Posts tagged bakırköy

Çocukça bir gün ve akabinde çocukça yazım :)

2

Offff çok yoruldum yine yaaa. Kutsal mekanımız bakırköy’deydik. Tabi ben saat 14:00′ e kadar uyudum. Orhan’ın nike football turnuvası vardı. O geldikten sonra uyanmak zorunda kaldım. Sadece gezmek için gittiğimizi sandığım bakırköy’de Dilek için abiye kıyafet baktık. Aynı zamanda anneler günü için dünyalar güzeli anneme hediye bakındım. Hala aklımda birşey yok. :(  

Lise yıllarında sürekli gittiğimiz bakırköy sahiline indik. Duygularım depreşti. :) İBB güzel ve ucuz bir tesis yapmış sağolsun karnımızı doyurduk. Sonra çekirdek alıp kayalara inmeye karar verdik. Kayalara indik ama çok yakınımızda tinerciler olduğunu sonradan farkettik :) Ehh malum tinerciler beni çekiyorlar biliyorsunuz. :) Ne olur nolmaz diye bi soda şişesi aldım yanıma :) Saldırı anında kullanmak için :D Şükür birşey olmadı. :) Fakat dilek öyle bir gerildi ki anlatamam :) Kayada çekirdek yerken bir santim bile kıpırdamamış korkudan :) Biz her nekadar konuyu değiştirmeye onu sakinleştirmeye çalışsak da oradan kalktığında bacağı filan uyuşmuş :)  

Şahsen askerden geldikten sonra kendimde öyle bir özgüven oluştu ki yani kavga etmekten çekinmiyorum isterse tinerciler kralı olsun :)  

Ortamı biraz olsun yumuşatmak için oradan üşüdük bahanesiyle kalktık :) Zavallı tinercilerde kendi hallerindeydiler aslında dilek biraz büyüttü olayı. 

İyice çocuklaşmak istedim. Parka gittik tahterevalli midir tam yazılışını bilmiyorum ona bindik. Ben tek başıma ikisini kaldırabileceğimi düşünüyordum ama yemedi :) Kaldım havada :) Sonra spor aletlerine zıpladık. Orada da biraz çocuklaştık ve dileğin arkadaşı nurcan’ı almak için meydana gittik. Onuda aldıktan sonra biz Orhan’la Electro World’ e geçtik. Kredi kartım yanımda değildi allahtan yoksa kendimi kaybedebilirdim :) Tansaş’a uğrayıp su ve bonibon aldık :) Dedim ya bugün iyice çocuklaştım :)

Biraz daha dolaştıktan sonra otobüse bindik. Biz bindiğimiz sırada biletçi ile serseri lavuğun biri tartışıyordu. Dilek’le nurcan en arkaya oturdu yanlarında bir kişilik yer vardı ve orhan otursun diye düşünerek ben bir öne oturdum. Sonra bizim serseri eleman oraya oturmaya çalışınca gayet ağır abi tribiyle çocuğu uyardım :) Çok ironik geldi bana :) Cebinde bonibon kutusuyla dolaşan bir adam ve ağır abi tripleri :)  

Ben onların konuşmaları arasında otobüste uykuya dalarken bazı sesler geldi. Orhan ayakta duramıyorum filan diyordu bazı patırtı ve kütürtüler de tabiki :) Sonra biri beni dürtükledi biride Varollllll diye bağırdı :) Uyku sersemliğiyle nooooldu lan demişim :) Meğersem bizim hanımlar yukarıdaki havalandırma kapağından rahatsız olmuşlar. Orhan kapatmaya çalışmış yapamamış ayakta duramadğı için, sonra başka birileri denemiş, bi tanesi hava atmak için zıplamış o da kapatamamış :) Ehhhh tabiki tahmin ettiğiniz gibi kaslarımı kullanmak zorunda kaldım :) :) Kısa süreli olarak otobüs kahramanı oldum ve hiç tepki vermeden uyudum tekrar :) Millet bana gülüyordu ama. Yani kapağı kapattım ve hiç bişey demeden pat diye oturup uyudum :)

