Bu bayrak kimin?

15 Temmuz 2016 akşamı bu ülkede bir darbe girişimi yapıldı. Aradan dolu dolu 3 gün geçti ve ben ortalama bir dünyalıdan kat be kat stres içinde yaşayan insan olarak aradan geçen 3 gün sonunda bir gram rahatlayabilmiş değilim. Tiyatro diyenler var, Ordu içinde bir grubun sinsice planladığı gerçek bir girişim diyenler var. Kimin hangi gerekçe ile yaptığını gerçekten bilmiyorum. Olayların gelişimini kısaca özet geçip dikkatimi çeken bir noktaya değinmek istiyorum.

Önce twitter üzerinde haberdar.com adlı bir sitede askerlerin köprüyü kapattıkları, polislere “inin ulan aşağı dedikleri” ve silahlarını aldıkları haberi düştü. İlk haber kaynağı buydu, zannedersem ilk tıklayanlardan biriydim. Twitter üzerinde fazlasıyla troll hesap takip ettiğimden, bu gecenin goygoyunun aslında olmayan dümenden bir darbe havası olacağını düşünüp komikli tweetleri retweetlemeye başladım. Darbeye alkış mı tutuyorsun sen ıvır zıvır biliyorsunuz o kafaları.

Sonrasında darbe iddialarıyla ilgili bir sürü görsel meta düşmeye başladı. Bir komutan; ordu yönetime el koydu, evlerinize gidin dedi. Diğeri tank fotoğrafları filan gönderdi. Hızlıca haberleri açtım ve yeni yeni olayla ilgili gelişmeler düşmeye başladı. Sonrasını biliyorsunuz, TRT’de bildiri okutulması, parti başkanlarının darbe karşıtı açıklamaları, Tayyip Erdoğan’ın Facetime aracılığı ile halkı sokaklara davet etmesi, camilerin minarelerinden yankılanan selalar, ezanlar ve sokağa çıkın anonsları.

Sokaklara çıkan öfkeli halk, askerleri rehin alıp polise teslim etti, boğaz köprüsü üzerinde kan revan içinde asker görüntüleri paylaşıldı, bir askerin başının kesildiği haberleri çıktı, tanklar arabaları ezip geçmeye başladı, askerler halka, halk askerlere, polis askerlere, asker polislere ateş ediyor, durmaksızın aklımızın alabileceğinin çok çok ötesinde şeyler akıp gidiyordu timelinedan. Kanım o gün çekildi ve hala damarlarımda gezinmiyor sanki, o gün bugündür ruh gibiyim. En son kendimi trafik kazası geçirdiğimde bu kadar bitkin ve çaresiz hissetmiştim. Zamanı geri almak ve bazı şeyleri hiç yaşamamış olmak isteğini bilirsiniz. Hissettiğim buydu.

115

16 Temmuz sabahı darbe girişimi bastırılmış, sokaklar dün gece çok büyük bir ayıp olmuşçasına sus pustu. Arabaya atlayıp otobana çıktığımda yol kenarında 10-15 tane tank tarafından ezilip dümdüz edilmiş hurda araba gördüm, önceleri zincirleme kaza sandım fakat o ayıp gerçekti, dün gece bu ülkede darbe girişimi olmuştu. Tanklar halkı ezip geçmişti. Rengim bütünüyle atmıştı artık, birileriyle darbe hakkında konuşacak mecalim kalmamıştı. Eksiksiz bir depresyondu yaşadığım.

Şirkete ulaştığımda önüme düşen asker ve polis görüntüleri karşısında gözyaşlarımı tutamadım. Neden dedim. Neden? Bir kişi için mi şimdi her şey? Bir tane adam için? İnanamıyorum olan bitene.

İş dönüşü caddeler ve otoban Ak Partili insanlarla doluydu. Kutlama yapıyorlardı. Demokrasi Bayramı… İçlerinden birini durdurup demokrasinin tanımını yapmasını istesem cevap alamayacağımı biliyordum, susuyordum. Siz dün geceyi yaşamadınız mı demek istiyordum, susuyordum. Gerçekten o köprüde birbirini öldüren insanları görmediniz mi, nasıl kutlama yapacak bir karaktere sahipsiniz demek istiyordum, susuyordum. Havai fişekler, Dombra eşliğinde marşlar, Ak Parti bayrakları, Ya Allah Bismillah Allahuekber nidaları.

