Az bilgi bol özgüven

Çok çalışıyorum be blog. Anam ağlıyor valla, kemik sesleri geliyor klavyemden, gecem gündüzüm belli değil. Ne gündüz güneşini, ne eşi dostu görebiliyorum. Dünya ile bağlantım sıfır noktasında. Hal böyle olunca seni de ihmal ettim, kusuruma bakma nolur.

Dün eve yorgun argın gelip, bir gözümle televizyona bakarken, diğer gözümle uyuyordum ki; telefonum çaldı. “Hadi kalk gidiyoruz!” Nereye gideceğimizi bile anlamadan “Tamam” dedim, indim aşağı. Çok sevdiğim iki abim buluşmuşlar, benim için taa nerelerden dönüp gelmişler, gitmemek olmaz.

Gündemimiz tüm ülkenin gündemi ile aynıydı. Referandumda ne çıkacak? Beşiktaş’ın göbeğinde Elma Pub & Beercity adlı mekanda biralarımızı yudumlayıp, dilimiz döndüğünce kendimizi umutlandırmaya çalışıyorduk. İşte laikliğe güzellemeler, cumhuriyetin ilk yılları, Atatürk sayesinde kazandığımız hak ve özgürlükler, vay efendim Maximilien Robespierre gibi, Jacques Rene Hebert gibi radikal seküler bir kuşak çıkıp memleketteki tüm çomarları temizler mi vs. bıdı bıdı kendimizce eğleniyorduk.

Derken kartal heykelinin önünde peydah olan 30-40 kişilik bir grup ellerinde sopalar, tekbir getire getire geçti. İnsanlarda mekanı ufak ufak terk etmeye başladı. Gerçekten sinir bozucuydu. Hani azcık umutlanacaktık ya biz, gelip sabote etmek için görevlendirilmiş bu kitle sayesinde ağzımızın tadı iyice kaçtı. İyi ki kimse müdahale etmedi de geçip gittiler. Yoksa bomonti şişem hazırdı, valla akıtırdım pekmezlerini, yeter lan!

Neyse bir iki yudumluk canları var, toparladık kendimizi, biz yine coşkuyla muhabbete daldık. Derken mekanın servis görevlisi muhabbetimizin gazına dayanamayıp geldi, abi sizce ne çıkar ya diye sordu. Eh biz hayır çıkmasını umut ediyoruz dedik. Sonrasında ben ona sordum, sence ne olacak, daha iyi gözlemlemişsindir bizden dedim.

Abi bence evet çıkacak dedi. Çocuğun görünüşü ve hali hazırda popüler bir barda çalıştığı için muhtemelen hayır diyecektir diye düşünüyordum. Peki sen ne diyeceksin dedim. Abi ben en başından hayır diyecektim ama kitapçığı okudum, evet diyeceğim dedi. Ben o an kendi pekmezimi akıtmak istedim Bomonti şişesiyle! Yuh!

Lan nasıl olabilir bu? Hikayesini dinlemek istedim. Neden evet diye sordum.

Abi bence NeoLiberalizm güzel uygulanıyor dedi. Kardeş ne neo liberalizminden bahsediyorsun la sen? Devlet tekelinde piyasayı sürekli baskı halinde tutarak, gerektiğinde kayyum atamak ve vergi denetimleri ile köşeye sıkıştırarak nasıl bir neo liberal politika uygulandığından bahsedebiliyorsun? Sustu.

E ama Hollanda, Almanya? La kes ilişkilerini, mal mülk zerre bir şey almayacağız bundan sonra de, tutan mı var? Yap yiyorsa, neden yapmıyorsun? Teknolojin mi yok cicim? E 15 senede yapaydın ya? 15 senede millet dünya savaşından çıkıp sanayi lideri oluyor, sen neden yapamadın? Kim engel oldu ki sana? Kavga çıkarsın diye başörtülü bacı göndermek de neyin nesi?

Nasıl geldi konu buraya anlayamadım ama “CHP’nin eskiden dhkpc ile bağlantısı vardı, ama artık yok galiba.” gibi bir lakırdı etti. Lan olm Kılıçdaroğlu öncesine kadar CHP’ye monşer diyen bunlar değil miydi? Hep topluma tepeden bakan, elitist zümre değil miydi bunlar? O bahsettiğin terör örgütü ile CHP’nin nasıl bir bağlantısı olabilir? Bir kere tapındıkları Kaypakkaya çok net bir Atatürk ve Kemalizm düşmanıydı, nasıl sen bu iki tezat grubu eş görebilirsin?