Tam 7 saat boyunca gezip dolaşmışız ve bugün gerçekten çok güzeldi. Yani insanların eğlenebilmesi için çok para harcamaya ve lüks yerlere gitmesine hiç gerek yok. Sevdiğin dostlarınla birlikte sevdiğin bir mekanda çok çok güzel vakit geçirebiliyorsun. Mutluyum, yorgunum ve şimdi de biraz üzgünüm :( Yarın iş var lanet olsun…

Bu yorgunluğu atmak için biraz daha uyumak istiyorum. Herkese iyi akşamlar… Dilekkkk bak benim otobüsteki kahramanlık öykümü destekleeee, süperdim dimii :D :)

Güzel pazar günüü

2

Süper eğlenceli bir pazar geçirdik. Atladık gittik bakırköy’ e. Zaten istanbulda başka yer yok ya her boş kaldığımızda oradayız :) Neyse bizim efsanevi çorbacımızda mola verdik. Bu çorbacıya neden efsanevi diyorum taaa lise zamanımızda hep giderdik aradan epey zaman geçti hala aynı tatta süper çorba yapıyorlar. Yani bu yaptıklarına çorba demek aslında haksızlık olur. Birgün muhakkak bu lezzeti tatmalısınız. Zaten ben kendi çapımda MekDanılds ve BörgırKink ‘i protesto ediyorum. Geleneceksel yiyeceklere dönüşteyim :)

Neyse döndük dolaştık Capacity’ de gezdik biraz. Dilek’ e ayakkabı aldık. Tansaş’ a girdik ve benden kitap ayracı istemişti bende kitap reyonundaki kitabın birinden çaldım dileğe verdim :) Süper heyecanlıydı :)  

Sonra Electro World’ e girdik biz Dilek’le LCD lere bakarken önümüzden uzun boylu bir adam geçti. Dilek ıyyy saçları iğrenç olmuş dedi ben dönüp baktığımda anaaaa kimi göreyim. Galatasaray’ ımızın yedek kalecisi Aykut ERÇETİN :)

Ohaaa lann dedim yakından harbiden feci karizmatik bir insanmış kendisi. Yanında Alman sevgilisi vardı onlarda LCD TV bakıyorlardı. Ben tam inanamadım orhan geldi o sırada kanka yaa bu aykut mu yoksa ben mi yanlış görüyorum dedim. O da aykut olduğunu söyleyince ikimizi birden heyecan bastı. 

Allah’ tan fotoğraf makinemi yanıma almışım. Resim çekilecektik fakat nasıl? Yanında yenge var diye cesaret edemedim izin istemeye. Orhan bi yandan dürtüklüyo öbür yandan dilek ayar veriyor. Ama yemedi gitmeye :) Sonradan Orhan gidip konuştu :) Tabi neden olmasın dedi Aykut baba :)

Bu sefer hemen telaşla dileği çağırıyoruz o bizi sallamayı adam durmuş poz veriyor bize dilek yok. Neyse çağırdık çek dedik. Geçtik makinenin karşısına sevimli sevimli poz vermeye çalışıyoruz fakat dilek bi türlü çekemedi. Rezil olduk adama :D Abi bi dakka bakayım dedim gittim düzelttim fakat dileğin uyarısını duyamamışım. Neyse tekrar poz verdik yine olmadı Aykut abi olmazsa telefonla çekelim dedi. Tam o sırada dilek çekebildi bizi :) Tabi ben bu sırada 4-5 defa abi kusura bakma bekletiyoruz filan gibi yalaka sözler sarfettim :)

Dediğim gibi dileğin uyarısını duyamamıştım. Makineye dönüp baktığımızda resim siyah beyazdı :( Allah kahretmesin kırkyılda bir Galatasaray’lı futbolcuyla resim çekildik onda da siyah beyaz çıktık :D Gdip adama bi daha çekilelim de diyemezdik öylece. Electro World’ ün içerisinde gezdiğimiz sürece aradık kendisini fakat bi türlü yakalayamdık. Ben bağırıyorum Reissssss nerdesinn diye :)  