ISTANBUL, TURKEY - JULY 16: Soliders involved in the coup attempt surrender on  Bosphorus bridge on July 16, 2016 in Istanbul, Turkey. Istanbul's bridges across the Bosphorus, the strait separating the European and Asian sides of the city, have been closed to traffic. Turkish President Recep Tayyip Erdogan has denounced an army coup attempt, that has left atleast 90 dead 1154 injured in overnight clashes in Istanbul and Ankara. (Photo by Gokhan Tan/Getty Images)

ISTANBUL, TURKEY – JULY 16: Soliders involved in the coup attempt surrender on Bosphorus bridge on July 16, 2016 in Istanbul, Turkey. Istanbul’s bridges across the Bosphorus, the strait separating the European and Asian sides of the city, have been closed to traffic. Turkish President Recep Tayyip Erdogan has denounced an army coup attempt, that has left atleast 90 dead 1154 injured in overnight clashes in Istanbul and Ankara. (Photo by Gokhan Tan/Getty Images)

Dün gece? Siz yok muydunuz burada? Dün geceyi görmediniz mi, hey! Diyemiyordum.

Selalar devam ediyordu, imamlar “tam gaz” mesailerini sürdürüyorlardı.

Eve attım kendimi zar zor. Aynı geceyi yaşamış insanlar nasıl birbirinden farklı şeyler hissedebilirlerdi?

_

turkbayragi

Bizim evde her 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim’de sabah erkenden Türk bayrağı asılır. Binaya şöyle bir bakarım, kimler asıyor kimler asmıyor diye. Sonra sokağı süzerim, içimden sokağı kırmızı ve beyaz görmek geçer hep ama tek tük bayraklar görüp tüh sizin kalıbınıza der geçerim.

Dün sabah önce karşı binada gördüm, sonra balkondan başımı uzattım neredeyse her binada 4-5 bayrak asılmış. (evet sokağın çoğunluğu ak partili)

Resmi bayramlarda bayrak asmayan insanlar bayrak asmışlardı. Her bayram bayrak asan insanlar ise bayrak asmamışlardı.

Eğer Türk bayrağı;

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim’de asılıyorsa; Atatürkçü
29 Mayıs İstanbul’un Fethi ve Ak Parti şov dönemlerinde asılıyorsa; Erdoğancı

bir anlam taşıyordu.

Düşündüm durdum, acaba dünya üzerinde anlamı dönemlere göre değişen başka bir ülke bayrağı var mı diye? Bayrak belirli günlerde anlam değiştiriyor, dün benim olan bayrak öteki gün karşı komşunun oluyordu. İkimizin birden olduğu gün neredeyse yok gibi. Bayrak ister kabul edin, ister etmeyin bir nevi bölünmüş bir ülkenin adı ve anlamı netleştirilememiş simgesi haline dönmüş ama farkedememişiz.

Darbe gecesini düşündüm. Birbirlerini öldüren asker, polis ve halkı. Şehitler ölmez diye bağıran adamın elindeki asker kanını düşündüm. Nefreti gördüm, bölünmüş, ötekileştirilmiş, kutuplaştırılmış halkımı gördüm.

Televizyondaki kutuplaştırıcı mesajlar veren politikacıları, onların salya akan ağızlarını, kutuplaştırmadan gücü elinde tutamayacak kırma dicktatörü gördüm. Birliğin, beraberliğin, bayrağın herkes için aynı anlama geldiği, aynı dönemlerde gururla asılabildiği günlerin işine yaramayacağı pis politikacıları gördüm.

Askeri öldürteni gördüm, bayrağı astıranı, astırmayanı.

Ülkenin yarısı kederden hareket edemezken, yarısına sokaklarda kutlama yaptırtan karanlığı gördüm.

Şehitler ölmez diyenlerin asker öldürdüklerini, vatan bölünmez diyenlerin bayrağı ortadan ikiye böldüğünü gördüm.

Benim kişisel ve umutsuz tarihime not düşülsün.

Yarın bir gün neden gittin diyen olursa bu 3 günün özetini fırlatacağım suratına!

2 Comments

  1. 18 Temmuz 2016  21:58 by SeDo Cevapla

    İmzamı atıyorum.

  2. Pingback : 15 Temmuz Darbe Girişiminin Dijital Ayrıntıları - e-vren günlüğü

Bir Cevap Yazın