofu edasında..

Ürperdi. Panik hakim oldu ortama.

Abi bir şeyler yapmalıyız diye düşündük. Yazık olacak iyi kötü kurulu düzenimiz var, ele güne muhtaç değiliz çok şükür, anamız bacımız var çorbamız kaynıyor falan fıstık allah muhafaza olur da kadınlar erkekler birbirine girerse ağzımıza topak topak zıçılır dedim.

O andan itibaren en uysal kadın bile gözümüzde bir Zeyna oldu, çaycı Dürdane abla atıyla koşturup lililiilililillleeeeeeeee nidalarıyla dötümüzden okla vurur diye gerildik. Birbirimize sarılmamız an meselesiydi.

Açıkça beyan ettim fikrimi.

Abi dedim bak şimdi birileri bunu yapmalı. Kadın ve erkek ırkı adına temsilci seçeceğiz. Bizden mesela şoför Memati abi olabilir, kadınlardan da ne bileyim…. …….. boşver onlar seçsinler kendilerine göre diye ucunu açık bıraktım. Demokratik davranmak ile stratejik olarak bir adım önde olacağımızı düşündüm ;) Sonra o temsilciler dünya basınının gözü önünde karşılıklı konuşarak mütabakata varacaklar. CNN, NBC, ATV, BBC, FLASH TV, ZDF, MELTEM TV hepsi toplaşıp bu görüşmeyi canlı olarak yayınlayacaklar. Uzman fikir adamları efenime söyleyeyim kimdir? Rıdvan olur, Sergen olur, Emre Kongar olur, M.Ali Birand olur hepsi simultane olarak görüşmeyi değerlendirsinler. Halk oylamaları yapılsın GSM operatörleri ücretsiz sms sistemleriyle anketler yöneltsinler halka onlar konuşulsun.

Memati abim yöneltsin tüm soruları kadın ırkını temsilen farzı misal Angelina Jolie’ye ya da Ayşen Gruda’ya artık her kimi uygun görüyorlarsa.. Anlatsınlar abi, bakın durum bu bu. biz bunu bunu yaparız bunlar bize pek olmuyor, haa sizin de durum buyken bu bak aslında bu böyle olsa süper olur şeklinde beyin fırtınası oluştursunlar.

Maddeler halinde kadınların ve erkeklerin uyması gereken kurallar belirlensin ve yasalaştırılsın. Uluslararası geçerliliği olan bir kurum tarafından denetlensin ve 3. dünya ülkelerine kadar her yerde uygulamaya başlansın. Yeni nesiller bu maddelere göre yetiştirilsin ve kimse lan bu kadınları anlamak ne zor anasını satayım, lan bu erkekler ne odun şeklinde konuşmasın. Böyle löp diye anlaşılsın, kavga dövüş çıkmasın ortamlar gerilip dünya barışına gölge düşmesin.

Yalçın’ın gözleri doldu. O kadar güzel konuşmuştum ki ahh ulan yine gitti canım güzel fikirler havaya çalıya çırpıya diye düşündü.

Öyle tabi abi önünü almazsak vallahi billahi savaş çıkar. Kadınlar akıllı bi de en fazla 50 seneye bizim 3 katımız fiziksel kuvvete erişecek bilimsel ilaçlar geliştirir anamızı ağlatırlar dedim. Olay çığrından çıkmadan harekete geçmeliyiz fikrinde birleştik.

Sigaralarımız bitmiş ve sessizlik oluşmuştu. Ofise geçtik konuyu Orhan’a anlattık. Onun bi tanıdığı varmış böyle imtiyaz sahibi, akşam konuşacak yarın ona göre girişimimizi yapıcaz.

Kurtarıcaz olum dünyayı. Yedirtmeyiz lan kimseyee!!

 

 

Masal daha yazılmadı..

0

Eeeee.. Şey…

Merhaba ben bu blogun sahibi oluyorum :)

Aslına bakarsanız son derece yorgun ve uykusuzum fakat bloguma bir kaç şey aktarmak istiyorum..

Çok uzaklardan geldim bu sabah, tatil ve mükemmel dostlarla vakit geçirme tadında bir zaman dilimiydi. Gidebilecek bir sürü yer varken Samsun’a gitmeyi tercih ettim ve bunun nedenini kimse tam olarak bilmiyor.

Kurtuluş Savaşı desem?

Atatürk’ün başlattığı gibi değil elbette :) Bu benim kendimi hiç ama hiç iyi hatırlamadığım anılarımdan kurtarma mücadelemdi. İşaretlerim hiç bir zaman eksik olmadı ve hep görmem gereken zamanda karşıma çıktı.

Küçük mutlu bir bebek ve mutlu bir aile, alkol, genç bir çift, bir ihanet, boşluktaki insan modeli, hiç gayret göstermeme rağmen gözüme defalarca ilişen kelime öbekleri, hayalimdekine yakın bir ev, gizlenmiş bir blog, masmavi bir deniz, ayağıma batan bir diken, bir falcı ve son olarak mezarlıkta geçen zaman dilimindeki işaretler.. Her biri benim için inanılmaz derecede anlam taşıyor.

Okuyanların pek bir şey anlamayacağına eminim fakat inanın bu bir haftalık zaman diliminde almam gerekenden çok daha fazlasını alıp görmem gereken her şeyi gördüm. Beynim bir an olsun boş kalmadı, sürekli düşündüm her şeyi düşündüm, canım yandığında söyledim, bazen bilinçli olarak canımı yaktım. Acısın istedim iyice.. Kafa dağıtmak bir çözüm değil benim için, gerçeği çekip çıkarabilmekti önemli olan.

Artık her şey tamam benim için, sadece bir eksikle :)

Daha asıl masalı yazmadım.. ve kimse daha Amelie ile tanışmadı..

Mutlulukla kalın :)

Go to Top