Sonra Toys’rus a gittik. Yılldardır baktığımız bebek güncesini almaya karar verdik nasıl olsa lazım olur diye ama bulamadık. Bu bebek güncesi kitap tarzında bir defter. İçine bebeğin ilk anılarını yazıyorsun. İlk ayak izlerini ilk kelimesini ilk resimlerini ilk ilk ilk ilk olan herşeyi yazıyorsun oraya zaten yazmışlar işte şunu yaptı bunu yaptı diye sen boşlukları dolduruyorsun. Düşünsene yıllar sonra bebek için ne kadar güzel bir hatıra olur. Şahsen benim öyle birşeyim olsaydı ömür boyu saklardım onu…

Neyse güzel bir gündü dolaşmaktan yoruldukk. Yarın iş var güç var. Süt içiyorum şimdi erkenden uyuyup sabah erken kalkmak için..

İyi günler dilerim değerli okuyucummm..

Bakırköy’deki el sallayan amca Yolun açık olsun…

2

ozeramcaBen, Orhan, Dilek üçümüzde Esenler’de oturuyoruz. Liseyi buradan 45 dakika uzaklıktaki Bakırköy’ de okuduk. Neden orası derseniz çok uzun hikaye belki birgün anlatırım ama şimdi değil. 

Her sabah veya akşam Bakırköy’ e ne zaman gitsek hep bizi güleryüzü ile karşılayan her geçen kişiye, arabaya, otobüse, minibüse el sallayan sevimli, dünya şekeri bir amcamız vardı bizim. Bizde hep otobüste gırgırına şamatasına el sallardık ona. Kendisine karşılık veren birini görünce sanki camdan fırlayacak gibi olurdu. 3 sene okul 2 sene dershane toplam 5 yılım geçti Bakırköy’de. 5 koca yıl boyunca hep el salladım ben o amcaya. Artık bizden biriymiş gibiydi. Onu orada göremeyince acaba birşeymi oldu derdik ki kafamızı arkaya çevirmeden bindiğimiz otobüse yetişmeye çalışır cama çıkardı. El sallamasak eksik birşey yaptığımızın farkına varırdık. :( Hep bir tebessüm katardı yüzümüze o mutlu neşe dolu hareketleriyle.

Adını sanını bilmezdik bir kez okuldan kaçtığımızdaydı sanırım yanına gidip merhabalaşmıştık. Sadece o kadar. Fakat 40 yıldır tanıyormuşuz gibi geliyordu bize.

İşte bu şirin amcamız ne yazıkki dün vefat etmiş. Bende dilekten duydum haberi ve yıkıldım resmen. Çok üzüldüm gerçekten. Hani o kadar iyi tanımasakta insana tarif edemediğin bir hüzün veriyor.

Şimdi ben o bakırköy’ e gittiğimde o amca orda olmayacak ya bu çok berbat birşey işte. Lise yıllarımızdaki bütün acılarımıza sevinçlerimize ortaktı sanki yaa ne bileyim onu lise bitmesinden yaklaşık 6 yıl geçmesine rağmen her gördüğümde okul yıllarım geliyordu aklıma. :(  

Her zaman biz yolcuyduk ve sen durup bize el sallıyordun şimdi ise sen yolcusun ve bizim yapabildiğimiz tek şey arkandan el sallamak. :( Evinin önünden her geçtiğimde senin için dua edeceğim.

Özer Amca herşey için teşekkürler. Allah mekanını cennet etsin…

Facebook grubu:

http://www.facebook.com/group.php?gid=18401075885

Kısa bilgi:

Bakırköy’de el sallayan Amcan’nın adı:Özer İplikçi(Biz Özer Abi diyoruz.)Aslında ne amca ne abi 1938 doğumlu(Yani Dede).Her akşam 6-7 saatleri arası kitapçılar köprüsünden geçer,ordaki her kedinin karnını doyurur(Bütün hayvanları sever yanlış anlaşılmasın).Ayrıca Gümrük Memurluğu,Gemi Acenteliği gibi işlerde çalışmış olup SSK’dan emekli kendisi..