Ama monşerler! Monşerler yesin sizi. Millet her bokun iyisini biliyor olsaydı dünya lideri olmuştuk şimdiye. Demokrasinin etkin uygulanabilmesi için öncelikle halkın belli bir noktaya ulaşabilmesi gerekir. Sen cahil cühela, çabuk gaza gelen, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeyen, evrensel ahlak ve doğrulardan bihaber kitleye bu kadar sorumluluk yükleyip adına demokrasi diyemezsin. Ayrıca monşer dediklerin, o elitist dediklerinin eşi benzeri yoktu bu memlekette. Düşük profilli malum şahıs mı şimdi bu memleket için en ideal kararları alacak vasıfta birisi yoksa o monşer deyip irrite ettiğin aydın, akademisyen zümre mi?

Abi bence o (malum şahıs) olmasa memleket siyonistlerin elinde olacaktı. (eleman sikkofieldci çıktı, üllümünatü) Bak kardeş, google’da “rothschild toplantı” keywordü ile bi arama yap, çıkan fotoğraftakilere iyi bak bakalım kimlermiş birlikte olanlar?

“IMF borcu bitti ama” Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana, üstelik Osmanlı’nın kalan borçlarını ödemiş olmasına rağmen hiç bu kadar borçlu olmamıştı. Üstüne üstlük, o nefret ettikleri Atatürk’ün mirası ile oluşturulmuş tüm varlıklar özelleştirme adı altında yabancılara peşkeş çekildi, elde avuçta da bir şey kalmadı. Ne IMF’i?

“Abi valla ben bilmem, annem babam herkes hayırcı ama ben (malum şahısın) bir kaç dönem daha devam etmesini istiyorum” dedi. Etsin. Zaten hali hazırda hayır çıkarsa referandum sabahında memlekette en güçlü isim kimse akşamına da aynı isim en güçlü olmaya devam edecek. Onun kaybedebileceği hiçbir şey yok ki. Ama evet oyunun dönüşü yok, bir kez bu yetkileri verdikten sonra sonu belli olmayan bir yola sürükleneceğiz hep beraber. Lütfen sandığa giderken, bugünü değil, yarını düşünerek git dedim.

Yukarıda saydığım argümanlar gibi epey şey konuştuk, şu an net hatırlayamıyorum ama her argümanında cidden temelsiz, derine inecek donanıma sahip olmadan, yalan yanlış bir şeyler duyup kanaat geliştirerek oluşturulmuş bir intiba bıraktı bende. Az bilgi ve bol özgüven, al sana memleket insanı. Bir konu hakkında konuşuyorsun, dünyanın en salakça ve alakasız savunması bile olsa cuuup hemen başka konuya geçebiliyorlar. Savunduğu şeyin arkasını getirecek donanıma sahip değiller. Birazcık şey duyup kendilerini okyanus sanıyorlar. Eğer köşeye sıkışırlarsa siz de şunu bunu yaptınız oluyor. Yemin ederim dünyanın en salakça şeyi bu insanlarla konuşmaya çabalamak.

Ha bak mesela benim  akrabalarım da evet diyecek ama o  insanlar (malum şahısı) çok seviyor. Yani bildim bileli öyle ve bence onların evet demesi gayet tutarlı. Niye evet diye sormam ben ona, saygı duyarım, belli yani adamın görüşü. Hiç tartışmaya da girmez, seviyorum lan der, eyvallah derim. Ama sen sevmiyorum, oy vereceğim diyorsun, birader sen nasıl bir ara form olmuşsun öyle lan gece gece. Valla bardan çıktık, ayıptır söylemesi kokoreç mokoreç bir şeyler atıştıralım dedik, aradan 2 saat geçti uyumaya çalışıyorum ama şu hayattaki varoluşunu sorgulamaktan gram uyku girmedi gözüme.

Azcık umutlanmak için çıktığım gecemin de içine sıçtın. Tebrikler valla.

3 doları olan var mı?

Bir Cevap Yazın