Sosyal Hareket: Güvercinleri yemleyelimmm :)

2

Bu sabah meydandaki kuşlar (güvercin) dikkatimi çekmişti, gitmem gereken yere ucu ucuna yetişecek olmama rağmen durup biraz izlemek istedim onları. Birazcık hayal kurdum şimdide paylaşmak istedim saçma bir şekilde :)  

Çoğu zaman kuş sürüsünden çekinirim ben, :D üzerime doğru gelince sanki birtanesi istemeden veya kasıtlı olarak gözüme bir pençe atacak gibime geliyor. :D Komik gelebilir ama böyle yani değiştiremem düşüncelerimi :) Psikolojide bir ismide vardır belki kuştrofobik filan :) Bu söylediğim gerçek ama ani hareketlerden tırsarım ben :)

Kuş demiştim değil mi? Severim bu şirin, masum aynı zamanda asil hayvanları. Belki beyinleri küçüktür ama dünyanın en şanslı hayvanlarıdır diye düşünüyorum. Doğuştan rabbimiz onlara uçma yeteneğini vermiş, biz her fırsatta övünen aklımız tüm varlıklardan üstün diye iddaa eden insanların böyle bir yeteneği yok işte :) Hatta bırakın kuşları burnunuza konup kaşındıran sinekler bile uçabiliyor kafasına göre fakat biz çok bilmiş insanlar uçamıyoruz. Bu bir isyan değil yanlış anlamayın sadece insan oğlunun kendini çok pofpofladığının göstergesi. Yaradan neyi uygun görürse o yaşanır ne kadar bilirsen bil ne kadar zeki olursan ol birşey değişmez. 

Acemi birliğimin ilk günlerinde, o acı veren eğitimlerde, insanlıkla alakamın kalmadığı vakitlerde hep gökyüzüne bakıp keşke bir kuş olsamda buradan uçup kaçabilsem derdim. Bakmasam arkama hiçbir yerede sapmasam, dosdoğru evime annemin, ailemin yanına uçabilsem diye iç geçirirdim :( Çocuklaşıyor işte o çok sert bilinen insanlar asker ocağında :) Küçük çocuklar gibi hayal kurup, düşüncelere dalabiliyor. 

Kuşlar çok büyük varlıklar aslında. Gerçekten çok önemliler. Fakat onlarda da bir düzen var ben bugün bunu öğrendim. Onlarda da büyük kuş küçük kuşun yemini yiyebiliyor. Bugün bakırköy meydanında bir amca bir poşet börek getirdi ve meydanın ortasına doğru savurdu. Birbirinden sevimli güvercinler afiyetle yiyeceklerdi ki o korkunç martılar geldi. Sanki çete gibiydiler dört bir yandan saldırıyorlar birbirleriyle yarışıyorlardı. Kesinlikle güvercinlerin almasına izin vermiyorlardı :( Ortam birden gerildi adeta buram buram haksızlık kokuyordu :( O bölgenin asıl sahibi güvercinlerdi tüm gün orada bekliyor tüm tehlikeleri göze alıyorlardı bir parça yem için. O kalleş martılar cüsse olarak büyük olduklarından onlara ait olan yemleri yiyorlardı. Nefret ettim martılardan. Bir daha vapurda giderken de onlara simit mimit atmıycam. Yemesinler :( Gerçi çok da büyükler yaaa bu sefer insanlara saldırır pis çöp kuşları :) Neyse ben atmam valla atan atsın :)

Yazık yaa acıdım güvercinciklere. Olurda onların toplaştığı biryerden geçerseniz hani o yem satan teyzeler amcalar varya alın sallayın bi tabak noolcak yaaa. Nasiplensin zavallıcıklar. Haaa olurda onların arasına martı falan karışırsa basın tekmeyi kafasına gözünü pis kuşlar. Gitsin onlar denizde balık avlasınlar yada çöplüğü karıştırsınlar herkesin bir mıntıkası var ve meydanlarda yem yeme hakkı güvercinlerindir kimse bu hakkı onlardan alamazzzzzzzzzz :D

Go to Top